Hava Durumu

#Son Dkaika

Yeni Marmara Gazetesi - Son Dkaika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Son Dkaika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bin 100 lira yerine 11 bin lira gönderdi, taksici fazla parayı iade etmek için sürücü kurslarını tek tek aradı Haber

Bin 100 lira yerine 11 bin lira gönderdi, taksici fazla parayı iade etmek için sürücü kurslarını tek tek aradı

İstanbul'da taksi şoförlüğü yapan Fatih Sarıoğlu, bin 100 liralık ücreti yanlışlıkla 11 bin lira gönderen müşterisine ulaşabilmek için kilometrelerce yol geri döndü. Müşterisini bıraktığı Arnavutköy Kaymakamlığı'ndaki katları ve odaları dolaşmasına rağmen bulamayan taksici, yolculuk sırasında yaptıkları sohbeti hatırlayarak ilçedeki sürücü kurslarını tek tek aradı. Yaklaşık 6-7 işletmeyle iletişime geçen Sarıoğlu, sürücü kursu sahibi Muhammet Selim Çelik'e ulaşarak fazladan gönderilen 9 bin 900 lirayı iade etti. Yanlışlıkla yaptığı ödemeden haberi olmayan Çelik ise durumu taksicinin kendisini aramasıyla öğrendi. Olay, İstanbul İSTOÇ ile Arnavutköy arasında gerçekleştirilen bir taksi yolculuğunda yaşandı. Arnavutköy'de sürücü kursu işleten Muhammet Selim Çelik, katılacağı toplantı için İSTOÇ'tan taksiye binerek Arnavutköy Kaymakamlığına gitmek istedi. Yolculuk sırasında taksi şoförü Fatih Sarıoğlu ile sohbet eden Çelik, Arnavutköy'de sürücü kursu işletmeciliği yaptığını anlattı. Kaymakamlık binasına ulaştığında toplantıya yetişmek için acele eden Çelik, bin 100 lira tutan taksi ücretini internet bankacılığı üzerinden göndermek istedi. Ancak yanlışlıkla bir sıfır fazla yazarak Sarıoğlu'nun hesabına 11 bin lira gönderdi. Ödemenin ardından taksiden inen Çelik, toplantısına katılmak üzere kaymakamlığa girdi. Fazla parayı görünce kilometrelerce yol geri döndü Yolcusunu bıraktıktan sonra çalışmaya devam eden taksi şoförü Fatih Sarıoğlu, bir süre sonra hesabını kontrol ettiğinde müşterisinin bin 100 lira yerine 11 bin lira gönderdiğini fark etti. Fazladan yatırılan 9 bin 900 lirayı iade etmek isteyen Sarıoğlu, yolun yarısından geri dönerek müşterisini bıraktığı Arnavutköy Kaymakamlığına gitti. Binadaki katları ve odaları tek tek dolaşan taksici, bazı odalarda toplantı olması nedeniyle içeri giremedi. Tüm çabalarına rağmen müşterisini bulamayan Sarıoğlu, farklı bir yöntem denemeye karar verdi. Yolculuk sırasında yaptığı sohbet müşterisini bulmasını sağladı Müşterisinin Arnavutköy'de sürücü kursu işlettiğini hatırlayan Sarıoğlu, banka dekontunda yer alan isim ve soyisim bilgilerini kullanarak ilçedeki sürücü kurslarını aramaya başladı. Yaklaşık 6-7 sürücü kursuyla görüşen taksici, aradığı işletmelere Muhammet Selim Çelik'i