Hava Durumu

#Tazminat

Yeni Marmara Gazetesi - Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan ‘yemek yapmayan kadın’ kararı Haber

Yargıtay’dan ‘yemek yapmayan kadın’ kararı

Her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nda ‘çok gezmek ve yemek yapmamak’ direkt boşanma sebebi sayılmasa da evlilik birliğinin ortak hayatı taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması hâlinde boşanma davası açılabileceği belirtiliyor. Bursa’daki bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. Şiddetli geçimsizlik yaşayan çift karşılıklı boşanma davası açtı. Mahkeme, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının davasının kabulüne, kocanın açtığı davanın reddine karar verdi. Erkeğin istinafa taşıdığı karar Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından da uygun görüldü. Erkeğin avukatı kararı temyiz edince devreye bu kez Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, karşı davanın reddi ile kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat yönünden temyiz edildi. Yargıtay, sık sık gezdiği için evde bulunmayan ve yemek yapmayan kadının da kusurlu olduğuna dikkat çekilen kararda; ‘’Davalı-karşı davacı erkek tanıklarının beyanları doğrultusunda kadının evlilik birliği içerisinde süregelen şekilde erkeğe karşı hakaret ve aşağılama eylemleri ile evde bulunmayarak ve yemek yapmayarak birlik görevlerini ihmalinin olduğu ve bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu hale göre erkek dava açmakta haklıdır. Erkeğin davasının kabulü koşulları gerçekleşmiştir. Erkeğin boşanma davasının da kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Aile Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, bozma nedenine göre her iki dava ve fer'îleri yönünden yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına oy birliği ile karar verilmiştir’’ denildi.

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber Haber

Ter kokan kocaya Yargıtay'dan kötü haber

Eşinden boşanmak için Aile Mahkemesi'ne müracaat eden B.D. isimli genç kadın, kocasının sürekli psikolojik ve sözel şiddet uyguladığını, ortak konutun yedek anahtarının davalının ailesinde olduğunu ve kendisinden habersiz sık sık ortak konuta gelerek istedikleri şekilde tamir ve tadilat yaptırdıklarını öne sürdü. Davalının, ailesinin isteklerine göre yaşadığını, talep ve ihtiyaçlarda sürekli problem çıkardığını, duygusal birliktelik yaşamadığını, kişisel bakımına özen göstermediğini, ter koktuğunu, duş almadığını, birlik görevlerinin yerine getirmediğini dile getirdi. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, 200 bin TL maddî ve 200 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren koca S.D. ise öne sürülen iddiaların asılsız olduğunu, her ailede yaşanabilecek olayların davacı tarafından çarpıtılarak anlatıldığını, evlilik birliğinin devamına önem verdiğini ve müvekkilinin eşini sevdiğini beyan ederek açılan davanın reddini talep etti. Aile Mahkemesi, erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmediği, kadınla fazla sohbet etmeyerek iletişim kurmadığı, ortak konutunun anahtarının erkeğin anne ve babasında olduğu, en son çıkan tartışmada kadını evden kovduğu, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verdi. Çocuk için aylık 3 bin TL iştirak nafakasına, kadın için 20 bin TL maddî, 20 bin TL manevî tazminata karar verdi. Kadın, kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, taleplerin reddine hükmetti. Kararın temyiz edilmesiyle devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin uyarılara rağmen temizliğe dikkat etmediğine, sürekli ter koktuğuna dikkat çekti. Kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada Aile Mahkemesi, kadın yararına 180 bin TL maddi ve 180 bin TL manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar yeniden temyiz edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle Aile Mahkemesi kararını onadı.

