Hava Durumu

#Sgk

Yeni Marmara Gazetesi - Sgk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sgk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

EYT'yi kıl payı kaçıranlara müjde Haber

EYT'yi kıl payı kaçıranlara müjde

Bir üretim tesisinde 1994 yılında işbaşı yapan M.D., 2017 yılı Temmuz ayında hastaneye gittiğinde sigortasının yatırılmadığını öğrenince hayatının şokunu yaşadı. Bunun üzerine iş sözleşmesini feshedip işten ayrılan M.D., İş Mahkemesi'nin kapısını çaldı. Ücret bordrolarının asgari ücretten düzenlendiğini, ödenmeyen ücret alacakları bulunduğunu, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ücret ve yıllık ücretli izi alacaklarının tahsili talebiyle dava açtı. Davalı işletmeci, davacının sigorta işe giriş beyannâmeleri ile işten çıkış beyannâmeleri arasındaki dönemlerde, bordrolarda gösterilen ve sigortaya bildirilen asgari ücret ile çalıştığını, 2017'de istifa ettiğini, işlerinin az olması nedeni uzun yıllardır sezonluk olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istedi. İş Mahkemesi, davacının davalı işyerinde 1995-2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, ayrıca ücret ve yıllık ücretli izin talebinin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Kararı davalı işveren avukatı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet süresini ispat yükünün davacıda olduğu ve yazılı delil bulunmadığında tanık beyanlarına göre sonuca gidilmesi gerektiğine dikkat çekti. Davacı tanıklarının davacının yakın akrabası olduğu ve fesih dönemine kadar davacı ile birlikte çalışmalarının da bulunmadığı, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün çalışması bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Kararı davacı işçi temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi. Bilirkişi raporunda tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre 1. seçenekte davacının 23 yıl 2 ay ve 2. seçenekte SGK kayıtları doğrultusunda 13 yıl 2 ay ve 25 gün üzerinden hesaplama yapıldığı hatırlatıldı. İş Mahkemesi'nin davacının çalışmasının tanık beyanlarına göre kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay olduğu kabul edilen 1. seçeneğe itibar edildiği vurgulandı. Bölge Adliye Mahkemesi'nin ise davacı tanıklarının davacının kardeşi olduğu ve fesih dönemine kadar davacı ile birlikte çalışmalarının da bulunmadığı, bu nedenle SGK kayıtlarına göre davacının kesintili olarak 13 yıl 2 ay 25 gün çalıştığı kabul edilerek bilirkişi raporundaki 2. seçeneğe göre sonuca varıldığı dile getirildi. Yargıtay'ın, eksik gün sayısı sebebiyle EYT'yi kıl payı kaçıranlara müjde niteliğindeki kararda şu ifadelere yer verildi; "Dosya kapsamında davacının kardeşi olduğunu beyan eden davacı tanıklarından İ.D, davalı işyerinde 1989 yılı sonlarında çırak olarak çalışmaya başladığını, 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar üretim bölümünde kesici olarak çalıştığını beyan etmiştir. Davacının davalı işyerinde kendisi aracılığıyla Nisan-Mayıs 1994 aylarında çalışmaya başladığını ifade etmiş; davacının ilk işe giriş tarihi ve davalı işyerinde kesintisiz çalışma olgusunu doğrular mahiyette beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı İ.D'nin davacıyla akrabalık ilişkisi tek başına tanık olarak beyanına itibar edilmemesini gerektiren bir husus olmadığından ve tanığın davalı işyerindeki hizmet süresi nazara alındığında dosyadaki mevcut ispat durumuna göre; davacının davalı işyerinde 01.05.1994 tarihinden 31.01.2006 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalıştığı kabul edilmeli ve sonraki çalışma dönemleri için SGK kayıtlarına itibarla sonuca gidilmelidir. Kararın bozulmasına Bölge Adliye Mahkemesi'ne dosyanın gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir." Öte yandan kararda, çalışma süresinin belirlenmesinde şu kayıt ve delillerin dikkate alınabileceği ifade edildi; "SGK kayıtları, işveren ve işyeri kayıtları, işyerine giriş ve çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, işyerinde çalışan kişilerin tanıklıkları, komşu işyerlerinde çalışanların tanıklıkları ve dosya kapsamındaki diğer deliller."

