Hava Durumu

#Tazminat

Yeni Marmara Gazetesi - Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok Haber

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok

Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli 'sen kadın mısın, geri zekalının önde gidenisin' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına kadın eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Mahkeme, tarafların boşanmalarına, 75 bin lira maddi ve 75 bin lira manevi tazminat ile bin lira yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına hakaret ettiğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin lira maddi ve 5 bin lira manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden döndü. Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi: "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir."

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi Haber

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi

Aile Mahkemesi'ne başvuran karı koca birbirini suçlayarak boşanmak istedi. Davacı-davalı erkek; eşinin sürekli tartışma ve huzursuzluk çıkardığını, onaylamadığı kişilerle görüştüğünü, ailesine karşı ağır hakaret ve küfürler ettiğini, cinsel yönden soğuk davrandığını, son 10 yıldır yatakları tamamen ayırdığını, ayrı odalarda kaldıklarını öne sürdü. Karı koca ilişkilerinin olmadığını, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Cinsel soğukluk değil horlama yüzündenmiş Davalı- davacı kadın ise davacının hakaret edip şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, geçimsizliğin sebebinin davacı olduğunu, geceleri horlayıp uykusunda dişlerini gıcırdattığını, bu yüzden sadece geceleri ayrı odada yattığını dile getirdi. karı koca ilişkisinin kalmadığı iddiasının doğru olmadığını, artarak devam eden fiziksel ve psikolojik şiddetin üstesinden gelemeyince ortak konutu terk etmek zorunda kaldığını, davacının psikolojik sorunları olup tedavi ve psikolojik destek almayı şiddetle reddettiğini iddia etti. Çocuklar lehine ayrı ayrı aylık bin TL iştirak, aylık 2 bin 500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; davacı-davalı erkeğin davalı- davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, öldürmekle tehdit ettiği, küfür ve hakaret ettiği, aşırı derecede horlayıp uyurken dişlerini gıcırdatması nedeniyle kadının rahatsız olduğu ve bu nedenle ayrı yattığına dikkat çekti. At yarışı oynayan kocanın geçmişe takıntısı olup eski olayları gündeme getirerek tartışma çıkardığı, erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verdi. Nafaka talebini onaylayan mahkeme kadın lehine 40 bin maddi 40 bin lira da manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti. Kararı koca temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik şartlara göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğuna vurgu yapıldı. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği hatırlatıldı. Tazminat miktarının az olmasından dolayı karar bozulurken, Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirdi.

'Seninle evlendiğime pişmanım' demek boşanma sebebi Haber

'Seninle evlendiğime pişmanım' demek boşanma sebebi

Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı kadın, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü için evi terk ettiğini ve ailesiyle birlikte yaşadığını, evliliğin başından beri tartışmalar yaşandığını ve artmaya devam ettiğini, davalının borsa bağımlılığının olduğunu, bu sebeple zamanını telefon başında geçirdiğini ve ailesiyle ilgilenmediğini öne sürdü. Eşinin sürekli ‘Seninle evlendiğime pişmanım’ dediğini aktaran genç kadın, eşinin ailesine karşıda saygısız tutumunun olduğunu, davalının kendi ailesinin etkisinde kaldığını, bir defasında davalının babasının davacıyı darp ettiğini ve ortak çocuğu yere attığını, ortak çocuğun FMF hastası olduğunu, davalının ilgilenmediğini dile getirdi. Davalının "çocuğa bakmak istemiyorum, bakarsam üzerimde kalır" dediğini, davacı hamile kaldıktan sonraki 1,5 yıl boyunca taraflar arasında cinsel birliktelik yaşanmadığını, ortak çocuğun bütün ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını söyledi. Davalı- karşı davacı erkek ise davacının öfkeli ve narsist olduğunu, davacının iş arkadaşlarının davacıyı "despot Rus generali" diye nitelendirdiklerini, evliliğin başından beri davacının bencil ve baskıcı olduğunu öne sürdü. Aile Mahkemesi, davacı kadının erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı, davalı erkeğin, kadına ve annesine küfür ve hakaret ettiği, evlendiğine pişman olduğunu söylediği, farklı odada yatmasından dolayı yatağı ayırdığı, kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne hükmetti. Ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, ortak çocuk için 600 TL tedbir iştirak nafakasına, kadın için 18 bin TL maddî, 18 bin TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların kusura yönelik istinafının kısmen kabulü ile çocukların her biri yararına 2 bin TL tedbir ve iştirak nafakası ile, kadın yararına 35 bin TL maddî, 60 bin TL manevî tazminatın davalı-karşı davacı erkekten alınarak, davacı-karşı davalı kadına verilmesine, tarafların sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verdi. Kararı davalı temyiz edince devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı onadı.

