Hava Durumu

#Sağlık

Yeni Marmara Gazetesi - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye nüfusunun yüzde 14,8'ini genç nüfus oluşturdu Haber

Türkiye nüfusunun yüzde 14,8'ini genç nüfus oluşturdu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İstatistiklerle Gençlik verilerini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2025 yıl sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi oldu. Genç nüfus, toplam nüfusun yüzde 14,8'ini oluşturdu. Genç nüfusun yüzde 51,2'sini erkek nüfus, yüzde 48,8'ini ise kadın nüfus oluşturdu. BM tanımına göre 15-24 yaş grubunu içeren genç nüfus, 1950 yılında toplam nüfusun yüzde 20,8'ini oluştururken bu oran, 2025 yılında yüzde 14,8 oldu. Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,2, 2060 yılında yüzde 10,3, 2080 yılında yüzde 8,8 ve 2100 yılında yüzde 9,6 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,4, 2060 yılında yüzde 9,2, 2080 yılında yüzde 7,2, 2100 yılında yüzde 7,2 olacağı öngörüldü. Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre genç nüfus oranının 2030 yılında yüzde 14,8, 2040 yılında yüzde 12,0, 2060 yılında yüzde 11,1, 2080 yılında yüzde 9,8, 2100 yılında yüzde 11,4 olacağı öngörüldü. Türkiye'nin genç nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında genç nüfus ortalaması yüzde 10,7 oldu. AB üye ülkeleri arasında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla yüzde 12,7 ile İrlanda, yüzde 12,2 ile Hollanda ve Danimarka olduğu görüldü. Genç nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 9,4 ile Malta, yüzde 9,5 ile Bulgaristan, yüzde 9,7 ile Litvanya oldu. Türkiye'nin genç nüfus oranının yüzde 14,8 ile AB üye ülkelerinin genç nüfus oranlarından daha yüksek olduğu görüldü. Genç nüfus oranı dünya ortalaması, 2025 yılında yüzde 15,6 oldu. Türkiye'nin genç nüfus oranın dünya genç nüfus ortalamasının altında olduğu görüldü. Genç nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 20,4 ile Şırnak oldu ADNKS sonuçlarına göre 2025 yılında genç nüfus oranının en yüksek olduğu il, yüzde 20,4 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 20,0 ile Hakkari, yüzde 19,8 ile Siirt izledi. Genç nüfus oranının en düşük olduğu il yüzde 11,7 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 11,9 ile Ordu ve yüzde 12,0 ile Muğla izledi. Genç nüfusun yüzde 30,3'ünün 15-17 yaş grubunda yer aldığı görüldü Genç nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2025 yılında genç nüfusun yüzde 30,3'ünün 15-17 yaş grubunda, yüzde 20,4'ünün 18-19 yaş grubunda, yüzde 29,2'sinin 20-22 yaş grubunda ve yüzde 20,1'inin ise 23-24 yaş grubunda yer aldığı görüldü. Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki gençler için 64,3 yıl oldu Hayat Tabloları, 2022-2024 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi, Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Türkiye'de çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki gençler için beklenen yaşam süresinin 64,3 yıl, erkekler için 61,7 yıl ve kadınlar için 66,9 yıl olduğu görüldü. Diğer bir ifade ile 15 yaşına ulaşan genç kadınların genç erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi. Evli olan genç kadınların oranı, evli olan genç erkeklerin oranının 3,5 katı oldu Genç nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. Genç erkek nüfusun 2025 yılında yüzde 96,8'inin hiç