Hava Durumu

#Tarih

Yeni Marmara Gazetesi - Tarih haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarih haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

700 yıllık fetih yolculuğu Yenişehir'de başladı Haber

700 yıllık fetih yolculuğu Yenişehir'de başladı

Bursa’da 2026 yılını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan eden Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’ etkinlileri kapsamında ilk programı Yenişehir ilçesinde gerçekleştirdi. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından Sinan Paşa Medresesi'nde gerçekleştirilen ‘İlk Başkent Yenişehir’ adlı konferansa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, CHP İl Başkan Yardımcısı Ali Fuat Acar, belediye bürokratları, akademisyenler, derneklerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. “Anma yılının ilk adımını, Yenişehir’de atmanın gururunu yaşıyoruz” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı kapsamında ilk anma etkinliğini Yenişehir’de yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. 600 yıl boyunca geniş bir coğrafyada Osmanlı’nın izini görmenin mümkün olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, bugüne kadar ulaşan eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasının da herkesin sorumluluğu olduğunu anlattı. Tarihe sahip çıkmaya devam edeceklerini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Büyük anma yılının ilk adımını, Osmanlı’nın ilk başkenti olan Yenişehir’de atıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu topraklarda medeniyetin ilk adımları inançla atılmış, adaletle yükselmiştir” dedi. “Mirasın sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz” Bu yılın ilk programını Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu ve ilk başkenti olan Yenişehir’de düzenlemenin kendileri için de çok kıymetli olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Yenişehir, yalnızca bir yerleşim alanı değildir. Aynı zamanda Osmanlı Devletinin stratejisinin ve yönetiminin şekillendiği, kalıcı bir kent düzeninin kurulduğu çok önemli bir merkezdir. Bursa fethedilene kadar geçen süreçte Osmanlı, devlet olma iradesini işte bu topraklarda güçlendirmiş, burada kök salmıştır. Osmanlı’nın ilk kalıcı eserleri de burada yükselmiştir. Bizler de bu mirasın sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. İşte bu nedenle, bu yılı ‘Köklerimizden Geleceğe’ başlığıyla ele alıyoruz” diye konuştu. “Köklerimiz sağlam, yarınlarımız aydınlık olsun” Köklerinden kopan bir toplumun geleceğe güçlü yürüyemeyeceğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, geçmişiyle bağ kuramayan bir kentin, yarınını sağlam temeller üzerine inşa edemeyeceğini vurguladı. Tarihin sokakta, meydanda, okulda, camide, müzede, çocukların hafızasında yaşaması gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Bu anlayışla yıl boyunca; akademik buluşmalardan sergilere, sanat etkinliklerinden çocuk programlarına, söyleşilerden kültür rotalarına kadar çok sayıda etkinliği bursamızın 17 ilçesine yayacağız. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılı hepimize kutlu olsun. Köklerimiz sağlam, yarınlarımız aydınlık olsun” dedi. “Hazineyi yeniden gün yüzüne çıkartmak istiyoruz” Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Osmanlı’nın filizlendiği, obadan devlete, göçebelikten yerleşik hayata geçişin ilk adımlarının atıldığı Yenişehir’in 1326 yılına kadar Osmanlı’ya payitahtlık yaptığını hatırlattı. Büyükşehir Belediyesi’nin 700. Yılı etkinliklerini Yenişehir’den başlatmasını önemsediklerini söyleyen Ercan Özel, Osmanlı’nın ilk parasının da Yenişehir’de basıldığını, akçenin şuan Doha’daki İslam Eserleri Müzesi’nde sergilendiğini ifade etti. Osman Gazi’nin 20 yıl boyunca Yenişehir’de yaşadığını da anlatan Özel, “Orhan Gazi’ni eşi Nilüfer Hatun, aslında Yenişehirlidir. Osmanlı’nın ilk 6 padişahı, zamanlarının büyük bölümünü bu topraklarda geçirdi. Yenişehir, kültürel olarak da Osmanlı’ya ve Bursa’ya değer katmıştır. Yenişehir bir tarih hazinesi olmasına rağmen çoğu zaman tozlu sayfalar arasında sıkışıp kaldı. Bizler bu tozu silerek bir hazineyi yeniden gün yüzüne çıkartmak ve Yenişehir’i tarih turizminin önemli duraklarından biri haline getirmek istiyoruz. Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı etkinliklerinin Yenişehir’den başlatılması yönünde karar alan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Bursa’nın Kültürel Mirası ve Turizm Vizyonu Haber

