Hava Durumu

#Travma

Yeni Marmara Gazetesi - Travma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Travma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şehidin hatırası çalındı, şüpheli 24 saat geçmeden yakalandı Haber

Şehidin hatırası çalındı, şüpheli 24 saat geçmeden yakalandı

Mudanya ilçesi Ömerbey Mahallesi'nde bulunan mezarlıkta meydana gelen olayın ardından harekete geçen ekipler, bölgedeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Yapılan çalışmalar sonucu kimliği tespit edilen Bülent D. (48), operasyonla kısa sürede gözaltına alındı. Şüphelinin ilk ifadesinde, söz konusu heykeli çöpte bulduğunu ve çalmadığını öne sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor. Aile ziyarette fark etti Olay, şehit ailesinin akşam saatlerinde mezarlığı ziyareti sırasında ortaya çıktı. Şehidin kabrine gelen aile, silah arkadaşları tarafından Kayseri'de özel olarak yaptırılan komando heykelinin yerinde olmadığını fark etti.Durumun ardından aile, vakit kaybetmeden emniyet birimlerine başvurarak şikayette bulundu. "Yine bir travma yaşadık" Şehidin babası Sadık Yavuz, yaşanan olaya tepki göstererek, yapılanın sadece bir hırsızlık değil, aynı zamanda büyük bir saygısızlık olduğunu dile getirdi. "Silah arkadaşının özel olarak yaptırdığı bir hatıraydı. Maddi değeri yok ama bizim için paha biçilemez. Bunu görmek bizi yeniden yıktı. Resmen bir travmayı tekrar yaşadık. Bunu yapanların en ağır cezayı almasını istiyoruz" dedi. "O heykeli oğlum diye öpüyordum" Şehit annesi Zerrin Yavuz ise yaşadığı acıyı gözyaşları içinde anlattı: "Ben her gün buradayım. O heykeli oğlum gibi görüp sarılıyor, öpüyordum. Dün geldiğimizde yoktu. Bu nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir insanlık? Şehitlerimiz bunu hak etmiyor." Soruşturma sürüyorOlayla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği, çalındığı belirlenen komando heykelinin akıbetine ilişkin çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Oyuncak silahla 11 yaşındaki çocuğun önünü kesen 3 akranı para istedi Haber

