Hava Durumu

#Şifa

Yeni Marmara Gazetesi - Şifa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şifa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD'den Türkiye'ye şifa için geldi Haber

ABD'den Türkiye'ye şifa için geldi

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan 49 yaşındaki Shakeela Noori, göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede aort kapağı daralması teşhisi aldı. Bunun üzerine kendi ülkesi başta olmak üzere Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde tedavi imkanlarını araştıran Noori, eşinin arkadaşının tavsiyesi ile Bursa Şehir Hastanesi'nde karar kıldı. Ameliyat için Bursa'ya gelen Noori, Bursa Şehir Hastanesi'nde Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman tarafından operasyon ile sağlığına kavuşturuldu. Serviste tedavisine devam edilen Noori, şifa ile taburcu olarak ülkesine döndü. Ameliyat sürecine ve hastanın durumuna ilişkin açıklamalarda bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman, yüksek teknoloji ve ekip deneyimi gerektiren bir operasyonu başarıyla tamamladıklarını belirtti. Hastanın operasyon için pek ülke arasından Türkiye'yi tercih ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kahraman, "Hastamıza göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle orada yapılan tetkiklerinde aort kapağında ciddi darlık tespit edilmiş. Biz de yaptığımız tetkik ve taramalarda buna ek olarak aortunun da geniş olduğunu tespit ettik. Yaptığımız kalp anjiyosunda kalp damarlarının temiz olduğunu gördük. Bunun üzerine hastamıza elektif şartlarda bir operasyon planladık. Operasyonda yaşı itibarıyla mekanik kalp kapağını tercih ettik, genişlemiş olan aort dokusunu daralttık. Operasyon yaklaşık 3 saat civarı sürdü. Çok iyi geçti" dedi. Kalp cerrahisinin yüksek teknoloji, multidisipliner çalışma ve ekip deneyimi gerektiren bir operasyon olduğunun altını çizen Kahraman, "Bu operasyonu Sağlık Bakanlığımız ve İl Sağlık Müdürlüğümüzün destekleriyle, her türlü teknolojik altyapıyla en iyi şekilde gerçekleştirebilmekteyiz. Hastamızın dünyada pek çok ülkede bu araştırmayı yapıp ülkemizi tercih etmesi bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı. Hastamızı sağ salim yürür bir şekilde görmek, şifa ile taburcu edebilmek ise en büyük mutluluğumuz" diye konuştu. Bursa Şehir Hastanesi'nde eşinin tedavi sürecini yakından takip eden iş adamı Anwar Najeemi ise, ABD'de başlayan teşhis sürecini, yaşadıkları endişeleri ve Türkiye'yi tercih etme nedenlerini aktardı. Hastalığın teşhisi ile büyük bir korku yaşadıklarını dile getiren Najeemi, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Her şey göğüs ağrısıyla başladı. Birkaç gün sonra kollarda ağrı ve sırt ağrısı şikayetleri de eklenmeye başladı. Şikayetleri başladığında Amerika Birleşik Devletleri'nde bir doktora görünmemiz gerekti. Oradaki doktorlar bize kendisinin bir kalp rahatsızlığı olduğunu söylediler. Böyle bir rahatsızlığı, özellikle de kalp gibi ciddi bir problemi duymak ve bunu kabullenmek gerçekten çok zor bir durum. Bu durumla ilgili olarak daha önce üç ülkeye gitmiştim. Ben bir iş adamıyım, bu yüzden sürekli farklı ülkelere seyahat ederim. Ancak Türkiye'deki Harun adındaki bir arkadaşımla bu durumu paylaştığımda, bana Türkiye'ye gelmemizi tavsiye etti. Bize Doktor Nail'in adını verdi. Biz de sistemi ve doktoru araştırdık; onun adı ve çalışmaları hakkında çok fazla olumlu geri bildirim gördük. Buraya gelip tedaviyi burada yaptırmaya karar vermemizi sağlayan şey tam olarak bu oldu." "Eşim tamamen sağlıklı" Tedavinin çok zor geçeceğini sandıklarını belirten Najeemi, "Ama Allah'a şükürler olsun ki her şey çok kolay geçti. Sağlık ekibi bize çok fazla yardımcı oldu, gerçekten çok iyi ve candan insanlar. Eşim şu an kendisini tamamen normal, sağlıklı bir insan gibi hissettiğini söylüyor. Benim benzer durumları yaşayan ailelere tavsiyem, bu tür durumları olabildiğince geciktirmeden çözüme kavuşturmalarıdır. Özellikle Doktor Nail bu konuda çok başarılı; herkese en azından bir kez gelip Doktor Nail ile görüşmelerini tavsiye ederim" dedi.

Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu Haber

Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu

Viranşehir ilçesinde yaşayan Seyit Cuma Tufehi, konuşamayan insanlara dua edip ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu iddia etti. Ücret almayan Tufehi'nin insanların ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu gösteren videolar, kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Görüntüleri izleyenler, konuşamayan yakınlarını yanlarına alarak Viranşehir'e akın etti. Türkiye'nin dört bir yanından ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden telefonla arayan aileler, randevu aldıktan sonra konuşma güçlüğü çeken çocukları için kapıda uzun kuyruklar oluşturdu. Oğlunun ilk kelimelerini kullanmaya başladığını söyleyen Vahit Ekmen, "Benim oğlumun kulağı duyuyor ama konuşamıyor. Seyit Cuma Tufehi'nin yanına getirdik. Allah'a şükür oğlum yavaş yavaş konuşmaya başladı" dedi. Adana'dan geldiğini söyleyen Salih Gülağacı, "Adana'da gece dönercisiyim. Oğlumda bir kekemelik vardı. Sosyal medyada duydum getirdim. Seyit Cuma Tufehi onu konuşturdu. Buradan çok mutlu bir şekilde gideceğiz. Hüngür hüngür ağladık" dedi. Az da olsa oğlunun konuşmaya başladığını söyleyen İsmail Çılgın, "Çocuğumuzu getirdik, ağzına anahtar kattılar. Az bir şey bile olsa dili açıldı" diye konuştu. İki defa daha geleceğini söyleyen Çılgın, inşallah dilinin daha da açılacağını belirtti. Konya'dan geldiğini söyleyen İmam Bakır Özkan, çocuğunun konuşmasının çok ağır olduğunu ve buraya geldikten sonra konuşmaya başlayacağını umut ettiklerini dile getirdi.Buraya gelerek şifa bulduklarını söyleyen Mehmet Aydın, "Hiç konuşamayan insanlar buraya geldi ve iyileşti. Şifa buluyoruz. İnşallah devam edecektir" dedi. İnsanların Allah sayesinde konuştuğunu söyleyen Seyit Cuma Tufehi ise, dünyanın birçok ülkesinden insanların geldiğini belirtti. Tufehi, "Şifa veren Allah'tır, ben vermiyorum ama Rabbimizi sonsuza kadar severiz. Yeter ki inancı olsun. Allah'ın gözleri vardır, evliyaları vardır. Allah takva sahibinin yanındadır. Amel sahibinin yanındadır. Salih evliyalar vardır. Allah diyor ki, 'Eğer onlar isterse Allah da ister.' Allah bize nerede meyil ederse biz de oradayız. Bir tek Allah'ı arayacaksınız. Allah'ın kanunu Kur'an-ı Kerim'dir. Hazreti Muhammed'in yolunda, ehli beytin yolunda" diye konuştu.