Bursa’nın Kültürel Mirası ve Turizm Vizyonu

Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da gerçekleştirilen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. “Fethinin 700. yılında kurucu kent Bursa” başlıklı sunumunda Dr. Özer, binlerce yıllık geçmişe sahip kentlerde yaşamanın önemli bir kültürel birikim sunduğunu ifade etti. Kültürün yalnızca tarihi yapılarla sınırlı olmadığını belirten Özer; dil, gelenekler, müzik, edebiyat, gastronomi ve günlük yaşam pratiklerinin de somut olmayan kültürel mirasın temel unsurları olduğunu vurguladı. Küreselleşme sürecinde kültürel kimliğin korunmasının daha da önemli hâle geldiğini söyledi. Turizmin küresel ölçekte büyük bir ekonomik hareketlilik yarattığını dile getiren Özer, dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyar kişinin seyahat ettiğini, bunun da trilyonlarca dolarlık bir sektör oluşturduğunu aktardı. Türkiye’nin son 20 yılda turizm alanında önemli bir gelişme kaydettiğini belirten Özer, ülkenin en çok ziyaret edilen ülkeler arasında üst sıralarda yer aldığını ifade etti. Bursa’nın turizm potansiyeline de değinen Özer, kentte kültür, tarih, doğa, gastronomi, sağlık ve kış turizmi gibi birçok alanda güçlü bir altyapı bulunduğunu söyledi. Bursa’da 31 müze, 73 kütüphane ve 27 tiyatronun yer aldığını, arkeolojik bulguların kentin geçmişinin yaklaşık 8 bin 500 yıl öncesine uzandığını gösterdiğini aktardı. UNESCO Dünya Mirası Listesi ve Somut Olmayan Kültürel Miras başlıkları kapsamında Bursa’nın önemli değerlere sahip olduğunu belirten Özer, kentin güçlü bir tarihsel ve kültürel anlatıya sahip olduğunu dile getirdi. Programın sonunda öğrencilerden gelen soruları yanıtlayan Özer, gençlerin kültürel mirasın korunması ve tanıtılmasında aktif rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Etkinlik, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın Dr. Kamil Özer’e teşekkür plaketi takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Tarihi mekanda tarih dersi Haber

Tarihi mekanda tarih dersi

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencileri, Prof. Dr. Mustafa Özdemir ve Prof. Dr. İbrahim Kopar'ın rehberliğinde 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda önemli çatışmalara sahne olan Aziziye Tabyaları'nda ders yaptı. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencileri, Erzurum'un tarihi ve doğal zenginliklerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Arazi gezisinin ilk durağı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) önemli çatışmalara sahne olan Aziziye Tabyaları oldu. Erzurum Turizm Tanıtım ve Kalkınma Derneği Başkanı Ömer Faruk Kızılkaya'nın rehberlik ettiği ziyarette, öğrenciler savaşın kahramanlarından Nene Hatun'un kabrini ziyaret sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Prof. Dr. İbrahim Kopar, öğrencilere Erzurum Ovası ve Palandöken Dağları'nın oluşum süreci hakkında bilgiler verdi. Programın bir diğer durağı ise yerel bir su üretim tesisi oldu. Öğrenciler, tesisi yerinde inceleyerek, üretim süreçlerini gözlemledi. Gezinin son bölümünde ise Erzurum'un yeterince tanınmayan arkeolojik alanlarından Hamamderesi Kaya Mezarları ziyaret edildi. Prof. Dr. Kopar, öğrencilere antik dönemlerde insan eliyle yapılmış bu alanın oluşum süreci ve kaya yapısını anlattı. Arazi çalışmasından büyük memnuniyet duyan öğrenciler, teorik bilgilerin sahada pratiğe dökülmesinin hem öğretici hem de keyifli olduğunu belirterek, bu tür gezilerin devam etmesini istediklerini ifade ettiler.