Oyuncak silahla 11 yaşındaki çocuğun önünü kesen 3 akranı para istedi

Reyhanlı ilçesi Yeni Mahalle'de yaşayan 11 yaşındaki 5. sınıfta öğrenim gören B.A, geçtiğimiz gün okula giderken akranları tarafından darp edildiğini söyleyerek durumu ailesiyle paylaştı. Evlatlarının yaşadığı korku ve travma sonrası duruma tepki gösteren aile, olayın yaşandığı bölgeye giderek çevredeki güvenlik kameralarını izleyip çocukları tespit etmeye çalıştı. Baba Hamit A'nın araştırmaları sonucu 11 yaşındaki B.A'yı yaşları 11 ve 12 arasında değişen 3 çocuğun darp ettiği anların görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde; B.A'nın tek başına okula gittiği esnada 3 çocuk tarafından ‘Para ver lan' denilerek oyuncak silahla önünün kesildiği, darp edildiği ve cebindeki paranın alınarak tekrar üzerine atıldığı görüldü. Görüntülerde, B.A'nın ‘Bende para yok' demesine tepki gösteren 3 çocuğun saldırı girişiminde bulunduğu anlarsa aileyi ve görüntüleri izleyenleri hayrete düşürdü. Mafya dizilerini aratmayan görüntüler üzerine duruma tepki gösteren aile konuyu okul yönetimiyle paylaştı ve öğrenciler tespit edildi. Çocukların ailesi uyarılırken, konu yargıya taşındı ve aile şikayetçi oldu. Evladının saldırıdan sonra travma yaşayarak konuşamadığını ifade eden baba Hamit A, çocukların sosyal medya ve mafya dizilerine özendiklerini belirterek, sosyal medya ve mafya dizilerine bir an önce müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. "Çocuğumu ellerindeki silahla apartmanın girişine çekip darp ettiler, cebindeki 10 TL parayı almışlar ve ondan sonra parayı beğenmedikleri için çocuğumun suratına atmışlar" Evladının okula gittiği esnada akranları tarafından saldırıya uğradığını ifade eden baba Hamit A, yaşanan travma sonrası oğlunun bir süre korkudan konuşamadığını belirterek, "Dün çocuğum okula giderken tam şurada göründüğü yerde aynı okulunda başka sınıflardan 3 akranı önünü kesmişler. Ellerinde bir silah var ama artık oyuncak mı gerçek mi onu da bilmiyoruz. Çocuğumu tehdit edip para istemişler. Çocuğun cebinde de bir10 lira su parası var, param yok demiş. Bunun üzerine akranları şu apartmanın girişine çekip darp ettiler, cebindeki 10 TL parayı almışlar. Ondan sonra parayı beğenmedikleri için çocuğumun suratına atmışlar. Bugün okula gittik ve çocukları gördük. Çocuklara niye böyle yaptınız diye sorduğumuzda, bize şaka yaptıklarını söylediler. Oğlumu tanıyor musunuz diye sorduğumda yok tanımıyoruz ve biz sadece şaka amaçlı yaptık dediler. Çocuklardan birinin babasıyla görüştük ve özür diledi. Ben de babasına 'Senin özür dilemen bana bir faydası etmiyor, benim çocuğum dün bütün gece travma yaşadı, gece rüyasına girdi ve bütün gece uyumadı' dedim. Oğlum korkudan konuşamadı. Dün geceye kadar konuşamadı, bayağı bir travma yaşadı. Çocuğun psikolojisi bozuldu, kendi ekranları önünü kesip darp ediyor. Hayatta böyle bir şey yaşamadık, ilk defa öyle bir şey yaşadık. Çocuklardan şikayetçi olduk, savcılığa gittik ve suç duyurusunda bulunduk. Herkes çocuğuna bir düzen vermesi lazım ve özellikle TV'lerde mafya dizilerinden uzak durmaları gerekiyor. Çocuklara babası ve ben niye öyle bir şey yaptınız diye sorduğumuzda, çocuklar cevap vermedi" dedi. "3 ÇOCUK ELİNE SİLAH ALIYOR, RACON KESİP HARAÇ TOPLUYOR VE BUNLAR 11 VE 12 YAŞLARINDA ÇOCUKLARDI" Baba Hamit A, çocukların izlediklerinden olumsuz etkilendiklerini belirterek, "Çocuğun tipine baktığımda tıraşı olsun mafya dizilerine özenmiş. Okul yönetimiyle de görüştük, çocukların son iki dersten kaçtığını öğrendik ve ailesinin de haberi yok. Çocukların bu durumuna yüzde yüz mafya dizileri sebep oluyor, yoksa çocuk silahla gasp yapmayı darp etmeyi nereden bilecek. Herkesin çocuklarının elinde telefon; sosyal medyada izledikleri videolar olsun, mafya dizilerinden kaynaklanıyor. Bizim çocuğumuz bunu yaşadı ve daha yeni kendine geliyor. Bugün sınavı da vardı ve sınavı nasıl geçti onu da bilmiyoruz. Çocuğumun psikolojisi bozulmuş. Bu travmayı nasıl atlatır? Bilemeyiz. Hayatta aklımıza gelmez. Kimse de inanmazdı buna ama Allah'tan güvenlik kameralarını görüntüleri aldık ve milleti öyle inandırabiliriz. Şaka gibi gerçekten 3 çocuk eline silah alıyor, racon kesip haraç topluyor ve bunlar 11 ve 12 yaşlarında çocuklardı" şeklinde konuştu. "PARA YOK DEDİĞİMDE BENİ APARTMANA ÇEKİP, VURMAYA BAŞLADILAR" Okula gittiği esnada akranları tarafından oyuncak silahla gasp edildiğini ve çok korktuğunu ifade eden B.A, "Okula giderken önümü kestiler ve para istediler ama bende para yok dedim. Para yok dediğimde beni apartmana çekip vurmaya başladılar. Onlar vurunca beni düşürdüler. Düştüğüm anda bana saldırırken direkt cebime saldırdılar, onlardan çok korktum. Oyuncak silahla önümü keserek para sordular ama yok dedim. Cebime baktılar, parayı gördüler ve direkt saldırmaya başladılar. Ben o çocukları tanımıyorum ve ilk defa gördüm" ifadelerini kullandı.

