Hava Durumu

#Savunma

Yeni Marmara Gazetesi - Savunma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması Haber

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması

Edinilen bilgiye göre, 31 Mart’ta düzenlenen operasyonla Bozbey, ailesi ve çok sayıda belediye çalışanı gözaltına alındı. 4 Nisan’da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 23 kişi tutuklandı. İddianamede Bozbey için 402 yıla kadar hapis cezası, dönemin Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem için ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 402 gün hapis cezası ile tutuklu yargılanan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de arasında bulunduğu 37'si tutuklu 63 sanığın yargılanması bu sabah Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Sanıkların ve izleyicilerin çok olması sebebiyle yargılama Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nin konferans salonunda yapıldı. Hakkında yöneltilen suçlamalara cevap veren Mustafa Bozbey savunmasının ilk 3 saatinde yaptığı duygusal savunmada zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. 27 yıldırır siyaset yaptığını vurgulayan Bozbey, "36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey, "27 yıldır siyasetçiyim. Biz gökten zembille inmedik. Tesadüfen gelmedik. Ben helal lokmanın ne demek olduğunu çocukken öğrendim. Çalışmak benim için ibadettir. Ortaokuldan beri hep çalışırım. Bayramlarda ailemle aynı sofraya oturamadım. Üniversiteden mezun olduğumda ilk kez ailemle aynı bayram sofrasında oturdum. Aradan 41 yıl sonra yine bayram sofrasına ailemle oturamadım. Çünkü özgürlüğüm elimden alındı. Bursa’ya hizmet ettiğim için alındı. Gerçekten Bursa’mızın en büyük davası görülüyor. Hukukun üstünlüğü yolunu bulacak. Koğuşumuzda bizimle ilgilenen personele ve müdürlerine teşekkür ediyorum" dedi. "İtalya'dan kule vinç aldık bu sayede geliştik" Kurduğu aile şirketleri ve bu şirketlerin geçmişi ile de ilgili bilgi veren Bozbey, belediye başkanı olmadan önce kurduğu şirketleri ve yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlatarak, "Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik" dedi. Mustafa Bozbey, "Her zaman kendi şirketimi kurmak istedim. Bozbey İnşaat şirketini kurdum. Bozbey Turizm A.Ş.’yi kurdum. Kendi köyümde bazı yerler imara açıldı. Ailemin yerleri vardı. Saygınkent Projesi de buralarda başladı. O zamanlar İtalya’dan kule vinç aldık. Yaptığımız teknolojik yatırımlar sayesinde geliştik" ifadelerini kullandı. Nilüfer Belediye başkanlığı dönemine ait iddialara da cevap veren Bozbey bu dönemle ilgili olarak da Nilüfer’de eğitim, kültür ve sanat projeleriyle kenti geliştirdiklerini, halkın kendisini dört dönem üst üste seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Bozbey, "Nilüfer Belediye Başkanı seçildiğimde yoğun olduğum için aday olmak istemiyordum aslında. Doğup büyüdüğüm topraklara hizmet için yola çıktım. Nilüfer’in 99 bin nüfusu vardı. "Eğitim, kültür, bilim ve sanat kenti olacak" dedim. "Gülümseyin Bursa’dasınız" sloganıyla yol aldık. Nilüfer, Bursa’nın merkezi oldu. Bir çok belediye başkanı da şu an Nilüfer’de yaşamaktadır. Nilüfer Belediye Başkanlığı görevine başladığım dönemde şirketime ait hisseleri aileme devrettim. Şirketlerimizin faaliyetleri devam ediyordu. Bozbey İnşaat olarak 2008 yılında 180 milyon liraya TOKİ ile anlaştık. Ama maalesef 2008 yılının sonunda konkordato ilan ettik. 2009 yılında ise istifa ettik. Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik. Bu sıkıntılı süreçte yine aday oldum ve 2009 yılında yeniden belediye başkanı seçildim. Nilüfer halkının beni 4 dönem üst üste seçmesi tesadüf değildir. Çalışanların desteklenmesi ve ihtiyaç sahiplerine destek için NİLVAK’ı kurdum. Burada çalışanlara yönelik destekler uzun yıllar devam etti. Bizler Nilüfer’de birçok yeniliğe imza attık. Avrupa’ya örnek olacak projeler gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Savcımız beni çağırsaydı gelirdim, kaçmadım... 2019 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı hakkında da bilgi veren Bozbey, "2024 seçimleri için hiç durmadan çalıştım. Bursa'nın gündemini çok yakından takip ettim. İyi insanlarla yol yürüdüm, kötü insanlardan uzak durdum. Belediye başkanlığı görevinde kimseyi ötekileştirmedim. Ancak ben Bursa’ya hizmet ederken, Avrupa’da yapılan festivalleri Bursa’da gerçekleştirecekken aniden tutuklandım. Ben Nilüfer Belediyesinde makam aracı kullanmadım. Lojman kabul etmedim. Kamu zararına imza atacak bir şey yapmadım. 