Hava Durumu

#Sağlık

Yeni Marmara Gazetesi - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket... Haber

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket...

Olay, 29 Eylül Salı günü saat 17.00 sıralarında Hamidiye Mahallesi Park Caddesi üzerinde meydana geldi. Yolcu taşıyan Yasemin Alıç, otobüsün arka bölümünde bulunan kadın yolcunun aniden fenalaştığını fark etti. Kadının kendisini kötü hissettiğini söylemesi üzerine vakit kaybetmeden harekete geçen Alıç, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. Konum bilgisini sağlık ekiplerine aktaran Alıç, ambulansın olay yerine yönlendirilmesini sağladı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen kadın yolcu, olay yerine gelen ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan kadının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. "Benim oğlum da şoför" Yaşanan olay sırasında ilginç bir tesadüf de ortaya çıktı. Fenalaşan kadın yolcunun, başka bir özel halk otobüsü şoförünün annesi olduğu öğrenildi. Kadının otobüsten inerken eşyalarını toplamasına yardımcı olan Alıç, yolcunun "Benim oğlum da şoför" sözleri üzerine oğlunun meslektaşı olduğunu öğrendi. Olayın ardından kadın yolcunun oğlu ile görüşen Alıç, annesinin sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendi. Mayıs ayında da bir vatandaşı hastaneye yetiştirdi Yasemin Alıç’ın duyarlılığı bununla da sınırlı değil. 16 Mayıs 2026 tarihinde de yolculuk sırasında rahatsızlanan bir vatandaşı hastaneye ulaştıran Alıç, ikinci kez benzer bir olayda vatandaşın yardımına koştu. Yaşadığı olayları anlatan Alıç, vatandaşların bu tür durumlarda duyarlı olması gerektiğini belirterek, sağlık söz konusu olduğunda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istenmesinin önemine dikkat çekti. Alıç, "O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların da öncelikle duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Herkes birbirine yardımcı olduktan sonra insanların sağlık hizmetine daha çabuk ulaşacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Yasemin Alıç’ın iki farklı tarihte gösterdiği duyarlı davranış, toplu taşıma araçlarında görev yapan personelin yalnızca yolcu taşımadığını, gerektiğinde vatandaşların en zor anlarında da yanlarında olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Olayı anlatan Yasemin Alıç, "Tur esnasında oldu. Hanımefendi arkamda oturuyordu, bir anda "Ben fena oluyorum, kötü oluyorum" diye seslendi. O an tur esnasında olduğumuz için yanımda öğrenci vardı. Direksiyonda olduğumdan dolayı ondan rica ettim. 112'yi aradık, çünkü hastaneye geri dönme imkanım yoktu. Yerimizi söyledik, yerimizi tespit ettiler. Ambulans çağırdık. Hanımefendiye de inerken eşyaları vardı, vermeye çalıştım. Son bir çantası kaldı. Dedi ki "Benim oğlum da şoför". Öyle deyince ellerimden tuttu, ondan sonra "Tamam, çanta bende" dedim. Çantayı bıraktı, "Senden daha sonra alırım" dedi. Oğlunun da meslektaşım olduğunu öğrendim, olay bu. Teyzemi ambulansa teslim edip sonra tekrar yoluma devam ettim. Dün oğlu ile görüştük, sağlık durumu iyiymiş. Göğsünde ufak bir sıkışma olmuş, iyi olduğunu söyledi. Mayıs ayında da bir hayat kurtardığını anlatan Alıç, "O yaşlı bir amcaydı. Hava çok sıcaktı, arabaya binmesiyle bayılması bir oldu. Onun rahatsızlığında hastane yolumun üzerinde olduğu için mecburen onu hastaneye götürmek zorunda kaldım ambulans gelesiye kadar. Çünkü bayağı bir korkup çekinmiştim. Korkuyorum, endişe ediyorum ama sağlığına önem vermek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Görev olarak düşünüyorum bunu. Böyle durumlarda duyarsız kalamıyorum. Duyarsız kalamadığım için de yakın ise hastaneye götürmeye çalışıyorum. Ya da dediğim gibi, ambulansı aramak daha mantıklı oluyor. Yani sağlığına yetiştirmeye çalışıyorum. Yani bir anda olan bir durum olduğu için, bir an önce sağlığına kavuşmasını, sağlık ekiplerini bir araya getirmeyi, hastane yakın ise hastaneye kavuşturmayı istiyorum. O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların ön duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Bu şekilde herkes birbirine yardımcı olduktan sonra sağlığına daha çabuk, daha hızlı şekilde ulaşacağına inanıyorum. Ben elimden geldiğini yaptığımı düşünüyorum." dedi.