Şifa Dağıtmaya Devam Ediyor Haber

Şifa Dağıtmaya Devam Ediyor

Uludağ Milli Parkı'nın muhteşem ormanlarıyla çevrili Kirazlıyayla'da, doğanın tam kalbinde yer alan Swissotel Uludağ Bursa, 1940'lı yıllarda olduğu gibi günümüzde de şifa dağıtmaya devam ediyor.  Anıtkabir'in mimarı H. Emin Onat ve Türkiye'nin ilk kadın mimarlarından Prof. Dr. Leman C. Tomsu tarafından 1946 yılında Kirazlıyayla Sanatoryumu olarak tasarlanan kompleks, köklü tarihiyle dikkat çekiyor. Bursa'nın en değerli mirasları arasında yer alan Kirazlıyayla Sanatoryumu'nun restorasyonu Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından tamamlanırken, konaklama hizmeti Swissotel Uludağ tarafından sağlanıyor. Konuklarına beden ve ruh sağlığını güçlendiren, stresi azaltan ve sakinleştiren doğasıyla bağ kurmaya davet eden Swissotel Uludağ, yıllar önce olduğu gibi 5 yıldız konforuyla şifa dağıtıyor.  5 yıldız konforunda detoks  Kirazlıyayla Senatoryumu'nun Swissotel Uludağ Bursa ile geleceğe ışık tuttuğunu kaydeden Swissotel Uludağ Bursa Genel Müdürü Ufuk Demir, “Bu proje çok önemli, binamız tarihi bir bina. 1940 yılında Anıtkabir'in mimarı H. Emin Onat ve Türkiye'nin ilk kadın mimarlarından Prof. Dr. Leman C. Tomsu tarafından sanatoryum olarak planlanmış. 1900'lü yılların başlarında “Tüberküloz” hastalığının yaygın olması sebebiyle Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkiye'de bir araştırma yapılıyor. Bu araştırmada verem savaş hastanesi en iyi nerede kurulabilir diye bir heyet kuruluyor. Bu heyet ise Türkiye'de 2 yer belirliyor. Bir tanesi 1923 yılında İstanbul Heybeliada Verem Savaş Hastanesi'dir. 1940'lı yıllarda da bu yapı inşa ediliyor. Buranın seçilme nedeni öncelikle bulunduğu rakım ve sahip olduğu doğal zenginlikler. Burası 1500 rakımda ve gördüğünüz üzere ormanlık alanda. Bu alan, hem verem hastalığı için hem kalp damar hastalığı için en ideal rakım olarak kabul ediliyor. Oksijen seviyesi dolayısıyla vücuda kaliteli oksijen giriyor. Konuklarımız için fiziksel yenilenme imkanı sunan tesisimizde konaklayan hastalar da doğal bir iyileşme sürecine giriyor. Tarihi niteliği ve bölgesel cazibesi açısında böyle bir yapıya sahip bir bina olunca da standart bir Swissotel konforunun ötesine de geçerek biraz daha iddialı girip dört mevsim sağlık oteli şeklinde hizmet sunuyoruz. Misafirlerimiz burada sabahları sağlık yürüyüşünün yanı sıra, nefes terapileri ve orman banyoları yapıyor. Tesisimizin yan tarafında güneşlenme terasları var ki kuruluş zamanında projelendirildiği gibi aynı hizmeti sağlıyoruz. Aynı zamanda bulunduğumuz bölge aslında gıda ve içecek anlamında da bir şifa kaynağıdır. Bölge Kirazlıyayla olarak geçiyor. Burada yetişen kırmızı meyveler antioksidan özelliklerine sahip ve burada oldukça fazla bulunuyor. Biz de misafirlerimize bu tip zengin karışımları sunuyoruz. Bölgedeki yetiştiricilerden temin ettiğimiz sağlıklı hayvansal ve bitkisel doğal gıdalar, özgün mutfak konseptimizin menülerinde şeflerimize ilham kaynağıdır. 1940'lı yıllarda şifa amaçlı inşa edilen bu güzel yapı ve önemli eser Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'ın vizyonu ile Bursa Business School kampüsü olarak önemli zirve ve etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam ederken, 5 yıldızlı sağlık oteli hizmeti ile şifa dağıtmaya da devam ediyor” şeklinde konuştu.  “Tatil yaparken zihinsel ve bedensel bir detoks deneyimi yaşayabiliyorsunuz”  Detoksun mevsimi olmadığını fakat Swissotel Uludağ Bursa'da eşsiz kar tatili ile birlikte ayrı bir keyif verdiğini söyleyen Uzman Diyetisyen Gamze Akbaş, “Pürovel Spa'da misafirlerimiz ıslak alan kullanımı yapabiliyor. Bu ıslak alan içinde açık ve kapalı havuz, sauna, buhar, şok, macera duşu ve Türk hamamı yer alıyor. Bunun dışında ise tuz odası kullanımı yapabiliyorlar. Bunların hepsinin dışında Swissotel'de Mountain Kliniğimiz var. Kliniğimizde yüksek teknolojili detoks cihazlarımız var. Bunlar hem zayıflamaya hem stres atmaya yönelik meditasyon ve terleme deneyimi ile toksinlerinizi atabileceğiniz cihazlardır. Bunların hepsi alındığında misafirlerimizin bütüncül bir sağlık deneyimini sağlıyoruz. Uludağ hem lokasyonu hem de eşsiz tarihi dokusu ile yüksek oksijen seviyesi ile temiz oksijen alabileceğiniz bir yer. Eşsiz doğası ve temiz havası sayesinde aslında şifayı maksimum seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz. Aslında bir detoks ve arınmanın bir mevsimi yok. Her mevsimde kendinize belli bir zihinsel ve bedensel rahatlama süresi ayırabilirsiniz. Uludağ'da olduğumuz için kışın ayrı bir keyfi var. Hem kar tatili yaparken hem de zihinsel ve bedensel bir detoks deneyimi yaşayabiliyorsunuz” dedi. 