47 yıl sonra Bursa’yı aldığımızdan 2 yıl sonra eşim, kızım ve kardeşlerimle birlikte gözaltına alındım. Ailemden ve omuz omuza çalıştığım arkadaşlarımdan koparıldım. Özgürlüğüm elimden alındı. Savcımız beni çağırsaydı ben gelirdim. Kaçmadım. Sosyal medyada yalan haberler, dedikodular çıktı. Hepsini kınıyorum. Ben parayı düşünseydim konkordato ilan etmezdim. Parayı değil onurumu düşündüm. Paraya tamah etseydim bugün karşınızda olmazdım" dedi. Suçumuz Bursa'yı tek yürek haline getirmek mi? Savunmasında kendisine güvenen Bursalılara da teşekkür eden Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesine geldiğimde belediye sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı. Borçların gerçek durumunu ortaya çıkarmamız aylarca sürdü. Bizler 2 yıl boyunca borçları azalttık. Bursa’nın 17 ilçesinde hizmet etmeye çalıştık. Mali disiplini sağlarken yatırımlardan vazgeçmedik. Bursa’nın altyapı sorunlarını çözmek için yoğun çalışma yürüttük. Bursa için faydalı olacak ulaşım projeleri yaptık. Mudanya-Bursa arasındaki metrobüs projesi ne yazık ki hayata geçirilemedi. 2 yılda 20 bin gence eğitim desteği sağladık. Göreve geldiğimizde kentte birlik ve beraberlik güçlendi. Bursaspor, göreve geldiğimizden sonra 2 kez şampiyon oldu. Bu sene de Süper Lig’e çıkacak. Suçumuz Bursa’yı tek yürek hâline getirmek mi?" dedi. "Dedikodu yapıyorlar" Hakkında yöneltilen suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamalarını da kabul etmeyen Mustafa Bozbey, "Rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey savunmasını şu şekilde sürdürdü; "Müfettişlerin raporlarında da görüleceği üzere bu iftiraları ve yalanları söyleyenler kendileri suç işlemişlerdir. Bu kişiler organize suç şebekesi oluşturmuşlardır. Bizlerin bireysel haklarına saldırmışlardır. Hâlen çelişkili ifadelerle emniyetin ve savcının zamanını boşa harcamışlardır. 36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Eşime ve aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum. Şirketlerle ilgili benim kurduğum şirketlere yer verilmiş. Nilüfer Belediye Başkanı oluncaya kadar ben bir iş insanıydım. Benim ve yakınlarımın birçok gayrimenkulü vardı. Üzerimde bulunan taşınmazları zaman içerisinde ihtiyaç durumuna göre sattım. Bu iddianamedeki rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar" dedi. İddianamede geçen NİLVAK Vakfı ile ilgili olarak da yöneltilen sorulara cevap veren tutuklu Belediye Başkanı Bozbey, "NİLVAK, gayrimenkullerimiz ile birlikte kurulmuştur. Bu yapı her yıl ortalama olarak Nilüferli vatandaşlara destek olmak için çalışıyordu. Ticari faaliyetler bu şirket üzerinden sürdürülmüştür. Bir iş yapmak için şirket kurmak gerekiyordu. NİLVAK’tan mezun olanlar devlet memuru oldu. Kreş, özel okul ve otopark işletmeciliği yaptık. Bankadan kredi çektik. SERA A.Ş.’ye krediyi aktardık. FİDA A.Ş. üzerine aldık. İnşaatı SERA A.Ş. üzerinden yaptık. Okul inşaatı yapılırken başka bankalardan da kredi aldık. Sorunlar oldu. Bankalardan blokeler geldi. Sonrasında cari hesaplar üzerinden ilerledi. Her şey ortadayken bu suçlamaların neden olduğunu anlayamıyorum. 2014 yılında boşanma süreci yaşadım. SENA A.Ş. benim aktardıklarımdan sorumludur. Bu şirketin belediye işleriyle ilgili hiçbir hukuksuzluğu yoktur. Belediye Başkanlığı döneminde Vildan Aydın Bozbey’in "şunu yapsın" dediği olmamıştır. Yalan beyan verenler ve iftira atanlar hukuk karşısında ceza alacaktır. Tarafıma yönelik suçlamaları kabul etmiyorum. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum. Neyin örgütüyüz biz, anlam veremiyorum. 111 gündür bunu düşünüyorum. Yapılanları kabul etmiyorum, nefret ediyorum" dedi. "Turgay Erdem'e verdiğim yetki yüzünden 402 yılla yargılanıyorum" Bozbey kendisine yöneltilen Turgay Erdem’e ya da herhangi bir belediye yetkilisine tek imzayla alakalı bir talimatınız ya da yönlendirmeniz oldu mu? sorusuna da "Kesinlikle olmadı. Olması da mümkün değil zaten" şeklinde cevap verdi. Bozbey, bu konu ile alakalı savunmasında "17 yıl önce, 02.04.2024 tarihinde Turgay Erdem’e vermiş olduğum yetki nedeniyle bugün 402 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum. Hizmetlerin sağlıklı yürütülmesi amacıyla 3 meclis üyesini belediye başkan yardımcısı yaptım. Bunlardan biri de Turgay Erdem’di. Turgay Erdem’e hizmetlerin denetlenmesi ve başkan yardımcıları arasında koordinasyonun sağlanması konusunda yetki verdim. Benim daha fazla hâkimiyet içinde olmam için verdiğim koordinatörlük görevi nedeniyle örgüt lideri