İşverenlerin başını bu hileler yakıyor Haber

İşverenlerin başını bu hileler yakıyor

Gerçek maaşın yüksek olmasına rağmen, vergi ve sigorta priminden kaçınmak için maaşın asgari ücret kadar kısmının bankadan yatırılıp kalanının elden verilmesi gibi işverenlerin muhtelif hileleri çalışanları mağdur ediyor. İşverenlerin küçük hesapla yaptığı hilelerin mahkemelerden ağır bedellerle geri döndüğüne dikkat çeken Bursa Barosu avukatlarından Enes Şenay, en çok başvurulan işveren hilelerini şöyle sıraladı: "Çalışanın ayda 30 gün çalışmasına rağmen SGK'ya 10-15 gün gibi eksik günlerle bildirilmesi veya hiç sigorta yapılmaması. Fazla mesai, hafta tatili veya ulusal bayram çalışmalarının bordroda ‘temel ücretin parçası’ gibi gösterilerek ödenmemesi. İşe giriş sürecinde çalışandan alınan tarihleri boş istifa dilekçeleri veya ibraname gibi belgelerin, işten haksız çıkarıldıklarında işveren tarafından ‘kendi isteğiyle ayrıldı’ şeklinde kullanılması. Kıdem veya ihbar tazminatı ödememek için, çalışanın işten ayrılırken haksız yere disiplinsizlik veya hırsızlık gibi yüz kızartıcı suçlar (SGK Kod-29/42-50) ile gösterilerek işten atılması. Giriş-çıkış yaparak kıdemlerin düşürülmesi, uydurma tutanaklar, maaşın bir bölümünü elden verme, sürgün (görev yeri değişikliği), şirket evliliği bahanesi, ‘tazminatlarını taksitle ödeyeceğim’ bahanesi en çok yapılan hilelerdir. " Hileler mahkemeden geri dönüyor İş mahkemelerinde adaletin yerini bulduğunu belirten Avukat Enes Şenay, "İşveren tarafından tutulan tek taraflı tutanakların hukuki geçerliliği yoktur. Görev yeri değişikliği yapılan işçiye haklı fesih hakkı tanınıyor. Kıdem düşürmek için yapılan giriş çıkışlar geçersizdir. Elden ödenen paralar ispatlandığı taktirde işverenler ağır bedeller ödüyor" uyarısında bulunuyor.

