Hava Durumu

#Tunceli

Yeni Marmara Gazetesi - Tunceli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tunceli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

150 bin lira maaşa rağmen çoban sıkıntısı çözülemedi Haber

150 bin lira maaşa rağmen çoban sıkıntısı çözülemedi

Tunceli'de küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirliğini tehdit eden çoban sorunu bu yıl da devam ediyor. Geçen yıl aynı dönemlerde yaklaşık 130 bin liraya kadar yükselen çoban ücretlerine rağmen personel bulmakta zorlanan üreticiler, bu yıl ise aylık 100 ila 150 bin lira arasında değişen ücretlere rağmen aradıkları çobanı bulamıyor. Özellikle yaylalarda hayvanların bakımını, beslenmesini ve sağımını üstlenecek çoban sıkıntısı yaşayan üreticiler, iş gücü açığını yabancı uyruklu çobanlarla kapatmaya çalışıyor. Ancak yüksek ücretin yanı sıra yemek, sigara ve yatacak yer gibi ihtiyaçları da karşılanan Afgan çobanların bir süre sonra işi bırakarak gitmesi, üreticilerin yaşadığı sorunu daha da büyütüyor. Çoban bulamadıkları için hayvanlarının bakımını kendileri üstlenmek zorunda kalan üreticiler, artan iş gücü, yem ve ilaç maliyetleri nedeniyle elde ettikleri gelirin giderlerini karşılamadığını ifade ediyor. "Aylık 100-150 bin lira arası veriyoruz. Bunu da beğenmiyorlar" Pülümür'de bulunan Ferhat Çayırı Yaylası'na Pertek'ten gelen üretici Mehmet Demir, yıllardır hayvancılıkla uğraştığını ve çoban bulma konusunda ciddi sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Demir, "Kendimi bildim bileli hayvancılıkla uğraşıyorum. Yıllık 2 çoban çalıştırıyoruz 12 ay boyunca. Ülkemizde çoban bulmak zor. Normalde Afganları çalıştırıyoruz. Onları çalıştırmak da zor, gelip kaçıyorlar, sözlerinde durmuyorlar. Aylık 100 - 150 bin lira arası veriyoruz. Bunu da beğenmiyorlar. Sigarası, ekmeği, yatağı her şeyi bize ait. Yine de beğenmiyorlar, kaçıyorlar. Yani çoban sorunu çok. Devletimizin bu soruna çözüm bulmasını umut ediyoruz" şeklinde konuştu. "Bu fiyata rağmen çoban bile bulamıyoruz" Üretici Önder Erdoğan da küçükbaş hayvancılığın kendileri için nesilden nesile aktarılan bir meslek olduğunu belirterek, "Çocukluğumdan beri bu işin içindeyiz. Atadan dededen gelen bir mesleğimiz var. O meslekten devam ediyoruz. Çoban sorunu büyük, maaşları yüksek. O yüzden gelirimiz gideni karşılamıyor. Çobanın şu an yeme, içme gibi birçok masrafı bize ait. Üstüne de maaş veriyoruz. Sağım çobanları 100 ile 150 bin lira arasında değişiyor. Bu fiyata rağmen çoban bile bulamıyoruz. O yüzden çoban sorunumuz büyük" dedi. "Hayvan sayımızda düşüş olacak" Tunceli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ise "Bizde hayvancılığın en büyük sorunlarından biri çoban, yem ve ilaç maliyetleri. Şu anda çobanlara en düşük 120 bin liradan en yüksek 145 bin liradan maaş veriyoruz. Öyle üreticimiz var ki 4 tane çoban alıyor. Dolayısıyla iş böyle giderse ve çoban sorunu gerçekten resmiyete bindirilmezse bu işin sonu çobanlıktan ve yem ve ilaç maliyetlerinden dolayı on yılı geçmede hayvan sayımızda ciddi bir düşüş olacaktır" diye konuştu.

Düzgün Baba Ziyaretgahı'na Saldırı Haber

Düzgün Baba Ziyaretgahı'na Saldırı

Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda meydana gelen tahribat olayıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 1'i muhtar olmak üzere 3 kişi tutuklandı. Geçtiğimiz günlerde Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgahı'nda meydana gelen tahribata ilişkin Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yapılan soruşturma sonucunda gözaltına alınan 1'i muhtar olmak üzere 3 şahıs tutuklandı. Tunceli Valiliği tarafından konuya ilişkin olarak yapılan açıklamada, "Düzgün Baba Ziyaretgâhı'nda meydana gelen tahribat olayıyla ilgili olarak vatandaşlarımız tarafından yapılan şikâyet üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Jandarma KOM ve İstihbarat birimlerince yürütülen adli ve idari tahkikat neticesinde; izinsiz kazı yapmak suretiyle tahribata neden olan şüpheliler tespit edilmiş, şüphelilere ait adreslerde gerçekleştirilen aramalarda dijital materyaller incelenmiş; 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilen çeşitli materyal görselleri ile birlikte mühimmat ve bazı tarihi objeler ele geçirilmiştir. Elde edilen bilgiler çerçevesinde genişletilen çalışmalar sonucunda; 17 Mayıs 2026 tarihinde tespit edilerek gözaltına alınan ilave 2 şüphelinin ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda, izinsiz kazı faaliyetlerinde kullanılan çeşitli araç ve gereçler ile ruhsatsız silahlar ele geçirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda yürütülen işlemler kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısı 6'ya ulaşmış olup, mahkemeye sevk edilen şüphelilerden 1'i muhtar olmak üzere 3'ü tutuklanmış, 3'ü hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Toplumumuzun ortak değerleri arasında yer alan inanç merkezlerimiz ile kültürel miras alanlarımızın korunmasına yönelik hassasiyetimiz kararlılıkla sürdürülecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.

