Hava Durumu

#Tutuklu Sanık

Yeni Marmara Gazetesi - Tutuklu Sanık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutuklu Sanık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bozbey ve Erdem yeniden hakim karşısında Haber

Bozbey ve Erdem yeniden hakim karşısında

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklu yargılanan Mustafa Bozbey ve Nilüfer Belediyesi önceki dönem Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 63 sanıklı davanın ikinci duruşması, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Konferans Salonu'nda başladı. Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu bulunan 16 sanık yeniden hakim karşısına çıktı. Davanın ilk duruşması 20 Temmuz'da gerçekleştirilirken, 37 tutuklu sanığın bulunduğu duruşma 11 gün sürmüştü. Mahkemenin ara kararı ve sonraki tutukluluk incelemeleriyle birlikte 21 kişi tahliye edilirken, tutuklu sanık sayısı 16'ya geriledi. İlk duruşmada Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem, yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Dava kapsamında hazırlanan iddianamede Mustafa Bozbey hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "rüşvet almak", "imar kirliliğine neden olmak" ve "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçlamaları yöneltildi. Bozbey hakkında toplam 402 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede Turgay Erdem hakkında ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem'in liderliğinde faaliyet gösterdiği öne sürülen iki ayrı suç örgütünün yapısı ve işleyişine yer verildi. Sanıklar hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlamaları bulunuyor. Yaklaşık 2 aylık aranın ardından yeniden hakim karşısına çıkan sanıkların hukuki durumlarının yanı sıra dosyadaki deliller ve tarafların taleplerinin ele alınması bekleniyor. Toplam 63 sanığın yargılandığı davada ikinci duruşma öncesinde 16 sanığın tutukluluğu sürüyor. Duruşmada özellikle tutuklu sanıkların durumuna ilişkin verilecek kararlar yakından takip edilecek. Bozbey'in eşi Seden Bozbey ve CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'ın da davaya girmek için adliyeye geldiği görüldü.

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları kabul etmedi Haber

Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter suçlamaları kabul etmedi

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" olarak tanınan Gül Tut’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter, ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunmasını yapan Gülter, yaklaşık 10 aydır zor bir süreç geçirdiğini belirterek, "Her şeyim paylaşılıyor. Bundan çok rahatsızım" dedi. Olay günü Sultan Nur Ulu ile birlikte dışarı çıktıklarını anlatan Gülter, yeni çocuk için bakıcı aradıklarını, daha sonra annesinin bakıcı bulduğunu söylediğini ifade etti. Gülter, merkezde bakıcıyla görüşmelerinin ardından Sultan ile Yalova’daki evlerine döndüklerini anlattı. Evde annesiyle günlük yaptıkları şeyleri konuştuklarını belirten Gülter, dışarı çıkmak istediğini ancak annesinin istemediğini söyledi. Daha sonra yemek siparişi verdiklerini ve film izlemeye başladıklarını anlatan Gülter, "Şarap açtı annem" dedi. Gülter, bir süre sonra telefonuyla başka bir odaya geçtiğini ve annesinin buna tepki gösterdiğini belirterek, "Telefonla konuşuyorsun, bölüyorsun filmi diye kızdı. Gırgır şamata yaptık, eğleniyorduk" ifadelerini kullandı. Daha sonra Sultan Nur Ulu ile odalarına geçtiklerini söyleyen Gülter, saçını açıp oynamaya devam ettiklerini, bu sırada Kervan Eminoğlu ve Çiğdem abla ile telefonla konuştuğunu anlattı. Gülter, annesinin odaya girdiğini ve kendileriyle oynadığını belirterek, olay anını ise şöyle anlattı; "Annem içeri girdiğinde oynuyorduk. Bizimle de oynadı. Daha sonra sırtım dönükken ‘ban’ diye ses duydum. Arkama baktım annem düşmüştü. Sultan’a ‘koş’ dedim, birlikte indik. Ben arkam dönükken annem düştü. Bir şey temas ettiğini görmedim." "Annem alkol aldı" Olay gecesi annesinin alkol aldığını da belirten Gülter, "Olay günü annem alkol aldı. Zeminde odamızda herhangi bir ıslaklık hissetmedim" dedi. Gülter, olay sırasında Sultan Nur Ulu’nun aynaya baktığını da ifade etti. "Aleyhime olan beyanları kabul etmiyorum" Savunmasında Kervan Eminoğlu ile ilişkisine de değinen Gülter, 2024 yılından beri ilişkilerinin bulunduğunu ve annesiyle en ufak tartışması olduğunda dahi Eminoğlu’na mesaj attığını söyledi. Gülter, Eminoğlu'na gönderdiği bazı mesajlarla ilgili ise "Mesajları bir anlık sinirle attım. Dilimizin kemiği yoktu" dedi. Hakkındaki suçlamaları ve aleyhindeki beyanları kabul etmediğini belirten Gülter, Sultan Nur Ulu’nun kendisi hakkında baskı altında beyanda bulunduğunu öne sürerek, "Sultan’ı baskı altındaydı, o yüzden bu beyanda bulunmuştur. Ben de karakolda çok baskı gördüm" ifadelerini kullandı. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Güllü davasının ilk duruşması, tarafların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi Haber