Evliliklerini unutulmaz kılmak isteyenler bugünü seçti Haber

Evliliklerini unutulmaz kılmak isteyenler bugünü seçti

Kocaeli'de onlarca çift, evliliklerini unutulmaz bir tarihle taçlandırmak için 25.05.2025 tarihinde nikah masasına oturdu. Kocaeli'de evliliklerini özel bir tarihle taçlandırmak isteyen çiftler, bugün nikah salonlarına akın etti. Özel tarih için çiftler aylar öncesinden randevularını aldı. İzmit Belediyesi Evlendirme Dairesi'nde de gün boyu yoğunluğu yaşandı. "Unutamayacağımız bir gün olacak" Özgür Karakaş ile İrem Özdemir çifti de bu özel günde dünya evine girdi. Özgür Karakaş yaptığı açıklamada, "Çok heyecanlıyız. 'Özel bir tarih olsun' dedik. Akılda kalıcı, unutulamayacak. Biz erkekler bu konularda unutkan olabiliyoruz" dedi. İrem Özdemir ise, "Uzun zaman düşündük. Özel bir tarih olsun istedik o yüzden bu tarihi seçtik" diye konuştu. "Belli tarihlerde nikah yoğunluğumuz fazla oluyor" Çiftlerin nikahlarını kıyan nikah memuru Şenol Barışçıoğlu ise, "Özel bir tarih olduğu için müracaatımız 2024 yılı içinde neredeyse dolmuştu. 14 nikah aldık bugün. Hepsini kıyacağız. Geri çevirdiklerimiz de oldu. Başkanımız ücret almadığı için salondan, yoğun bir talep var" şeklinde konuştu. Nikah için özel bir tarih seçen Onur Demircioğlu ile Yağmur Karadağ çiftinin de mutlulukları gözlerinden okundu. Nikah öncesi açıklama yapan damat Onur Demircioğlu, "Bugün özel bir gün. Özellikle istedik. 6 ay öncesinden başvurduk" dedi.

Erkan Aydın, Osman Gazi’yi Anma ve Fetih Etkinliklerini Coşkuyla Kutladı Haber

Erkan Aydın, Osman Gazi’yi Anma ve Fetih Etkinliklerini Coşkuyla Kutladı

Erkan Aydın, Osman Gazi’yi Anma ve Fetih Etkinlikleri kapsamında Tophane Meydanı’ndan Kamberler Parkı’na kadar gerçekleştirilen Fetih Yürüyüşü’nü coşku içinde kutladı. Etkinlik, Osman Gazi’nin Bursa’ya kazandırdığı büyük zaferin anısını yaşatırken, aynı zamanda Türk milletinin azim ve kararlılığını simgeliyor. Başkan Aydın, Bursa’nın tarihsel önemine vurgu yaparak, "Bursa; direnişiyle, üretimiyle, kültürüyle ve inancıyla her zaman bu toprakların öncü şehirlerinden biri olmuştur. 23 yıl süren sabır, inanç ve azim sonucunda kazanılmış büyük zafer, yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda bir devletin doğuşuna vesile olmuştur." dedi. Osman Gazi ve Orhan Gazi başta olmak üzere, tüm ecdadı saygı ve minnetle andığını belirten Başkan Aydın, "Bu topraklarda Osman Gazi’nin sabrı, Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla bizler de adaletin, birliğin ve ilerlemenin teminatı olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Kahramanlar Unutulmadı Başkan Aydın, etkinlikte sadece Osmanlı’nın kurucularını değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Milli Mücadele kahramanlarını da anarak, "Şükrü Naili Paşa, Canip Efe, Kara Fatma, Çemişgezekli Haydar Bey ve adını tarihe altın harflerle yazdırmış diğer kahramanlarımızı minnetle anıyorum" dedi. Bursa’daki bu anlamlı etkinlik, şehrin tarihsel kimliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Osman Gazi'ye Yapılan 105 Yıllık Hakaretin Belgeleri Ortaya Çıktı Haber