evlenmemiş, yüzde 3,1'inin evli, yüzde 0,1'inin boşanmış olduğu görülürken genç kadın nüfusun yüzde 88,9'unun hiç evlenmemiş, yüzde 10,7'sinin evli, yüzde 0,4'ünün ise boşanmış olduğu görüldü. En fazla göç hareketliliği 15-24 yaş grubundaki gençlerde eğitim nedeniyle oldu İç Göç İstatistiklerine göre Türkiye'de 2024 yılında en fazla göç hareketliliğinin yaşandığı 15-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde; bu hareketliliğin en büyük nedeninin eğitim olduğu görüldü. Söz konusu nedenle gençlerin 448 bin 826'sının eğitim, 102 bin 660'ının işe başlamak veya iş bulmak ve 79 bin 831'inin ise hane / aile fertlerinden birine bağımlı göç nedeniyle göç ettiği görüldü. Yükseköğretimde net okullaşma oranı yüzde 46,3 oldu Türkiye'de yükseköğretim net okullaşma oranı, 2024/'25 öğretim yılında yüzde 46,3 oldu. Yükseköğretim net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde bu oran yüzde 39,9, kadınlarda ise yüzde 53,0 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 oldu Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre gençlerde işgücüne katılma oranı, 2024 yılında yüzde 47,2 iken 2025 yılında yüzde 47,6 oldu. Genç erkeklerde işgücüne katılma oranı 2024 yılında yüzde 59,5 iken 2025 yılında yüzde 60,1, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 34,0 iken 2025 yılında yüzde 34,3 oldu. Gençlerde işsizlik oranı, 2024 yılında yüzde 16,3 iken 2025 yılında yüzde 15,3 oldu. Genç erkeklerde işsizlik oranı 2024 yılında yüzde 13,1 iken 2025 yılında yüzde 11,7, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 22,3 iken 2025 yılında yüzde 22,1 oldu. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2024 yılında yüzde 22,9 iken 2025 yılında yüzde 23,3 oldu. Genç erkeklerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2024 yılında yüzde 16,2 iken 2025 yılında yüzde 16,3, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 30,1 iken 2025 yılında yüzde 30,9 oldu. İstihdamdaki gençlerin yüzde 57,9'u hizmet sektöründe yer aldı Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre genç nüfusun istihdam oranı, 2024 yılında yüzde 39,5 iken 2025 yılında yüzde 40,3'e yükseldi. Genç erkeklerde istihdam oranı 2024 yılında yüzde 51,7 iken 2025 yılında yüzde 53,0, genç kadınlarda ise bu oran 2024 yılında yüzde 26,4 iken 2025 yılında yüzde 26,7 oldu. Genç nüfusun istihdamı sektörlere göre incelendiğinde, istihdam edilen gençlerin 2025 yılında yüzde 11,6'sının tarım sektöründe, yüzde 30,5'inin sanayi sektöründe, yüzde 57,9'unun ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. İstihdam edilen genç erkeklerin yüzde 11,0'ının tarım sektöründe, yüzde 36,6'sının sanayi sektöründe, yüzde 52,4'ünün hizmet sektöründe yer aldığı görülürken genç kadınların yüzde 12,9'unun tarım, yüzde 17,7'sinin sanayi, yüzde 69,5'inin ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. Gençlerin yüzde 54,4'ü mutlu olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerden kendini mutlu hissettiğini belirtenlerin oranı yüzde 53,3 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 13,0 oldu. Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içinde kendini mutlu hissettiğini belirtenlerin oranı yüzde 54,4 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 11,9 oldu. Kendini mutlu olarak hisseden 18-24 yaş grubundaki erkek nüfusun oranı yüzde 52,3 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 13,3 oldu. Kendini mutlu hissettiğini belirten 18-24 yaş grubundaki genç kadın nüfusun oranı yüzde 56,7 iken kendini mutsuz hissettiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 10,4 oldu. Gençlerin mutluluk kaynağı olarak sağlık, ilk sırada yer aldı Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında gençlerin mutluluk kaynağı olan değerler arasında yüzde 38,8 ile sağlık, ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 22,8 ile başarı, yüzde 16,6 ile para izledi. Mutluluk kaynağı cinsiyete göre incelendiğinde, genç erkeklerde yüzde 33,7 ile ilk sırayı sağlık alırken bunu yüzde 24,2 ile para ve yüzde 21,9 ile başarı takip etti. Genç kadınlarda ise yüzde 44,2 ile ilk sırayı sağlık alırken bunu yüzde 23,8 ile başarı ve yüzde 20,1 ile sevgi takip etti. Genel sağlık durumundan memnun olduğunu belirten gençlerin oranı yüzde 87,2 oldu Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 18 ve daha yukarı yaştaki bireylerin genel sağlık durumlarından memnuniyet oranı 2025 yılında yüzde 68,6 oldu. Genç nüfusun genel sağlık durumundan memnuniyet oranının 2025 yılında yüzde 87,2 olduğu görüldü. Bu oran genç erkeklerde yüzde 88,2, genç kadınlarda ise yüzde 86,2 oldu. Gençlerin yüzde 75,5'i işinden memnun olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında, gençlerin yüzde 75,5'i çalıştığı işinden memnun olduğunu, yüzde 52,0'ı elde ettiği kazançtan memnun olduğunu belirtti. Genç erkeklerde çalışılan işten duyulan memnuniyet oranı yüzde 77,5, elde edilen kazançtan memnuniyet oranı yüzde 54,0 olurken genç kadınlarda ise bu oranlar yüzde 70,8 ve yüzde 47,5 olarak gerçekleşti. Gençlerin yüzde 73,0'ı almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtti Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2025 yılında, gençlerin yüzde 73,0'ı şimdiye kadar almış olduğu eğitimden memnun olduğunu belirtti. Bu oran genç erkeklerde yüzde 72,3 iken genç kadınlarda yüzde 73,7 oldu. Genç kadınlar en fazla psikolojik şiddete maruz kaldı Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, 2024 yılı sonuçlarına göre son 12 ayda en fazla şiddete maruz kalanların, 15-24 yaş grubundaki genç kadınlar olduğu görüldü. Genç kadınlara yönelik şiddet türleri arasında yüzde 15,2 ile psikolojik şiddet ilk sırayı alırken, bunu yüzde 7,3 ile dijital şiddet, yüzde 5,8 ile ısrarlı takip, yüzde 4,6 ile ekonomik şiddet, yüzde 3,8 ile fiziksel şiddet ile yüzde 1,8 ile cinsel şiddet izledi. Gençlerin yapay zeka kullanma oranı yüzde 39,4 oldu Yapay Zeka İstatistiklerine göre 2025 yılında internet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan eden 16-24 yaş grubundaki gençlerin oranı yüzde 39,4 oldu. Üretken yapay zeka kullanan gençler cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın genç erkeklerde yüzde 38,3, genç kadınlarda ise yüzde 40,5 olduğu görüldü. Yapay zeka kullanan gençlerin yüzde 75,3'ü özel amaçlar için, yüzde 53,9'u örgün eğitim için, yüzde 19,7'si ise mesleki ve iş amaçlı kullandıkları görüldü. Yapay zeka kullanmadığını beyan eden gençlerin kullanmama nedenlerinin; yüzde 80,7 ile yapay zekaya ihtiyaç duyulmaması, yüzde 8,2 ile yapay zekanın nasıl kullanılacağının bilinmemesi, yüzde 8,1 ile yapay zekanın varlığından haberdar olunmaması ve yüzde 2,8 ile gizlilik, güvenlik veya emniyetle ilgili endişeler olduğu görüldü.

