Hava Durumu

#Türk Ceza Kanunu

Yeni Marmara Gazetesi - Türk Ceza Kanunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Ceza Kanunu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu Haber

Polisi böyle hedef alıp ateş etti silahı tutukluk yapınca hayatından oldu

Olayın güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıkarken, görüntülerde polis memurunun art arda "Dur polis" diye ihtarda bulunduğu ve ardından silahların peş peşe ateşlendiği görüldü. Olay, Osmangazi ilçesi Küplüpınar Mahallesi İstanbul Caddesi’nde bulunan bir eğlence merkezinin önünde meydana geldi. İddiaya göre arkadaşlarıyla birlikte eğlence merkezine gelen 35 yaşındaki Berk Keleş, yemek yiyip alkol aldıktan sonra hesabı fazla bulunca işyeri çalışanlarıyla tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine işyeri müdürü tarafından Keleş’in evine gönderilmesi için ticari taksi çağrıldı. Ancak iddiaya göre Keleş, işyeri önünde bağırmaya ve hakaret etmeye devam etti. Kendisine müdahale eden işyeri çalışanı Önder Y.’yi tabancayla bacağından yaralayan Keleş, ardından taksiye bindi. "Dur polis" ihtarının ardından silahlar çekildi Yaşananları gören ve olay sırasında izinli olduğu öğrenilen polis memuru M.S. de işyerinden dışarı çıktı. Sivil olan M.S., Keleş’e polis olduğunu belirterek "Dur polis, silahını bırak, teslim ol" şeklinde ihtarlarda bulundu. Güvenlik kamerası görüntülerine göre ihtarlara rağmen Keleş, taksinin içerisinden silahını çıkararak polis memuruna doğrulttu. Ardından silahını ateşledi. Polis memuru M.S. de silahını çekerek karşılık verdi. Silah seslerinin peş peşe duyulduğu çatışma anları güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Çatışmanın ardından başından vurulan Keleş ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan 35 yaşındaki Keleş, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Otopside 2,79 promil alkol çıktı Keleş’in yapılan otopsisinde 2,79 promil alkollü olduğu belirlendi. Olay sırasında bacağından vurulan Önder Y. ise hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Savcılık: "Meşru müdafaa kapsamında" Olayla ilgili yaklaşık 6 ay süren soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, polis memuru M.S. hakkında iddianame hazırladı. İddianamede, Keleş’in önce Önder Y.’yi silahla yaraladığı, ardından işyeri önündeki kalabalığa silah doğrultarak "Yakarım lan burayı, vuracağım hepinizi" şeklinde tehditlerde bulunduğu ve sonrasında kendisini polis olarak tanıtan M.S.’ye ateş ettiği belirtildi. Savcılık, M.S.’nin hem yaralanan Önder Y.’ye yönelik saldırı hem işyeri önündeki kalabalığın güvenliği hem de kendi hayatına yönelik silahlı saldırı karşısında görevinin gereklerine uygun hareket ettiğini değerlendirdi. İddianamede, polis memurunun eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hükümleri kapsamında kaldığı görüşüne yer verildi. Avukatı: "Amacı öldürmek olsaydı ateş etmeye devam ederdi" Polis memuru M.S.’nin avukatı Sedat Gülen ise müvekkilinin izinli olmasının olay karşısındaki polislik görevini ortadan kaldırmadığını belirterek, polislerin mevzuat gereği görev dışında da karşılaştıkları olaylara müdahale edebileceğini söyledi. Gülen, müvekkilinin sivil olması nedeniyle öncelikle polis olduğunu belirttiğini ve görüntülerde de "Dur polis", "Silahını bırak, teslim ol" şeklinde art arda ihtarlarda bulunduğunun görüldüğünü ifade etti. Güvenlik kamerası görüntülerinin müvekkilinin amacının öldürmek değil, saldırıyı sonlandırarak şahsı etkisiz hale getirmek olduğunu ortaya koyduğunu savunan Gülen, "Müvekkilimin silahında ateşe hazır mermiler bulunmasına rağmen şahıs etkisiz hale geldikten sonra ateş etmeyi sürdürmemesi de bu durumu göstermektedir" dedi. Gülen, olayın üçüncü kişi lehine meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, soruşturma kapsamında gözaltına alınmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan polis memuru M.S.’nin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Hırsızın senaryosu Yargıtay'dan geri döndü Haber