Osman Gazi'ye Yapılan 105 Yıllık Hakaretin Belgeleri Ortaya Çıktı

Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, tarihin tozlu sayfalarından 1920 yılına ait arşiv belgelerini gün yüzüne çıkararak, işgalci Yunan komutanının Osman Gazi Türbesi'ne yaptığı büyük saygısızlığı ortaya koydu. 105 yıl önce gerçekleşen bu saygısızlık, aradan geçen onca zamana rağmen unutulmadı. Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, ecdada yapılan bu hakaretin hafızalardan silinmeyeceğini vurguladı.  Orhan Gazi'nin 1326 yılında gerçekleştirdiği fethin ardından yaklaşık 130 yıl Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapan Bursa, 8 Temmuz 1920'de İtilaf Devletleri'nin desteklediği Yunan kuvvetleri tarafından işgal edildi. Bu işgal, Ankara'da bulunan İlk Meclis'te büyük üzüntüye yol açmış, 10 Temmuz 1920'de Meclis kürsüsüne siyah örtü (Puşide-i Siyah) örtülmüştür. Meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesi, Bursa'nın işgalinin milli bir yas olarak kabul edildiğini göstermektedir. Türk ordusunun 11 Eylül 1922'de, işgalden tam olarak “2 yıl, 2 ay, 2 gün” sonra Bursa'yı geri almasıyla birlikte, bu siyah örtü de kaldırıldı.  Yunan işgali sırasında milli ve dini değerlere yapılan saygısızlıklar, tarihe kara bir leke olarak geçti. Bu saygısızlıklardan biri de Yunan komutan Binbaşı Sofoklis Venizelos'un, Osman Gazi'nin türbesinde sergilediği hadsizlikti. Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos'un oğlu olan Binbaşı Sofoklis, Osman Gazi'nin türbesinde çektirdiği fotoğraf ile hafızalara kazındı. Venizelos nişanlısına gönderdiği fotoğrafın altına, “Yunanistan yeniden doğuyor, Türkiye ölüyor” notu düştü. Bu fotoğraf karesi, Yunanlıların Osman Gazi Türbesi'ne yaptığı saygısızlığın simgesi haline geldi ve Bursalıları derinden yaraladı.  "Burası sadece bir mezar değil, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun ve yükselişinin de sembolüdür"  Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Osman Gazi Han'ın Tophane sırtlarındaki türbesini ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada şu cümlelere yer verdi:  "Şu an önünde bulunduğumuz Osman Gazi Türbesi, yalnızca bir mezar değildir. Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı ve imparatorluğun yükselişinin simgelendiği yerdir. 19. ve 20. yüzyılın başlarında Bursa'ya gelen seyyahların yazılarında da Osman Gazi Türbesi'ne mutlaka yer verdiklerini görüyoruz. Burasının büyük bir Türk hükümdarının, Osmanlı Devleti'nin kurucusunun türbesi olduğunu herkes çok iyi bilmekteydi."  "Türklere karşı psikolojik üstünlüğü sağlamak adına hususi çekilmiş bir fotoğraf"  Arslan, 1920'nin sonlarında Yunan komutan Sofoklis Venizelos'un Osman Gazi Türbesi'ni ziyaretine de değinerek, bu ziyaretin detaylarının net olmadığını, ancak bir fotoğrafın bu ziyaretten günümüze ulaştığını belirtti. Arslan, "Fotoğrafta Venizelos'un gayet samimi, hatta saygısız bir şekilde, kolunu türbenin parmaklıklarına dayadığı ve ayağını da kenara koyarak poz verdiği görülmektedir. Bu fotoğrafı nişanlısına ve Daily Mail Gazetesi muhabirine göndermiştir. Bu fotoğraf ve altına düşülen 'Yunanistan yeniden doğuyor, Türkiye ölüyor' notu ile Türklere karşı psikolojik bir üstünlük sağlamayı hedeflemekteydiler. Bu fotoğraf, Osman Gazi'nin Bursa'daki Bizans hakimiyetine son veren Türk hükümdarı olması sebebiyle özellikle seçilmiş ve kasıtlı olarak çekilmiş bir karedir" dedi.  Arslan, 12 Temmuz 1920 tarihli Bursa Hakimiyet gazetesinde yayımlanan 'Bahtsız Bursa' adlı yazıda Osman Gazi Türbesi'nin işgal altında kaldığının ifade edildiğini vurguladı. Arslan, "Ayrıca, milli şair Mehmet Akif Ersoy'un ünlü Bülbül şiirinde Osman Gazi'nin türbesinde çan seslerinin duyulmasını şu sözlerle dile getirmiştir. 'Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde Osman'ın.' Bu yazılar ve mısralar Osman Gazi Türbesi'nin işgal altında olmasının Türk milletinde oluşturduğu derin üzüntüyü ve utancı dile getirmektedir. Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem Bolayır da Dayanma adlı şiirini, Sofoklis Venizelos'un türbede çekilen bu fotoğrafı üzerine kaleme almıştır. Bu fotoğraf kamuoyunda büyük bir infial oluşturdu ve Türk halkının tepkisine sebep olmuştur" diye konuştu.  Asırlık arşivlerde saklı  Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin de desteğiyle belgesel ve arşiv çalışmaları yürüten Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, bu süreçte pek çok yeni belgeye ulaştıklarını belirtti. Arslan, "Osman Gazi Türbesi ile ilgili önemli bir belge de bu araştırmalar sırasında ortaya çıktı. Bursa Darülmuallimin eski ambar memuru Mehmed Şefik tarafından kaleme alınan 12 Aralık 1921 tarihli dilekçede, şu cümleler yer aldı: 'Yakın zamanda döndüğüm Bursa civarında, işgal yönetimi tarafından kasti ya da gayri kasti olarak işlenen çeşitli vahşet ve zulümlere ek olarak, kasaba içinde bizzat gözlemlediğim bazı kutsal değerlere yönelik saldırılar ve uluslararası hukuk kurallarına açıkça aykırı olan durumlar aşağıda arz olunur: - Cennetmekan Sultan Osman Han-ı Evvel hazretlerinin türbesinin girişine Kral Konstantin'in defne dalları ile çerçevelenmiş büyük bir resmi asılmıştır. Söz konusu türbenin avlusu da muhabere kıtaları tarafından işgal edilmiş olup, bahçedeki şehzadelerin mezarları üzerinde insan dışkısı izleri görülmektedir. İslam'a ve yüksek mezarlıklara aykırı olarak, Yunan askerleri tarafından defalarca tuvalet olarak kullanıldığına tanık oldum.  - Camilerden bazılarının kapılarına Kral Konstantin'in resmi asılmıştır. Özellikle Hoca Alizade Camii'nin kapısına büyük bir haç çizilmiştir.  - Vilayet dairesinin kapısına kraliyet tacı ve Yunan arması yerleştirilmiştir.  - İngiltere hükümeti tarafından Anadolu'ya gönderilmek üzere Mudanya'ya sevk edilen savaş esirlerimiz, Yunan hükümeti tarafından tutuklanarak bir yılı aşkın süredir askeri hizmetlerde çalıştırılmaktadır.  Bu olaylar, dindaşlarımızın gözü önünde gerçekleşerek vicdanlara dayanılması imkansız bir ızdırap yüklemektedir. Bu durumların önlenmesi amacıyla müttefik devletler nezdinde protesto edilerek, kutsal yerlerin tarafsız bir hükümetin kontrolü altında jandarmamız tarafından işgali için siyasi girişimlerde bulunulmasını yüksek makamınızdan istirham ederim. Bu konuda emir ve ferman, yetki sahibinindir" ifadelerine yer verildi.  Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Osman Gazi Türbesi'nin Milli Mücadele sürecinde bir birlik ve bilinç oluşturduğunu vurguladı. Arslan, "Sofoklis Venizelos'un, Osman Gazi'nin türbesinde çekildiği fotoğrafı, kartpostallarda ve gazetelerde yayımlanarak halkı birleştiren bir sembol haline gelmiştir. Bursa'nın kurtuluşu 11 Eylül günü büyük bir sevinçle karşılanmış, bu sevincin bir yansıması olarak Osman Gazi'nin türbesinin bir maketi yapılarak Ankara sokaklarında dolaştırılmıştır. Bu, Osman Gazi'nin isminin ve türbesinin bağımsızlık ve Milli Mücadele ile özdeşleştiğini gösterir. 11 Eylül'de Bursa'ya ilk giren askerlerimizden 11 kahraman da Hacivat Köprüsü'nde şehit düşmüş ve Bursa'yı fetheden Osman Gazi'nin yanı başına defnedilmiştir. Böylece, Bursa'yı fetheden Osman Gazi ile onu kurtaran kahramanlar, aynı kutsal mekânda bir araya gelmiştir. Ruhları şad, mekanları cennet olsun" dedi.  Arslan, araştırmaları sırasında Yunan arşivlerinden de faydalandıklarını belirterek, "Yunan kaynaklarında bu olaylara yer verilmemektedir. 2016 yılında Sofoklis Venizelos konusu iki ülke arasında yeniden gündeme geldi ve Yunan gazetelerinde Türkiye'nin bu konuyu gündeme getirerek kendilerini sıkıştırmaya çalıştığı şeklinde ifadeler yer aldı. Ancak Osman Gazi, artık sadece tarihi bir şahsiyet değil, aynı zamanda bir sembol haline gelmiştir. Onun adı, 600 yıl sonra bile Bursa'nın kurtuluşuna öncülük etmiş ve Milli Mücadele'nin önemli sembollerinden biri olarak öne çıkmıştır. Bugün ve gelecekte de tarihî sembol olma özelliğini sürdürecektir" şeklinde konuştu. 

