Hava Durumu

#Tutukluluk

Yeni Marmara Gazetesi - Tutukluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tutukluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu Haber

Kocasını öldüren kadının mahkemede anlattıkları kan dondurdu

Olay, 7 Şubat 2025'de Atatürk Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi'ndeki tütün ürünleri satan dükkanda meydana geldi. Fatma Adır (47), kendisine saldırdığı iddia edilen kocası Seyithan Adır'ı tabanca ile ateş ederek öldürdü. Olayın ardından 5 çocuk annesi Adır tutuklandı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 4. celseye tutuklu sanık Fatma Adır, maktulün kardeşleri, sanığın çocukları ve taraf avukatları katıldı. Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen rapora ilişkin kurumun "heyet oluşturulamadığı için tek hekim imzalı rapor düzenlendiği" bilgisini mahkemeye sunduğu tutanağa geçirildi. Katılanlar, tek hekim tarafından düzenlenen ve ihtimaller üzerine kurulu olduğu öne sürülen bu rapora itiraz ederek sanığın tasarlayarak öldürme suçundan tutukluluğunun devamını istedi. Çocuklar annelerinden şikayetçi olmadı Duruşmada söz verilen, yaşları küçük mağdurlar E. ve E.'nın kayyımı Zeynep Şakar, çocukların yaşları küçük olsa da iradelerini ortaya koyduklarını ve annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme, yaşları 15'ten küçük olan çocukların yasal temsilcisinin şikayetçi olmaması nedeniyle söz konusu mağdur çocukların davaya katılma taleplerini reddetti. Sanık Adır: "Çocuklarım mağdur, tahliyemi isterim" Gelen rapora ilişkin söz verilen sanık Fatma Adır, raporun içeriğine genel olarak katıldığını belirterek, "Ben iyileştiğim için kırıklarım tespit edilememiştir. Ancak genel muayenemde eski yaralanmalarım tespit edildi" şeklinde savunma yaptı.Olayda kullanılan silahın gerçek olduğunu bilmediğini iddia eden Adır, "Kendimi korumak amacıyla hareket ettim. Çocuklarım tutuklu olmam nedeniyle mağdur olmuşlardır. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi talep ederim" dedi.Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik ise Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim tarafından düzenlenmesine rağmen yeterli olduğunu ve 2018 yılındaki şiddet olayının da raporda yer aldığını ifade etti. Müvekkilinin tutuklu kalması nedeniyle dışarıdaki 5 çocuğun mağduriyet yaşadığını vurgulayan Çelik, "Amcaları çocuklara düşmanlık beslediklerinden kendileriyle ilgilenmemektedir. Tutuklamadan beklenen amaç gerçekleşmiştir, müvekkilin tahliyesini talep ediyoruz" diye konuştu.Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, Kocaeli Üniversitesinden gelen raporun tek hekim imzalı olması nedeniyle dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilmesine hükmetti. "5 çocuğa sahip çıkılsın" Sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, Adalet ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına seslendi. Çelik, "Bu çocuklara sahip çıkılmalı. Yarın öbür gün bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalıştıkları için vefat etseler bunun sorumluluğunu kimse alamaz. Müvekkil Fatma Hanım da çok mağdur ama bu çocuklarımızın da mağduriyeti çok büyük, kendilerine sahip çıkılması lazım" dedi. Müvekkilinin maktul tarafından sistematik şiddete uğradığını ve cinayeti hayatta kalmak için işlediğini belirterek meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını talep eden Çelik, "Bu dosyaya sahip çıkılsın. Esas mağdur Fatma Adır'dır ancak şu an sanık koltuğunda. Sanık koltuğunda tutuklu yargılanıyor. 