Yas yaşarken haklarınızı es geçmeyin Haber

Yas yaşarken haklarınızı es geçmeyin

Aile fertlerinden birinin vefatı sonrası yas süreci içinde aceleyle işlem yapılması muhtelif mağduriyetlere sebebiyet verebiliyor. Bursa Barosu avukatlarından Yasin Uğur, cenaze yardımı, miras paylaşımı, reddi miras ve kıdem tazminatı gibi önemli hususların yas süresince ihmal edildiğine dikkat çekiyor. Avukat Uğur, "Birçok kişi bu süreçte cenaze yardımı, miras payı, dul-yetim aylığı ve kıdem tazminatı gibi haklardan haberdar olmayabiliyor. Oysa bu haklar yasal olarak mirasçılara tanınmıştır ve belirli süreler içinde talep edilebilir. Özellikle SGK cenaze yardımı E-Devlet üzerinden kontrol edilebilir ve alınmadıysa 5 yıl içinde başvuru yapılabilir. Emekli sandığı emeklisi için cenaze yardımı 26 bin 369 lira, SGK ve Bağkur emeklisi için de 6 bin 398 liradır. Miras reddedilse bile dul veya yetim aylığı alınabilir. Vefat eden çalışanın kıdem tazminatı veraset ilamındaki paylara göre mirasçılara ödenir" dedi. Miras paylaşımında bir dizi yanlış uygulamalar olduğunu hatırlatan Avukat Yasin Uğur, hak sahipliğinin netleştirilmeden banka, tapu, paylaşım veya tahsil işlemlerine başlanmasının mağduriyete sebep olduğunu söyledi. Avukat Uğur şöyle devam etti; "Türk Medenî Kanunu'na göre mirasın, ölüm anında kendiliğinden açılır; mirasçılar malvarlığı unsurlarını ve alacakları kazanırken, kural olarak murisin borçlarından da sorumlu hâle gelir. Bu nedenle vefat sonrası ilk soru yalnızca ‘hangi haklara sahibim?' değil, aynı zamanda ‘hangi risklerle karşı karşıyayım ve hangi süreleri kaçırmamalıyım?' olmalıdır. Yakınınız vefat ettiğinde temel hukuki başlıklar genellikle şu eksende toplanır: mirasçılık belgesinin alınması, terekenin aktif ve pasifinin tespiti, gerekiyorsa mirasın reddinin değerlendirilmesi, SGK'dan ölüm aylığı veya cenaze ödeneği başvuruları, kamu görevlileri bakımından Emekli Sandığı statüsüne bağlı ölüm yardımı ve cenaze ödeneği, vefat eden çalışanın kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları, tapu intikali ile veraset ve intikal vergisi sürecinin yürütülmesi. Dosyanın niteliğine göre vasiyetname, saklı pay, miras paylaşımı, terekeye temsilci atanması, ortaklığın giderilmesi veya alacak davaları da gündeme gelebilir."

Milyonlarca memur ve emekliyi ilgilendiriyor: 5 aylık zam farkı belli oldu Haber

Milyonlarca memur ve emekliyi ilgilendiriyor: 5 aylık zam farkı belli oldu

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, mayıs ayında enflasyon aylık bazda yüzde 1,71 olarak gerçekleşti. Bu veriyle birlikte milyonlarca emekli ve memurun temmuz ayında alacağı maaş artışına ilişkin hesaplamalarda son aşamaya girildi. Kesin zam oranları, 3 Temmuz’da açıklanacak haziran ayı enflasyon verisinin ardından belli olacak. SGK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 16,60 zammı hak etti Açıklanan verilere göre SGK ve Bağ-Kur emeklileri, yılın ilk beş ayında oluşan enflasyon oranları doğrultusunda toplam yüzde 16,60’lık artışı şimdiden hak etmiş durumda. Beş aylık dönemdeki enflasyon oranları şu şekilde gerçekleşti: * Ocak: Yüzde 4,84 * Şubat: Yüzde 2,96 * Mart: Yüzde 1,94 * Nisan: Yüzde 4,18 * Mayıs: Yüzde 1,71 Bu verilerin birikimli hesaplanmasıyla 5 aylık toplam enflasyon oranı yüzde 16,60 oldu. Nihai zam haziran verisiyle kesinleşecek Temmuz ayında maaşlara yansıtılacak zam oranı için gözler şimdi haziran ayı enflasyonuna çevrildi. Haziran verisinin de eklenmesiyle birlikte yılın ilk 6 aylık enflasyon oranı hesaplanacak ve emekli maaşı zammı kesinleşecek. Memur ve memur emeklilerinde enflasyon farkı Memur ve memur emeklileri, toplu sözleşme zammına ek olarak enflasyon farkı alıyor. Mayıs ayı itibarıyla oluşan hesaplamalara göre memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkı yüzde 5,04 seviyesine ulaştı. Bu orana, 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında belirlenen yüzde 7’lik zam eklendiğinde toplam kümülatif artış oranı yüzde 12,40 olarak hesaplanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.