olmayı kabul etmiyorum. Bu koordinasyon sayesinde işlerin daha doğru yapılması sağlandı. Bunu suç olarak kabul etmiyorum. Turgay Erdem’in attığı imzalarda art niyet yoktur. Kamu yararı için yapılmıştır. Nilüfer’de yapılaşmanın artması, yeşil Nilüfer için çok kötü olmuştur. Buradaki yapılaşmayı artıran Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıdır. Büyükşehir Belediye Başkanının ve bakanlıklardan alınan izinlerle yapılaşma artırılmıştır. Ben bunlara karşı çıktım. Tek imza ile suçlanmamı asla kabul etmiyorum. Atılan imzalar, kentsel dönüşüm sebebiyle kiraya çıkan vatandaşlar için atılmıştır" dedi. "Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara soktuğu için aramızda husumet başlamıştır" Emin Adanur’un hakkındaki iddialarını da kesin bir dille yalanlayan Bozbey, "Emin Adanur'un yalan iddiaları vardır. 2024 sonuna kadar bana "abi" diyordu. 2019’da Fatih Ergün sözleşmeden ayrıldı. İş, Emin Adanur’un şirketine verildi. İnşaatlarda yapım kalitesinde problemler çıkınca kardeşleri beni aradı. Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara sokmuştur. Bu sebeple aramızda husumet başlamıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca ziyaretime geldi. Bana "İş var" dedi. "İhaleye gir" dedim. İhalesiz iş istedi, asla kabul etmedim. 2025’in ilk aylarında tekrar iş istedi. Sesini yükselterek, "Verecek misin, vermeyecek misin?" dedi. Ben de "Hukuka aykırı iş yapmam" dedim. "Göreceksin sen" diyerek beni tehdit etti. Sosyal medyada iftira atmaya başladı. Dolandırıcılık suçlarından yurt dışına kaçmıştır. Bu kişinin beyanlarını kabul etmiyorum. Ben kardeşimle, akrabalarımla ve herkesle her an görüşebilirim. Ben belediye başkanıyım. ETS kayıtları suç oluşturmak için dosyaya konulmuş şeylerdir. Emin Adanur hakkında her gün ayrı ayrı suç duyurusunda bulunacağım. Eşim, kızım ve ailem bu olaylardan etkilenmiştir. Bunun da bir cezası olacaktır. 1381 ada 2 parselde bulunan Ataevler’deki ilk etap kentsel dönüşüm projesiydi. Depreme dayanıklı şekilde yapılması gerekiyordu. Burada 13 bin kişi yaşıyordu. Altyapının tamamen değişmesi gerekiyordu. Kentsel dönüşüme karşı çıkmadım. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde 440 dairenin 950 daireye çıkarılacağı beyan edildi. Bu karar Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylandı. Bu olayla ilgili neden suçlandığımı anlamış değilim. Nilüfer Belediyesi olarak emsal artırımı uygulamasına itirazlarımız vardı. Bursa Büyükşehir Belediyesi bizi dikkate almadı. Kentsel dönüşümü engellemekle bizi halka şikâyet etti. Bu olaydaki suçlamaları kabul etmiyorum. Ben hayatımda suç işlemedim. Nasıl olur da örgüt lideri olarak gösterilebilirim? İnsanların adalete olan güvenini yitirdiler" ifadelerini kullandı. Bana itibar suikastı yapıldı HTS kayıtlarındaki görüşmeleri de suç olarak görmediğini ifade eden Bozbey, "Ben uzun yıllardır belediye başkanlığı yaptım. Bu yüzden binlerce insanda benim telefon numaram var. Sorunu olan, yerinin imar durumunu öğrenmek isteyen, hastane konusunda yardım isteyen vatandaş beni arar. HTS kayıtlarındaki aramalar suç olarak gösterilmiş. Normal olan görüşmeler bile bu dosyada suç gibi gösterilmiş. Bunu kabul etmem mümkün değil. Nasıl hesaplandığı belli olmayan bilgiler sosyal medyada yayınlandı. Hani dosyada gizlilik vardı? Bize itibar suikastı yapıldı. Basında çıkan yalan ve iftiralardan eşim, ailem ve dostlarım etkilendi. Bunların hepsini lanetliyorum. Bu kötü niyetli insanlar buradaki insanlara kötülük yapmaya devam ederse bunun sorumlusu kim olacak? Kişisel haklarımızı kim koruyacak? Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Gözyaşlarını tutamadı Bozbey, savunmasında sık sık Bursa’ya hizmetlerini hatırlatarak, suçlamaların siyasi ve kişisel husumetlerden kaynaklandığını öne sürdü. "Bana güvenen Bursalı hemşerilerime teşekkür ediyorum" diyen Bozbey, kararın vicdanlı bir şekilde verilmesini beklediğini ifade etti. Savunma sırasında zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Bozbey, "Benim neden tutuklandığımı 3 milyon 500 bin Bursalı hemşerim çok iyi biliyor. Bursa’ya hizmet ettiğim için gururluyum. Bursa’nın borçlarını bitirdiğim, Bursa’yı Avrupa’ya tanıttığım ve Bursaspor’un Süper Lig’e çıkması yönünde destek verdiğim için gururluyum. Eğer bunlar suçsa ben bu suçları işlemeye devam edeceğim. Bunlar benim onurumdur. 111 gündür uzak kaldığım eşime, çocuklarıma ve Bursa’ma kavuşmayı bekliyorum. Karar verirken vicdanlı bir şekilde karar vereceğinize eminim" dedi.

