Hava Durumu

#Tarım

Yeni Marmara Gazetesi - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Atık zeytin dallarıyla kuraklığa akıllı çözüm Haber

Atık zeytin dallarıyla kuraklığa akıllı çözüm

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde yürütülen proje, Bursa’nın zeytinliklerinden çıkan atıkları tarımda kullanılabilecek yeni bir ürüne dönüştürüyor. Proje ile zeytin budama sonrası ortaya çıkan dallar, "akıllı hidrojel" adı verilen ve toprağın suyu daha iyi tutmasını sağlayan özel bir malzemeye çevriliyor. BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Sevgi Kemeç Aslan’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Prof. Dr. Derya Ünlü’nün danışmanlığını yaptığı çalışma, hem atıkları değerlendirmeyi hem de kuraklıkla mücadeleye katkı sunmayı amaçlıyor. Atıklar değere dönüşüyor Proje kapsamında, her yıl zeytin üretimi sonrası ortaya çıkan ve çoğu zaman yakılan ya da çöpe giden dallar geri kazanılıyor. Bu dallardan elde edilen özel lifler, ileri teknolojiyle işlenerek su tutma özelliği yüksek hidrojel malzemelere dönüştürülüyor. Bu sayede toprak, suyu daha uzun süre muhafaza edebiliyor. Kuraklık şartlarında dahi bitkiler sağlıklı büyüyecek Geliştirilecek bu akıllı malzemenin, sadece suyu tutmakla kalmayacağını aynı zamanda bitkilerin ihtiyaç duyduğu besinlerin toprağa kontrollü şekilde verilmesini de sağlayacağını dile getiren Proje Yürütücüsü Sevgi Kemeç Aslan, "Böylece hem su israfını azaltacağız hem de gübreyi daha verimli kullanacağız. Geliştireceğimiz sistem sayesinde kuraklık şartlarında bile bitkiler daha sağlıklı büyüyebilecek" dedi. Çiftçinin maliyetleri düşecek Çalışma, tarımsal atıkların yeniden değerlendirilmesiyle doğaya katkı sağlarken, çiftçilerin maliyetlerini düşürmeye de yardımcı olmayı hedefliyor. Aynı zamanda iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilecek bir çözüm sunuyor. Projeden elde edilecek sonuçların, önümüzdeki dönemde tarımda daha yaygın kullanılması ve özellikle kurak bölgelerde üretime destek olması bekleniyor. Rektör Çağlar’dan tebrik Üniversite bünyesinde geliştirilen bu tür yenilikçi çalışmaların hem bilimsel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını belirten BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, "Zeytin gibi köklü bir tarım değerimizi bilim ve teknolojiyle buluşturarak katma değeri yüksek ürünlere dönüştüren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

Organik gübre fiyatları geçen yıl ile aynı Haber

Organik gübre fiyatları geçen yıl ile aynı

Bursa'da hayvancılık yapan İsmail Oktay, piyasadaki fahiş fiyat artışlarının hayvansal gübreye yansımadığını vurgulayarak, "Kimyasal gübre fiyatları yüzde 100 artış gösterirken, hayvansal organik gübre fiyatlarında büyük bir değişim yaşanmadı. Geçen yıl 6 tonluk gübreyi 2500 lira civarında satarken, bu yıl yine makul bir artışla 6 tonunu 3 bin liraya çiftçimize sunabiliyoruz. Üreticilerimiz nakliye için araçlarını temin edip geldiklerinde, araçları doldurma işini tamamen biz üstleniyoruz" dedi. Sektördeki en büyük zorluğun iş gücü bulmak olduğunu ve bu işin yüksek el emeği gerektirdiğini belirten Oktay, "Gübre, üretildiği yerde bol ancak bulunmayan bölgelerde pahalı kalıyor. Bugün bir işçiye bir römork gübre sar deseniz, 5 bin lira verseniz dahi sarmak istemiyor. Maddi olarak bize çok büyük bir katkısı olmasa ve depolama şansımız bulunmasa da bu doğal zenginliğin toprağa dönmesi şart" ifadelerini kullandı. Kimyasal gübrelerin toprak yapısına verdiği zarara ve geçici etkilerine dikkati çeken Oktay, doğal gübrenin sunduğu 7 yıllık koruma kalkanını şu sözlerle anlattı:"Kimyasal gübreler yazlık ve kışlık gibi sadece dönemlik etki gösterir ve uzun vadede toprağı körleştirir. Buna karşılık hayvansal gübre, kimyasal gübrelerden çok daha iyi sonuçlar verebilme gücüne sahiptir. Bir hayvan gübresinin toprakta tam 7 yıl süresi vardır. Çiftçilerimiz bizim gübrelerimizi kullanırlarsa, tarlalarını tek bir uygulamayla 7 yıl boyunca korurlar. Bir kere atıp, 7 yıl boyunca hem toprağın yapısını muhafaza ederler hem de yüksek verim alırlar. Dikkat edilmesi gereken tek nokta; yanmış gübrenin hemen serilebileceği, yaş gübrenin ise bir süre bekletilmesi gerektiğidir." Tarım uzmanları da hayvansal organik gübrelerin toprağın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor. Kimyasal ajanların aksine toprağın organik madde dengesini kuran hayvansal gübreler, toprağın su tutma kapasitesini maksimum seviyeye çıkarırken havalanmasını kolaylaştırıyor. İçeriğindeki zengin besin elementlerini toprağa yavaşça salarak bitkinin 7 yıl boyunca dengeli beslenmesini sağlayan bu yöntem, toprak altındaki yararlı mikroorganizma faaliyetlerini de artırıyor. Erozyon riskini azaltan ve toprağın doğal gözenekli yapısını koruyan hayvansal gübre, tarım arazilerinin çölleşmesini engelleyerek gelecek nesillere verimli bir toprak mirası bırakılmasını sağlıyor.