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı Haber

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı

Özel bir şirkette çaycılık yapan Elmira Sultan, vefat eden eşinden kalan mirasla küçük de olsa bir ev satın almak istediğini belirterek yaşadıklarını anlattı. Ev alma sürecinde fikir almak amacıyla çalıştığı iş yerindeki müdürü M.G.'nin yanına gittiğini söyleyen Sultan, kendisine İstanbul Şile'de arsa yatırımı önerildiğini ifade etti. "Ben sana yardımcı olurum" diyerek güven verdiğini söyledi M.G.'nin kendisine yardım edeceğini söylediğini belirten Sultan, "Vefat eden eşimden kalan param vardı. Ev almak istiyordum. Bir akıl almak için yanına gittim. Bana İstanbul Şile'de arsaları olduğunu söyledi. 'Sana da bir arsa alalım' dedi. Paramın yeterli olmadığını söyleyince de bana yardımcı olacaklarını anlattı. İlk olarak 200 bin lira istedi. Temizlik yaparak biriktirdiğim paralarımı verdim. Bana sürekli 'güven, bizde yanlış olmaz' dedi" diye konuştu. Rusya'daki akrabalarının gönderdiği paraları da teslim ettiğini söyleyen Sultan, toplamda 2 milyon 150 bin lira verdiğini belirtti. "Kredi çek, biz ödeyeceğiz dedi" Bir süre sonra verilen paranın yeterli olmadığının söylendiğini ifade eden Sultan, "Bu kez bana kredi çekmem gerektiğini söyledi. Yardım edeceğini düşündüğüm için ağlaya ağlaya 200 bin lira kredi çektim. Krediyi kendisinin ödeyeceğini söyledi. Ancak ödeme günleri geldiğinde yanına gittiğimde ilgilenmedi. Krediyi kendi maaşımla ödemek zorunda kaldım" dedi. Kredi nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını belirten Sultan, "Faiziyle birlikte yaklaşık 275 bin lira kredi kartı borcum oldu. Şu an sekizinci aydayım ve hala ödüyorum. Bir dönem yemek almaya bile param kalmadı. Maaşımla hem geçinmeye hem de kredi ödemeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. "Aylarca tapu bekledim" Arsa karşılığında tapu verileceğinin söylendiğini ancak aylarca bekletildiğini anlatan Sultan, "Danışmanların yanında bana 1-6 ay süre vermelerini istedi. Tapumu vereceğini söyledi. Bekledim ama sürekli oyalandım. Daha sonra yurt dışına çıkmak için vize işlemleri yaptığını öğrendik. O zaman kaçacağını anladık" dedi. Bir yıllık çalışma süresinin dolmasına iki hafta kala işten çıkarıldığını da belirten Sultan, "Tazminat hakkımın doğmasına 2 hafta kala beni işten çıkardı. Daha sonra da yurt dışına gitti" diye konuştu. Toplam zararın 100 milyon lirayı bulduğu öne sürüldü Sultan, yaşanan süreçte yalnız olmadığını öğrendiğini belirterek, "Sonradan başka iş insanlarının da mağdur olduğunu öğrendik. Toplamda 6 kişinin mağdur edildiği ve zararın yaklaşık 100 milyon liraya ulaştığı konuşuluyor" dedi. Mağdurların girişimleri sonucu M.G.'den imzalı senet aldıklarını da anlatan Sultan, "6 Haziran tarihine kadar borcunu ödeyeceğine dair senet verdi. Ancak tarih geldi geçti, ödeme yapılmadı. Dava açtık ve hukuki süreç devam ediyor" şeklinde konuştu. "Eşimden kalan paraydı" Yaşadığı mağduriyet nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Sultan, "Uyuyamıyorum, sürekli ağlıyorum. O para vefat eden eşimden bana kalan mirastı. Tek isteğim sesimin duyulması ve hakkımı geri alabilmek. Çok zor durumdayım" dedi. Öte yandan, M.G. hakkında açılan davanın sürdüğü öğrenildi.