tanıyıp tanımadıklarını sordu. Yaklaşık beşinci telefon görüşmesinde müşterisinin çalıştığı sürücü kursuna ulaşan Sarıoğlu, Çelik ile iletişim kurmayı başardı. Fazla ödeme yaptığını müşterisine bildiren taksici, ardından 9 bin 900 lirayı sahibine teslim etti. "Bütün sürücü kurslarını aradım, en sonunda abiyi buldum" Yaşadıklarını anlatan taksi şoförü Fatih Sarıoğlu, "İSTOÇ'tan aldım, Arnavutköy Kaymakamlığına bıraktım. Taksi ücretini IBAN'dan atayım dedi, ben de tabii olur dedim. Taksi ücreti bin 100 lira tuttu ama bana 11 bin lira atmış. Yanlışlıkla herhalde bir sıfır fazla yazmış. Ben bunu sonradan fark edince yolun yarısından geri döndüm. Uzun bir yoldan geri döndüm, abinin peşine çıktım. Kaymakamlıkta abiyi aradım, bulamadım. Bütün odaları gezdim. Bazı odalarda da toplantı varmış, o yüzden giremedim" dedi. "Sürücü kursu dediği aklıma geldi, hepsini tek tek aradım" Müşterisine nasıl ulaştığını anlatan Sarıoğlu, "Giderken biraz muhabbet etmiştik, sürücü kursu olduğunu söylemişti. Sadece o sürücü kursu lafından benim de aklıma geldi. Dedim bütün sürücü kurslarını arayayım. Abinin ismi soyismi zaten dekontta gözüküyor. Hepsine sordum, ‘Bu arkadaş sizin orada mı?' diye. Altı yedi sürücü kursu aradım, herhalde beşincide buldum. Geldim, fazla ödemesini geri teslim etmeye. Bu şekilde oldu" ifadelerini kullandı. Benzer durumlarla daha önce de karşılaştıklarını belirten Sarıoğlu, "Bu tarz olaylarla karşılaşıyoruz. Arabaya telefon düşürenler oluyor, onların da peşine düşüyoruz tabii. Onları da geri iade ediyoruz" diye konuştu. Fazla ödeme yaptığını taksicinin telefonuyla öğrendi Sürücü kursu sahibi Muhammet Selim Çelik ise toplantıya yetişme telaşı nedeniyle yaptığı hatayı fark etmediğini belirterek, "Taksiye bindim, Arnavutköy Kaymakamlığına geldim, toplantı vardı. Taksi ücreti 1.100 lira tuttu. Taksiciye yanlışlıkla 11 bin lira gönderdim. Taksiciyle yolculuk esnasında konuştuk, sürücü kursu işi yaptığımı söyledim. Daha sonrasında taksiden indim, toplantıya katıldım. Kendisi aradı, buldu beni. Fazla para gönderdiğimi söyledi. Sonrasında parayı bana teslim etti" dedi. "Bugünlerde böyle güzel kişilerle karşılaşmak insanı mutlu ediyor" Fazla ödeme yaptığından habersiz olduğunu dile getiren Çelik, "Yoğunluktan dolayı 1.100 lira göndereceğim yerde 11 bin lira gönderdim. Ben fark etmedim. Kendisi beni aradığı zaman anladım, dekonta baktım. Arnavutköy'deki sürücü kurslarını aramış, dekonttan adıma soyadıma bakarak soruşturmuş. ‘Tanıyor musunuz?' diye sormuş. Bizim kursu arayınca burada çalıştığımı söylemişler. Kendisine teşekkür ediyorum. Bugünlerde böyle güzel kişilerle karşılaşmak insanı mutlu ediyor" ifadelerini kullandı.