IBAN'ını verdi, Interpol ile aranıp ABD'de yakalandı Haber

IBAN'ını verdi, Interpol ile aranıp ABD'de yakalandı

Cezaevinde bulunduğunu ve izinli olarak dışarı çıktığını belirten 26 yaşındaki Tolun, "Kartımı ve internet bankacılığı şifremi komşuma verdim. Bana 2019 yılında sanal bahis için kart topladıklarını söylediler. Bunun illegal bir iş olmadığını belirttiler. Hatta birkaç arkadaşımı örnek göstererek bana güven verdiler" dedi. Tolun, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Daha sonra benim adıma bir sitede hesap açılmış ve buradan ürünler satılmış. Ancak ürünler gönderilmemiş. Hesap benim adıma olduğu için davalar bana açıldı. Şu anda 9 yıl 4 ay cezam var. Avukatım, bunların kamu davası olduğunu ve ne kadar savunma yapsam da ceza alabileceğimi söyledi. O dönem yaşım gençti. Hapse girmek istemediğim için ABD'ye gittim. Ancak orada Interpol tarafından arandığımı öğrendim ve yakalanarak Türkiye'ye iade edildim." Tolun, toplam zararın 17 bin lira olduğunu belirterek, "Bu miktar nedeniyle 7 dava açıldı. Her dosyadan yaklaşık 3 yılın üzerinde ceza alıyorum. Mağdurların zararını da karşıladım. Ancak kamu davası olduğu için ceza almaya devam ediyorum. Beni bu işe sürükleyen kişiler ise her şeyi reddediyor. Burada sadece ben mağdur olmadım. Farklı illerdeki insanların hesapları da kullanılmış. Adalet Bakanlığı'nın paylaştığı bir fotoğrafta yaklaşık 50 kişinin yüzü vardı, ben de kendimi o fotoğrafta gördüm. Yaşadıklarım bana bile hala çok garip geliyor" diye konuştu.