Tüm organları ters yerde: Doktorlar bile şaşırdı Haber

Tüm organları ters yerde: Doktorlar bile şaşırdı

Nadir görülen anatomik yapısı doktorları da şaşırtan Uzunbacak, organlarının konumuna göre gerçekleştirilen ameliyatla bağırsaklarındaki kitleden kurtuldu. İnşaat işçisi olarak çalışan 54 yaşındaki Muzaffer Uzunbacak, 26 yaşında çalıştığı iş yerinin sağlık raporu istemesi üzerine kalbinin sağ tarafta olduğunu öğrendi. Yıllar sonra bağırsak problemleri nedeniyle hastaneye başvuran Uzunbacak’ın yapılan tetkiklerinde, böbrekleri ve akciğerleri dışında diğer iç organlarının da normalin tersinde yerleşimli olduğu belirlendi. Medicana International Samsun Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel tarafından yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alınan Uzunbacak, organlarının farklı yerleşimine göre planlanan operasyonla bağırsaklarındaki kitleden kurtuldu. Ameliyat sırasında hastanın organlarının alışılmışın dışında yerleşimli olması doktorları da şaşırttı. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Uzunbacak, bundan sonraki sağlık başvurularında organlarının ters yerleşimli olduğunu doktorlara mutlaka bildireceğini söyledi. "Doktor, ‘senin kalbin mi yok’ dedi" Kalbinin sağda olduğunu 26 yaşında, tüm organlarının ters olduğunu ise 54 yaşında öğrendiğini dile getiren Muzaffer Uzunbacak, "Bağırsakta kitle tanısı ile Samsun’a geldim. 54 yaşındayım. Kalbimin sağda olduğunu 26 yaşında öğrendim. İnşaatta çalışıyorum. Eskişehir’de çalışırken o zaman bizden sağlık raporu, kalp grafisi istediler. Oradaki muayenede kalbimin sağ tarafta olduğunu söylediler. Öncesinde birkaç kez EKG çektirdim, doktorlar kabul etmedi. Hatta bir doktor, ‘senin kalbin mi yok' dedi. Sağ tarafa bakınca kalbimin sağ tarafta olduğunu söyledi. Diğer organlarım da ters taraftaymış. Diğer organlarımın da ters tarafta olduğunu 54 yaşında burada öğrendim. Şu anda kendimi iyi hissediyorum. Tüm organlarımın yerini öğrendiğim için çok mutluyum" dedi. "10 binde bir görülen ve cerrahların alışık olmadığı bir durum" Hastanın klinik özelliklerinden ve ameliyatın zorluğundan bahseden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, "Hastamız Muzaffer Bey bize ameliyat için başvuruyor. Dış merkezde kalın bağırsak kanseri tanısı koymuşlar. Yalnız çok nadir görülen bir olayla karşılaştık. Normalde hastanın kalbi sağda, normal yeri solda gerekirken kalbi sağda, karaciğer sağda olması gerekirken, safra kesesi sağda olması gerekirken her ikisi solda, solda olması gereken dalak sağ tarafta. Bu bizim için çok önemli. Bunu bilmemiz ameliyattan önce çok önemli. Buna 'situs inversus totalis' deniyor. Bu anormali, doğuştan gelen bir durum. 10 binde bir kişide gözüküyor. Biz de ameliyat planımızı ona göre yapmamız gerekiyor. Çünkü kalın bağırsağın başlangıcı sağda olması gerekirken bu hastamızda da solda. Biz de kalın bağırsağın başlangıcına müdahale edeceğimiz için kitlemiz burada olduğu için pozisyonumuzu, ameliyat öncesi hazırlığımızı ona göre yapmamız gerekiyor. Zorlu bir süreç, zorlu bir ameliyat. Cerrahların alışık olmadığı düzeyde bir durum. Biz normalde cerrahların büyük kısmı normal anatomiye alışkın olduğu için gözümüz, çok nadir bir olayla karşılaştığımızda ona adaptasyonumuz biraz zor olabiliyor. Çünkü hastamızın laparoskopik ameliyatını yaptık, kapalı ameliyatı yaptık. Tüm organlar düşündüğümüzün tersi yönünde. Ameliyatı sorunsuz bitirdik. Bugün 4. gün. Hastamız sağlığına kavuştu, bugün taburcu ediyoruz" diye konuştu. "Bu kadar organın yeri değişik olan hasta görmedik, ilk defa karşılaştık" Hastanın iç organlarının büyük bölümünün olması gerekenden terste olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Güzel, "Bundan sonraki düzeyde de hastamıza şunu öğütledik: ‘Gittiğiniz her yerde bu durumunuzu anlatın’ dedik. Çünkü başınıza bir şey geldiğinde hekime yön verme anlamında burası çok önemli. Çünkü karaciğer sağda değil solda, dalak solda değil sağda, kalp solda değil sağda. Bunu sağlık ekibinin bilmesi hastanın tedavisi açısından ani yapılacak girişimde çok önem arz edecektir. Totalde bu kadar organın yeri değişen hasta görmedik. Bağırsak yerlerinin farklılığıyla ilgili hastalar görüyorduk. Öyle hastamız bir iki tane olmuştu ama ilk defa ben hekimlik hayatımda situs inversus totalis, yani komple bir organ değişikliği ile ilk defa karşılaştık" şeklinde konuştu. Tedavisi organlarının yerine göre yapılan Uzunbacak, bugün itibarıyla hastaneden taburcu edildi.