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi Haber

Sürekli eşya değiştirmek boşanma sebebi

Tam 43 senelik evli çift karşılıklı Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli ''sen kadın mısın geri zekalının önde gidenisin'' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Davacının evden kovduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, 75 bin TL maddi ve 75 bin TL manevi tazminat ile bin TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, "aptal, geri zekalı" diye hakaret ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına "pis mırık, mırığını her yere bulaştırıyorsun, salak" dediğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin TL maddi ve 5 bin TL manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nden döndü Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Eve misafir kabul etmemek ağır kusurdur Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi; "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği' vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir. "

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok Haber

Eve misafir kabul etmeyen kadına şok

Tam 43 senelik evli çift, karşılıklı Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Emekli öğretmen davacı kadın, memur emeklisi eşinin kumar bağımlısı olduğunu, evin faturalarını dahi ödemediğini öne sürdü. Kocanın yargılamayı uzatmak için dava açtığını, tarafların 1981 yılında evlendiklerini, kocanın kumar oynadığını, sürekli 'sen kadın mısın, geri zekalının önde gidenisin' gibi söylemlerde bulunduğunu dile getirdi. Mahkemede ifade veren erkek ise evlilik birliğinin sarsılmasına kadın eşin tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, kadın eşin kötü davrandığını, iftiralar attığını, kendisinin sade bir hayatı olup şiddet ve hakarete maruz kaldığını iddia etti. Mahkeme, tarafların boşanmalarına, 75 bin lira maddi ve 75 bin lira manevi tazminat ile bin lira yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi, evlilik birliği devam ederken kocanın şans oyunları oynadığı, evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, eve alacaklıların gelip borçlarını tahsil etmek için talepte bulundukları, karısına ve çocuğuna küfürler ettiği, bununla birlikte kadının da kocasına hakaret ettiğine dikkat çekti. Kadının; eşinin ailesi ile görüşmesine izin vermediği, eve misafir gelmesini istemediği, sürekli eşya değiştirip masraf yaptığı, her iki tarafın da kusurlu olması ile birlikte kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın eşin maddi ve manevi tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebinin reddine, erkek yararına 5 bin lira maddi ve 5 bin lira manevi tazminata karar verildi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetti. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden döndü. Yapılan yargılamada Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Yeniden istinafa taşınan davda Bölge Adliye Mahkemesi de ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikte bir karara imza attı. Kadının eve misafir kabul etmemesi ve sürekli ev eşyalarını değiştirmesinin ağır kusur olarak değerlendirildiği kararda şöyle denildi: "Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; erkek eşin şans oyunları oynayıp borçlarını ödemediği, buna karşılık kadın eşin de erkeğe hakaret ettiği, erkeği evden kovduğu, yatakları ayırdığı, eve misafir kabul etmediği ve ev eşyalarını sürekli değiştirip masraf yaptığı görülmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararında erkek eşe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıası kusur olarak yüklenmişse de bu konudaki tanık ifadelerinin çelişkili olmasından dolayı davalı-davacı erkeğe ‘eşine ve çocuklara küfür ettiği’ vakıasının kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak erkek eşin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir."