Mersin'de turizminin yeni umudu Alahan Manastırı Haber

Mersin'de turizminin yeni umudu Alahan Manastırı

Orhan, Hıristiyanlığın hac yollarından biri olarak da bilinen Mut ilçesindeki Alahan Manastırının tarihi bir yolculuğa çıkmak isteyen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldiğini, il genelinde UNESCO Dünya Miras Geçici Listesinde yer alan 4 kültür varlığından biri olduğuna dikkat çekti. Orhan, tarihi yapının biri yıkılmış iki kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odaları ve vaftizhaneyi barındırdığını, Mersin’in Ayasofya’sı olarak da bilinen ve 2000 yılından itibaren Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Alahan Manastırı, 2011 yılında restore edildiğini ifade etti. Orhan, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ye benzer mimarisi ve süslemeleri nedeniyle ‘Mersin’in Ayasofya’sı’ olarak da bilinen Alahan Manastırı'nın, Hıristiyanlığın geçiş yolu olarak da önem taşıdığı için her yıl turistlerin hac yollarından biri olarak anıldığını belirtti. Manastırın doğu ve batısındaki yapıları, sütunlu bir yürüme yoluyla birbirine bağlanan Alahan Mahallesindeki kilisenin arkasında, suyu bir kaynak tarafından sağlanan hamam yapısının da bulunduğuna dikkat çeken Orhan şunları kaşydetti: "Alahan Manastırının 17. yüzyılda Evliya Çelebi tarafından da ziyaret edildiği bilinirken, Çelebi seyahatnamesinde, manastırı ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor sözleriyle tanımlanıyor. Yapımında kullanılan ve pek çoğu arazilerden kesilerek çıkarılan taşların kesim izleri ve üzerindeki çeşitli figürlerin, günümüzde dahi görülebildiği manastır, turistlerin uğrak yerleri arasında bulunuyor. Mersin genelinde çok ender tarihi eserlerden biri. Şu anda 6. yüzyılda yapılan bu manastır, 16. yüzyıl boyunca tarihe meydan okurcasına ayakta durmuş. Bu güne kadar ciddi anlamda bölümleri ayakta ve zaman zaman yıprandığı konularda var. Gerek dünya turizmine, gerek Mersin turizmine, gerek Türkiye turizmine çok katkı yapacağından eminiz. Ama ilgili bakanlığımızın biraz daha buraya hem yol meselesini hem gelen ziyaretçileri biraz daha sosyal alanlarda rahat edebilmesi için yatırım yapmasını istiyoruz. Biz yerel yönetimler olarak buranın gerek reklamında, gerek tanıtımında devamlı yanındayız. Başta biz olmak üzere bu konuda herkesi göreve davet ediyorum. İlçemize kazandıralım, geçmişimize sahip çıkalım ve bu anlamda da insanların görmesini, gezmesini sağlayalım.” Arkadaşlarının önerisi üzerine Alahan Manastırını gezmeye geldiklerini ifade eden ziyaretçilerden Bekir Çoban, “Alahan Manastırı gerçekten anlattıkları kadarından daha güzel ve harika bir yer. Herkese gelip gezmelerini tavsiye ediyoruz. Yerli ve yabancı turistleri buralara getirerek tanıtımını yapacağım” dedi. Manastırı arkadaşlarıyla ziyarete gelen Mehmet Gürbüz ise, “Burası tarih kokuyor. Ziyaret ettim o kadar memnun kaldım ki anlatamam. Herkesin gelip ziyaret etmesini isterim” diye konuştu. "Manastırın tarihçesi" MS 4. ve 6. yüzyıllar arasında yoğun olarak kullanılan ve Hristiyanlar için hac merkezi olduğu düşünülen Alahan Manastırı, Torosların yamaçlarındaki özgün tomografik konumu zengin bezemeli iki büyük kilisesi mevcut. Vaftizhanesi, sütunlu yolu, kaya mezarları, su kaynakları, hamamı ve konaklama yerleri ile erken Hıristiyan sanatında ve Bizans mimarlık tarihinde önemli bir yere sahip. Manastırın kurucusu olduğu sanılan Keşiş Terasis’in kayalara oyulmuş lahidinin üzerinde 13 Şubat 462 tarihi görülüyor. Buradan da manastırın 450’li yıllarda kurulduğu anlaşılıyor. Evliya Çelebi, Arap akınları sırasında terk edildiği sanılan Alahan Manastırı’nı Kal’a-i Takyanos olarak adlandırır ve kimsenin yaşamadığı manastırın bir mimarın elinden yeni çıkmış gibi göründüğünü anlatır. 1961–1962 yıllarında İngiliz arkeolog Michael Gough’ın manastırda arkeolojik kazılar yaptığı biliniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.