Kazazede sürücülere müjde; sorumlular bozuk yol tazminatı ödeyecek Haber

Kazazede sürücülere müjde; sorumlular bozuk yol tazminatı ödeyecek

Oysa hukukçular öyle düşünmüyor. Kapatılmayan çukura düşüp hasar gören otomobilin ya da araçların bozuk yolda sıçrattığı çamur yüzünden kullanılamaz hale gelen kıyafetin parası, ilgili kurumdan (Belediye-Karayolları) hizmet kusuru tazminatıyla tahsil edilebiliyor. Yollarda oluşan çukurlar, hatalar ya da yönlendirme levhaları eksiklikleri dolayısı ile aracı hasar gören sürücüleri uyaran hukukçular, "Aracınız yoldaki bir çukura düşerek hasar gördüyse, bu durum bir kaza değil yolun bakımından sorumlu olan kurumun hizmet kusurudur" uyarısında bulunuyor. Yollarda oluşan çukurlar, hatalar ya da levha eksiklikleri trafik güvenliğini tehdit ediyor. Hava şartları ve yoğun araç trafiği yolların çabuk yıpranmasına, asfalt yüzeyde çukur ve bozulmalara sebep olabiliyor. Yoldaki kusurlar (çukur, bozulmuş asfalt, eksik uyarı levhası) trafik kazalarına davetiye çıkarıyor. Bursa Barosu avukatlarından İbrahim Gödel, Karayolları Trafik Kanunu’na göre yolun yapımı ve bakımından sorumlu kamu kurumları, yol güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğuna dikkat çekiyor. Şehir içi yolların belediyelerin, şehirlerarası karayolları ise Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda olduğunu hatırlatan Avukat Gödel, Anayasa’nın 125. maddesince devlet ve kamu hizmeti gören idarelerin, görevlerinin yerine getirilmesi sırasında kusurlu hareket etmeleri durumunda verdikleri zararı tazmin etmekle yükümlü olduğuna dikkat çekti Avukat İbrahim Gödel, "Dolayısıyla yol bozukluğu nedeniyle meydana gelen kazalarda ilgili idare kusurlu bulunduğu takdirde zararı karşılamak durumundadır. Örneğin keskin virajlarda yeterli işaretleme yapılmamışsa veya çukurlarla dolu bir yol zamanında onarılmamışsa, bu durum idarenin hizmet kusuru sayılır ve tazminat sorumluluğu doğar. Kazaya sebebiyet veren yol bakım ve onarım eksikliği idari kusur sayıldığında, ilgili idarenin yasal sorumluluğu devreye girmektedir. Trafik kazası tespit tutanağı, hasar nedeninin belgelenmesi açısından temel kanıt oluşturur. Kazaya ilişkin her tür delil toplanmalıdır: Araçların kazaya uğradığı yerler, yol yüzeyindeki çukurlar, aracın çarptığı taş, fren izi gibi tüm ayrıntılar fotoğraflanmalı ve kayıt altına alınmalıdır. Olay yerinin konumunu gösteren fotoğraflar, yol yüzeyindeki kusurların ve plaka bilgileri ile kaza anını belgeleyen kanıtlar ileride mahkemede delil olarak kullanılacaktır. Kazaya ilişkin tüm belge ve raporlar (ehliyet, ruhsat, sigorta bilgileri, araç ekspertiz raporları, sağlık raporları) titizlikle toplanmalı ve saklanmalıdır. Maddi tazminat kapsamında araç hasarı, tedavi giderleri, sürekli sakatlık veya iş gücü kaybı gibi zararlar ile manevi tazminat (acı ve ızdırap bedeli) talep edilebilir. Trafik sigortası mağdurun tedavi ve araç onarım giderlerini karşılar; kasko poliçesi varsa aracın tamir giderleri kasko şirketince ödenir. Kaskosu olmayan mağdur, ödemesini yaptıktan sonra kusurlu idare veya üçüncü kişiden tazmin hakkını kullanabilir. Hukuki süreçte, idareye karşı tam yargı davası açılmadan önce genellikle önce idareye zarar tespiti talepli yazılı bildirim yapılır. İdare 60 gün içinde cevap vermeyince veya cevap olumsuz olunca İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir’’ dedi.

"insanlık dışı bir vahşet" Haber

"insanlık dışı bir vahşet"