Uluabat Gölü havzasında "Hasanağa Enginarı Hasat Programı" Haber

Uluabat Gölü havzasında "Hasanağa Enginarı Hasat Programı"

Coğrafi işaret tescilli lezzeti Hasanağa enginarını tanıtmak, yerli üretime dikkati çekmek ve Bursa'nın gastronomi değerlerini yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinlik Karaoğlan ve Doğancı mahallelerindeki enginar tarlalarında gerçekleştirildi. Öncesinde Karaoğlan Mahallesi Köy Meydanı'nda yapılan etkinlikte enginardan yapılan bazı yemeklerden ikramlarda bulunuldu. BURFAŞ tarafından yapılan enginarlı ve sebzeli pirinç pilavı törene katılanlardan büyük ilgi gördü. Daha sonra enginar bahçesine geçildi ve hasat yapıldı. Törene Bursa Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erdoğan Ceylan, Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdürü Serkan Teke, Karaoğlan Mahallesi Muhtarı Ergün Kısa ile çok sayıda davetli katıldı. Ceylan, Hasanağa Enginarı'nın Bursa'nın marka ürünlerinden biri olduğunu söyledi. Hedeflerinin Bursa'nın İzmir'i geçerek enginar üretiminde ülkenin ilk sırasına yerleşmesi olduğunu belirten Ceylan, "Bursa'da 8 bin dekarlık alanda enginar üretiyoruz. Üretimi yapan cefakar ve fedakar çiftçilerimize teşekkür ediyorum. Birçok enginarlı yemeğimiz mutfağımıza lezzet katıyor. Ayrıca enginar sağlık demektir. Hasat etkinliğimizde bizleri buluşturan kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum" dedi. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali 18-20 Eylül'de yapılacak Teke ise, Bursa'nın özel ürünlerinden olan enginar hasadına katıldıklarını belirterek, "Nisan ve mayıs ayıyla hasadına başlayan enginar, Bursa sofralarını süslemeye devam ediyor. Tarımla gelişen bir Bursa var. Büyükşehir Belediyesi olarak Bursa'nın tarımsalkapasitesinin geliytirilmesi için attığımız adımlar var" dedi. 18-20 Eylül'de Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali'nin yapılacağını belirten Teke, yaklaşık 1 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapan etkinlikte Bursa'nın cografi işaretli ürünlerinin ön plana çıkacağını aktardı. Bu ürünlerden birinin de enginar olduğunu dile getiren Teke, Uluabat Gölü havzasının enginar üretimi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Bursa'nın enginar üretimi Bursa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri, enginarın hem üretim kolaylığı, hem sağlık açısından son yıllarda çok aranan bir sebze olarak öne çıktığını belirtti. Enginar bitkisinin iklim isteklerinin Bursa'da mevcut olduğunu aktaran yetkililer, "2025 yılı TÜİK verilerine göre Bursa'da yaklaşık 7 bin 531 dekar alanda 9 bin 778 ton enginar yetiştirilmiştir. Bursa, İzmir'in ardından ikinci sırada yer almaktadır. Enginar üretimi yoğun olarak; Mustafakemalpaşa ilçesinde 3 bin dekar alanda 3 bin 750 ton, Nilüfer ilçesinde 2 bin 451 dekarda 3 bin 64 ton gerçekleştirilmiştir" ifadesini kullandı.

