Hava Durumu

#Sağlık

Yeni Marmara Gazetesi - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

HG Hospital'da nadir görülen yüksek riskli ameliyat başarıyla tamamlandı Haber

HG Hospital'da nadir görülen yüksek riskli ameliyat başarıyla tamamlandı

Göğüs ve sırt ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 53 yaşındaki Ali Yardımlı, Kahramanmaraş'taki HG Hospital'da gerçekleştirilen yüksek riskli ameliyatla hayata tutundu. Aort diseksiyonu tanısı konulan hastaya zamanla yarışılan bir müdahale yapıldı. Adıyaman'ın Besni ilçesinden sevk edilen Ali Yardımlı, acil olarak ameliyata alındı. Yapılan incelemelerde hastanın sağ şah damarının tamamen koptuğu ve pıhtı ile dolu olduğu, sol şah damarının ise diseksiyona bağlı olarak yırtıldığı belirlendi. Vakanın ileri derecede kompleks olması nedeniyle, "beyin dolaşımının cihazlarla sürdürülmesi" yöntemi uygulanamadı. Her iki şah damarındaki ağır hasar nedeniyle beyin dolaşımı da geçici olarak durduruldu. Yaklaşık 20 dakika boyunca hem beyin hem de vücut dolaşımı kesilerek hasarlı damarlar değiştirildi, her iki şah damarına bypass ameliyatı yapıldı. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan hasta taburcu edilecek. HG Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdinç Eroğlu, "Bu tür vakalarda beyin dolaşımının da tamamen durdurularak operasyon yapılması son derece nadirdir. Literatürde benzer girişimler yer alsa da, hastanın hiçbir sekelsiz iyileşmesi çok az görülür. Hastamızın hızlı müdahale ve başarılı cerrahi sayesinde sağlığına kavuşması tıbbi açıdan önemli bir başarıdır. Bu vakanın dünya literatürüne girebilecek nitelikte olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. Hasta Ali Yardımlı ise, "Bir hafta sonu acil olarak sevk edildim. Bir insanın yapabileceği en son noktadaki hamlesini yaptı ve Allah'a dua ettik. Şu anda sağlıklıyım. Tamamen yeniden doğmuş gibiyim" diye konuştu.

Katarakta dikkat: "Sadece yaşlılara has bir hastalık değil" Haber

Katarakta dikkat: "Sadece yaşlılara has bir hastalık değil"