Tunceli'de Dutun Şifa Yolculuğu Başladı: Pekmez Kazanları Kuruldu Haber

Tunceli'de Dutun Şifa Yolculuğu Başladı: Pekmez Kazanları Kuruldu

Türkiye'de dut üretiminin en yoğun yapıldığı yerlerden Çemişgezek ilçesinde, pekmez kazanları kaynamaya başladı. Çemişgezek ilçe merkezi ve köylerinde, dut ağaçlarından elde edilen dutlar pekmeze dönüşüyor. Uzun uğraş gerektiren pekmez üretimi, üreticilerin aile ekonomisine de önemli ölçüde katkı sunuyor. Çemişgezek ilçesi genelinde, tahmini olarak yaklaşık 100 ton üretilen pekmez, kalitesi bakımından yoğun talep görüyor ve pazar sorunu yaşamıyor. Birçok hastalığa şifa olduğu bilinen pekmez, odun ateşinde saatlerce kaynatıldıktan sonra güneş ısısında günlerce olgunlaşması sağlanıyor. "Çemişgezek’in her tarafı dut bahçesi" Organik dutlardan, hijyenik şartlarda pekmez ürettiklerini aktaran Eylem Yıldız, "Çemişgezek'te yaşıyorum. Çemişgezek'teki insanların en büyük geçim kaynaklarından biri dut ve pekmezdir. Dut artık dünyada tescillenmiş bir marka olarak Çemişgezek'te üretilmektedir. Ulukale köyümüzde üretilmektedir. Yazın dutlarımızı silkeleriz. Altına savanlarımızı sereriz. Sonra getirip büyük kazanlarda dutlarımızı kaynatıyoruz. Kaynattıktan sonra özel onlar için taşlarımız var. Taşlar üzerinde torbalara koyuyoruz ve orada süzülmesini bekledikten sonra kovalarla alıp kazanlarda tekrardan kaynatıyoruz. Sonra bunu damlarda, tepsiler de yayıp güneşte 2-3 gün beklettikten sonran şıranın pekmez haline gelmesini bekliyoruz. Güneşte birkaç gün bekledikten sonra artık sofralarımızda hazır, yenecek hale geliyor. Pekmezimizi organik dutumuzla, tamamen doğal yöntemlerle yapıyoruz. Hijyenik olmasına çok dikkat ediyoruz. Çemişgezek ilçemizin her tarafı adeta dut bahçesi. Çok uzun yıllardır bulunan dut ağaçlarımız var. Pekmez yapımı çok zor ve çok meşakkatli bir süreçten geçiyor. Yaptığımız pekmezlerin bir kısmını evimize ayırıyoruz, bir kısmını ise satıyoruz. Çemişgezek ilçemizde tahmini olarak 100 ton pekmez üretildiğini biliyoruz. Pekmezimiz her derde deva’’ dedi. Ürettikleri pekmezlerin birçok hastalığa şifa olduğunu bildiklerini aktaran Zafer Abay, "Organik dutumuzla hijyenik şartlarda yaptığımız pekmezlerimiz, ağız yaralarına ve kansızlığa iyi geldiği, çocukların gelişimine katkı sağladığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, ağız ve boğaz enfeksiyonlarına iyi geldiği ve sindirim sistemini güçlendirdiği, pekmezimizin tam bir enerji deposu olduğu söylenmektedir. İlçemizde tahminen 1000 yaşına kadar dut ağaçlarımız bulunmaktadır. Tamamı organiktir" diye konuştu.

 Renkli Lezzetlerin Şifa Dolu Dünyası Yaz Meyvelerinin Sağlığa Faydaları! Haber

 Renkli Lezzetlerin Şifa Dolu Dünyası Yaz Meyvelerinin Sağlığa Faydaları!