Bebeğini çöpe atan annenin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi

Olay, İlkadım ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre eşinden boşandığı öğrenilen 3 çocuk annesi Hanım C. (42), hamileliğini gizleyerek evinde tek başına doğum yaptı. Doğum sonrası rahatsızlanan kadın, 14 Ekim'de Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrollerde doğum yaptığı belirlenen kadının bebeğinin ortada olmaması üzerine durum polise bildirildi.Cinayet Büro Amirliği ekipleri, kadının beyanı doğrultusunda çöp konteynerleri ve çöp aktarma istasyonunda arama yaptı ancak bebeğe ulaşılamadı. Tedavisinin ardından gözaltına alınan Hanım C., ilk ifadesinde bebeğini evde doğurduğunu, bir süre sonra öldüğünü fark ederek poşete koyup çöpe attığını söyledi. Savcılıktaki ifadesinde ise bebeğin canlı doğduğunu belirtti. Tutuklanan Hanım C. hakkında "yenidoğan çocuğu kasten öldürmek" suçundan Samsun 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın bugün görülen üçüncü duruşmasında tutuklu sanık Hanım C., "Çocuğum ölü doğdu. Canlı doğsaydı bakardım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuklu olduğum için özel çocuğum ve diğer çocuklarım mağdur. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı İlhan Ayrancı ise "Sanık gerek hastanede gerekse poliste ölü doğum yaptığını söylemiş, ilk ifadesinde kendinde değilken canlı doğduğunu söylemiştir. Bebeğin canlı doğduğuna dair delil yoktur. Biz müvekkilimin beraat kararı verilmesini istiyoruz" diye konuştu. Savcı, toplanan deliller doğrultusunda mütalaasını açıklayarak Hanım C.'nin "çocuğu ve alt soyu nitelikli kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Sanık avukatı İlhan Ayrancı'nın mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş Haber

Komşusunun boğazını kesip altınlarını çalmıştı: Bilezikleri kolundan nasıl keseceğini kuyumcuya sormuş