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi Haber

Horlamak hem boşanma hem tazminat sebebi

Aile Mahkemesi'ne başvuran karı koca birbirini suçlayarak boşanmak istedi. Davacı-davalı erkek; eşinin sürekli tartışma ve huzursuzluk çıkardığını, onaylamadığı kişilerle görüştüğünü, ailesine karşı ağır hakaret ve küfürler ettiğini, cinsel yönden soğuk davrandığını, son 10 yıldır yatakları tamamen ayırdığını, ayrı odalarda kaldıklarını öne sürdü. Karı koca ilişkilerinin olmadığını, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakası ile 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Cinsel soğukluk değil horlama yüzündenmiş Davalı- davacı kadın ise davacının hakaret edip şiddet uyguladığını, tehdit ettiğini, geçimsizliğin sebebinin davacı olduğunu, geceleri horlayıp uykusunda dişlerini gıcırdattığını, bu yüzden sadece geceleri ayrı odada yattığını dile getirdi. karı koca ilişkisinin kalmadığı iddiasının doğru olmadığını, artarak devam eden fiziksel ve psikolojik şiddetin üstesinden gelemeyince ortak konutu terk etmek zorunda kaldığını, davacının psikolojik sorunları olup tedavi ve psikolojik destek almayı şiddetle reddettiğini iddia etti. Çocuklar lehine ayrı ayrı aylık bin TL iştirak, aylık 2 bin 500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100 bin TL maddî, 100 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Aile Mahkemesi; davacı-davalı erkeğin davalı- davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, öldürmekle tehdit ettiği, küfür ve hakaret ettiği, aşırı derecede horlayıp uyurken dişlerini gıcırdatması nedeniyle kadının rahatsız olduğu ve bu nedenle ayrı yattığına dikkat çekti. At yarışı oynayan kocanın geçmişe takıntısı olup eski olayları gündeme getirerek tartışma çıkardığı, erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verdi. Nafaka talebini onaylayan mahkeme kadın lehine 40 bin maddi 40 bin lira da manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazı reddetti. Kararı koca temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Oy birliği ile alınan kararda tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik şartlara göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğuna vurgu yapıldı. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiği hatırlatıldı. Tazminat miktarının az olmasından dolayı karar bozulurken, Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirdi.

'Seninle evlendiğime pişmanım' demek boşanma sebebi Haber

'Seninle evlendiğime pişmanım' demek boşanma sebebi

Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı kadın, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü için evi terk ettiğini ve ailesiyle birlikte yaşadığını, evliliğin başından beri tartışmalar yaşandığını ve artmaya devam ettiğini, davalının borsa bağımlılığının olduğunu, bu sebeple zamanını telefon başında geçirdiğini ve ailesiyle ilgilenmediğini öne sürdü. Eşinin sürekli ‘Seninle evlendiğime pişmanım’ dediğini aktaran genç kadın, eşinin ailesine karşıda saygısız tutumunun olduğunu, davalının kendi ailesinin etkisinde kaldığını, bir defasında davalının babasının davacıyı darp ettiğini ve ortak çocuğu yere attığını, ortak çocuğun FMF hastası olduğunu, davalının ilgilenmediğini dile getirdi. Davalının "çocuğa bakmak istemiyorum, bakarsam üzerimde kalır" dediğini, davacı hamile kaldıktan sonraki 1,5 yıl boyunca taraflar arasında cinsel birliktelik yaşanmadığını, ortak çocuğun bütün ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını söyledi. Davalı- karşı davacı erkek ise davacının öfkeli ve narsist olduğunu, davacının iş arkadaşlarının davacıyı "despot Rus generali" diye nitelendirdiklerini, evliliğin başından beri davacının bencil ve baskıcı olduğunu öne sürdü. Aile Mahkemesi, davacı kadının erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı, davalı erkeğin, kadına ve annesine küfür ve hakaret ettiği, evlendiğine pişman olduğunu söylediği, farklı odada yatmasından dolayı yatağı ayırdığı, kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne hükmetti. Ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki tesisine, ortak çocuk için 600 TL tedbir iştirak nafakasına, kadın için 18 bin TL maddî, 18 bin TL manevî tazminata hükmedilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, tarafların kusura yönelik istinafının kısmen kabulü ile çocukların her biri yararına 2 bin TL tedbir ve iştirak nafakası ile, kadın yararına 35 bin TL maddî, 60 bin TL manevî tazminatın davalı-karşı davacı erkekten alınarak, davacı-karşı davalı kadına verilmesine, tarafların sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verdi. Kararı davalı temyiz edince devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı onadı.