 Yaz Meyveleri ve Sağlığa Faydaları:  1. Karpuz: Susuzluğa Son, Kalbe Dost Yazın en popüler meyvesi olan karpuz, içeriğindeki yüksek su oranı (%90) sayesinde mükemmel bir susuzluk gidericidir. Ayrıca, kırmızı rengini veren likopen maddesi kalp sağlığını korur ve kanser riskini azaltır. Karpuz, A ve C vitamini açısından da zengindir, bu da bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve cildinizi güzelleştirir.  2. Çilek: Antioksidan Zengini Çilek, antioksidan bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Bu özelliği sayesinde cilt sağlığını korur, yaşlanma belirtilerini geciktirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca, çilek tüketimi kalp sağlığını destekler ve kan şekeri seviyesini düzenler. Tatlı ve ekşi tadıyla yazın vazgeçilmezleri arasındadır.  3. Kiraz: Doğal Ağrı Kesici Kiraz, doğal bir ağrı kesici ve anti-inflamatuar olarak bilinir. İçeriğindeki antosiyaninler sayesinde eklem ağrılarını hafifletir ve kas ağrılarını azaltır. Kiraz aynı zamanda uyku düzenini iyileştirir ve melatonin üretimini artırır, bu da daha iyi bir uyku kalitesi sağlar.  4. Şeftali: Cildinize İyi Gelir Şeftali, cilt sağlığı için harika bir meyvedir. İçeriğindeki A ve C vitaminleri sayesinde cildinizi besler ve nemlendirir. Şeftali, ayrıca sindirim sistemini düzenler ve bağırsak sağlığını destekler. Tatlı ve sulu yapısıyla yazın en sevilen meyvelerindendir.  5. Üzüm: Kalp Sağlığını Destekler Üzüm, kalp sağlığı için oldukça faydalıdır. İçeriğindeki resveratrol maddesi, kalp hastalıkları riskini azaltır ve damar sağlığını korur. Üzüm ayrıca enerji verir ve yorgunluğunuzu alır. Küçük taneleriyle büyük faydalar sunar. Yaz meyveleri, hem lezzetleriyle hem de sağlığa olan faydalarıyla sofralarımızın vazgeçilmezi. Bu meyveleri tüketerek hem serinleyin hem de sağlığınıza katkıda bulunun. Afiyet olsun!

Alman Hasta Samsun'da Sağlığına Kavuştu Haber

Alman Hasta Samsun'da Sağlığına Kavuştu

 Felç geçiren Alman hasta, şifayı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde buldu.   Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesinde önemli bir ameliyat daha başarıyla gerçekleştirildi. Almanya vatandaşı 64 yaşındaki Lehmann Gerhard, geçirdiği felç nedeniyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda beyin damarında tıkanıklık tespit edilen hasta, anjiografik yöntemle atardamardan müdahale edilerek tedavi edildi ve sağlığına kavuşturuldu.  "Hem ülkemiz hem de Samsun sağlık turizmine büyük önem vermekte"  Operasyon hakkında bilgi veren Nöroloji Uzmanı ve İnme Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Çetin Kürşad Akpınar, "29 Mayıs'ta gerçekleştirilen ameliyat sonrasında kısa sürede sağlığına kavuşan hastamızın felcinin nedeninin şah damarında darlık olduğu belirlendi. Bu tespit üzerine, işlemden bir hafta sonra dar olan şah damarına karotis stentleme tedavisi uygulandı. Böylece, hastanın yeniden felç geçirme riski ortadan kaldırıldı. Bu ameliyat, inme merkezimizin yetkinliğini ve başarılarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Hem ülkemiz hem de Samsun ili sağlık turizmine büyük önem vermektedir. Bu tür örneklerle inme merkezimiz, sağlık turizmine katkıda bulunmaktadır" dedi.  Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gerçekleştirdiği bu önemli ameliyatla bir kez daha sağlık alanındaki başarılarını kanıtlamış ve adından söz ettirmiş oldu. 