Balıkçıların kabusu oldular Haber

Balıkçıların kabusu oldular

Antalya Körfezi'nde 5 metrekareye bir denizanası düşerken, attıkları ağları çektiklerinde yüzlerce denizanasının dolandığını gören balıkçılar şaşkına döndü. Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması ve temas edilmemesi gerekiyor. Ellerine vücutlarına dokunursa yakma, su toplama, kabarcıklar oluşturabilir" dedi. Gökoğlu, her yıl tekrarlanan periyodik bir durum olan geçişin, Nisan ayının sonuna doğru tamamlanacağını belirtti. AKDENİZİN EN BÜYÜKLERİ, BİR TANESİ 10 KİLOGRAM Antalya'da son günlerde su yüzeyinde birçok noktada görülen denizanaları, hem balıkçıların ağlarına takılıyor hem de vatandaşların dikkatini çekiyor. Poyraz ve ters akıntı nedeniyle kıyıya kadar inen bazı denizanaları da Alanya sahillerinde kıyıya vurdu. Bilimsel adı Rhopilema nomadica olan ve ağırlığı 10 kilograma kadar ulaşan türün Antalya Körfezi'nde her yıl görülen periyodik bir yoğunluk oluşturduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, söz konusu türün Kızıldeniz kökenli olduğunu ve Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e ulaştığını söyledi. Gökoğlu, "Antalya Körfezi'nde yoğun görülen denizanası, Kızıldeniz kökenli, Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e girmiş olan, bilimsel adı Rhopilema nomadica olarak bilinen denizanası. Bu denizanası, Akdeniz'deki en büyük denizanalarından biri, hatta en büyüğü" ifadelerini kullandı. "SEZON İÇİ OLMADIĞI İÇİN VATANDAŞLARIN KORKMASI GEREKEN BİR DURUM YOK" Plaj sezonunun henüz başlamamış olması nedeniyle şu anda denize girenler açısından doğrudan bir risk bulunmadığını kaydeden Gökoğlu, özellikle kıyıya vuran denizanalarına karşı çocuklar için dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Gökoğlu, "Plaj sezonu olmadığı için şu an denize sadece yabancı turistler giriyor, yerli halk girmiyor. Korkulması gereken bir durum yok. Çocuklar için dikkat edilebilir, denizanası kıyıya vurduğu zaman çocuklar onu bilmeyebilir, dokunabilir, temas edebilir. İşte bu temas sırasında çocukların ellerine vücutlarına dokunursa yahut da denize giren vatandaşlar temas ederse vücutlarında yakma, su toplama, kabarcıklar şeklinde hasarlar oluşturacaktır" dedi. AVCILIĞI ZORLAŞTIRIYOR Denizanalarının yalnızca kıyıda değil, balıkçılık faaliyetlerinde de ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çeken Gökoğlu, ağlara dolanan denizanalarının hem avcılığı zorlaştırdığını hem de ekonomik kayba neden olduğunu ifade etti.Balıkçıların denize bıraktıkları ağların denizanalarıyla dolduğunu söyleyen Gökoğlu, "Balıkçılık açısından sıkıntılı bir durum var. Balıkçılar ağlarını bıraktığı zaman denizanası doluyor. Balıkçı alırken bu ağları torbaladığı için ağların yırtılmasına sebep oluyor. Ayrıca balık tutulmamasına neden oluyor. Çünkü torbalıyor, ağı büzdüğü için ağ normal açılmış vaziyette olmuyor. Ayrıca trol gibi sürüklenen av araçlarında av gözlerini tıkadığı için