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu Haber

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu

Olay, 7 Şubat 2025'de Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi'ndeki tütün ürünleri satan dükkanda meydana geldi. Fatma Adır (47), kendisine saldırdığı iddia edilen kocası Seyithan Adır'ı tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından 5 çocuk annesi Adır tutuklandı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 4. celseye tutuklu sanık Fatma Adır, maktulün kardeşleri, sanığın çocukları ve taraf avukatları katıldı. Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen rapora ilişkin kurumun "heyet oluşturulamadığı için tek hekim imzalı rapor düzenlendiği" bilgisini mahkemeye sunduğu tutanağa geçirildi. Katılanlar, tek hekim tarafından düzenlenen ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu öne sürülen bu rapora itiraz ederek sanığın tasarlayarak öldürme suçundan tutukluluğunun devamını istedi. Çocuklar annelerinden şikayetçi olmadı Duruşmada söz verilen, yaşları küçük mağdurlar E. ve E.'nın kayyımı Zeynep Şakar, çocukların yaşları küçük olsa da iradelerini ortaya koyduklarını ve annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme, yaşları 15'ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin şikayetçi olmaması nedeniyle söz konusu mağdur çocukların davaya katılma taleplerini reddetti. Sanık Adır: "Çocuklarım mağdur, tahliyemi isterim" Gelen rapora ilişkin söz verilen sanık Fatma Adır, raporun içeriğine genel olarak katıldığını belirterek, "Ben iyileştiğim için kırıklarım tespit edilememiştir. Ancak genel muayenemde eski yaralanmalarım tespit edildi" şeklinde savunma yaptı.Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini iddia eden Adır, "Kendimi korumak amacıyla hareket ettim. Çocuklarım tutuklu olmam nedeniyle mağdur olmuşlardır. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik ise Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim tarafından düzenlenmesine rağmen yeterli olduğunu ve 2018 yılındaki şiddet olayının da raporda yer aldığını ifade etti. Müvekkilinin tutuklu kalması nedeniyle dışarıdaki 5 çocuğun mağduriyet yaşadığını vurgulayan Çelik, "Amcaları çocuklara düşmanlık beslediklerinden kendileriyle ilgilenmemektedir. Tutuklamadan beklenen amaç gerçekleşmiştir, müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim imzalı olması nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilmesine hükmetti. "5 çocuğa sahip çıkılsın" Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına seslendi. Çelik, "Bu çocuklara sahip çıkılmalı. Yarın öbür gün bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalıştıkları için vefat etseler bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Müvekkil Fatma Hanım da çok mağdur ama bu çocuklarımızın da mağduriyeti çok büyük, kendilerine sahip çıkılması lazım" dedi. Müvekkilinin maktul tarafından sistematik şiddete uğradığını ve cinayeti hayatta kalmak için işlediğini belirterek meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını talep eden Çelik, "Bu dosyaya sahip çıkılsın. Esas mağdur Fatma Adır'dır ancak şu an sanık koltuğunda. Sanık koltuğunda tutuklu yargılanıyor. 17 aydır tutuklu olan müvekkil, cezaevine ilk girdiğinde 80 küsur kiloydu. Şu anda 52 kilo. Bu iş planlı ve organize şekilde yapılsa bu kadının canına minnet olurdu, kilo vermezdi. Ortada bir mağduriyet var, bunun giderilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı. İlk duruşmadaki savunması Öte yandan, tutuklu sanık Fatma Adır'ın ilk duruşmadaki savunmasının detayları ortaya çıktı. Adır, 23 yıllık evliliği boyunca eşinden hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyledi. Eşinin 20 yıldır kumar oynadığını ve kaybettiği zamanlarda öfkesini kendilerinden çıkardığını öne süren Adır, "Sebepsiz yere sinirlenirdi, kapıyı üstümüze kilitler giderdi, bizi çaresiz bırakırdı. Gelip ne zaman açarsa o zaman açardı, bir şey diyemiyorduk. Çocuğum mesela tıraş olur gelirdi karne sevinci için, çocuğumun üstüne oturarak 'Saçlarını niye böyle yaptın?' derdi. Çocuk da özenmiş, arkadaşları modalı yapmış saçlarını. Üstüne basa basa otururdu, saçlarını keserdi. Çocuk artık ne karneyi almaya giderdi, ne de 3 ay boyunca evden çıkardı. Tatil geçince hep içeride kalırdı. Ben onların çaresizliğini izlerdim, onlar da benim çaresizliğimi izlerdi. Çocukların bebeklik hallerinde bile sinirliydi, döverdi, boğardı, boğazlarından tutardı çocuklar morardı, öldü ölecek sonra bırakırdı" dedi. "Saçlarımı kopartır kopartır yere atardı" Adır, kocasının daha önce kendisini elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayıltana kadar dövdüğünü, parmaklarını ve kaburgalarını kırdığını, boğazına bıçak dayayarak bileğini kestiğini ve ağzına silah soktuğunu ileri sürerek, "Ben kendi anneliğimden, kendi kadınlığımdan utanıyordum. Şiddeti çoktu. Yine bir keresinde kafama silah dayamıştı. Çocuklar 'Yapma' diye bağırıyorlardı. Sebebi de şuydu; ona, 'Çocuklarına niye babalık yapmıyorsun?' demiştim. Beni bıçakla yaralamıştı, buna görümcem de şahit olmuştu. Boğazımı tutarken, bakın bileğim de belli. Bileğimi kesmişti. Görümcem de çaresiz, o da benimle beraber ağlamıştı, sarılmıştı. Huyu derdi böyle derdik, üstünü kapatırdık giderdik. Saçlarımı her zaman tutardı, boynuma basarak saçlarımı kopartır kopartır yere atardı. Eve girdiğinde çocuklar uyumuş numarası yaparlardı. Günün birinde yine beni süpürgenin demir borusuyla feci şekilde dövmüştü" diye konuştu. "Seni öldürmezsem adam değilim diyerek üzerime saldırdı" Savunmasında olay gününü de anlatan Fatma Adır, kocasının gündüz saatlerinde dükkana gelerek burada bulunan silahının yerini kontrol edip gittiğini aktardı. Bu durum üzerine öldürüleceğinden korkarak silahı sakladığını belirten Adır, akşam saatlerinde kocasının dükkana tekrar geldiğini söyledi. Adır savunmasında şunları kaydetti: "Eşyaları tekmeledi, her şeyi bir tarafa attı. Ben de hiç bir şey demeden onları toplayıp tekrar yerleştiriyordum, kutuya koyuyordum, etrafı düzeltiyordum. Benimle tartışırken komşunun biri kapının önünden geçiyordu. Kapının önünden geçerken sesleri duymuş. Kapıyı hafif açtı, hava soğuktu. Halimi sormak istedi, 'Nasılsın' diye sordu. Ben onu göndermeye çalışıyordum. Bana, 'Çok kötü gözüküyorsun, iyi misin? diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Eşim birileri bizim olayları gördüklerinde daha çok sinirleniyor, alevleniyordu. Onu göndermeye çalıştım, içeri geçtim. Bana daha çok alevlendi. O kadar çok küfür ve hakaretler etti. Bana, 'Seni öldüreceğim, seni öldürmezsem ben adam değilim' dedi. Benim anneme küfür etti, dönüp kendi annesine de küfür etti. Hiç hayatında ağzından çıkmadığı iki küfür vardı, onu da o an söyledi." "Kan dolmuştu gözlerine, bağırıyordu" Adır, savunmasına şöyle devam etti: "Bu beni öldürür diye silahı aldım, dükkanın arka tarafına gittim. Hayatımda silah kullanmamışım, bilmiyorum. Silaha dokunduğum gibi silah patladı. Ben büyük bir korku, şok yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Silahı tekrar götürüp yerine koydum. Aradan iki dakika geçti aklıma geldi. Silahı oradan aldım kutuya koydum. Geldiği gibi üstüme saldırdı. O an o komşu kapıdan gitti, yumruk attı bana. Beni kapının önünde sıkıştırdı. Silahın olduğu yere yöneldi. Kan dolmuştu gözlerine, bir bağırma sesi vardı. Oraya yöneldi, 'Silahım nerede?' diye bağırdı, elini gezdirdi. Ben zaten mutfağın oradaydım, elimi attığım gibi bir anlık kutudan o silahı aldım. Aldığım gibi ateş ettim. O mermi bir yerine geldi mi, gelmedi mi o an fark etmedim. İki-üç adım daha üstüme geldi, bağırarak ve sonra düştü orada. Düşünce şoktaydım, kendimi kötü hissettim. Amacım da öldürmek gibi bir şey değil." Çocuklar anneyi savundu, kardeşler şiddet iddialarını reddetti İlk duruşmada da tanık olarak dinlenen çiftin 5 çocuğu, babalarının annelerine ve kendilerine ağır şiddet uyguladığını ifade ederek annelerinden şikayetçi olmadıklarını belirtti. Çiftin üniversite öğrencisi kızı Kardelen Adır, "Bir babalık iç güdüsü zaten babamda yok, biz de onun babamız olduğunun farkında değiliz. Neden değiliz çünkü biz çocukken eve 3 ayda bir, 5 ayda bir geliyordu. 100 lira para gönderiyordu, 'Bununla geçinin' diyordu. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey, üşüdüğümüz için. Evin tavanları rutubet, biz hepimiz astım hastası çocuklarız, hastalanmayalım diye" şeklinde konuştu. Kardelen Adır, "Babam bizi öyle bir darp ederdi ki, öyle normal bir şekilde değil. Eren'in üstüne arabayı sürerdi. Üniversiteye gideceğim zaman benimle bir anda konuşmayı kesti. 'Nasıl gidiyorsan git' dedi. 'Tamam, gideceğim. Hiç bir şekilde kalmayacağım' dedim. Kalktım ve annem çok ağladı. 'İnsanın çocuğu üniversite kazanınca insan helal olsun kızıma demez mi?' dedi. Annemi o gün o kadar çok dövdü ki, üstüne beni de dövdü. Ben okula yüzüm mor gittim" ifadesini kullandı. Annesinden şikayetçi olmadığını ifade eden Kardelen Adır, "Babamın hayvanlara merhameti yoktu, insanlara merhameti yoktu, kimseye merhameti yoktu. Hiç kimseye merhameti yoktu. O yüzden demek istediğim şu ki, kesinlikle babamın başkalarına da şiddeti vardı. Kendi çocuklarına da vardı" dedi.