Yüksekova'da Kaybolan 6 Yaşındaki Efe, 10 Saat Sonra Kamyonet Kasasında Bulundu Haber

Yüksekova'da Kaybolan 6 Yaşındaki Efe, 10 Saat Sonra Kamyonet Kasasında Bulundu

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde akşam saatlerinde kaybolan ve 10 saatlik endişeli bekleyişin ardından bir kamyonetin kasasında uyuduğu fark edilen 6 yaşındaki Efe Onay'ın bulunması, mahallede büyük bir sevinç yaşattı. Olay, dün saat 17.00 sıralarında ilçenin Güngör Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, babasının çalıştığı binanın yanında park halindeki kamyonetin kapısının açık kalmasını fırsat bilen minik Efe, araçtan inerek dışarı çıktı ve kısa sürede yönünü kaybederek gözden kayboldu. Çocuğun kamyonetin yanında olmadığını fark eden babası ve beraberindekiler, durumu anında fark ederek büyük bir telaş yaşadı. Çevrede yapılan ilk kontrollerden sonuç alınamayınca aile, durumu mahalle sakinlerine, polis ve zabıta ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler ve mahalle sakinleri, Efe'yi bulmak için geniş çaplı bir arama çalışması başlattı. Aile ve vatandaşlar, sokak sokak dolaşarak küçük çocuğu aradı. 10 saat süren arama çalışmalarının ardından Gürkan Çakto isimli bir vatandaş, kayıp ihbarındaki eşkalleri değerlendirerek çevredeki araçları kontrol etmeye başladı. Sokaktaki kamyoneti inceleyen Çakto, aracın kasasında uyuyan bir çocuk fark etti. Çocuğa yaklaşarak ismini soran ve "Efe" yanıtını alan duyarlı vatandaş, durumu hemen fotoğrafla karşılaştırarak doğruladı ve çevredekileri seslenerek bilgilendirdi. Olay yerine koşan kalabalık, minik Efe'nin sağ salim bulunduğunu görünce büyük bir rahatlama yaşadı ve sevinç gözyaşları döktü. Efe'yi bulan Gürkan Çakto, yaşadığı anları şu sözlerle anlattı: "Biz evde oturuyorduk. Haberlerde gördük, biz de aramak için çıktık evden. Geldim bu arabaya baktım, bir çocuk vardı içinde. İsmini falan sordum, 'Efe' dedi. Fotoğrafa baktım aynı. Ben de millete seslendim oradan. Çok sevindim bunu bulduğuma. Durumu iyiydi galiba, yorgunluktan uykuya dalmıştır. Bulunmasıyla bütün millet büyük sevinç yaşadı. Allah bir daha kimseye bu tür korkuları yaşatmasın." Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen küçük Efe, ailesine teslim edildi.

Yaklaşık 120 saatlik incelemeyle şüphelileri tespit ettiler Haber

Yaklaşık 120 saatlik incelemeyle şüphelileri tespit ettiler

Hatay'da kuyumcuyu soymak için terzi dükkanının duvarını spiralle keserek çelik kasaya ulaşmaya çalışan 2 şüpheli, polis ekiplerinin 45 ayrı kameraya ait 120 saatlik görüntüyü incelemesiyle tespit edildi. Şüphelilerden A.A.'nın adresine operasyon için giden ekipler, şahsın kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini belirlerken diğer şüpheli E.Y. gözaltına alındı. A.A.'nın cep telefonunda yapılan incelemede son internet aramasının "Kasa hırsızlığının cezası kaç yıl" olduğu öğrenildi. Olay, 1 Ekim 2026 