Halk arasında "göze perde inmesi" olarak da tanımlanan katarakta yönelik uyarılarda bulunan uzmanlar, "Hasta sisli bir perdenin, buzlu bir camın arkasından görüyormuş gibi bir hisse kapılır. Daha ziyade yaşlılarda görüyoruz ama sadece yaşlılara has bir hastalık değil. Tek tedavisi cerrahi olarak o kesifleşmiş merceğin çıkartılması. Önlemek tamamen mümkün değil, belki geciktirilebilir. En yüksek körlük nedenidir ama geri dönüştürülebilir. Korkmasınlar, göz muayenelerini mutlaka düzenli yaptırsınlar" dedi. Halk arasında "göze perde inmesi" olarak da ifade edilen katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi sonucu görme kalitesinin bozulduğu bir durum olarak belirtiliyor. Çift görme, ışık saçılması, renklerde soluklaşma, sisli, puslu görme ve gözlük numarasının değişkenlik göstermesi gibi belirtileri olduğu aktarılan hastalığa karşı uzmanlar uyardı. İlerleyen yaş, sigara, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, birtakım ilaçların uzun süre kullanımı gibi durumların katarakt oluşumunda etkili olabildiğine dikkat çeken hekimler, hastalık ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. "Katarakt, en yüksek körlük nedenidir" "Katarakt gözümüzün içerisinde mevcut olan lensimizin yani göz içi merceğinin saydamlığını yitirmesi, yani matlaşmasıdır" diyen Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Hatice Nur Topuz, "Lensin şeffaflığını yitirmesiyle hasta sisli bir perdenin, buzlu bir camın arkasından görüyormuş gibi bir hisse kapılır. Görmede azalma, renklerde soluklaşma, ışıklarda saçılma, özellikle gece görüşünde zorluk, araba kullanmada zorlanma ve gözlük numaralarının sık değişimi olarak belirtilerini belirtebiliriz. Katarakt yaşlanmanın aslında doğal bir süreci, daha ziyade yaşlılarda görüyoruz. Sadece yaşlılara has bir hastalık değil, daha erken yaşlarda da, gençlerde de, hatta yeni doğanlarda da görebiliyoruz. Şeker hastalığı olan, sigara kullananlarda, ultraviyole ışınlara sık maruziyette ve bazı ilaçlar, özellikle kortizon ilaçlarının uzun süre kullanılmasına bağlı olarak da daha erken yaşlarda katarakt gelişimini görebiliyoruz. Kataraktın şu an ilaç, damla, hap ya da gözlükle tedavisi mümkün değil. Tek tedavisi cerrahi olarak o kesifleşmiş merceğin çıkartılması. Önlemek tamamen mümkün değil ama belki geciktirilebilir. Ultraviyole korumalı güneş gözlükleri kullanmak, sigaradan uzak durmak, kortizon gibi ilaçları düzensiz kullanmamak ve diyabet kontrolü önemli. Elbette ki ekran maruziyetine sadece katarakt için değil, günümüzün artık en büyük sorunlarından biri olan miyopinin de, kuru gözün de engellenmesi için dikkat etmek gerekmekte. Operasyon yaklaşık 10-15 dakika sürüyor, ağrısız oluyor, lokal anesteziyle yapıyoruz. Aynı gün taburcu edebiliyoruz. Hastaların birçoğunda ertesi gün belirgin bir görme artışı oluyor. Eğer kontrollerine düzenli gelir, ameliyat sonrası verdiğimiz damlaları da düzenli kullanırlarsa birkaç gün içinde net görüşe sahip oluyorlar. Katarakt tekrarlamaz ama ameliyattan aylar, yıllar sonra bizim lensin içine yerleştirdiğimiz bir zar var, o zarın üzerinde bulanıklaşmalar meydana gelebilir. Öyle bir durumda onu lazerle tedavi edebiliyoruz. Katarakt, en yüksek körlük nedenidir ama geri dönüştürülebilir. Korkmasınlar, geciktirmesinler, göz muayenelerini mutlaka düzenli yaptırsınlar" dedi. "Çocuklardaki katarakt ameliyatı çok acil ve elzem" Annesinde de katarakt olduğunu kendisinin fark ettiğini söyleyen İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Nihat Sayın, "Katarakt ameliyatı şu anki teknolojiyle çok kısa sürede yapılan bir ameliyat ama her zaman riskleri var. Enfeksiyon, kanama riski var. O yüzden hastaları katarakt ameliyatından sonra birinci gün, hafta, aylarında muhakkak kontrole çağırıyoruz. Her ne kadar kolay gözükse de komplikasyonları açısından çok riskli bir ameliyat. O yüzden doktorlarının tavsiye ettikleri zamanlarda kontrollerine gelmeliler. Bazı durumlarda göz tansiyonunu artırabilir veya göz arkasındaki muayenemizi engelleyebilir. Bu durumlarda katarakt ameliyatının daha erken zamanlarda yapılması gerekebilir. İki türlü kataraktımız oluyor. Çocuklardaki kataraktı zaten çocuk fark edemiyor, hekim ve anne, baba fark edebiliyor. Erken doğanlarda ve normal yenidoğanda ilk 1 ayında bir göz muayenesinin olmasını, katarakt var mı yok mu açısından istiyoruz. İkincisi erişkinler, onlar da görme keskinliği azalması şikayetiyle geliyor, kendilerini biliyorlar. Çocuklardaki katarakt ameliyatı çok acil ve elzem. Erişkinlerde hastanın şikayetine göre karar veriyoruz. Erken tanı özellikle çocuklarda çok önemli. Çünkü göz tembelliği riski var. Zamanında müdahale edilmezse tembellik yapıyor, ki maalesef belli bir yaştan sonra tedavisi yok" şeklinde konuştu. "Operasyon sonrası iyileşme hızlıdır, hasta genellikle aynı gün evine döner" Operasyon kararının kişi özelinde uzmanlar tarafından yapılan değerlendirme sonrası verildiğini aktaran Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği İdari Sorumlusu Uzm. Dr. Deniz Özalp, kişilerin rutin muayenelerini önemsemesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Özalp, hastalığın insanlarda oluşturduğu etkilere yönelik bilgi vererek, "Belirtiler kişiye göre değişebilir ama en sık hastalardan duyduklarımız bulanık görme, gözlerin ışıklardan kamaşması, özellikle güneşte ve gece karşıdan gelen farlardan rahatsızlık duyma. Katarakt var, hemen ameliyat mı, hayır. Her katarakt hemen ameliyat edilemez. Asıl mesele kişinin günlük yaşamında görmesinin ne kadar azaldığı ve ne kadar etkilendiğidir. Operasyon sonrası iyileşme hızlıdır, hasta genellikle aynı gün evine döner. Eşlik eden göz hastalıkları sonuçları etkiler. Katarakt çok sık görülen bir durum ve tedavisi de günümüzde oldukça da yüz güldürücüdür. Muayeneyi ertelememek gerekiyor. Bilgisayar, telefon kullanımları tabii ki gözümüzü olumsuz yönde etkiliyor. Yazın önerim güneşten katarakt oluşmaması için olduğu kadar kaçınmalı" ifadelerini kullandı.