İsviçre’nin Muttenz kentinde görülen davada, 43 yaşındaki Marc Rieben, eşi Kristina Joksimovic’i öldürmek suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm edildi. Mahkeme heyeti, olayın niteliği ve sanığın davranışları nedeniyle cezada indirime gitmedi. Mahkeme kararına göre Rieben’in, Şubat 2024’te eşini öldürdükten sonra cesedi parçalayarak yok etmeye çalıştığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında sanığın çeşitli kesici aletler ve kimyasal maddeler kullandığı belirlendi. Sanık ayrıca “ölüye saygısızlık” suçundan da hüküm giydi. Dava sürecinde savunma yapan Rieben, olayın kaza sonucu yaşandığını ileri sürdü. Ancak savcılık, adli tıp raporları ve deliller doğrultusunda cinayetin planlı şekilde işlendiğini savundu. Mahkeme de savcılığın değerlendirmelerini dikkate alarak sanığın suçlu olduğuna hükmetti. Karar kapsamında sanığın, çiftin çocukları ile maktulün ailesine tazminat ödemesine de karar verildi. Duruşma boyunca geniş güvenlik önlemleri alınırken, dava İsviçre kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Cinayet sonrası dehşet veren detaylar Şubat 2024'te gerçekleşen olayda, Marc Rieben'in eşini önce darp edip boğarak öldürdüğü, ardından cesedi evin çamaşır odasına taşıdığı belirlendi. Mahkeme tutanaklarına göre katil zanlısı, bir dekupaj testeresi, bıçak ve 10 litre çamaşır suyu kullanarak cesedi parçalara ayırdı. Kan donduran en uç detay ise, bazı vücut parçalarının bir mutfak robotu (blender) kullanılarak püre haline getirilmesi oldu. Bu eylemler nedeniyle sanık, cinayetin yanı sıra ölüye saygısızlık suçundan da mahkum edildi.

Haksız hacze rekor tazminat Haber

Haksız hacze rekor tazminat

İş adamı K.D., özel bankadan kredi çeken bir arkadaşına kefil oldu. Kısa süre sonra noter aracılığıyla çektiği ihtarname ile kefaletten rücu etti (çekildi). Aradan üç sene geçtikten sonra bankanın haciz işlemiyle sarsılan K.D., hukukçularla bankanın kapısını çaldı. Tüm görüşmelere rağmen banka; ekti. 2011'de kefaletten çekildiği halde K.D:'nın 2014'te 26 taşınmazına, dört şirketteki hisselerine ve banka hesaplarına haciz koymaktan geri adım atmadı. Mal varlığı fiilen donan K.D., 2015'te hacizlerin kaldırılması için icra dosyasına 416 bin TL nakit teminat yatırmak zorunda kaldı. Hem itibarını hem parasını haksız şekilde kaybeden iş adamını avukatı Recep Alptekin, ilk olarak 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde menfi tespit davası açtı. Mahkeme, haksız haciz sebebiyle bankayı mahkum etti. İstinafa gönderilen kararı Bölge Adliye Mahkemesi da yasaya uygun buldu. Banka son olarak Yargıtay'ın kapısını çaldı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023'te kararı onadı. Banka, kötü niyetli bulunarak kötü niyet tazminatına da mahkum edildi. İcra dosyasında bloke kalan 416 bin TL ancak Ağustos 2023'te K.D.'nın hesabına geri yattı. Sepet yöntemi devreye girdi, rekor tazminat geldi Kararın ardından Avukat Recep Alptekin, aradan geçen 8 yılda TL'nin değer kaybettiğini, dolar kuru, altın ve enflasyonun katlandığını belirterek bir adım daha attı, Alptekin, uğranılan gerçek zararın tek bir göstergeyle hesaplanamayacağını öne sürerek USD kuru, Euro kuru, altın fiyatları, TÜFE, ÜFE, asgari ücret artışı, mevduat ve devlet tahvili faizi ortalamasından oluşan "sepet yöntemi" ile hesaplama yapılmasını talep etti. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12 yıl süren hukuk savaşının sonunda özel bankayı rekor seviyede tazminata mahkum etti. Mahkeme, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin soyut zarar kriterini benimseyen emsal kararına atıfla bu yöntemi kabul etti. Mahkeme; geçen günlerde verdiği emsal kararla bankayı 3 milyon 167 bin 701 TL munzam zarar ve 50 bin TL manevi tazminata, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödemeye mahkum etti. Davalı banka ayrıca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutuldu. Yasal faizle birlikte 5 milyon 428 bin TL'nin bankaca ödenmesi için icra takibi başlatıldı. Paranın iadesi yetmez, değer kaybı da ödenmeli Karara ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Recep Alptekin, davanın yalnızca müvekkilini değil, benzer mağduriyetler yaşayan binlerce kişiyi ilgilendirdiğine dikkat çekti. Alptekin şöyle devam etti: "Sekiz yıl boyunca icra dosyasında bloke kalan 416 bin lira, sekiz yıl sonra iade edildiğinde artık aynı 416 bin lira değildi. Türkiye'nin ekonomik gerçekleri ortada. Tek bir göstergeyle yapılacak hesap, gerçek zararı yansıtmaz. Bu nedenle dolar, euro, altın, TÜFE, ÜFE, asgari ücret, mevduat ve tahvil faizinden oluşan sepet yöntemini ileri sürdük; mahkeme bu yöntemi benimsedi. Bu karar, parasına haksız yere el konulan herkes için bir emsaldir. Devletin icra dosyasında uzun yıllar bekletilen paranın, sadece nominal olarak iade edilmesi adalet değildir. Adalet; o paranın satın alma gücünün de iadesidir. Mahkemenin verdiği bu karar, haksız hacizle yıllarca parası bloke edilen herkes için emsaldir. Müvekkilim 2011'de noter ihtarnamesiyle kefaletten çekilmişti. Yargıtay'a kadar giden süreçte bankanın kötü niyetli olduğu da hüküm altına alındı. Ortada bir hata değil, ısrarla sürdürülen bir haksız takip vardı."