Olay, 27 Şubat'ta saat 17.30 sıralarında Mimar Sinan Mahallesi Çağlayan Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yaşlı annesine bakan 63 yaşındaki Gülbiter Duman, mutfakta yere yığıldı. Mutfağa giden Biter'in annesi Fatma Dağ (82), kızını yerde kanlar içinde görünce komşulardan yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, boynu ve kolunda kesikler bulunan Gülbiter Duman'ın hayatını kaybettiği belirledi. Uzman ekipler ile Cumhuriyet Savcısı yaptıkları incelemede kadının kolundaki 3 burma bileziğin olmadığını belirledi. Yapılan incelemelerde zanlı Salih Ç.'nin kuyumcuya giderek kesik bilezik bozdurduğu tespit edildi. Harekete geçen ekipler, hayatını kaybeden kadının komşusu olduğu öğrenilen Salih Ç.'yi gözaltına aldı. Suçlamaları kabul etmeyen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin ikametinde yapılan aramalarda, evde gizlenmiş bir alanda 2 tabanca, 30 fişek, 3 yivsiz tüfek, farklı kalibre, renk ve markalarda toplam 811 av tüfeği fişeği ile 6136 sayılı kanuna muhalefet suçunu oluşturan 1 bıçak ele geçirilerek muhafaza altına alındı. "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadınla görüşmekti" Sanık hakkında hazırlanan iddianamede, kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, konutta silahla yağma suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis ve adli para cezası talep edildi. Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Salih Ç., tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Suçlamaları kabul etmeyen sanık Salih Ç., "Olay günü binaya gitme sebebim hoşlandığım kadın F. ile görüşmekti. Kendisiyle herhangi bir münasebetimiz yoktu ancak olması için gitmiştim. O gün F. ile görüşemedim. Binanın tek girişi vardır. Bu bina iş yerime yaklaşık 5 kilometre kadar mesafede bulunmaktadır" diye konuştu. "Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı" Bozdurduğu altının eşine ait olduğunu söyleyen sanık Salih Ç., "Altınları ofiste çekmecemde tutuyordum. Benim ofisime giren çıkan olmaz. Altınlar eşimindi. Altınlar kesik vaziyetteydi, sonradan kesmiştim. Altınları eşimden olaydan bir buçuk, iki sene kadar önce almıştım. Eşim görür ise almasın diye kesik vaziyette tutuyordum. Eşimden altınları iş yerimizi açarken almıştım. Ancak bende duruyordu, hepsini bozmamıştım. Bu süre zarfında herhangi bir şekilde icralık olmadım. Borçlarımı geciktirmemiştim. İş yerimle ilgili hiçbir borcum yoktur. Kredi kartlarımın yaklaşık 4 milyon civarında borcu vardı. Bunlardan vadesi gelen bir tane vardı. Onu zaten o gün ödemiştim" şeklinde konuştu. "Bankaya ödeme yapacağım için altınları bozdurdum" Gülbiter'i tanımadığını söyleyen sanık, "Kuyumcuya altınların eşime ait olduğunu söylememek için anneme ait olduğunu söylemiştim. Bu süreçte annemden ve babamdan borç istemiştim. Olaydan bir buçuk ay kadar önce babamdan 25 gram ve 35 gram kadar altın almıştım. 25 gram için bilezik bozmak istemedim. Bu nedenle babamdan istedim. Olay günü ise bankaya 200 bin lira ödeme yapacağımı söz vermiştim. Bu nedenle o gün altınları bozmak zorunda kaldım. Bu durum maktulün öldürülme tarihine denk gelmiş olabilir. Ancak maktulden ben altını almadım ve kendisini ben öldürmedim. Maktulde altın olduğuna dair daha öncesine dair bilgim de yoktu" ifadelerini kullandı. "Maktul, eşime altınlarını bizim bankadaki kasaya koymayı teklif etmiş" Maktulün, kendi kayınvalidesinin ev sahibi olduğunu belirten Salih Ç., "Kadın öldükten sonra eşim ile kayınvalidem konuşuyorlardı. Maktul, eşinden ve çocuklarından para kaçırdığını, altınları kasada tuttuğuna dair konuşmalarını duymuştum. Bu duyum vefatından sonraydı. Eşim ile 2016-2017 yılından beri kiralık kasamız vardır. Maktul daha önce eşime, bankalarda bulunan kiralık kasamıza altınları koyup koymayacağımızı sormuş. Eşim de 'hayır' demiş. Bunun maktulün ölümünden sonra duydum. Öncesinde maktulün altınlarına dair herhangi bir bilgim