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı Haber

Sarı altın Müşküle üzümünde hasat heyecanı başladı

Türkiye'nin 5. büyük gölü olan İznik Gölü kıyısındaki verimli topraklarda yetişen Müşküle üzümü, yüzyıllardır bölgenin en önemli tarımsal ürünleri arasında yer alıyor. Tarihi kaynaklara göre bu özel üzümün geçmişi Bizans Devleti dönemine kadar uzanırken, İznik'in Osmanlı tarafından fethedilerek başkent ilan edildiği yıllarda da beyliğin sofralarında tüketildiği biliniyor. Kendine has aroması, ince kabuğu ve uzun süre saklanabilme özelliğiyle dikkat çeken Müşküle üzümü, halk arasında "sarı altın" olarak anılıyor. Her yıl eylül ayında başlayan hasat döneminde yüzlerce üretici bağlara girerek yıl boyunca emek verdiği ürünleri toplamaya başlıyor. Çekirdeğiyle dikkat çekiyor Sadece lezzetiyle değil sağlık yönüyle de öne çıkan Müşküle üzümünün çekirdeklerinin antioksidan bakımından zengin olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, üzüm çekirdeğinin vücudu serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olabilecek bileşenler içerdiğini belirtirken, halk arasında çekirdeğinin tüketilmesinin kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. İznik'te yaklaşık 10 bin dekarlık alanda üretimi yapılan Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. İç piyasanın yanı sıra yurt dışında da Azerbaycan ve Rusya'ya gönderilen üzüm, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Hasadın başlamasıyla birlikte üreticiler kaliteli ürün ve verimli sezon beklentisi taşıyor. "Vatandaş üzümü ucuza yesin" İznik Çamdibi Mahallesi Muhtarı ve üzüm üreticisi Halil Küçüker, aracılar nedeniyle üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek şunları söyledi: "Tüketici ucuza yesin biz onu istiyoruz. Bizden 30 liraya aldıkları ürünü 100 liraya satmasınlar, 40-50 liraya satsınlar vatandaşlar ucuza yesin. Mahsul dalında kalmasın. Yüzde 200 kazanmak da ne demek. O kadar kazanılmasın, herkes yesin." Müşküle üzümünün Osmanlı'dan günümüze ulaşan çok eski bir üzüm çeşidi olduğunu belirten Küçüker, "Coğrafi işaretli bir ürün. Çekirdekleri ile tüketildiğinde kansere karşı faydalı olduğuna inanılıyor. İsterse kar yağsın aralık sonuna kadar dalında kalabilen bir üzüm. Bu yıl rekoltemiz çok güzel. Sürümden kazanmak istiyoruz ancak girdi maliyetleri çok yüksek. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak iç pazarda satılıyor ancak Azerbaycan ve Rusya'ya da ihraç ediliyor" dedi. "Dalında aylarca bekleyebilen bir üzüm" İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakır ise Müşküle üzümünün bölge için önemli bir değer olduğunu ifade ederek, "Bölgemize coğrafi işaretini aldığımız bir üzüm çeşidi. Müşküle üzümü çok eski yıllara dayanıyor ve Bizans döneminden kaldığı bilinen bir çeşit. Raf ömrü oldukça uzun, dalında aylarca bekleyebiliyor" diye konuştu. Üretimin ağırlıklı olarak İznik'te yapıldığını belirten Çakır, "Pamukova ve Geyve'de de yetiştirilen bir üzüm çeşididir. Hep söylediğimiz şey üreticinin ürettiği ürünün tüketicinin önüne 100 liradan çıkmamasıydı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın başlattığı çalışmaların başarılı olmasını umuyoruz. Bizim istediğimiz tarlada 15 liraya satılan ürünün tüketiciye 25-30 liraya ulaşmasıdır. Böylece vatandaş bir kilo yerine iki kilo tüketebilir" ifadelerini kullandı. 10 bin dekarda 30 bin ton üretim İznik ve çevresinde yaklaşık 10 bin dekarlık alanda yetiştirilen Müşküle üzümünden yıllık ortalama 30 bin ton ürün elde ediliyor. Uzun süre bozulmadan saklanabilmesi sayesinde üreticiye pazarlama avantajı sağlayan ürün, hem iç piyasada yoğun talep görüyor hem de ihracat yoluyla ülke ekonomisine katkı sunuyor. Bizans'tan Osmanlı'ya, oradan da günümüze taşınan Müşküle üzümü, bu yıl da bereketli hasadıyla İznikli üreticilerin yüzünü güldürürken, tüketicilerin sofralarına ulaşmayı bekliyor.