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı Haber

İş yerinin çaycısını dolandıran müdür yurt dışına kaçtı

Özel bir şirkette çaycılık yapan Elmira Sultan, vefat eden eşinden kalan mirasla küçük de olsa bir ev satın almak istediğini belirterek yaşadıklarını anlattı. Ev alma sürecinde fikir almak amacıyla çalıştığı iş yerindeki müdürü M.G.'nin yanına gittiğini söyleyen Sultan, kendisine İstanbul Şile'de arsa yatırımı önerildiğini ifade etti. "Ben sana yardımcı olurum" diyerek güven verdiğini söyledi M.G.'nin kendisine yardım edeceğini söylediğini belirten Sultan, "Vefat eden eşimden kalan param vardı. Ev almak istiyordum. Bir akıl almak için yanına gittim. Bana İstanbul Şile'de arsaları olduğunu söyledi. 'Sana da bir arsa alalım' dedi. Paramın yeterli olmadığını söyleyince de bana yardımcı olacaklarını anlattı. İlk olarak 200 bin lira istedi. Temizlik yaparak biriktirdiğim paralarımı verdim. Bana sürekli 'güven, bizde yanlış olmaz' dedi" diye konuştu. Rusya'daki akrabalarının gönderdiği paraları da teslim ettiğini söyleyen Sultan, toplamda 2 milyon 150 bin lira verdiğini belirtti. "Kredi çek, biz ödeyeceğiz dedi" Bir süre sonra verilen paranın yeterli olmadığının söylendiğini ifade eden Sultan, "Bu kez bana kredi çekmem gerektiğini söyledi. Yardım edeceğini düşündüğüm için ağlaya ağlaya 200 bin lira kredi çektim. Krediyi kendisinin ödeyeceğini söyledi. Ancak ödeme günleri geldiğinde yanına gittiğimde ilgilenmedi. Krediyi kendi maaşımla ödemek zorunda kaldım" dedi. Kredi nedeniyle büyük sıkıntı yaşadığını belirten Sultan, "Faiziyle birlikte yaklaşık 275 bin lira kredi kartı borcum oldu. Şu an sekizinci aydayım ve hala ödüyorum. Bir dönem yemek almaya bile param kalmadı. Maaşımla hem geçinmeye hem de kredi ödemeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. "Aylarca tapu bekledim" Arsa karşılığında tapu verileceğinin söylendiğini ancak aylarca bekletildiğini anlatan Sultan, "Danışmanların yanında bana 1-6 ay süre vermelerini istedi. Tapumu vereceğini söyledi. Bekledim ama sürekli oyalandım. Daha sonra yurt dışına çıkmak için vize işlemleri yaptığını öğrendik. O zaman kaçacağını anladık" dedi. Bir yıllık çalışma süresinin dolmasına iki hafta kala işten çıkarıldığını da belirten Sultan, "Tazminat hakkımın doğmasına 2 hafta kala beni işten çıkardı. Daha sonra da yurt dışına gitti" diye konuştu. Toplam zararın 100 milyon lirayı bulduğu öne sürüldü Sultan, yaşanan süreçte yalnız olmadığını öğrendiğini belirterek, "Sonradan başka iş insanlarının da mağdur olduğunu öğrendik. Toplamda 6 kişinin mağdur edildiği ve zararın yaklaşık 100 milyon liraya ulaştığı konuşuluyor" dedi. Mağdurların girişimleri sonucu M.G.'den imzalı senet aldıklarını da anlatan Sultan, "6 Haziran tarihine kadar borcunu ödeyeceğine dair senet verdi. Ancak tarih geldi geçti, ödeme yapılmadı. Dava açtık ve hukuki süreç devam ediyor" şeklinde konuştu. "Eşimden kalan paraydı" Yaşadığı mağduriyet nedeniyle zor günler geçirdiğini belirten Sultan, "Uyuyamıyorum, sürekli ağlıyorum. O para vefat eden eşimden bana kalan mirastı. Tek isteğim sesimin duyulması ve hakkımı geri alabilmek. Çok zor durumdayım" dedi. Öte yandan, M.G. hakkında açılan davanın sürdüğü öğrenildi.