Karnından 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi Haber

Karnından 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi

Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu. İstanbul'da yaşayan 2 çocuk annesi 62 yaşındaki Şükran Samanlı, edinilen bilgiye göre bir süre önce karnında şişlik ve ağrı hissetmeye başlarken durumu zaman zaman yaşadığı kabızlık gibi problemlere bağladı. Samanlı, bu süreçte doktora gitmezken karnı adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaştı. Neredeyse nefes alamaz hale geldiğindeyse İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurdu. Hastanın devasa şişkinlikteki karnını gören hekimler büyük şaşkınlık yaşadı. 13 Mart'ta yatışı yapılan hasta tetkiklerin ardından jinekolojik onkoloji bölümüne yönlendirildi. Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibinin yaptığı incelemelerde Samanlı'da yumurtalıktaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluştuğu ifade edilen yumurtalık tümörü tespit edildi. Genellikle sinsi ilerlediği belirtilen kasık ağrısı, karında şişlik gibi durumlar oluşturabildiği aktarılan hastalığa karşı Op. Dr. Dönmez ve ekibi hemen harekete geçti. Hastanın hem hareket kabiliyetini sınırlandıran hem organlarına baskı yaptığı belirlenen kitle için ameliyat kararı alındı. Yapılan tüm hazırlıkların ardından 7 Nisan'da gerçekleşen başarılı operasyonla yaklaşık 50 cm ve 22 kilo civarındaki kitleden kurtulan hasta da rahat bir nefes aldı. Samanlı, 23 Nisan'da taburcu edilirken tedavisinin devam edeceğini belirten Op. Dr. Dönmez, hastasının durumu ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Dönmez, kişilerin bedenlerinde herhangi bir farklılık hissettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması gerekliliğine dikkat çekti. Öte yandan hastanın karnındaki devasa şişlik ameliyat öncesi hali ve tıbbi görüntülemelere yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi. "Kabızlık diye düşündüm, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı" Yaşadıklarını anlatan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, "Korkuyla geldim, ne çıkacak ne olacak diye panik yaptım. Gücüm kalmadı, nefes alamıyordum, acile yatırıldım. Ameliyata girdim, şimdi rahatım, nefesimi çok rahat alıyorum. Çok kötü bir şeydi, karnımda ne olduğunu anlayamadım, gebelik gibi değil. Gebelikte yine bir esneklik olur, bu taş gibi bir şeydi. Midemin üstüne çıkmıştı, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı. O korkuyla kendimi acile attım, böyle bir şeyle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmedi. 2,5-3 ay bekledim, benim de hatam oldu. Karnımı görseniz korkardınız, taşınmaz hale geldi. Yusyuvarlak, şekilsiz yamulmalar oldu, yattığım zaman alt taraflarda göçme oluyordu, sonra taşlaşıyordu. Kabızlık falandır diye düşündüm çünkü sık sık kabız oluyordum. Bende de hata oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. "Beni torunuma kavuşturun dedim" Samanlı, "Kişilerin şüphelendikleri zaman bir an önce hastaneye gitmelerini tavsiye ediyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Doktor bey ameliyata karar verince beni torunuma kavuşturun hocam diye gözlerinin içine baktım, o günü hiç unutmuyorum. Öksüz torunum var, ona bakıyorum sadece onu düşündüm. 