Kalp kapağında ezber bozan operasyon Haber

Kalp kapağında ezber bozan operasyon

İzmir'de yaşayan Şükran Can'ın kalp hastalığıyla uzun yıllardır mücadele ediyordu. Daha önce iki kez kapak operasyonu geçiren Can'ın hem aort hem de mitral kapağına metalik protez kapak yerleştirildi. Hastaya ilerleyen süreçte kalp pili de takıldı. Son dönemde nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleri yaşayan Can, tedavi için Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğine başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde mevcut mekanik aort kapağında ciddi düzeyde darlık ve işlev bozukluğu tespit edildi. Üçüncü ameliyat yerine farklı yöntem tercih edildi Hastanın daha önce geçirdiği operasyonlar, mevcut sağlık sorunları ve akciğer kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle üçüncü kez açık kalp ameliyatına alınmasının yüksek risk taşıdığı değerlendirildi. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Arı'nın öncülüğünde, Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi Konseyi tarafından hastanın durumu değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, daha önce biyoprotez kapaklarda uygulanan "valve-in-valve" yönteminin bu kez metalik aort kapak içerisinde uygulanmasına karar verildi. Türkiye'de ilk kez uygulandı Yaklaşık 1 saat süren yüksek riskli işlem, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ile anestezi ekiplerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi. Hastanın mevcut metalik aort kapağının içerisine kateter yöntemiyle yeni biyoprotez kapak yerleştirildi. Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Arı, hastanın üçüncü kez ameliyat edilmesinin ciddi risk taşıdığını belirterek, uygulanan yöntemin dünyada da oldukça sınırlı sayıda hastada gerçekleştirildiğini söyledi. Arı, "Kardiyoloji kliniğinde yaklaşık 25 yıldır Yüksek İhtisas'ta görev yapıyorum. Son hastamız 76 yaşında kadın hasta. Daha önce iki defa kapak operasyonu geçirilmiş. Hem aort hem mitral kapağına metalik kapak takılmış. Hastanın aort kapağında ciddi işlev bozukluğu ve darlık vardı. Üçüncü operasyonun yüksek risk taşıması nedeniyle farklı bir yönteme başvurduk. Hastaya üçüncü defa operasyon yapılacak. Ancak hasta çok uzun süre hastanelerde yatmış ve çok fazla komorbid durumu var. Akciğer kapasitesi yeterli olmayan bir hasta. Bu hastanın üçüncü bir operasyonunun çok yüksek riskli olacağı Kardiyoloji-Kalp Cerrahisi Konseyi'nde görüşüldü" diye konuştu. "İşlemi ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik" Arı, daha önce biyoprotez kapaklarda uygulanan yöntemin bu kez metalik aort kapak içerisinde gerçekleştirildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hastaya farklı bir teknik ile daha önce biyoprotez kapaklar için uyguladığımız valve-in-valve TAVI işleminin metalik aort kapak içerisinde valve-in-valve şeklinde uygulanmasına karar verdik. Bu işlemi ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik. İşlemin ardından hasta iki gün yoğun bakımda takip edildi." Uzun yıllardır kalp hastalığı nedeniyle tedavi gören Şükran Can ise Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Can, sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, doktorlarına ve hastane çalışanlarına teşekkür etti.