avın seçiciliğini de azaltıyor. Kütlesel bir trolün arkasında denizanası dolu kütlesel bir ağı çekiyor, bu nedenle yakıt giderini artırıyor. Özellikle ufak kıyı balıkçıları ağı alırken uzun zaman kaybediyor" şeklinde konuştu. "TEMAS HALİNDE YÜZDE VE GÖZDE TRAVMA OLUŞTURABİLİYOR" Denizanası parçalarının teknedeki balıkçıların yüzüne ve gözlerine sıçramasının da risk taşıdığına dikkat çeken Gökoğlu, bunun balıkçılar üzerinde fiziksel tahribata yol açabildiğini belirtti. Gökoğlu, "Balıkçılar ağı aldıkları zaman teknenin üzerinde çok miktarda denizanası parçası ve denizanası kalıyor. Zaman zaman suratlarına, gözüne sıçramalar olduğu için gözlerinde, yüzlerinde tahribat ve travma oluşturuyor. Dolayısıyla balıkçılık açısından şu anda sıkıntılı bir durum söz konusu. Zaten balıkçıların çoğu da Antalya Körfezi'nde denizanası olduğu için uzatma ağlarını atmıyorlar" dedi. YOĞUNLUĞUN NEDENİ POYRAZ VE TERS AKINTI Bu yılki yoğunluğun nedenine de değinen Gökoğlu, poyraz rüzgarının yüzey suyunu sürüklemesi ve alttan gelen ters akıntının denizanalarını körfeze taşıdığını söyledi. Her yıl benzer bir geçiş yaşandığını ifade eden Gökoğlu, bu yıl da geçmiş yıllarla benzer yoğunluk gözlemlediklerini anlattı. Gökoğlu, şöyle devam etti: "Her sene bu geçiş oluyor. Ocak sonunda geçişleri başladı, şu anda körfezde yoğun miktarda var. Periyodik olarak tekrarlıyor bu. Bunun nedeni de bu sene poyrazın etkili olması. Poyraz yüzey suyunu aşağı doğru sürüklediği zaman, yerine alttan deniz suyunun gelmesi gerekiyor. Yani açıktaki ana akıntıdaki suyu alttan çekip üstten de itelediği için körfeze girdi. Bu ters akıntı nedeniyle şu anda denizanası Antalya Körfezi'nde. Geçmişe göre aynı yoğunlukta. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz dalışta, beş metrekarelik alanda neredeyse bir adet var şeklinde durum tespiti yaptık." BALIK YUMURTALARI VE LARVALAR ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİSİ VAR Deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine de değinen Gökoğlu, türün balık yumurtaları ve larvalarına zarar verdiğini, ancak bazı balık yavrularının da denizanasının dallı yapısı içinde saklanabildiğini söyledi. Buna rağmen olumsuz etkinin daha ağır bastığını belirten Gökoğlu, geçişin turizm ve plaj sezonu başlamadan sona ereceğini vurguladı.Gökoğlu, "Balık yumurta ve larvalarına zarar veriyor. Bazen de faydası oluyor. Denizanasının çan şeklindeki kafasının iç kısmındaki dallı yapıya bazı balık yavruları girip saklanıyor ve orada serpilip büyüdükten sonra ekosisteme katılıyorlar. Ama tabii tükettiği, öldürdüğü larva ve yumurta daha fazla. Bu geçiş Nisan'ın sonuna doğru Mayıs'ın başlarında tamamlanacak. Yani plaj sezonu, turizm sezonunun başladığı dönemde bu geçiş tamamlanacak. Her sene o tarihlerde tamamlanıyor. Şu anda risk yok, biz biraz önce sudan çıktık, dalıştaydık. Yine büyük, çok büyük kütleler halinde suyun altında gördük ve görüntüledik" ifadelerini kullandı.