Kazazede sürücülere müjde; sorumlular bozuk yol tazminatı ödeyecek Haber

Kazazede sürücülere müjde; sorumlular bozuk yol tazminatı ödeyecek

Oysa hukukçular öyle düşünmüyor. Kapatılmayan çukura düşüp hasar gören otomobilin ya da araçların bozuk yolda sıçrattığı çamur yüzünden kullanılamaz hale gelen kıyafetin parası, ilgili kurumdan (Belediye-Karayolları) hizmet kusuru tazminatıyla tahsil edilebiliyor. Yollarda oluşan çukurlar, hatalar ya da yönlendirme levhaları eksiklikleri dolayısı ile aracı hasar gören sürücüleri uyaran hukukçular, "Aracınız yoldaki bir çukura düşerek hasar gördüyse, bu durum bir kaza değil yolun bakımından sorumlu olan kurumun hizmet kusurudur" uyarısında bulunuyor. Yollarda oluşan çukurlar, hatalar ya da levha eksiklikleri trafik güvenliğini tehdit ediyor. Hava şartları ve yoğun araç trafiği yolların çabuk yıpranmasına, asfalt yüzeyde çukur ve bozulmalara sebep olabiliyor. Yoldaki kusurlar (çukur, bozulmuş asfalt, eksik uyarı levhası) trafik kazalarına davetiye çıkarıyor. Bursa Barosu avukatlarından İbrahim Gödel, Karayolları Trafik Kanunu’na göre yolun yapımı ve bakımından sorumlu kamu kurumları, yol güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğuna dikkat çekiyor. Şehir içi yolların belediyelerin, şehirlerarası karayolları ise Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda olduğunu hatırlatan Avukat Gödel, Anayasa’nın 125. maddesince devlet ve kamu hizmeti gören idarelerin, görevlerinin yerine getirilmesi sırasında kusurlu hareket etmeleri durumunda verdikleri zararı tazmin etmekle yükümlü olduğuna dikkat çekti Avukat İbrahim Gödel, "Dolayısıyla yol bozukluğu nedeniyle meydana gelen kazalarda ilgili idare kusurlu bulunduğu takdirde zararı karşılamak durumundadır. Örneğin keskin virajlarda yeterli işaretleme yapılmamışsa veya çukurlarla dolu bir yol zamanında onarılmamışsa, bu durum idarenin hizmet kusuru sayılır ve tazminat sorumluluğu doğar. Kazaya sebebiyet veren yol bakım ve onarım eksikliği idari kusur sayıldığında, ilgili idarenin yasal sorumluluğu devreye girmektedir. Trafik kazası tespit tutanağı, hasar nedeninin belgelenmesi açısından temel kanıt oluşturur. Kazaya ilişkin her tür delil toplanmalıdır: Araçların kazaya uğradığı yerler, yol yüzeyindeki çukurlar, aracın çarptığı taş, fren izi gibi tüm ayrıntılar fotoğraflanmalı ve kayıt altına alınmalıdır. Olay yerinin konumunu gösteren fotoğraflar, yol yüzeyindeki kusurların ve plaka bilgileri ile kaza anını belgeleyen kanıtlar ileride mahkemede delil olarak kullanılacaktır. Kazaya ilişkin tüm belge ve raporlar (ehliyet, ruhsat, sigorta bilgileri, araç ekspertiz raporları, sağlık raporları) titizlikle toplanmalı ve saklanmalıdır. Maddi tazminat kapsamında araç hasarı, tedavi giderleri, sürekli sakatlık veya iş gücü kaybı gibi zararlar ile manevi tazminat (acı ve ızdırap bedeli) talep edilebilir. Trafik sigortası mağdurun tedavi ve araç onarım giderlerini karşılar; kasko poliçesi varsa aracın tamir giderleri kasko şirketince ödenir. Kaskosu olmayan mağdur, ödemesini yaptıktan sonra kusurlu idare veya üçüncü kişiden tazmin hakkını kullanabilir. Hukuki süreçte, idareye karşı tam yargı davası açılmadan önce genellikle önce idareye zarar tespiti talepli yazılı bildirim yapılır. İdare 60 gün içinde cevap vermeyince veya cevap olumsuz olunca İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir’’ dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.