Tarlada yoruluyorlar odun ateşinde matarada çayla dinleniyorlar Haber

Tarlada yoruluyorlar odun ateşinde matarada çayla dinleniyorlar

Karacabey'de kavurucu sıcaklar ve güneş altında çapa, dikim ve hasat gibi ağır işleri yürüten tarım işçilerinin tarladaki zorlu mesaisi devam ediyor. Bu yıl bölgedeki yoğun yağışlar sebebiyle gecikmeli olarak 15 Mayıs'tan sonra başlayan salçalık domates ve biber fidesi dikimleri için arazilerde yoğun bir tempo yürütülüyor. Gün boyu güneşin altında yoğun emek harcayan işçilerin öğle paydosundaki en büyük motivasyon kaynağı ve vazgeçilmezi ise geleneksel yöntemlerle demlenen odun ateşi çayı oluyor. Mataralardaki su odun ateşinde kaynıyor Tarım işçilerinin başında bulunan çavuşun eşi Güler Şengül, her gün öğle paydosuna kısa bir süre kala hazırlıklara girişiyor. İşçilerin kendisine teslim ettiği metal mataraları ve çaydanlıkları bir araya getiren Şengül, tarlada yakılan odun ateşinin etrafına bunları dizerek içindeki suları kaynatıyor. Öğle molası saatinin gelmesiyle birlikte işçiler, mataralarda kaynayan sıcak suyun içine çaylarını ilave ederek yemeklerini yiyene kadar demlenmeye bırakıyor. "Bu çay bizim zahmetimizin ödülü" Odun ateşinin korunda ve közün yakınında demlenen matara çayı, özellikle kadın işçilerin tüm günün yorgunluğunu üzerinden atmasını sağlıyor. Tarladaki ağır çalışma şartlarına rağmen bu keyiflerinden asla ödün vermediklerini belirten kadın işçiler, açık havada içtikleri çayın lezzetinin evdekinden çok daha farklı ve güzel olduğunu ifade etti. Çayın kendileri için bir yaşam biçimi olduğunu dile getiren işçiler, "Evde demlendiğinde bu kadar lezzetli olmuyor. Odunla yapılan çayın hepsi güzel oluyor. Yorgunluğumuzu geçiriyor. Çay olmazsa olmazımız. Tarlada yorgunluğa en iyi gelen bu çay. Zahmetimizin ödülü bu çay" dedi. Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen de tarım işçilerinin yaz sıcaklarında çok ağır ve zahmetli bir iş üstlendiğine dikkati çekerek, işçilerin öğle paydoslarında yemeklerini yedikten sonra hemen çay saatine geçtiklerini ve odun ateşinde demlenen bu çayın tadının bir başka olduğunu belirtti.

Hasanağa enginarında hasat üreticide tanesi 50 liradan başladı Haber

Hasanağa enginarında hasat üreticide tanesi 50 liradan başladı

Dünyanın en kaliteli enginarının yetiştirildiği bölgelerden biri olan Hasanağa'da üretilen ürünler, 2020 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendi. Tescilin ardından popülaritesi artan ürüne, başta İstanbul olmak üzere çevre illerden gelen yoğun talep nedeniyle, daralan tarım alanlarına rağmen üretim bölgede 200 dönüme ulaştı. "Verimi düşük ama kalitesi çok yüksek" Bugüne kadar düzenlenen 16 Hasanağa Enginar Festivali'nin 11'inde birinci seçilen 23 yıllık üretici Ömer Çinkaya (46), bölgede Bayrampaşa cinsi enginar yetiştirildiğini belirtti. Diğer üretim bölgelerinden farklı olarak dönüme ancak 400-450 kök dikebildiklerini ve dönüm başına en fazla 2 bin enginar hasat ettiklerini aktaran Çinkaya, şunları kaydetti: "Başka bölgelerde bir kökten 25-30 adet ürün alınabilir ama çanakları küçük olur. Bizim köklerimiz ise ancak 4-5 adet ürün verir. Dolayısıyla verimi düşük, kalitesi çok yüksek olur. İstenen büyüklüğe ulaşmadan da kesinlikle kesim yapmayız. Göbekten kestiklerimizin çanak ağırlığı 150 gramı buluyor." Pazardaki taklit ürünlere karşı tüketiciye uyarı Pazarlarda her enginarın "Hasanağa enginarı" adıyla satıldığına dikkati çeken Çinkaya, tüketicileri aldatıcı yöntemlere karşı uyardı. Tezgahlara birkaç tane gösterişli Hasanağa enginarı konularak alttan başka bölgelerin kılçıklı ürünlerinin soyulup satıldığını ifade eden Çinkaya, gerçek Hasanağa enginarının ayırt edici özelliklerini şöyle sıraladı: "Bizim ürünümüzün soyulmamış hali tarlada 50 lira, soyulmuşu ise 80 liradır. Diğer bölgelerin ürünleri tarlada 15-20 liradan alıcı buluyor. Pazarda soyulmuşu 50 liraya satılan ürünler bizim enginarımız olamaz. Gerçek Hasanağa enginarı yumuşaktır, kılçıksızdır ve komşunun ateşinde bile pişecek kadar kolay pişer. Yağ oranı yüksek olduğu için ağızda hemen dağılır ve soyulduğunda balmumu rengini alır. Lezzet arayan tüketiciler zaten bu farkı bilerek bizi tercih ediyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.