Yaşlı kadının midesinden çıkanlar şoke etti! Haber

Yaşlı kadının midesinden çıkanlar şoke etti!

Karın şişliği ve nefes darlığı şikayeti ile Gaziantep Şehir Hastanesi'ne başvuran yaşlı kadının karnından yapılan operasyon sonrası 4,5 kilogramlık tümör çıkartıldı. Gaziantep'te yaşayan 87 yaşındaki Safiye Özoğlu, karnında şişlik, büyüme ve nefes darlığı şikayeti ile yaklaşık iki hafta önce Gaziantep Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Özoğlu'nun karnında bir tümör olduğu tespit edildi. Ailenin onayının ardından Özoğlu, Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan operasyon sonrası karnındaki 4,5 kilogramlık tümörün alınmasıyla sağlığına kavuştu. Karnındaki şişlik ameliyattan sonra inen yaşlı kadın hastanede başarıyla gerçekleştirilen ameliyat sonrası taburcu edilecek. Operasyon hakkında bilgi veren Gaziantep Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel, ameliyata aldıkları Safiye Özoğlu'nun karnındaki kitlenin başarıyla alındığını belirtti. Hastanın şişkinliğe bağlı gelişen ağrı ve nefes darlığı gibi şikayetler üzerine hastaneye başvurduğunu belirten Yüksel, "Hastayı rahatlatacak bir ilk ameliyat yapmayı planladık. Ameliyatta işler yolunda gitti. Sağ olsun Doç. Dr. Mehmet Onurgül ve Dr. Kerem Özgür ile beraber ameliyatı çok başarılı bir şekilde yaptık. Hastanın karnında yaklaşık 4,5 kilogramlık 30 santimlik bir tümörü vardı. 2,5 saatlik bir ameliyat sonrası tümörü çıkardık. Hastamız tümörden kurtuldu ve 3 gün yoğun bakımda yattı. Yine hastamız Dr. Barış bey tarafından takip edildi. Bugün 13'üncü günü ve artık yavaş yavaş gitme vakti geldi" dedi. Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Halil Kalkan ise "Hastanemiz bünyesinde Safiye teyzemize yapılan ameliyat yaşı ve kitlenin büyüklüğü itibariyle çok özellikli ve zor bir işlemdi. Genel cerrahi kliniğimizde bu tarz işlemleri yapmak için mahir bir ekip var. Sağ olsunlar hekimlerimiz buradaki süreci yönettiler. Hekimlerin ameliyat yapmak konusunda çekincelerinin olduğu bir dönemde 87 yaşında bir hastaya bu tarz büyük bir ameliyatın yapılması bizler için de gurur verici bir durum oldu. Emeği geçen tüm hekim arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" diye konuştu. Safiye Özoğlu'nun oğlu Beyhan Özoğlu, annesinin ameliyat sonrası rahat bir nefes aldığını belirterek operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Yücel Yüksel ve ekibi ile hastane personeline teşekkür etti.