tarihinde Antakya ilçesi Haraparası Mahallesi'ndeki 100. Yıl Çarşısı'nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yüzlerini maskeyle gizleyen 1'i kadın 2 şüpheli, Süleyman Tarhana'ya ait terzi dükkanının kapısını zorlayarak içeri girdi. Şüpheliler, dükkanın iç kısmındaki duvarı, spiralle keserek bitişikteki kuyumcunun çelik kasasına ulaşmaya çalıştı. Kasayı da çeşitli yerlerinden kesmelerine rağmen açamayan şüpheliler, herhangi bir eşya alamadan olay yerinden ayrıldı. Sabah iş yerine gelen terzi Süleyman Tarhana, yanık kokusu ve duvardaki deliği fark ederek durumu polise bildirdi. Olayla ilgili çalışma başlatan Hatay Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bölgedeki 45 ayrı güvenlik kamerasına ait toplam 120 saatlik görüntüyü inceleyerek saha çalışması yaptı. İncelemeler sonucunda olayı A.A. ve E.Y.'nin gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelilerden A.A.'nın kuyumcunun da bulunduğu çarşıda esnaf olduğu, E.Y.'nin ise aynı iş yerinde işçi olarak çalıştığı tespit edildi. Polis ekipleri tarafından Arsuz ilçesi Konacık Mahallesi'ndeki adresine gidilen A.A.'nın kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Diğer şüpheli E.Y. ise yakalanarak gözaltına alındı. A.A.'nın cep telefonunda yapılan incelemede, son internet aramasının "Kasa hırsızlığının cezası kaç yıl" olduğu tespit edildi. "Yaklaşık 120 saatlik incelemeyle şüphelileri tespit ettiler" Soygun girişiminin yaşandığı kuyumcunun komşusu Ali Haydar İmsiyatoğlu, polis ekiplerinin çalışmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Olayın gece saatlerinde gerçekleştiğini duyduklarını belirten İmsiyatoğlu, "Sabah geldiğimizde güvenlik güçleri kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Komşumuzun kuyumcuya terzi dükkanından geçerek zarar vermeye çalıştıklarını öğrendik. Sevindirici olan, herhangi bir şey alınmamış olması. Emniyet güçlerinden ve sosyal medyadan duyduğumuza göre yaklaşık 120 saatlik bir inceleme yaptılar. Bir hafta boyunca kameralarımızı ve güvenlik kayıtlarını incelediler. Çok şükür ciddi bir sıkıntı olmadı. Umarım bir daha yaşanmaz" dedi. "Şeytan bile akıl edemez" Şüphelilerin terzi dükkanının duvarını delerek kuyumcuya ulaşmaya çalışmasına tepki gösteren İmsiyatoğlu, polis ekiplerinin olayın aydınlatılması için yoğun çaba sarf ettiğini söyledi. İmsiyatoğlu, "Vallahi şeytan bile kılını kıpırdatmaya gelmez. Demek ki arkadaşlar şeytandan daha kötü niyetli insanlarmış. Emniyet güçlerini gerçekten takdir ediyorum. Bizim dükkana da 5-6 gün boyunca geldiler. Kamera kayıtlarını incelediler, bütün çarşıyı araştırdılar. Olayın üzerine çok düştüler. Bu bizi mutlu etti ve içimize su serpti. Çünkü hepimizin burada emeği var. Alın terimizi iş yerimize sermaye olarak koymuşuz, evimizi buradan geçindiriyoruz. Emniyetin bu kadar ilgilenmesi bizi mutlu etti ve kendimizi güvende hissettirdi" ifadelerini kullandı.