Bursa'ya 2 yeni hastane müjdesi Haber

Bursa'ya 2 yeni hastane müjdesi

14 Şubat Ak Partinin 25. kuruluş yıl dönümünü öncesi Bursa'da kamera karşısına geçen Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan Bursa'ya yapılan en büyük yatırımların 25 yıllık Ak Parti döneminde gerçekleştiğini söyledi. Sağlıktan spora, eğitimden ulaşıma bir çok alanda yapımı tamamlanan ve devam eden projelerle ilgili konuşan Gürkan, Bursa'da uzun süredir yapımı devam eden 1325 yatak kapasiteli Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi'nin açılışının ardından 2 yeni hastane için daha kolları sıvayacaklarını belirtti. Gürkan projeleri henüz kamuoyuna açıklanmayan yeni hastaneler ile ilgili Sağlık Bakanı ile görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Projelerin Sağlık Bakanı ile Bursa ziyaretinde ele alındığını belirten Gürkan, Ankara'da da projelere ilişkin sunumların gerçekleştirildiğini söyledi. Gürkan, "Bu işi kamuoyuna ilan etmiyoruz. Ama projeleri de Bakan Bey'le, geçtiğimiz hafta Bursa'ya geldiğinde oturup konuştuk. Ankara'da da sunumları gerçekleştirdik. İnşallah açılışını yaptıktan sonra ardından diğer hastane çalışmalarına da başlatacağız" ifadelerini kullandı. Bursa'daki diğer yatırımlarla ilgili de konuşan Gürkan genel olarak 70'i tamamlanmış yatırımlar üzerine yoğunlaştıklarını aktardı. Önceliklerinin Kuzey otobanı projesi olduğunu ve bu proje üzerinde ciddi manada çalıştıklarını ifade eden Gürkan bu projenin Bursa'nın trafiğini rahatlatacak bir proje olduğunu dile getirdi. "İlk oylamada kendi genel başkanlarını yalanlayan bir parti ile karşılaştık" AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, TBMM'deki oylamada genel başkanlarının aksine farklı tutum sergileyen YENİ Parti'yi de eleştirerek, "Kendi genel başkanlarını bile ilk oylamada yalanladılar" dedi. Davut Gürkan, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından teklife "evet" oyu veren AK Parti Bursa Milletvekillerine teşekkür ederken, Yeni Parti'ye yönelik eleştirilerde bulundu. Açıklamasında oylamada 561 milletvekilinin katıldığını, 467 milletvekilinin kabul oyu verdiğini hatırlatan Gürkan, sonucun önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin terörden arındırılması hedefinin önemine vurgu yapan Gürkan, "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin geleceğidir diyoruz. Bu konuda katkı sunanlara sevgi ve saygıyla selamlıyoruz" diye konuştu. Gürkan, açıklamasında Yeni Parti'ye yönelik eleştirilerde de bulundu. Söz konusu partinin daha önce "evet" oyu kullanacağını açıkladığını hatırlatan Gürkan, oylama sonucunda farklı bir tablo ortaya çıktığını söyleyerek, "En son kurulan bir tane parti vardı. O partide biliyorsunuz ‘evet' oyu kullanacağız demişti ama sonradan oranlara baktım. 35 kabule, 54 ret çıkmış. Kendi parti mensuplarını bile ikna edemeyen, daha ilk oylamada bile kendi genel başkanlarını yalanlayan bir siyasi partiyle karşılaşmış olduk. O da milletimize hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.