Gülistan Doku Soruşturmasında Yeni Gelişme Haber

Gülistan Doku Soruşturmasında Yeni Gelişme

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun ifadesi ortaya çıktı. Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 10 şüpheli tutuklanırken, 3 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verilmişti. Tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel'in koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun ifadesi ortaya çıktı. Eroğlu, Gülistan Doku'nun yedek SIM kartını ihraç polis memuru Gökhan Ertok'a kimin talimatı ile gönderdiği sorusu üzerine ifadesinde, "Ben bu konuyu ayrıntılı ve uzun uzun anlatmak istiyorum. Doku ailesi arama çalışmaları sürerken yukarıda da belirttiğim üzere vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra vali bey bizzat kendisi yarım A4 zarfını bana Ankara'ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana ‘Bunu Gürkan'a gönder' dedi. Ben de bu Gürkan isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili retweet gibi işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan' diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim. Ben de ismini şu an sizden öğrendiğim ve kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderdiğim kişinin dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Fakat halen rehberimde ‘Sosyal medya Gürkan' diye kayıtlıdır. Gökhan Ertok'un polis olup olmadığını bilmiyorum, şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde SIM kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında vali bey bana aynı gün ‘zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku'nun SIM kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini‘ söyledi. Gülistan'ın SIM kart şifresi, Instagram kullanıcı adı veya şifresi veya diğer şifrelerine dair hiçbir bilgim yoktur. Konusu da geçmemiştir. Bu SIM kartı ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüsle Gökhan'a gönderimini sağlamıştım. Gönderdiğim zarfla ilgili vali bey ‘Ne oldu, SIM karta bakabildi mi, sinyal falan var mı' tarzında şeyler sorunca ben de Gökhan'ı arayıp hatırladığım kadarıyla 'Bakabildin mi, en son sinyal nerede alınmış?' tarzında sordum. O da bana ‘Bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim' dedi. Tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘Zarfı gönderdim, teslim alırsınız' şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp, vali beye 'Gökhan'ın gönderdiği dosya efendim' diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu. Zarfın büyüklüğü A4 ölçüsünde idi" dedi. Eroğlu ifadesinde şunları söyledi: "Burada şu kısımdan da bahsetmek istiyorum. Ya bu SIM kartı gönderdikten sonra ya da göndermeden önce vali beyin talimatıyla Gökhan Ertok ile görüştüm. O da bana iki ayrı konum attı. Bunun üzerine vali beye bilgi verdim. Onun ‘Gidin bir bakın şu konumlara' demesi üzerine tekrar Gökhan Ertok'u arayarak bilgi istedim. Bana ‘Telefonun en son sinyali bu iki konumdan gelmiş, bir oralara bakın' dedi. Bunun üzerine hangi araçla gittim hatırlamıyorum ama ya gri Santa Fe ya da koruma aracı ile iki ayrı günde, birinde akşam, birinde gündüz olmak üzere yanımda iki seferde de Akın Gül ve Emre Başel vardı. Ama diğer arkadaşları hatırlamıyorum. Bu konumlardan biri tam nokta olarak hatırlamıyorum ama Atatürk Mahallesi'nde bulunan Öğretmenevi'nin Elazığ istikametinde yolun alt tarafında suya yakın bir bölge idi. Binaların arasında bir yerdi. Bu noktaya gittiğimizde akşamdı. Araçtan inip etrafa bakındık ve döndük. Diğer bildirilen nokta ise Tunceli-Kovancılar yolu üzeri Uzunçayır Barajı üzerindeki Köprü Karakolu'nun karşısında bulunan Kovancılar istikametine doğru köprüye girmeden sol taraftaki toprak yola girdik, yaklaşık 200-300 metre falan ilerledik, ormanlık değil, açık alandı. 5 dakika oralara bakındık. Sonra vali beyi arayıp, 'Bir şey yok sayın valim' dedikten sonra o da ‘Tamam' dedi ve biz de dönüşe geçtik. Benim bahsettiğim bu hususlara ilişkin görüşme, gönderilen konumlar ve WhatsApp yazışma kaydım halen telefonumda duruyor. Gökhan Ertok ile iletişimim; 2017'den itibaren sosyal medya üzerinden vali beye hakaret ve küfür olaylarında şahısların tespit edilerek, vali beyin dava açması amacıyla yardım aldığımız kişidir. Gökhan Twitter'dan konum çıkartabileceğini söylüyor ve birkaç olayla ilgili de bize tweet atıldığı konumları tespit ederek göndermişti. Ben bu Gökhan Ertok ile vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim." "Vali beyin talimatı ile gönderdim" Gökhan Ertok'a SIM kartı kimin talimatıyla gönderdiği sorusu üzerine Eroğlu, "Yukarıda da bu sorunun cevabı bulunmakta olup, vali beyin talimatı ile gönderdim" cevabını verdi. "Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" Telefonunun daraltılmış baz raporuna göre 13 Ocak 2020 günü saat 11.34-13.46 arası Doku'nun cesedinin bulunduğu iddia edilen Pertek Koçpınar köyünü de içine alan bölgede sinyal verdiğinin tespit edildiği belirtilerek, Şükrü Eroğlu'na bu bölgeye neden gittiği soruldu. Eroğlu, "Ben bu köye kesinlikle hiç gitmedim ama bilmediğim halde program gereği o bölgeye gittiysem ya da geçtiysem ekipçe ve vali beyle birlikte gitmişimdir. Ayriyetten hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum" dedi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.