Travmanın ardından çocuklara doğru destek her şeyi değiştirebiliyor Haber

Travmanın ardından çocuklara doğru destek her şeyi değiştirebiliyor

Travma, çocukların dünyayı algılayışını değiştirir ve ortamın güvenli olduğu hissini zedeleyebiliyor. Özellikle, çocuklar travma sonrasında neden-sonuç ilişkilerini doğru kuramayabilip olayı kendilerine bağlama eğiliminde olabiliyor.   Çocuklar, bu yüzden travmalarını işleyebilmek için çoğunlukla yanlarında destekleyici bir yetişkin bulmaya ihtiyaç duyarlar. Ancak, travmatik yaşantılar sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de zorlayıcı olabiliyor. Yetişkinlerin çocukların yaşadığı travmayı anlaması, onları doğru şekilde yönlendirmesi ve desteklemesi, iyileşme sürecinin hızlanmasını sağlıyor. Erişkinlerin varlığı, çocukların travmatik olayları daha sağlıklı bir şekilde işlemelerine yardımcı oluyor.  Çocuklarla iletişimde olan tüm yetişkinler için değerli bir kaynak olan "Travmatik Yaşantıların Ardından Çocuklara Yardım Kılavuzu", alanın önemli lideri Prof. Dr. Bruce D. Perry’nin çalışmaları, Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Feryal Çam Çelikel ve Psikolok Mader Bengisu Bilgen tarafından Türkçe'ye çevrildi.  Travmanın ardından çocuk, içinde bulunduğu durumu değerlendirme ve yeniden organize olma ihtiyacı duyar ve travma öncesi dünyasına dönmeye çabalar. Travma sonrası dönemin duygusal ve, davranışsal belirtileri, çoğunlukla bu çabaların göstergesidir. İçinden geçtiği bu hassas dönemde çocuğun/gencin ruhsal ihtiyaçlarının anlaşılması, gereken etkili desteğin sağlanması için ön şarttır. Travmatik Yaşantıların Ardından Çocuklara Yardım Kılavuzu, çocuklarda travmadan iyileşmeye uzanan yolda, anne-baba ve öğretmen gibi çocuklarla iletişimde olan tüm yetişkinler için değerli bir rehber niteliğindedir. Bu kitap, çocukların travmatik yaşantılara verdiği karmaşık tepkileri anlamada önemli ipuçları sunarken anne-baba, öğretmen ve uzmanlara, iyileşme süreçlerine destek olmada rehberlik ediyor.  Kitap, travma sonrası çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğini sade ve detaylı bir dille ele alıyor. Travmanın çocuğun gelişmekte olan beyni üzerindeki etkilerini açıklarken, ailelere ve bakım verenlere çocukların ihtiyaç duyduğu desteği nasıl sunabileceklerini gösteriyor. Eserde, çocukların iyileşme sürecinde ilişkilerin ve güvenli bağ kurmanın ne kadar önemli olduğu da vurgulanıyor. Yalnızca psikoloji alanındaki uzmanlara değil, anne-baba ve öğretmenlere de çocuklarla yeniden bağ kurma konusunda ilham veriyor. Travmatik deneyimler sonrası çocuklara nasıl destek olunacağına dair kapsamlı bir rehber sunuyor. Zorlayıcı deneyimlerin ardından yetişkinlerin çocuklara nasıl yaklaşması gerektiğini, bu süreçte beklenen tepkileri ve etkili yardım yöntemlerini detaylı bir şekilde ele alarak başa çıkmada kritik bir kaynak olarak öne çıkıyor. Kılavuz, web sitesi üzerinden ücretsiz erişime açıldı. 