Alman Turistlerin Antalya Doğasına İlgisi Dikkat Çekti Haber

Alman Turistlerin Antalya Doğasına İlgisi Dikkat Çekti

Alman turisteler yıllardır aradıkları şifayı Antalya'da buldular. Mide, diyabet, sedef ve KOAH hastası olan Alman turistler Antalya'nın Akseki ilçesinde bulunan defne yaprağı, kekik, ada çayı, yaban mersini ve yaban zeytini yaprağından şifa buldular. Alman turistler bu bitkilerden yeniden almak için özel olarak Almanya'dan Antalya'ya gelerek Akseki turuna katılıp bu bitkileri temin ettiler.   Side-Manavgat bölgesinde faaliyet gösteren turizm acentesi satış pazarlama sorumlusu Faruk Boztaş, Türkiye'ye gelen turistleri alternatif turizm kapsamında Akseki-İbradı-Ürünlü-Belenalan köylerine gelip, buradaki tarihi doğal güzellikleri ve Altınbeşik Mağarasını gösterdiklerini söyledi.  Yıllardır bu bölgedeki yapmış oldukları çalışmalar neticesinde insanların yaban bitkilerini gösterme fırsatını da bulduklarını söyleyen Boztaş, “Geçen yıl bu bölgeye misafirlerimizi getirdiğimizde bazı misafirlerimizin mersin yaprağı, ada çayı, kekik, defne bitkilerini götürdüklerini tespit ettik. Daha sonradan bize bunlarla ilgili geri dönüşüm yazıları yazdılar. Bizde elimizdeki kaynaklara göre insanlara burada hangi bitkinin ne işe yaradığını tarif etmeye çalıştık. Bu kaynaklar tamamen Türkiye'de çalışılmış olan ve üniversitelerden gelen kaynaklar. Özellikle insanlara bu doğru bilgiyi insanlara doğru vermek açısından bu kitapları getirttirdik” dedi.  “Defne yaprağı KOAH hastalığına iyi geldi”  Geçen yıl Almanya'dan Türkiye'ye gelen ve Akseki turuna katılan hanımefendi eşinin KOAH hastası olduğunu, Akseki'nin Belenalan köyünden aldığı mersin yaprağı çayını kullandığını ve kendilerine defalarca mail atarak kendilerine bu yapraktan göndermelerini istediklerini anlatan Boztaş, “Bunu biz maalesef gönderemedik. Fakat kendisi yeniden Türkiye'ye geldi ve tekrardan bize ulaştı. Aslında onların amaçlarının aynı tura katılmak değil, Belenalan köyüne gelip bu bitkileri almak için geldiklerini söylediler. Kendilerinin Almanya'da birçok baharatçılarda aradıklarını ve Akseki'deki özelliklerde olmadığını söylediler. Kendisinin de aynı zamanda diyabet hastası olduğunu ve bunun içinde defne yaprağını belirli bir beslenme programını uygulayarak defne yaprağını takviye olarak kullandığını ve ilaçları tamamen bıraktığını söyledi. Kendisi artık herhangi bir ilaç kullanmadığını, adaçayı, kekik çayını da soğuk algınlığı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullandıklarını, bunların ilaçlardan daha iyi geldiğini söylediler. Biz bu bilgileri kendilerinden alıp daha sonrasında diğer misafirlerimize de ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu bitkilerin gerçekten faydasını kendi üzerimizde de görüyoruz. Kendimizde kullanıyoruz. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru saatte kullanıldığı zaman bu bitkiler tamamen şifa kaynağı olarak görülüyor” diye konuştu.    “Akseki bölgesinde bulunan bitkiler şifa kaynağı”  Rakım olarak Akseki bölgesinde bulunan bitkilerin daha şifalı olduğuna dikkat çeken Boztaş, “Biz sonuçta bitki uzmanı değiliz. Bu konuda Türkiye'de çok değerli hocalarımızdan bilgi alışverişinde bulunduk. Kendileri bize bunlarla ilgili kitaplar gönderdiler. O kitaplardan yola çıkarak gelen misafirlerimize taşımaya çalıştık ve bununla ilgili çok olumlu şeyler var. Özellikle Akseki bölgesinde bulunan bitkilerin yapılan araştırma sonucunda sadece bu bölgede toplanan bazı bitkilerin faydasının olduğunu tespit ettik. Kıyı şeridinde toplanan bir defneyaprağı ile Akseki'de topladığımız bir defneyaprağının