78 kilo civarlarındaydım şimdi 57 küsurlardayım. Halimi görenler ‘Neyi bekliyorsun, doktora git, git' diyorlardı, neyle karşılaşacağımdan o kadar korktum ki o yüzden bu duruma geldim. Kimse korkmasın hele ki böyle bir hoca ile karşılaştığı zaman çok teşekkür ederim" "Kitlenin bir anda kaldırılması hayati risk ortaya çıkarabilirdi" Hastasına ilişkin konuşan Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, "İlk acil servisimize karında son 2 aydır giderek artan şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. İlk tetkiklerinde karnı dolduran kitle olması üzerine bize konsülte edildi, gerçekten pelvik bölgeden diyaframa kadar hatta akciğeri itecek kadar büyük, devasa bir kitle saptadık. MR ve ultrasonografik değerlendirmelerde kitlenin yumurtalık tümörü olduğunu düşündük. Her iki akciğerin alt loblarında sönme olmuştu, kanın oksijenlenmesi bozulmuştu. Bunun sebebi de kitlenin akciğere ve diyaframa yapmış olduğu baskı. Hasta o kadar büyük bir kitleyle gündelik işlerini yapmakta, yürümede, sağa sola dönmede zorluk çekiyor hatta rahat bir uyku bile uyuyamıyordu. Bizi zorlu bir süreç bekliyordu, farkındaydık. Ameliyat 6 saat kadar sürdü, tüm karnı dolduran yaklaşık 50 cm civarında bir kitle saptadık. Kitlenin bir anda damarların üzerinden kaldırılmasıyla hastanın hemodinamisi bir anda bozulabilir, dolaşımsal ve solunumsal hastanın hayati riskini ortaya çıkarabilecek komplikasyonlar olabilirdi" dedi. "Yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz" ‘Kontrollü şekilde yaklaşık 6-7 litresini ameliyat esnasında boşalttık' diyerek ve hastanın tedavisinin sürdüğünü aktaran Op. Dr. Dönmez, "Kitleyi çevre dokulardan, yapışmış olduğu organlardan yavaş yavaş ayırarak total olarak çıkardık. Ameliyattan önce hastamızın kilosu yaklaşık 79 kilo iken ameliyattan sonra 57 kilo civarında. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık oluşturmak istediğimiz olay; bedenlerinde herhangi bir değişiklik saptadıklarında, bu kadar büyük bir kitleye ulaşmadan sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmaları. 10 cm'lik ile 50 cm'lik bir kitleyi ameliyat etmek aynı zorlukta olmayacaktır. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi ilerliyor, 70-80 kadında bir gözükebiliyor. Meme ve rahim kanserine göre sıklık olarak daha az ama klinik belirti vermediği için genelde yüzde 70-75'ini ileri evrelerde saptıyoruz. Daha mortal gidebiliyor" şeklinde konuştu . "Üçüz gebelik boyutunda hatta daha büyüktü" Hastalığın sinsi olduğunu ifade ederken dikkat edilmesi gereken belirtilere yönelik bilgi veren Op. Dr. Dönmez, ‘Hastamızda olduğu gibi karında büyüme, mideye baskı yaptığı için yemek yiyememe, erken doyma, hazımsızlık, bağırsaklara baskı yaptığı için gaz deşarjında ve büyük tuvalet alışkanlıklarında değişkenlik' diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bütün kadınlarımıza yıllık jinekolojik muayeneyi öneriyoruz. Hastamız şanslıydı çünkü tümör karın içerisine dağılmamıştı. Bazı tümörler 2 santim iken tüm karına yayılabilir, bazı tümörler de 50 santime kadar herhangi bir patlama olmadan büyüyebilir. Kitle dışarıdan görünüm olarak bir üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz. Gebelikte süreç birazcık daha uzun, yavaş yavaş karın büyüdüğü için toleransı biraz daha fazla olabiliyor. Yumurtalık tümörleri hızlı büyüdüğü, yaklaşık 2-3 ay içerisinde bu boyuta ulaştığı için toleransı biraz daha düşük oluyor"