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda" Haber

Genç kadın durakta tacizciyi saniye saniye kaydetti: "Ben hovardayım, hovarda"

Genç kadının kayda aldığı görüntülerde, şüphelinin cinsel organıyla oynadığı anlar yer alırken, "Ben hovardayım, hovarda" diyerek güldüğü de duyuldu. Şüphelinin yaklaşık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesinin ardından yaşadığı korku dolu anları anlatan Ak, "Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var. Ben bunlardan tiksindim. Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" dedi. Olay, 4 Nisan'da Körfez ilçesindeki Hamit Kaplan Caddesi'nde yer alan otobüs durağında meydana geldi. Kız arkadaşıyla buluşmak üzere durağa gelen 28 yaşındaki Kübra Ak, olaydan yaklaşık bir hafta önce de kendisini rahatsız ettiği iddia edilen M.B.'ye (56) rastladı. Genç kadının durağa geldiğini gören şüpheli M.B., bakışlarıyla başladığı tacizin ardından herkesin içinde cinsel organıyla oynamaya başladı. M.B.'nin tavırlarından rahatsız olan genç kadın, cep telefonu kamerasıyla yaşananları anbean kaydetmeye başladı. Görüntülerde, şahsın cinsel organıyla oynadığı, zaman zaman dilini çıkarıp içinden söylendiği ve Ak'a bakıp kafasını salladığı, bu sırada yanlarında duran bir başka vatandaşın ise yaşananlara tepkisiz kaldığı görüldü. "Ben hovardayım, hovarda" Kübra Ak'ın yanına yaklaşan şüpheli, onu izlediğini ve durağa karşıdan geldiğini gördüğünü söyledi. Görüntülerde, bir süre daha genç kadının yanında duran M.B.'nin, gülerek "Ben hovardayım, hovarda" dediği duyuldu, ardından ise "Sevgili arıyorum" dediği öne sürüldü. "Seni terk eder giderim" Bu sözler üzerine Kübra Ak, "Nasıl yani? Siz hovardasınız ve sevgili mi arıyorsunuz? Söylemek istediğiniz bu mu?" diyerek tepki gösterdi. Şüphelinin, "Yanlış anlama, seninle işim olmaz. Benim şu an işim var" şeklindeki yanıtı üzerine genç kadın, "Neden bana hovarda olduğunuzu söylüyorsunuz? Ben şu an bunu yanlış anlıyorum. Beni oradan buraya takip ediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Şüpheli M.B. ise "Seni terk eder giderim" karşılığını verdi. Yaşadığı korkuyla durumu mesaj attığı arkadaşının polis çağırmasının ardından, olayın getirdiği öfkeyle genç kadın şüpheliye birkaç kez vurdu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerince gözaltına alınan 2 çocuk babası M.B., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı. İlk duruşmada tahliye kararı Yaklaşık bir ay tutuklu kalan sanık M.B., iki gün önce görülen ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık, "Ben durakta bekliyordum. İki dakika durmadan ayrıldım. O kendi kendine konuşuyordu, canlı yayın mı yapıyordu ne yapıyordu anlamadım. Rahatsız olup ayrıldım. Hepsi iftira" şeklinde savunma yaptı. Sanık avukatı ise videoda ve sözlerde suç teşkil edici bir unsur olmadığını öne sürerek, "Görüntüler yanlış anlaşılmaya uygundur. Suç teşkil edip etmediği tartışmaya dayalıdır. Tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini talep ederiz" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. "Ağlama krizine girdim, karmaşıklık yaşadım" Yaşadığı travmayı İHA'ya anlatan 28 yaşındaki Kübra Ak, olayın aslında 1,5 ay öncesine dayandığını söyledi. Ak, "Yaklaşık 1,5 ay önce bir kere burada kendisiyle karşı karşıya kaldım. Karşıdan buraya yanıma geldi ve cinsel organıyla oynuyordu. O zaman sessiz kalıp gittim ve az ileride ağlama krizine girdim. İster istemez bir karmaşıklık yaşadım. Ne yapacağımı bilemiyordum" dedi. "Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor" Bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra (olay günü) M.B.'yi aynı bölgede bir kez daha gördüğünü ifade eden Ak, şöyle konuştu: "Arkadaşımı beklemek üzere karşıdan durağa geçtim. Benim ardımdan adam geldi, karşıya geçip bana kaş göz yaptı, dilini çıkarttı, ağzının içerisinde bir şeyler geveledi ve bu sırada da cinsel organıyla oynuyordu. Burada bir beyefendi vardı başımızda, onu kaldırıp, 'Karşı durağa gitmen gerekiyor, senin otobüsün orada' diyip göndermeye çalıştı. Otobüs geldiğinde beyefendi kalkıp gitti. Sonra gelip buraya, 'Ahmak işte, göndermeye çalıştım gitmedi' gibi şeyler söyledi. Ben oralı olmamaya çalışıyorum ve video kaydına devam ediyorum. Bana İzmit'e gideceğini söyledi. Ben de, 'Beni o duraktan buraya kadar takip ettiniz, gördünüz geldiğimi' dedim. 'Evet, indin, geldiğini gördüm' dedi. Bunlar zaten video kaydında da var. Benim geldiğimi gördüğünü söylüyor. İzmit otobüsü geldiğinde, 'Otobüs geldi, gitmeyecek misiniz?' dedim. 'Yok, ben arkadaşımla buluşacaktım' dedi. Otobüs gittikten sonra bana 'Ben hovardayım, sevgili arıyorum' dedi. Ben tabii orada anlayamıyorum, konuşmasını da anlayamıyorun. 'Hovardayım işte' deyip kahkaha atıyor. Ben o an şaşırdım. Sevgili aradığını söylüyor, yüzüme bakarak cinsel organıyla oynuyor." "Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir" Kübra Ak, olayın yaşandığı durağın hemen yakınında bir okulun bulunduğuna dikkati çekerek, "Burası kalabalık bir ortam, çocukların okuldan çıktığı bir yer. Ben yaşımdan dolayı niyetini anlayabilirim ama küçük çocuklar anlayamayabilir. Hemen aşağısı dere, birine zarar gelse, boğuşma olsa... Ben bunların hepsini düşünerek arkadaşımdan destek istedim. Polis çağırdı. Polisi karşıda görünce 'İstemezsen sen bilirsin' gibi benimle konuşarak arkasını döndü gitti. Ben o an sinirlerime hakim olamadım. Kendimi koruma içgüdüsüyle mi anlamadım birkaç kez vurdum. Ben vurunca polisler yakalamalarını söyledi. İnsanlar yakalayıp adamı getirdiler. Polise şikayetçi olduğumu söyledim. O gece karakolda kaldı" diye konuştu. "Organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var" Ak, sözlerine şöyle devam etti: "Mahkemeye gittim. Kendisi zaten avukat tutmuş. İfadesinde kendisine iftira attığımı söylüyor. Benim onu darp ettiğimi, kameraya alırken de canlı yayın yapıyormuşum, kendi kendime söylendiğimi, bu sebeple gittiğini söylüyor. Ben ona gidip saldırıyormuşum, kendi beyanı bu şekilde ama tabii hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Ben o süreçte kendisini video kaydına alıyordum, kendimi koruma amaçlı. Burada gerçekten birine bir şey olabilirdi. Şuan dava devam ediyor. Kendisi serbest bırakıldı. Yaklaşık bir ay tutuklu kaldı. Açıkçası böyle insanların, özellikle çocuklara, kadınlara, insanlara zarar vermesini istemiyorum. Ben kendisinden şikayetçiyim. Süreç devam ediyor. Ayrıca ben velilerin de dikkat etmesini istiyorum. Hem okul köşesinde hem de kalabalık bir ortamda cinsel organıyla oynayan bir insan her şeyi yapabilir diye düşünüyorum. Kendilerinin 'görüntüler yanlış anlaşılmaya müsait' gibi bir beyanı oldu ama ben görüntülerin yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmüyorum. Alelade organıyla oynayıp, yüzüme bakarak kendi içinde keyif alıyormuş gibi hareketleri var, videolarda da belli. Ben bunlardan tiksindim. Bir başkasının, özellikle de küçük çocukların asla bunu yaşamasını istemiyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum." "Benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil" Hayatında ilk kez böyle bir olayla karşı karşıya kaldığını vurgulayan genç kadın, "Böyle olayları okumak ile yaşamak gerçekten çok farklı. Duyunca, 'Geçmiş olsun' deyip bu kötülüğü yaşayan kişiyle empati kurmaya çalışıyorsunuz ancak yaşadığınızda ne tepki vereceğinizi, çevrenin baskısı, kimse yardım etmiyor...Ben bu olayı yaşarken durakta bir beyefendi vardı, o bile konuya dahil olmuyor. Belki gündemden dolayı dahil olamıyordur ama hoş bir durum değil. Bir kadının yüzüne bakarak iğrenç bir hareket sergileniyor, bu hoş bir durum değil. Yaşadığım duygu karışıklığı, sinir, öfke, vücuduma gelen titremeler...Kendimi ifade bile edemedim. Zaten bu yüzden şahsa vurdum ama bu duyguyu yaşadığım için bu gerçekleşti. Kötü bir şey, kimsenin başına gelsin istemem. Tamam, bana fiziksel olarak dokunmamış olabilir ama benim yüzüm, bedenim bir başkasının zevk aracı değil. Hiç kimse bir başkasının yüzünü, bedenini tatmin aracı olarak kullanamaz" ifadesini kullandı. Süreç içerisinde şahısla uzlaşmayacağının altını çizen Ak, "Maddi olarak tazminat talebim yok, ceza almasını istiyorum. Ulu orta bunu yapan bir insan başka şeyler de yapabilir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Bursa makine sektörü ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı Haber