Özel hastane, Adli Tıp'tan evrak gizledi iddiası Haber

Özel hastane, Adli Tıp'tan evrak gizledi iddiası

İzmir'de özel bir hastanede geçirdiği burun estetiği ameliyatı sonrası fenalaşarak hayatını kaybeden 23 yaşındaki Hatice Öncü'nün otopsi raporuyla ilgili yeni bir detay ortaya çıktı. Adli Tıp Kurumunun resmi taleplerine rağmen ilgili özel hastanenin ameliyat notları ve epikriz raporunu aylarca teslim etmediği belirlenirken, kızının mezarı başında adalet arayan acılı baba duruma, "Devlete meydan okur gibi belge saklıyorlar" sözleriyle tepki gösterdi. İzmir'de Özel Metropol Hastanesi'nde geçirdiği estetik burun ameliyatı sonrasında gelişen komplikasyonlar nedeniyle sevk edildiği İzmir Şehir Hastanesi'nde hayatını kaybeden 23 yaşındaki Hatice Öncü'nün otopsi ve adli tıp inceleme raporu tamamlandı. Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda en dikkat çeken husus, ameliyatın yapıldığı özel hastanenin soruşturmayı yürüten makamların ve Adli Tıp'ın resmi talebine rağmen operasyon notlarını ve epikriz raporunu aylarca kuruma ulaştırmaması oldu. Ailenin şikayeti üzerine İzmir Morg İhtisas Dairesi, dosyanın nihai karar için İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'na gönderilmesini kararlaştırdı. İzmir Grup Başkanlığı'nın 30 Nisan 2026 tarihli resmi yazısıyla ameliyat ve tedavi detaylarının istendiğinin hatırlatıldığı raporda şu ifadeler yer aldı: "Özel hastanede uygulanan ameliyatın ve tedavinin ayrıntılarını belirten, ameliyat notunu içeren epikriz raporu incelenmek üzere istenmiş olmakla birlikte, otopsi raporunun düzenlendiği tarihe dek tarafımıza gönderilen herhangi bir belge bulunmadığından, otopsi raporumuz mevcut tıbbi belgeler ve otopsiden elde edilen tespitler göz önüne alınarak düzenlenmiştir." "Hastane yetersizse, o ameliyatı yapmayacaktınız" Kızının vefatının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen raporun tamamlanamamasına ve hastanenin tutumuna isyan eden baba İbrahim Öncü: "Ölümünden 6 ay geçti. Daha hala Adli Tıp raporu tamamlanmadı. Epikriziyle ameliyathanedeki monitör kayıtlarını Adli Tıp'a vermediklerinden dolayı süreç İstanbul'daki Adli Tıp'a gitti. Orada da şu an soruşturma başladı. Sağlık Bakanlığı'na süreçle ilgili tekrar ifade verdim. Benim bir baba olarak, kızıma ne oldu o Metropol Hastanesi'nde? Neyi eksikti? Ne cihaz eksikti de benim kızımın akciğerinde ve beyninde ödem oluştu? Ne yetersizdi de küçücük bir operasyonda kızım öldü? Hiç kimse güvenip de kendi parasıyla bir doktorun masasında, özel bir hastanede canını teslim edip yatmayacak mı? Hastanede donanım sağlıklı değilse o ameliyatı yapmayacaksınız. Milletin canını yakmayacaksınız. Benim canım yandı, benim kızım yandı; başkasının canı yanmasın" diye konuştu. "Devlete meydan okur gibi belge saklıyorlar" Hastanenin süreci bilerek geciktirdiğini söyleyen İbrahim Öncü, "Kızımın sağlık durumu çok iyiydi, ilk defa ameliyat oldu. Zaten Adli Tıp raporundaki değerlerine baktığımızda ameliyata engel hiçbir durumu yoktu. Sadece akciğerinde ve beyninde ödem oluştuğunu gösteriyor. Buradaki Adli Tıp raporumuz eksik kalıyor. 'Hastane bu iki belgeyi neden vermiyor?' diye savcılığa tekrar dilekçe yazdım. Metropol Hastanesi ne bir başsağlığı diledi, ne de aradı. Şunu düşünüyorum: Hastane benim epikrizimle ameliyathanedeki monitör kayıtlarını Adli Tıp'a ve İstanbul'a niye göndermiyor? İzmir'deki Adli Tıp raporuna ve Sağlık Bakanlığı'na vermediler. Devlete meydan okur gibi belgeleri saklıyorlar, vermiyorlar. Benim Adli Tıp raporum eksik kalıyor, kızımın ölüm sebebi tamamlanmıyor. Yoğun psikiyatrik tedavi görüyorum, ilaç kullanıyorum. Bu süreç beni çok yordu. 'Kızım neden öldü?' diyorum, dosyaya eksik belge ve çözülemeyen monitör sunuyorlar" dedi. Avukat Ayşe Gizem Tan: "Süreç kasten uzatılmaya çalışılıyor" Ailenin avukatı Ayşe Gizem Tan ise hastanenin sorumluluktan kaçmaya çalıştığını belirterek şöyle konuştu: "Adli Tıp raporunda hastane tarafından sunulmayan epikriz notları ve ameliyat görüntülerinin tamamlanması için Adli Tıp tarafından bir süre tanındı. Bu süre tabii ki karşı tarafça bu eksikliklerin tamamlanması yönündeydi; fakat belli oluyor ki bu eksiklikler bilinçli olarak oluşturulmakta ve süreç uzatılmaya çalışılmakta. Fakat bu durum haklılığı geciktiremeyeceği gibi ihmallerin de üstünü kapatamayacaktır. Biz gerekenin ivedilikle yapılmasını, eksikliklerin tamamlanarak Yüksek Sağlık Kurulu tarafından incelemelerin bitirilmesini ve bu vahşete sebebiyet verenlerin gerekli cezaları alması yönünde elimizden gelen her şeyi yapacağız. Umarım en kısa sürede neticelenir." Eksik belgelerin soruşturma dosyasına girmesinin ardından anestezi ve ameliyat sürecinde tıbbi kusur, ihmal veya gecikme bulunup bulunmadığı İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun vereceği nihai kararla kesinleşecek.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.