Hırsızın senaryosu Yargıtay'dan geri döndü

Sabıkalarına rağmen ev ve işyerlerine girerek insanları mağdur eden hırsızların ‘uyumak için girdim’ argümanı, ceza yargılamasında en sık karşılaşılan klasik savunma taktiklerinden biri olarak mahkemelerin gündemine geliyor. Yargılama sürecinde sanıkların bu savunması iddia makamı (savcılık) tarafından toplanan delillerle çürütülüyor. Hırsızlık için girdiği evde suçüstü yakalanan G.D. hakkında ‘Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli’ suçundan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Sanığın, ‘Hırsızlık için değil dinlenmek için girdim ama sabıkamdan dolayı sözüme itibar edilmedi savunması Mahkemede karşılık bulmadı. Kapı, pencere kilitlerinin zorlanması, duvar ve çatı gibi engellerin aşılması, doğrudan hırsızlık veya mala zarar verme kastının açık göstergesi olduğuna dikkat çeken mahkeme; ‘Hukuk sistemimizde savunmalar değerlendirilirken hayatın olağan akışı esas alınır. Tanımadığınız birinin evine izinsiz girip uyuması makul kabul edilmez. Şüphelinin üzerinde veya çevresinde kesici aletler (levye, tornavida), eldiven, maske veya çalınan eşyaların bulunması bu bahaneyi tamamen ortadan kaldırır. Bu tarz mesnetsiz ifadeler genellikle cezayı hafifletmek veya suçun vasfını değiştirmek için yapılmış bir kaçıştır’ değerlendirmesi yapıp sanığı hapis cezasına çarptırdı. Sanık kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Ceza Dairesi girdi. Temyiz sadece hüküm hukuksuz olduğunda geçerlidir G.D. isimli hırsızlık sanığının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2.Ceza Dairesi adeta ültimatom niteliğinde bir karara imza attı. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ifadesi hatırlatıldı. Aynı Kanun'un 294. Maddesinde ise ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' hükmünün yer adlığı vurgulandı. Kararda şu ifadelere yer verildi: ''Sanığın temyiz isteminin, katılanın evine hırsızlık amacıyla girmediği, uyumak amacıyla girdiğine, geçmiş sabıkasından dolayı sözlerine itibar edilmediğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesinin uygulanmadığına dayanıyor. Sanık müdafiinin (avukatının) temyiz isteminin, sanığın atılı suçu işlemediğine, soyut ve mesnetsiz değerlendirmeyle mahkûmiyet kararı verildiğine ve beraat kararı verilmesinin gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.''

Çocukları böyle sömürüyorlar Haber

Çocukları böyle sömürüyorlar

Dilenciliği bir meslek olarak algılayanlar; hem toplumdaki yardımseverlik duygusunu sömürüyor hem de minik kalpleri istismar ediyor. Acıma duygusunu tetikleyen hususları çok iyi bilen tufeyli, küçük çocuklarını dilenme nesnesi olarak görüyor. Kış mevsiminde çocukları ince giysiler ve çıplak ayakla, yazın ise çocuğu kaldırıma, taş veya betonun üstüne yatırarak veya gerçekte hasta olmadığı halde ağzına maske takarak çocuklarla birlikte dilendirenlere kara haber Emniyet Genel Müdürlüğü'nden geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı, çocuklarını sokakta dilendirmekte ısrar eden aileler hakkında işlem yapıldığını duyurdu. Bir vatandaşın, "Sokakta dilendirilen çocuklarla ilgili herhangi bir cezai yaptırım bulunmakta mıdır? Konu ile ilgili nerelere ihbarda bulunabiliriz?" sorusunu cevaplandırdı. Asayiş Dairesi Başkanlığı, açıklamasında, "Ülkemiz mevzuatına bakıldığında Türk Ceza Kanunu (TCK) madde 229 çocukların dilencilikte araç olarak kullanılmasını suç olarak düzenlenmiş ve yaptırım olarak hapis cezası öngörmüştür. Dilendirilen çocuklar ve aileleri hakkında aile ve sosyal politikalar il müdürlükleri bilgilendirilir. Sosyal hizmet uzmanlarının aile ve çocuk hakkında yapacağı değerlendirme sonucunda aile, sosyal ve ekonomik olarak desteklenerek çocuğun dilendirilmesi önlenmeye çalışılır. Ailesi tarafından ısrarla dilendirilmek suretiyle istismar edilen çocuklar mahkeme kararı ile ailelerinden alınarak yurda yerleştirilir. Sokakta dilendirilen ya da dilencilik maksadı ile çalıştırılan (mendil satıcılığı, tartıcılık yapan) çocuklarla karşılaştığınızda 112 Acil Çağrı Merkezi Hattına ihbarda bulunabilirsiniz" ifadeleri kullanıldı. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 229, çocukları veya beden/ruh bakımından kendini idare edemeyecek kişileri dilencilikte araç olarak kullanan kişilere yönelik hapis cezasını düzenler. Bu suçun temel cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmektedir.