Bursa makine sektörü ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı

Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde yurt dışı iş programları büyük önem taşırken, BTSO da firmaların dış ticaret hacmini artırmak hedefiyle 2026 yılında farklı coğrafyalara yönelik iş programlarını sürdürüyor. BTSO öncülüğünde yürütülen 3. Makine Teknolojileri UR-GE Projesi kapsamında UR-GE üyeleri ilk yurt dışı programını sektörün en önemli organizasyonlarından ITES China Fuarı’na çıkarma yaparak gerçekleştirdi. 120 bine yakın kişi, bin 600’ün üzerinde firmanın katıldığı fuarda, BTSO UR-GE projesi üyeleri son teknolojileri yerinde inceleme fırsatı buldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, meclis ve komite üyeleri ve 80’i aşkın firma temsilcisinin yer aldığı heyet, fuarı detaylı bir şekilde incelerken farklı coğrafyalardan katılımcılarla görüşme imkanı yakaladı. "HEDEFİMİZ TÜRKİYE İHRACATINA KATKI KOYMAK" BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Makine UR-GE’nin 81 sektör paydaşıyla birlikte ITES China Makine, Otomasyon, Ekipmanları ve Elektronik Fuarı’nı ziyaret ettiklerini söyledi. Bu fuarın otomasyon teknolojileri ve elektronik açısından son derece belirleyici ve öncelikli bir organizasyon olduğunu söyleyen Şener, "Bizler de bu fuarda üretimlerimizin çeşitliliğini artırmak ve rekabet kapasitemizi geliştirmek için incelemelerde bulunuyoruz. Aktif olan 17 UR-GE’mizin önemli projelerinden biri makine UR-GE’miz. Bu fuarda hem Çin pazarını analiz etme hem de üretim teknolojileri hakkında bilgi edinme fırsatı bulduk. Çin, yüksek miktarda makine ithalatı yapan ve Amerika, Japonya, Almanya ile İtalya gibi güçlü rakiplerle rekabet ettiğimiz bir pazar. Biz de firmalarımızla birlikte bu pazarda yerimizi güçlendirmek adına sahada incelemeler gerçekleştirdik. Makine UR-GE’si olarak ilk kez Çin’e yönelik bir program düzenledik ve bu ziyaret tüm katılımcılar için oldukça verimli geçti. Ticaret Bakanlığımızın desteğiyle yürüttüğümüz UR-GE projeleriyle üyelerimizin ihracat performansını artırırken yeni pazarlara açılmalarını da sağlıyoruz. Bu çalışmalarla hem sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de Türkiye ihracatına katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi. Çin pazarına yönelik UR-GE programı kapsamında savunma ve enerji alanında sektöre ve firmalarına neler katabileceklerini araştırmak amacıyla fuara katıldıklarını söyleyen UR-GE Üyesi Faruk Önal, "BTSO’nun düzenlediği UR-GE programları firmalar için son derece önemli ve faydalı. Mümkün oldukça tüm UR-GE organizasyonlarına katılarak farklı iş yapma biçimlerini ve yenilikleri yerinde görüyoruz. Elde ettiğimiz bu kazanımları Bursa’da firmamızda uygulayarak kendimizi geliştirmeye ve ihracatımıza katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu projelerin hayata geçmesini sağlayan ve desteklerini esirgemeyen BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’a da teşekkür ediyorum" diye konuştu. BTSO’nun makine UR-GE kümelenmesi sayesinde dünyanın birçok pazarına ulaşabildiklerini söyleyen UR-GE Üyesi Emre Bahtiyar, "Gerçekten güzel bir organizasyon, hepimiz için verimli oldu. Şehrimiz makine sektöründe iyi bir konumda olsa da Çin, maliyetler ve yenilikler açısından ciddi bir rakibimiz. Özellikle yapay zekânın makinelere entegrasyonu konusunda önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Biz de bu gelişmeleri yakından takip etmek ve bu alanlarda neler yapabileceğimizi öngörmek adına buradayız" şeklinde konuştu. BTSO 9.Meslek Komitesi Başkanı Tülay Kurtul, BTSO makine UR-GE projesi kapsamında geniş bir heyetle Çin’de düzenlenen ITES Fuarı’na katıldıklarını söyledi. Fuarda sergilenen yeni teknolojileri yerinde inceleyerek Türk sanayisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik fırsatları değerlendirmek amacıyla bu organizasyonda yer aldıklarını söyleyen Kurtul, "Burada sektörümüz açısından neler yapabileceğimizi görmek ve gelişen teknolojileri yakından takip etmek için kapsamlı incelemelerde bulunuyoruz. Çin pazarına yönelik ilk kez gerçekleştirilen bu UR-GE programı, firmalarımız açısından önemli bir deneyim ve kazanım sağlıyor. Elde ettiğimiz bilgileri ve gözlemleri kendi üretim süreçlerimize yansıtarak daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. UR-GE Üyesi Mehmet Parladı ise, "Sektörün yönünü ve yeni teknolojileri yerinde görmek bizim için çok değerli. UR-GE projeleri firmalarımıza büyük katkılar sağlıyor" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.