aynı olmadığını gördük. Dolayısı ile buranın hem hava, hem iklim, hem de toprağındaki zengin mineralleri bu bitkileri tamamen beslediğini inanıyoruz. Bundan dolayı ülkemizde bulunan bitkileri aslında doğru kullanılıp insanlara doğru aktarılmasını ve bunun artık ileride bir ihracat için bire bir sebep olmasını öngörüyoruz. Bu şekilde olursa hem turizme deniz ve kum değil aynı zamanda sağlık turizmine de bir şekilde çevirebileceğimize inanıyoruz. Bu bölgede yaklaşık 4 yıldır bu şekilde çalışmamız var. Artık bu bölgenin insanların meyvesini topladığını görüyoruz. Bu bölgede bulunan insanlar, burada yaşayan insanlar, Yörüklerimiz bu işi benimsediler. Eskiden yanından geçtikleri bitkilere şimdi altın gözüyle bakıyorlar. Umarım ülkemiz açısından da faydalı bir gelişme olur” şeklinde konuştu.  “Yeniden bitki almaya geldim”  Almanya'da yaşayan ve yaşlılar evinde hemşire olan Mandy Freısleben, “Geçen sene bu turu yapmıştım. Bu bitkileri alıp Almanya'ya götürmüştüm. Bu bitkilerin aynısını Almanya'da çok aradım fakat kesinlikle bulamadım. Bitkilerden güzel beklentilerim oldu. Tekrardan bu yıl Almanya'dan gelerek aynı tura katıldım. Tek amacım ise aynı yerden bu bitkileri satın almak oldu. Kendim Adaçayı, defneyaprağı, mersin yaprağını çeşitli hastalıklar için kullandım. Bundan şifa buldum. Bunun için bu tura katılarak Akseki'den bu bitkileri bulup yeniden yerinde aldığım için mutluyum. Zeytin yaprağı çayını mide ve bağırsak sağlığı ve aynı zamanda zayıflamak için kullandık. Mersin yaprağını da KOAH hastalığı için kullandık. Defneyaprağını da kendimde diyabet olduğu için kullandım” diye konuştu.  “46 yıldır hekimin yanında asistanlık yapıyorum”  Almanya'dan gelen Lısa Wanıng (64) ise, “Eniştem geçen yıl burada tura katılmıştı. Bu turda bana hediye olarak mersin yaprağı getirdi. Kendimde yaklaşık 25 yıldır polen alerjisi vardı. Mersin yaprağı çayını içtikten sonra daha sonradan bende bulunan bu kronik rahatsızlığı tesadüfen tedavi ettiğini gördüm. Yılda birkaç defa Türkiye'ye geliyorum. Her sene gelmeye devam edeceğim. Özellikle bu çay için Akseki bölgesine geleceğim. Kendim 46 yıldır hekimin yanında asistanlık yapıyorum. Antialerjik haplar kullanıyordum. Onları kullanınca kendimi yorgun hissediyordum. Şu anda da normalde yazın ilkbahar döneminde Almanya'da polen alerjisinden dolayı dışarı çıkamıyordum. Bu çayı kullandıktan sonra böyle bir sorunum kalmadı. Oldukça mutluyum” dedi.    “12 yıldır sedef hastasıydım, yüzde 95 şifa buldum”  Alman Ralf Eckhardt (68) “Geçen sene acente vasıtası ile tura katıldım. Bana bazı şifalı bitkiler bildirildi. En sonunda mersin yaprağının şifasını duydum. Kendim yıllardır sedef hastalığı ile mücadele ettim. Almanya'da birçok noktaya gittim. Herhangi bir şifa bulma şansım olmadı. Yaklaşık 12 yıldır bu hastalığı çekiyorum. Bu mersin yaprağını 3 hafta düzenli şekilde kullandım. Hastalığımın yüzde 95'ini iyileştirdi. Genç ya da yaşlı olması önemli değil. Bu hastalık herkesi bir şekilde bulabiliyormuş. Kendimde bu konuda şifa aramaya başladım. Sonunda buraya gelerek bu bitki ile tanıştım. Sonrasında 3 hafta düzenli kullandım. Tekrar bu bitkiyi aynı yerden aynı noktadan almak için buraya geldim. Hastalığıma arada bir sadece vücudumun bazı yerlerini nemlendirmesi için krem kullanıyorum. Karın bölgemden daha önce aynı hastalıktan tedavi oldum ve normal tıp tedavisi ile iyi oldu. Fakat sırt bölgesinde bugüne kadar herhangi bir şifa bulamamıştım. Bu bitkiden ise şifa buldum. Yeniden Türkiye'ye gelerek tura katıldım ve bu bitkiyi aldım” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.