Avukat Songül Demir Avcı: “Yangında malları zarar gören kişiler, zararlarını karşılatabilir” Haber

Avukat Songül Demir Avcı: “Yangında malları zarar gören kişiler, zararlarını karşılatabilir”

Avukat Songül Demir Avcı, çıkan anız yangınlarında kişilerde ya da mallarında meydana gelecek zararlar için başvuru yapılabileceğini söyleyerek, “Yangın kişi tarafından çıkarılmışsa tazminat, doğal yollarla çıktıysa ilgili kurumdan zarar karşılığı talep edilebilir” dedi.   Anızların yakılmasının yasak olduğunu sadece istisnaların valilik kontrolünde yakılabileceğini söyleyen Avukat Songül Demir Avcı, “Öncelikle anızdan bahsedecek olursak; anız, tarımsal faaliyetler sonucunda biçilmiş olan tahılların kök ve saplarına verilen bir isimdir. Bu anızların tahrip edilmesi sonucunda ki bu yasak olmasına rağmen ya yakılarak oluyor ya da parçalanarak toprağa karıştırılıyor. Bunun zararları da bilindiği üzere ilk olarak hava kirliliği yapmaktadır. Onun haricinde eğer karayollarına yakın bir yerdeyse dumanından kaynaklı trafik kazalarına yol açmaktadır. Bunun dışında topraktaki azot ve karbon dengesini bozmaktadır. Bunlar gibi zararları vardır. Onun haricinde de anızla ilgili Çevre Kanunu’nda bir düzenleme var. Çevre Kanunu ek 1. maddede anızla ilgili yakılmasından yasak olduğundan bahsediyor. Sadece şöyle bir istisna var; yılda 2 kere üretim yapılan bölge var diyelim, o bölgede valilik kontrolünde ve izni ile kontrollü bir şekilde yakılmasına izin verilebiliyor” dedi.  Songül Demir Avcı, kişileri tarafından anız yakılmasının para cezası olduğunu ve cezanın 5 katına kadar çıkabileceğini söyleyerek, “Bir kişi kontrollü bir şekilde de değil, yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde anız yaktığında bunun yaptırımı idari para cezasıdır. Burada her dekara düşen para cezası 386,79 TL’dir. Bu her yıla göre güncelleniyor. Bunun da şöyle bir ayrıntısından bahsedebilirim; bu para cezası eğer yakılan anız eğer sulak alanlarda, ormanlarda ya da yaşam alanlarında, meskun mahallerdeyse bunun 5 katına çıkarılıyor. Yaşam alanlarında bir mala, kişiye zarar verilmiş şekilde yakılan anız varsa bu kişinin sorumluluğu ya da yakılan anız sonrasında zarar görmüş kişilerin başvuracağı yollardan bahsedecek olursak; öncelikle kişi bazında değerlendirelim bu konuyu. Eğer kişi bilerek ve isteyerek anızı yakıp, karşılığında da “Bir şey olmaz, her zaman yakıyorum” gibi bilinçli taksirle bunu yakar ve zarar verirse karşı tarafa, Türk Ceza Kanunu’nda mala zarar vermeden ya da kasten yaralama hatta öldürme suçundan yargılanma ihtimali mevcuttur” ifadelerini kullandı.  Doğal yollarla meydana gelen yangınlarda zarara uğrayan kişilerin ilgili kurumlardan zararlarını talep edebileceklerini söyleyen Demir Avcı, “Bunun dışında kişi yakmamış ama ilgili kurumların sorumlu olduğu bir arazide çıkan yangın, birinin malına ya da sağlığına zarar vermişse burada da ilgili kurum sorumlu olacaktır. Bu konuda zarar gören kişiler, ilgili kurumlardan tazminat talep edebilecektir. Yani kuruma ait bir arazi mevcut ve burada otlar çıkmış, bu kuru otlar da güneş sebebi ile ya da cam parçası ve sıcaktan kaynaklı şekilde yanmışsa eğer, yanında bulunan bir arazi, hasat edilmemiş tahıllar, evi, iş yeri zarar görmüşse bu kişiler ilgili kuruma başvurarak zararlarını tazmin edebileceklerdir. Şahsın sağlığına da malına da zarar gelmiş olabilir. Bu zararını hem ilgili kurumlardan talep edebilecektir hem de eğer yakan kişi bir şahıssa onun şahsı nezdinde ilgili birimlerden suç duyurusunu yapabilecektir. Yada resen soruşturulan bir suç türüdür. O şekilde de ilgili kişinin ceza alması gerekir” dedi. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.