Kas ve eklem ağrılarına Çin tıbbıyla çözüm: 5 dakikalık formül Haber

Kas ve eklem ağrılarına Çin tıbbıyla çözüm: 5 dakikalık formül

İki bin yıllık Çin tıbbını Türkiye'de uygulayan Çinli doktor Yagang Nuh Luo, özellikle masabaşı işlerde çalışanlar ve günü hareketsiz geçirenler için eklem ve kas ağrılarını önleyen 5 dakikalık egzersiz yöntemini anlattı. Çin'de tıp eğitimi alan ve Müslümanlığı seçtikten sonra Türkiye'ye yerleşen Nuh Luo, 13 yıldır yaşadığı İstanbul'da uyguladığı Çin masaj teknikleriyle birçok hastalığın tedavisine yardımcı oluyor. Bel fıtığı, boyun fıtığı gibi hastalıklara ameliyatsız çözüm alternatifi sunan Luo, "Boyun fıtığı, bel fıtığı gibi hastalıkları Çin'de ameliyat olmadan çözüyoruz. Ama burada çoğu insan ameliyat olduğu halde bazıları memnun kalmayabiliyor. O nedenle İstanbul'da masaj ve terapi hizmeti veriyoruz" dedi. Refleksoloji ile vücudu yeniliyor Yardımcı tedavi yöntemi olan refleksoloji tekniğine değinen Luo, "Ayak altında 64 nokta var. Onlara bastırarak vücuda rahatlama sağlıyoruz. İnsan vücudunda meridyenler var, meridyen terapi diye geçiyor bizde. O meridyenler açılarak her yere kan giderse insanlar güncelleniyor. Hastalar çabuk şifa buluyor, hasta değilse de hasta olmaması için çalışmış oluyoruz. Refleksoloji tekniği masaja benziyor. Meridyen noktalarda tıkanıklık varsa insanlar sıkıntı yaşıyor. Çin tıbbı ‘Hasta olmadan önce tedavi bul' der. Hasta olmadan önce kendini korumak daha iyi" ifadelerini kullandı. Refleksolojinin kan dolaşımını hızlandırmaya yaradığını belirten Nuh Luo, "Vücutta yara varsa kan oraya giderek orayı iyileştirir, bu organlarda da böyledir. Ama kan gitmiyorsa şifa zor bulur. Vücutta yukarıda ve aşağıda birbiriyle bağlantı noktaları var. O noktalara basıp yolları açarak tansiyon, şeker gibi hastalıkların tedavisine de yardımcı olunur" diye konuştu. Ağırlığın eşit dağılmasını sağlayarak fıtığın önüne geçiyor Hareketsiz yaşam nedeniyle eklem ve kas ağrılarının arttığına dikkat çeken Luo, şu ifadeleri kullandı: "Bel, omurilik ve yan kaslar, uzun süre oturdukları için çoğu insanda güçsüz oluyor. Ağırlık ortada toplanıyor ve fıtıklar çıkıyor. Bizim yaptığımız iş yan kasları güçlendirmek, güçlendirdikten sonra ağırlık eşit dağılıyor. Ortadaki kemikler daha rahat oluyor. Bel fıtığı ve boyun fıtığında mantık hep aynı. Kan kasın içine giderse kaslar güçlenir, kaslar bu kemikleri korursa insanlardaki bu tür ağrılar gider." Kulunç ağrılarına ok atma hareketi ile çözüm Luo, vücutta kan dolaşımı yeterli olmadığı takdirde halsizlik, güçsüzlük, boyun fıtığı, bel fıtığı, migren ve diz ağrısı sorunlarının yaşandığını belirtti. Günlük hayatın stresi ve hareketsizlik nedeniyle yaşanan sorunlara da değinen Luo, özellikle masabaşı işlerde çalışanlara basit egzersiz önerilerinde bulundu. Yukarı esneme ve ok atma hareketlerinin her 2 saatte bir en az 5 dakika yapılması tavsiyesinde bulunan Luo, bu egzersizlerin bel, boyun ağrıları ve kulunçlara iyi geldiğini ifade etti. Luo, strese karşı ise yeşil çay önerisinde bulundu.

Kış Aylarında Beslenmeye Dikkat! Haber

Kış Aylarında Beslenmeye Dikkat!

Kütahya'da görev yapan diyetisyen Sümeyye Korkmaz, kış aylarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde bağırsak sağlığının kritik rol oynadığını belirtti. Korkmaz, sağlıklı bir bağırsağın güçlü bir bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu vurguladı. Bağırsak sağlığının korunması için probiyotik ve prebiyotik açısından zengin beslenmenin önemine dikkat çeken Korkmaz, yoğurt, turşu, lahana, keten tohumu, pirinç ve muz gibi besinlerin bağırsak florasını düzenlediğini, bunun aynı zamanda ruh hali üzerinde de olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Korkmaz, "Sağlıklı bir bağırsak florası (mikrobiyota), vücudun savunma sisteminin yaklaşık yüzde 70-80'ini doğrudan etkiliyor. Probiyotik (yararlı bakteriler) ve prebiyotik (bu bakterilerin besini olan lifler) açısından zengin beslenme, kışın artan enfeksiyon riskine karşı etkili bir kalkan oluşturuyor. Yoğurt, ayran doğal probiyotik kaynakları, bağırsak florasını destekler. Turşu (özellikle lahana turşusu), keten tohumu Prebiyotik ve probiyotik etkisiyle sindirimi düzenler. Pirinç, muz muzdaki lifler prebiyotik görevi görür, bağırsak dostudur. Bu besinlerin birlikte tüketilmesi. Bağırsak sağlığını güçlendirirken tatlı isteğini de azaltıyor. Ayrıca bağırsaklarda üretilen serotoninin yaklaşık yüzde 90-95'i burada sentezleniyor. Bu yüzden sağlıklı bir bağırsak, ruh halini de olumlu etkiliyor" dedi. Tatlı isteğinin kontrol altına alınabilmesi için kuru meyveler, bitter çikolata, bal ve pekmez karışımları ile olgun meyvelerin tercih edilebileceği belirten Korkmaz, tarçının da bu konuda etkili olduğu ifade etti.