İnegöl'de 3 milyon yıllık mağaraya çirkin saldırı Haber

İnegöl'de 3 milyon yıllık mağaraya çirkin saldırı

İnegöl ilçesinde, 3 milyon yıllık olduğu belirtilen Oylat Mağarası’nın duvarlarına kimliği belirsiz kişilerce sprey boyalarla yazılar yazıldı. Özellikle yabancı turistlerin ziyaret ettiği 750 metre uzunluğu, 93 metre yüksekliğe sahip mağaranın duvarlarının yazı tahtasına çevrilmesi, tepkiye yol açtı. Bölge sakinleri ve ziyaretçiler, yazı yazan kişilerin bulunup, cezalandırılmasını istedi. Türkiye'nin en büyük ikinci mağarası olarak dikkat çeken Oylat Mağarası’nın astım ve bronşit gibi önemli solunum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Mağaranın içerisindeki sıcaklık, yaz- kış 15 ila 18 derece olarak ölçülürken, nem oranının ise yüzde 90 olduğu kaydedildi. İşletme sahibi Nurcan Yılmaz, "Bu hakikaten çok üzücü bir şey. Bizim mağaranın bütün sosyal alanına tabii ki ziyaretçilerimizin de güvenliğini sağlayabilmek için güvenlik kameralarımız var. Sağlık durumunda ya da bir kaza durumunda müdahale edebilmek ancak bu kamera sistemleri sık sık şuna şahit oluyor; Mağaradaki o milyonlarca yıl oluşmuş nadide eserlere zarar veren, yazı yazan, kırmaya dökmeye çalışan maalesef hatırı sayılır sayıda ziyaretçimiz oluyor. Burada bu alan tabiat ve doğal varlık kabul edildiği için bu alan özel bir korumada olduğu için aslında çok ciddi bir suç. Ben isterdim ki suçu var, bunun karşılığında şu ceza var diye korkutmayalım, böyle bir gereklilik olmasın, insanlar milyonlarca yılda oluşmuş Allahü Teâlâ'nın çok özel bir alanında olduklarını değerini bilsinler ve bunu takdir etsinler. Maalesef çok kasıtla yapılan yazılar, kırmalar, dökmeler. Ayrıca çöp atmalar, artık onlar sevimli bile kaldı. Bütün alanda çok mustarip olduğumuz bir sıkıntı. Vatandaşlık bilincinin gelişmesi tabii ki çok önemli, burada bunu anlıyoruz. Çünkü bu dediğim gibi bir eşinin, emsalinin olmadığı, bunun telafisinin edilemeyeceği bir alan. Biz bu duvar yazılarını temizlemek için mesela tekrar duvara zarar veremeyeceğimiz için bunları kazıyamıyoruz. Duvardan o yazıyı silmemiz için kazımamız gerekiyor ama bu da yasak. Bu da bir zarar demek, kazıyamıyoruz. Mağaranın içindeki kendi orijinal çamuruyla sıvayarak onları o şekilde tolere etmeye çalışıyoruz. Ama bu çok üzücü bir şey, vatandaşlarımızdan da bu hassasiyeti tekrar tekrar göstermeleri için ricacı olalım. Çünkü emsali yok, yeri doldurulamaz. İkinci bir Oylat Mağarası yok ve bu nadide esere hayran olup bakmak lazım, zarar vermek değil" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.