yoktu. Maktulün altınları kasaya koyma tekliflerini ne zaman yaptığını bilmiyorum" dedi. "F. için binayı gözetliyordum" Hoşlandığı kadın F'nin İstanbul'dan evine gelip gelmediğini kontrol etmek için binaya geldiğini söyleyen sanık Salih Ç., "İki veya üç kere binanın olduğu yere gittim. F'nin gelip gelmediğini anlamak için kapıyı dinledim. İçeriden ses gelmiyordu, sonrasında çıktım. Camları açar düşüncesiyle camlarına dışarıdayken bakıyordum. Bu şekilde gelip gelmeyeceğini anlayacaktım. Eşimin ekonomik durumumuzun normalliği ile ilgili bilgisi yoktu. Kendisi bizi borçlu biliyordu. Eşim sürekli olarak para alıp kendi kasasına atmasın diye durumumuzun kötü olduğunu kendisine söylüyordum. Eşimin kolundan bilezikleri keserek almadım. Eşim bileziği tekrar görüp almasın diye kesip muhafaza ettim. Her ne kadar kayınvalidem altınlara dair bildiklerini bana ve eşime anlattığını söylemiş ise de bu husus doğru değildir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. Bileziği nasıl keseceğini sormuş Tanık olarak dinlenen kuyumcu Y.D., "Sanık olay günü annesinin bileziği getireceğini ancak ne kadar gram olduğunu bilmediğini söyledi. Hatta bileziği çıkartamadığını ifade etti. Ben de kendisine keserek çıkartabileceğini, kendisinin bir inşaat mühendisi olduğunu bildiğimiz için 'Mühendissin, nasıl keseceğini bilirsin, yan kesiciyle kesilebilir' şeklinde söyledim. O an kesik olduğunu söylemedi. Altın toplam 150 gramdı, parasını verdik. 35 gram da külçe altın verdik. 300-400 bin TL kadar da para vermiştik. Kalanını da bir gün sonra verdik. Bir kısmını da hesabına havale etmiştik. Gelen altında herhangi bir kan izi yoktu. Altının kalın olması ve üçlü burma şeklinde olması sebebiyle zor kesilen bir türdü. Sanıkta herhangi bir panik hali yoktu. Sadece acil paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendisi o gün geldiğinde, ticaret yaptığı firmalarda ödeme alamadığını, kredi sicilinin bozulmaması nedeniyle acil paraya yatırması gerektiğini söyledi" şeklinde konuştu. "Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı" Tanık olarak dinlenen sanığın babası S.Ç., "Oğlum şirket kurduktan sonra son günlerinde bana vergi temiz kağıdı alacağını söylemişti. Ona istinaden 25 gram altın vermiştim. İkincisinde 35 gram altın daha kendisine vermiştim. Daha öncesinde mali durumu iyiydi. Son kez geldiğimde ise benim de param yoktu, veremedim. Bu olaydan bir ay önce yine bana, 'Ne kadar paran varsa ver' diyerek benden para istedi. Çalıştığı yerden parasını alamamış, sıkışmış. Oğlumda altın yoktu ancak eşinde vardı. Salih annesinden altın istemedi. Eşimden herhangi para veya altın yoktur" ifadelerini kullandı. "İş yeri açınca gelinimin altınlarını bozdurmuşlardı" Sanığın annesi K.Ç. ise, "İş yeri açtıklarında gelinimin altınlarını bozdular. Gelinimde bu sebeple altın kalıp kalmadığını bilmiyorum. Oğlum bizden 120 bin lira para istemişti. Biz de para olmayınca 35 gram altın vermiştik. Tekrar 25 gün sonra para istedi. Yine altınımızı ona verdik. Oğlum kredi kartlarının ve sigorta borcu olduğunu söyledi. Oğlum, iş yerinde 3 tane bilezik olduğunu ve onların bozduğunu daha sonra bize söyledi. Ben Salih'e hiç bilezik vermedim, sadece gram altın verdim" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. "Kızım evde olmadığı saatlerde kapım tıklatıldı" Anne Fatma Dağ'ın savcılıkta aldığı ifadelere de ulaşıldı. Fatma Dağ, "Yaklaşık 5 ay önce kızım Gülbiter Duman'ın yanına geldim. Kızım öğleden sonra pazar alışverişine gitti. Bu süre zarfında kapı bir kez tıklatıldı ancak açmadım. Kızım pazardan gelince bana yemek getirdi, yemeği yedim. Yatacağını söyleyip odadan ayrıldı. Saati sorduğumda 16.00 sıralarında olduğunu söyledi. Benim kapımı kapattı, çıktı. Ben yemeğimi yedim, televizyon izlemeye başladım. Daha sonra abdest almaya gittim. Kızıma seslendim ses vermedi. Mutfağa gittiğimde kızımı kanlar içinde gördüm" dedi.