Uzman Dr. Serpil Arslan: "Grip hastalığı yaz mevsimine göre 2 kat artmış durumda" Haber

Uzman Dr. Serpil Arslan: "Grip hastalığı yaz mevsimine göre 2 kat artmış durumda"

Eskiye nazaran bir değişim olduğunu ve grip vakalarının çok ağır geçtiğini aktaran İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, "Grip eskisi gibi ilaç kullansak da kullanmasak da bir haftada geçer sözü maalesef gerçek değil. İlk 48 saat içerisinde başvurursak erken tedaviyle çok hızlı düzelme gösterebilir" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, kış mevsiminde sık görülen grip hastalığı hakkında bilgiler verdi. Grip hastalıklarının soğuk havalarla beraber görülme sıklığının arttığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Serpil Arslan, "Hatta vakalarda yaz dönemine göre 2 kat daha fazla artış var. Çünkü viral enfeksiyonlar 0-5 derece arası daha sık görülüyor. Aynı zamanda güneşten uzak olduğumuz ve soğuğun da etkisiyle vücut direncimiz düştüğü için vakalara kış aylarında daha sık rastlıyoruz. Bu yıl özellikle influenza vakalarını çok sık görüyoruz. İnfluenza da bildiğimiz klasik grip olarak başlıyor. Üşüme, titreme, kas ağrısı, eklem ağrısı, iştahsızlık ve bazen eşlik eden bulantı ve kusma aynı zamanda öksürük ve hapşırma kendini gösteriyor. Korunmak için kapalı ortamlarda özellikle de kalabalık ortamda çok fazla vakit geçirmemek gerekiyor. El hijyenine sık bir şekilde dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca mümkünse hasta belirtileri gösteren kişilerin kendini koruması, maske takması ve salgınlı kişilerden uzak durması gerekiyor. Damlacık yoluyla bulaşan bir rahatsızlık olduğu için yayılımı çok hızlı. Bu konuda dikkat etmeleri gerekiyor" diye konuştu. "Düzenli beslenme ve bol sıvı tüketmek de direncimizi güçlendirmek açısından çok önemlidir" diyen Uzman Dr. Arslan, "Eskiye nazaran bir değişim var. Grip vakalarımız çok ağır geçiyor. Grip eskisi gibi ilaç kullansak da kullanmasak da bir haftada geçer sözü maalesef gerçek değil. İlk 48 saat içerisinde başvurursak erken tedaviyle çok hızlı düzelme gösterebilir. Çünkü vakalar 3 günden sonra ağırlaşabiliyor. Özellikle immün yetmezliği olan kronik hastalığı olan vatandaşlarımızda bu olay sinüzit, bronşit ve zatürreye kadar ilerleyebiliyor. Özellikle yaşlı hastalar, genel durumu düşkün ve kronik hastaların ilk 24 hatta 48 saat içerisinde hastanelere başvurmalarını istiyoruz. Özellikle kronik rahatsızlığı olan diyabet ve kalp rahatsızlığı olan hastalarımızın bronşit ya da zatürre gibi daha kötü bir sonuçla karşılaşmamak için grip sezonundan önce mutlaka grip aşılarını yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Gençler immünetesini yükseltecek sağlıklı beslenme, düzenli uyku, kalabalık ortamlardan uzak durma şeklinde kendilerini koruyabilirler. Grip hastalığına çocukluk döneminde ve özellikle 65 yaş üstü dirençleri daha düşük olduğu için daha rahat yakalanıyorlar. Bunların ekstra dikkat etmesi gerekiyor. Kış mevsimine uygun giyinmeleri lazım. Terleyip soğumamaları gerekiyor. Günlük C vitamini mutlaka almaları gerekiyor. Bunu mümkünse taze sıkılmış meyve sularından elde etmeleri gerekiyor. Bunun yanında bol su tüketmeleri de gerekiyor. Kronik rahatsızlığı kalp, diyabet, tansiyon ve KOAH'a ekstra dikkat etmeleri gerekiyor" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.