Depremzedelerin Aylardır Aşamadığı Travma Haber

Depremzedelerin Aylardır Aşamadığı Travma

Asrın felaketi sonrası deprem bölgesinde afetzede vatandaşlarda sıklıkla görülen uyku bozukluğuna karşı Psikolog Cansu Güler Aksoy, vatandaşlara sadece uykunuz geldiğinde 'yatağa girin' diyerek tavsiyede bulundu.   Kahramanmaraş merkezli depremlerde en büyük yıkım Hatay’da yaşanmış ve 25 bine yakın insan vefat etmişti. Asrın felaketi sonrası afet bölgesinde binlerce insanın hayatı olumsuz etkilenmişti. Depremi yaşayan vatandaşlar, yaşadıkları acı ve üzüntüden dolayı psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Bu sorunlarla başa çıkmak isteyen afetzedeler, bölgede hizmet veren psikologlardan destek alıyorlar. Psikolog Cansu Güler Aksoy, afetzede vatandaşlara dağınık ve parça parça uyumamaları gerektiklerini belirterek, uyku geldiğinde yatağa girilmesi gerektiğini söyledi.  “Deprem sonrası en çok görülen rahatsızlık uykuda yaşanan bozukluklardır”  Asrın felaketi sonrası insanların yeniden deprem olacağı psikolojisiyle yaşadıklarını ve bu yüzden uyku bozuklukları yaşadıklarını belirten Psikolog Aksoy, “Çaresizlikle dolu bir gündü. Deprem sonrası başvurulan en çok şikayetlerden biri de uykuda yaşanan bozukluklardır. Deprem gece yaşandığı için sanki aynı depremi tekrardan yaşayacakmışız gibi aynı yoğun kaygıyla hayatına devam etmeye çalışıyor. Bu durum kişinin uyku kalitesini bozduğu gibi günlük hayatını da kötü etkiliyor. Bu durum için en büyük önerimiz bunlarla baş etme konusunda sorunlar yaşıyorsa uzman doktorlardan destek alınmalıdır” dedi.  “Sadece uykunuz geldiğinde yatağa girin”  Dağınık ve parça parça uyumanın uyku kalitesini bozduğunu söyleyen Psikolog Aksoy, “Bu sorunları uzman doktorlar dışında çözmek için birçok yöntem var. Mutlaka kendinize uyku rutinleri oluşturmalısınız. Gece yapabileceğiz duş ve fiziksel aktiviteler gibi uykunuz gelmeden hiçbir şekilde yatağa girmemenizi öneriyorum. Örneğin yatağa girdiniz ve yarım saat sonra uykunuz kaçtı. Yataktan çıkıp bir kitap okuyabilirsiniz. Erken işiniz olmasa dahi yatağınızdan erken kalkın ve gün içinde uyumamaya özen gösterin. Gün içinde yapacağınız tempo çok önemli. Bunları deneyebilirsiniz. Beyin aslında kendini şartlıyor. Uyku, yatağa girildiğinde olabilecek bir şey. Dağınık ve parça parça uyumak, uyku kalitesini bozan bir yöntemdir. Sadece uykunuz geldiğinde yatağa girin” şeklinde konuştu.  “Depremi yaşayan herkes geceleri uyuyamıyor ve uyku problemi yaşıyoruz”  6 Şubat gecesi yaşadıklarının ardından uyumakta zorluk çektiğini dile getiren Medine Alkan, “Eşim uyandırdı, deprem şiddetini artırdı. Çocuklarımıza kimse yerinden kalkmasın dedim. Uykuya daldığımda çok uyanıyoruz. Ses çok korkutuyor. Herhangi bir sese çok duyarlıyız. Depremi yaşayan herkes geceleri uyuyamıyor. Uyku problemi yaşıyoruz. Deprem gecesi uykudan uyandığımız için aynı şeyleri yaşayacağımız hissi hiç geçmiyor. Uzun yıllarda geçse bu hissin değişeceğini zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.