Babaanne ve iki torununu öldüren sanığa 45 yıl 10 ay hapis Haber

Babaanne ve iki torununu öldüren sanığa 45 yıl 10 ay hapis

21 Temmuz 2025'te merkeze bağlı Köroğlu köyünde yaşanan olayda Halil Can Köroğlu, kardeşi Emirkan Köroğlu ve babaanneleri Nazmiye Köroğlu, düğün dönüşü Erdeniz K.'nın evinin önünde tartışma yaşadı. İddialara göre Erdeniz K. bıçakla iki kardeşe saldırırken, torunlarını korumak için araya giren babaanne Nazmiye Köroğlu da bıçak darbelerinin hedefi oldu. Yakınlarının aracıyla hastaneye kaldırılan 3 yaralı, hastanelerde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasında tutuklu sanık Erdeniz K.'nın yanı sıra maktullerin yakınları ve taraf avukatları yer aldı. Olayda ölen Halil Can ve Emirkan Köroğlu'nun babaları İsmail Köroğlu, sanığın en ağır cezayı almasını istedi. Karar öncesi söz verilen anne Fatma Köroğlu ise çocuklarında kusur aranmaya çalışıldığını ancak kusur olmadığını söyleyerek, "Çocuklarımın ellerinde hiçbir şey yoktu. Kendisi çocuklarımı tehdit edip ölüme çekti. Kalbinden vurdu. Hepsini yere serdi. Çocuklarıma pusu kurmuş. Benim çocuklarımı tahrik etti. Hakkımı helal etmiyorum. En ağır müebbet cezası almasını istiyorum. Adalete inanıyorum, adalet yerini bulacak" dedi. "Evi basılan, küfür edilen benim, pişmanım" Cumhuriyet savcısının mütalaasını açıklamasının ardından son sözü sorulan sanık Erdeniz K., "Bu olayın öncesi, geçmişi var. Planlayıp bir şey yapmadım. Yapılanları tasvip etmiyorum. Evi basılan, küfür edilen, tehdit edilen benim. Ben kimseyi tehdit, küfür etmedim. Hepsi güçlü çocuklar, benim onlarla mücadele etme şansım yok. Takmışlar kafayı bana. Ben evimi korudum. Onlara ‘Gidin' diyordum, kimse gitmiyordu. Bile isteye kimseyi bıçaklamadım. Hayatım mahvoldu. Kesinlikle onlara kin gütmedim. Kendi ailemin namusunu, şerefini korudum. Çok üzgünüm. Pişmanım" dedi. Sanığın avukatları ise olayın meşru müdafaa sınırları içerisinde ya da sınırı aşan eylem olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde savunma yaptı. Maktul yakınlarından sanığa ve avukatlarına beddua Duruşmada karar için ara verildiği sırada maktullerin annesi Fatma Köroğlu, sanığın avukatlarına beddua etmesi üzerine salondan çıkartıldı. Mahkeme heyeti, sanık Erdeniz K.'ye haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan Nazmiye Köroğlu'na yönelik eyleminden 20 yıl, Halil Can Köroğlu'na yönelik eyleminden 12 yıl 6 ay ve Emirkan Köroğlu'na yönelik eyleminden 13 yıl 4 ay olmak üzere toplamda 45 yıl 10 ay hapis cezası verdi. Duruşmanın ardından maktullerin yakınları, adliye önünde karara tepki gösterdi.