Kocasını adım adım takip etti, ihaneti ortaya çıkardı Haber

Kocasını adım adım takip etti, ihaneti ortaya çıkardı

Denizli'de yaşayan 3 çocuk annesi Emine Gülnar E., kocasının telefonuna bir başka kadından gelen mesajları yakaladı. Kocasına durumu hiç söylemeden olayı araştıran kadın, yine kocasının telefonundan günlük kiralık daire ilanlarını araştırdığını gördü. Kocası G.E. tarafından ailesinin yanına gönderilmek istemesinden de şüphelenen Emine Gülnar E., ihaneti ortaya çıkarmak için arkadaşıyla plan yaptı. G.E., Emine Gülnar E.'yi ailesinin yanına gitmesi için otogara bıraktı. Otobüse binen Emine Gülnar E. ise bindiği otobüsten bir süre sonra inerek eşini takip etti. Kocasının kendisini aldattığı evli C.D., ile buluştuğunu gören kadın, soğukkanlılığını koruyarak takibini sürdürdü. Daha sonra ikilinin apart dairesine girmesinden bir süre sonra daireye giden kadın, ihanet anlarını da cep telefonuyla kaydetti. ÇOCUĞUNUN GÖZLERİ ÖNÜNDE KOCASIYLA BİRLİKTE OLAN KADININ SALDIRISINA UĞRADI Emine Gülnar E. gittiği apart dairesinde eşi G.E., ile C.D.'yi uygunsuz halde yakalayarak o anları da cep telefonuyla kayda aldı. Kadının kaydettiği o anlarda C.D.'nin Emine Gülnar E.'ye saldırması ise pes dedirtti. G.E.'nin ise eşine saldıran C.D.'yi güçlükle kontrol etmeye çalıştığı görüldü. Tüm olaylara şahit olan çocuğun ise ağması dikkatlerden kaçmadı. "BENİM HAYATIM DAĞILDI" Olay sonrası kocasıyla birlikte olan kadının hayatına devam ettiğini ancak kendi hayatının dağıldığını belirten Emine Gülnar E., "Ben eşimin telefonuna gelen mesajlara bakmıştım. Daha sonra gelen mesajları gördüğümü hiç belli etmedim. Daha sonra sosyal medya sayfalarında günlük apart baktığını gördüm. Yine onu belli etmedim. Eşim beni ailemin yanına göndermek istedi. Anneannem rahatsızdı. 'Tamam' dedim ama gitmedim. Bir gün önceden arkadaşımı ayarlamıştım. Eşim beni otogardan otobüse bindirdi. Otobüs birazcık otogardan çıktıktan sonra otobüsten indim. Otobüsten indikten sonra arkadaşıma çocukları verdim ama büyük oğlum benden hiç ayrılmadığı için onu yanımdan ayırmadım. Zaten eşimin sevgilisi onu arabasıyla aldı. Sonra aparta gittiler. Ben onları uygunsuz halde yakalamak için aşağıda bir süre bekledim. Yukarı çıkıp, kapıyı çaldım. İlk çaldığımda kapıyı açmadılar. İkinci çaldığımda kapıyı açtılar. Ve onlara öyle uygunsuz vaziyette videolarını çektim, saldırdılar. Dikkat ederseniz şahıs videoda bana saldırdığı için benim oğlum 'Anne mi bırakın, anne eve gidelim' diye ağlıyor. Olaydan birkaç gün sonra kadının eşine çektiğim videoları, bende olan konuşmaların hepsini gösterdim. O kadın eşiyle şu anda barışmış durumda, eşiyle aynı evde yaşıyorlar. Benim hayatım dağıldı. Boşanma davası açacağım. Tazminat, nafaka tüm haklarımı alacağım" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.