Ortopedi ve travmatoloji uzmanları ‘1 Konu 3 Konuk’ programında buluştu Haber

Ortopedi ve travmatoloji uzmanları ‘1 Konu 3 Konuk’ programında buluştu

Medicana Bursa Hastanesi'nin düzenlediği ‘Bursa 4 K (1 Konu 3 Konuk)’ adlı programa Bursa'daki ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimler yoğun ilgi gösterdi. Prof. Dr. Namık Şahin'in moderatörlüğündeki programa Eskişehir, Afyonkarahisar, Çanakkale, İzmir ve Balıkesir gibi illerden doktorlar katıldı. Bursa'da bu işe gönül vermiş, sadece bu işle ilgilenen her kurumdan duayen isimlerin bir arada olduğu ortak bir konsey gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Yüksel Özkan, "Bu vesileyle omuz artroplastisinde güncel yaklaşımlar hakkında bilgi paylaşımı ve güncel bilginin aktarımı şeklinde bir güncelleme toplantısı oldu. Bu sayede hastaya olan hizmetlerin daha iyi bir noktaya gelmesini hedefliyoruz. Kanser genel bir konsept. Biz bugün nadir bir kanser türünü, tüm kanserlerin yüzde 1'ini içeren bir kanser türünü ele aldık. Bu kanserde erken belirtiyi söylemek çok mümkün değil. Ama vatandaşlarımızın vücudunun herhangi bir yerinde normal olmayan, giderek büyüyen bir şişlik var ise mutlaka hekime başvurmaları gerekir. Bu vesile ile genel kanser konusunda da bir şey söylemek istiyorum. Kanser ve mücadele bireysel ve toplumsal bir konu. O yüzden birey olarak hepimizin görevleri var. Sağlıklı beslenme ve egzersizi günlük hayatımıza sokarak çok büyük bir adım atmış olacağız. Kadın ve erkek bireylerde kendisini ilgilendiren kanser türlerini öğrenip, erken tarama yöntemlerini zamanında uygularsa kanserden ciddi oranda korunmak mümkün" ifadelerini kullandı. Bursa şehrinin bu tümörler ile ilgili tıp alanında tecrübeli ve iyi hizmet veren, bilgiye sahip donanımlı bir şehir olduğunu söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Cansabuncu ise, "Bizler burada hastaları tartışmak, konsey oluşturmak ve onlara en iyi hizmeti bütün meslektaşlarımla devlet hastanesi, özel sektör ve üniversite birlikte sonuçlara vararak sunabilmek için bir araya geldik. Bursa'da tabii ki yıllardır konseyler var. Ama bu kadar geniş kapsamlısı ilk defa oluyor. Çok değerli hocalarımız var. Onlarla birlikte bu olguları tartışacağız. Hastalar adına karar verirken hepimizin görüşünün olması başarıya giden en önemli şeydir. Ters omuz protezinde güncel yaklaşımları ele aldık. Omuz hareketlerini çalıştıran kasların onarılamayan yaralanmaları sonrası omuz kireçlenmesi ile bazı eklem hareketlilikleri kısıtlanıyor. Bu da kurtarıcı cerrahi olarak ön plana çıkmaktadır. Günümüzde artık bu cerrahiyi yapmanın sıklığı artmaktadır. Günümüzde ufak travmalar sonrası özellikle yaşlı hastalarda parçalı omuz çevresi kırıklıkları meydana gelmektedir. Bu parçalı omuz kırıklıklarının öncelikle tedavisi, bazı cerrahi yaklaşımlarla kemiği bir araya getirmektir. Çok parçalı kırıklarda veya hastalarda eşlik eden tendon yaralanmalarında onarılamayacak durumlar oluyor. Bu durumda ters omuz protezi devreye girmektedir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.