Şoke eden DNA raporu Haber

Şoke eden DNA raporu

Olay, 27 Temmuz 2024'de Yeni Mahalle Kazım Karabekir Caddesi'ndeki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, eski eşi Sözen Tutci'nin (55) evine gelen Mustafa Y. (50), tabancayla ateş etti. Kurşunların hedefi olan kadın kanlar içinde yerde kalırken, Mustafa Y. oğlu Vedat Y.'yi (33) de bacağından vurdu. Vedat Y. de babasını, silahla ateş ederek yaraladı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Sözen Tutci'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınan Vedat Y., tekerlekli sandalye ile sevk edildiği adliyede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ağır yaralanan Mustafa Y., Kocaeli Şehir Hastanesi'nde yaklaşık 1 ay süren tedavisinin ardından taburcu edildi. Gözaltına alınan Mustafa Y., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. BABA VE OĞLU HAKKINDA DAVA AÇILDI Mustafa Y. hakkında, 'tasarlayarak kadına karşı ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürme', 'tasarlayarak alt soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs', 'konut dokunulmazlığını ihlal', 'ruhsatsız ateşli silah ve mermi bulundurma ve taşıma suretiyle 6136 sayılı yasaya muhalefet' suçlarından, oğlu Vedat Y. hakkında ise babasına yönelik eylemi için 'üst soya yönelik kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan dava açıldı. "DİZİMİN ÜSTÜNE ÇÖKEREK ATEŞ ETMEMESİ İÇİN YALVARDIM" Olaya ilişkin Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın 3. celsesine devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık Mustafa Y., tutuksuz sanık Vedat Y., müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Olay gününü anlatan tutuksuz sanık Vedat Y., "Olay günü annemle çay içerken kapı zili çaldı. Kapının deliğinden baktığımda kimseyi göremedim. Kapıyı açtığımda Mustafa Y. karşımdaydı. Elinde silah vardı. Benimle hiç konuşmadı bile, direkt ateş etmeye başladı. Koridorun sonuna doğru koşmaya başladım. Sonra odaya saklandım. Yaralı olduğumu fark ettim. Anneme ateş ettiğini duyunca çıktım. Annemden de kan aktığını gördüm. Dizimin üstüne çökerek ateş etmemesi için yalvardım. Annem de yalvardı" dedi. "ELİMİ ISIRDI, 19 DİKİŞ ATILDI" Annesine ateş edilmesi üzerine Mustafa Y. ile boğuştuğunu söyleyen Vedat Y., "Mustafa Y. elimi ısırdı. Hatta elime 19 dikiş atıldı. Silahın kabzasıyla kaşıma vurdu. Bilincimi kaybeder gibi oldum. Annem balkona kaçtı. Mustafa Y.'nin belinden silah düştü. Elinde de silah vardı. Biz boğuşurken Mustafa da balkona gitti. Ben de yere düşen silahı aldım. Görüş alanımda annem yoktu. Mustafa, anneme doğru silah tutuyordu, beni görünce korkuyla ateş ettim. Silahı tezgahın üstüne bıraktım. Bu sırada annem ve Mustafa'nın arasında ne olduğunu göremedim. Balkona gittiğimde annem yerde yatıyordu. Mustafa ise oturur vaziyetteydi. Elinde silah yoktu. 'Beni öldür' dedi. 'Öldürmeyeceğim' dedim, ekipleri aradım. Daha sonra mutfakta yere yığıldım. Olay yerinde balkon kapısının üstünde tespit edilen kurşun izleri, benim tuttuğum silahın tepmesi sonucu oluşan izlerdir. Ben silah kullanmayı bilmiyorum. Sadece bir kaç kez poligona gitmişliğim vardır" diye konuştu. "BENİM, OĞLU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR, NEDENİNİ BİLMİYORUM" Mustafa Y.'nin sürekli tehditlerine maruz kaldıklarını ifade eden Vedat Y., "Bizi 'Sizi öldüreceğim, katledeceğim' diye tehdit ediyordu. Daha önce hakkında uzaklaştırma kararı aldırmıştık. Yaşanan bu olaylardan bir sene önce kardeşim ağlayarak yanıma geldi. Kardeşime +18 videolar attığını gördüm. Bu videolardaki kişinin annemiz olduğunu iddia ediyormuş. 'Sen anneni satıyorsun, peşkeş çekiyorsun' diye iddiaları var. Benim oğlu olmadığını düşünüyor, nedenini bilmiyorum" şeklinde konuştu. ​​​​​​​"SÖZEN'İ, OĞLU VEDAT ÖLDÜRDÜ" Vedat Y. tarafından tehdit edildiği için eve gittiğini iddia eden Mustafa Y. ise savunmasına şöyle devam etti: "Olay günü eski eşimin evine konuşmak için gittim, kapıyı çaldım. Belimde sadece bir silah vardı. Kapıyı eski eşim açtı. Kendisi ile konuşmak istedim ancak Vedat bana saldırdı, hatta ayaklarım kırıldı. Boğuştuk, kendisinden kurtulmak için silahın kabzasıyla kafasına vurdum, daha sonra ayaklarına ateş ettim. Ben 5 el dışında ateş etmedim. Eski eşime hiç ateş etmedim. Sözen bu sırada elimdeki silahı alıp balkona kaçtı, Vedat ise bir odaya girdi. Ben Sözen'in peşinden gittiğimde silahı balkondan attı. Mustafa ise elinde silahla gelip ikimize ateş etti. Ortada 2 silah var. Bir silahın bana ait olduğunu söylüyordum ancak diğeri benim değil. Eğer benim olduğu tespit edilirse bana en ağır cezayı verin. Sözen'i, oğlu Vedat öldürdü." OĞLU OLMADIĞINI İDDİA EDİYORDU, GERÇEĞİ DUYUNCA SESSİZ KALDI Sanık Mustafa Y.'nin ilk duruşmadan bu yana "Vedat benim oğlum değil" iddiası üzerine istenen DNA testinin sonucu okundu. Raporda Vedat Y.'nin biyolojik babasının sanık olduğunun belirtilmesi üzerine bir süre sessiz kalan Mustafa Y.'nin, şaşkınlıkla "Benim mi oğlum?" dediği tutanaklara geçti. OLAY YERİNDE İNCELEME YAPILACAK Tezgahta bulunan silahın üstünde parmak izinin tespit edilemediği öğrenildi. Mahkeme heyeti, sanık Mustafa Y.'nin akıl sağlığının tespiti için rapor alınmasına, olay yerinde inceleme yapılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.