19 yıl ömür biçilen 39 yaşındaki Müge 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti Haber

19 yıl ömür biçilen 39 yaşındaki Müge 11 gündür süren yaşam mücadelesini kaybetti

Kestel’de bulunan özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören Müge Demirci, 17 Nisan'da kalp durması teşhisi ile Kestel Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda 11 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 28 Nisan'da Demirci'nin beyin ölümü gerçekleşti. Hastane organ nakli koordinatörlerinin görüştüğü aile, organ bağışına onay verdi. 30 Nisan’da gerçekleştirilen operasyonla Demirci’nin karaciğeri ve iki böbreği, nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere alındı. Kızı Müge Demirci’ye henüz 16 günlükken Rubestein-Taybi Sendromu teşhisi konulduğunu anlatan anne Sema Öztekin, yıllar boyunca hastalıkla mücadele ettiklerini vurguladı. Müge’nin en son Kestel’de özel bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğünü ifade eden Öztekin, "Orada da ses getirdi. 'Nasıl yetiştirdiniz?' dediler ve özel görevler üstlendi, saf sevgiyi yaydı. Sonra 13 gün önce kalbi durmuş kurumda ve bu hastaneye getirilmiş. Kalbi iki kez burada da durmuş. Ben Yalova'dan acil geldim. Dün akşam tekrar çağırıldım. Beyin ölümünün gerçekleştiğini ve artık geri dönüşün olmadığını söylediler. Ertesi gün Ayşegül Hanım, Büşra Hanımlarla ağlayarak konuşmalar yaptık. Organ bağışını ağlayarak kabul ettim. O annesinin inci çiçeğiydi. Giderken bile üç cana can oldu" şeklinde konuştu. "İyi ki onun annesi oldum" Doktorların hastalığı nedeniyle kızına en fazla 19 yıl ömür biçtiğini belirten Öztekin, "Bize dediler ki 'En fazla 19 yaşına kadar yaşar'. Onunla anne-kız sevgi seli olduk. Oğlum da bize dahil oldu. Özel bakımla gecemizi gündüzümüze kattık. Sevgiyle 39 yaşına kadar baktım. İyi ki öyle bir evladın annesi olarak bunları tatmışım. İyi ki o beni anne olarak seçmiş. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum" diye konuştu. Operasyon hakkında bilgi veren Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Ayşegül Aydemir ise, aileye beyin ölümünün tıbbi gerçeklerini titizlikle anlattıklarını belirtti. Aydemir, "Beyin ölümünün geri dönüşsüz bir durum olduğunu, bitkisel hayattan farklı olduğunu, tıbbi olarak ölü olduğunu hasta yakınlarına bildirdik. Hasta yakınlarıyla bu süreçte uzun konuşmalar yaptık. Onlara durumu, gerekliliğini, organ naklinin önemini anlattık. Aile için zor bir karardı ama hasta yaşadığı süre boyunca zorluklar yaşamış, bu zorluklardan insanlara faydası olabilmiş bir insandı. Onlar da hayattaki misyonunun bir parçası olarak ölürken de insanlara faydalı olabileceği kanaatine vardı ve organ naklini kabul ettiler. Hastanemiz, Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, üniversite, tüm ekip bir arada çalıştık. Hastamızdan karaciğer ve iki böbrek alındı. Organların üç insana umut olmasını umuyoruz" dedi.

Sosyal medyada yeni sağlık trendi: Sabahları sıcak su içmek Haber

Sosyal medyada yeni sağlık trendi: Sabahları sıcak su içmek

Sosyal medyada son dönemde yaygınlaşan bir trend, kullanıcıları sabahları sıcak su içmeye yönlendiriyor. 21 yaşındaki Maryam Khan da bu akımı çevrim içi platformlarda gördükten sonra denemeye karar verenler arasında yer alıyor. Khan, karşısına çıkan videoların ardından aynı içeriklerin sıkça önerildiğini ve bunun kendisini etkilediğini söylüyor.Trendin odağında pahalı ürünler ya da yoğun egzersiz programları değil, oldukça basit bir alışkanlık bulunuyor: güne sıcak ya da ılık su içerek başlamak. Bu yaklaşım, özellikle kısa video platformlarında milyonlarca izlenmeye ulaşan içeriklerle geniş kitlelere ulaşıyor. Sıcak su tüketimi aslında yeni bir uygulama değil. Geleneksel Çin tıbbı ile Ayurveda gibi kadim sağlık sistemlerinde, sıcak veya ılık su içmenin sindirim ve genel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu uzun süredir savunuluyor. Ancak bu uygulama, sosyal medyanın etkisiyle yeniden popülerlik kazanmış durumda.Paylaşılan videolarda genellikle sabah rutinleri öne çıkıyor. Kullanıcılar sıcak su içmenin yanı sıra sıcak kahvaltılar tüketiyor ve güne hafif esneme hareketleriyle başlıyor. Bu içerikler çoğunlukla sağlıklı yaşamla ilişkilendirilerek sunuluyor. Uzmanlar ise bu tür trendlerin yayılma hızına dikkat çekerek, her bireyin sağlık ihtiyaçlarının farklı olduğunu ve bu tür alışkanlıkların kişisel durumlara göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.