17 aydır tutuklu olan müvekkil, cezaevine ilk girdiğinde 80 küsur kiloydu. Şu anda 52 kilo. Bu iş planlı ve organize şekilde yapılsa bu kadının canına minnet olurdu, kilo vermezdi. Ortada bir mağduriyet var, bunun giderilmesi gerekiyor" ifadesini kullandı. İlk duruşmadaki savunması Öte yandan, tutuklu sanık Fatma Adır'ın ilk duruşmadaki savunmasının detayları ortaya çıktı. Adır, 23 yıllık evliliği boyunca eşinden hem kendisinin hem de çocuklarının sürekli fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyledi. Eşinin 20 yıldır kumar oynadığını ve kaybettiği zamanlarda öfkesini kendilerinden çıkardığını öne süren Adır, "Sebepsiz yere sinirlenirdi, kapıyı üstümüze kilitler giderdi, bizi çaresiz bırakırdı. Gelip ne zaman açarsa o zaman açardı, bir şey diyemiyorduk. Çocuğum mesela tıraş olur gelirdi karne sevinci için, çocuğumun üstüne oturarak 'Saçlarını niye böyle yaptın?' derdi. Çocuk da özenmiş, arkadaşları modalı yapmış saçlarını. Üstüne basa basa otururdu, saçlarını keserdi. Çocuk artık ne karneyi almaya giderdi, ne de 3 ay boyunca evden çıkardı. Tatil geçince hep içeride kalırdı. Ben onların çaresizliğini izlerdim, onlar da benim çaresizliğimi izlerdi. Çocukların bebeklik hallerinde bile sinirliydi, döverdi, boğardı, boğazlarından tutardı çocuklar morardı, öldü ölecek sonra bırakırdı" dedi. "Saçlarımı kopartır kopartır yere atardı" Adır, kocasının daha önce kendisini elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayıltana kadar dövdüğünü, parmaklarını ve kaburgalarını kırdığını, boğazına bıçak dayayarak bileğini kestiğini ve ağzına silah soktuğunu ileri sürerek, "Ben kendi anneliğimden, kendi kadınlığımdan utanıyordum. Şiddeti çoktu. Yine bir keresinde kafama silah dayamıştı. Çocuklar 'Yapma' diye bağırıyorlardı. Sebebi de şuydu; ona, 'Çocuklarına niye babalık yapmıyorsun?' demiştim. Beni bıçakla yaralamıştı, buna görümcem de şahit olmuştu. Boğazımı tutarken, bakın bileğim de belli. Bileğimi kesmişti. Görümcem de çaresiz, o da benimle beraber ağlamıştı, sarılmıştı. Huyu derdi böyle derdik, üstünü kapatırdık giderdik. Saçlarımı her zaman tutardı, boynuma basarak saçlarımı kopartır kopartır yere atardı. Eve girdiğinde çocuklar uyumuş numarası yaparlardı. Günün birinde yine beni süpürgenin demir borusuyla feci şekilde dövmüştü" diye konuştu. "Seni öldürmezsem adam değilim diyerek üzerime saldırdı" Savunmasında olay gününü de anlatan Fatma Adır, kocasının gündüz saatlerinde dükkana gelerek burada bulunan silahının yerini kontrol edip gittiğini aktardı. Bu durum üzerine öldürüleceğinden korkarak silahı sakladığını belirten Adır, akşam saatlerinde kocasının dükkana tekrar geldiğini söyledi. Adır savunmasında şunları kaydetti: "Eşyaları tekmeledi, her şeyi bir tarafa attı. Ben de hiç bir şey demeden onları toplayıp tekrar yerleştiriyordum, kutuya koyuyordum, etrafı düzeltiyordum. Benimle tartışırken komşunun biri kapının önünden geçiyordu. Kapının önünden geçerken sesleri duymuş. Kapıyı hafif açtı, hava soğuktu. Halimi sormak istedi, 'Nasılsın' diye sordu. Ben onu göndermeye çalışıyordum. Bana, 'Çok kötü gözüküyorsun, iyi misin? diye sordu. İyi olduğumu söyledim. Eşim birileri bizim olayları gördüklerinde daha çok sinirleniyor, alevleniyordu. Onu göndermeye çalıştım, içeri geçtim. Bana daha çok alevlendi. O kadar çok küfür ve hakaretler etti. Bana, 'Seni öldüreceğim, seni öldürmezsem ben adam değilim' dedi. Benim anneme küfür etti, dönüp kendi annesine de küfür etti. Hiç hayatında ağzından çıkmadığı iki küfür vardı, onu da o an söyledi." "Kan dolmuştu gözlerine, bağırıyordu" Adır, savunmasına şöyle devam etti: "Bu beni öldürür diye silahı aldım, dükkanın arka tarafına gittim. Hayatımda silah kullanmamışım, bilmiyorum. Silaha dokunduğum gibi silah patladı. Ben büyük bir korku, şok yaşadım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Silahı tekrar götürüp yerine koydum. Aradan iki dakika geçti aklıma geldi. Silahı oradan aldım kutuya koydum. Geldiği gibi üstüme saldırdı. O an o komşu kapıdan gitti, yumruk attı bana. Beni kapının önünde sıkıştırdı. Silahın olduğu yere yöneldi. Kan dolmuştu gözlerine, bir bağırma sesi vardı. Oraya yöneldi, 'Silahım nerede?' diye bağırdı, elini gezdirdi. Ben zaten mutfağın oradaydım, elimi attığım gibi bir anlık kutudan o silahı aldım. Aldığım gibi ateş ettim. O mermi bir yerine geldi mi, gelmedi mi o an fark etmedim. İki-üç adım daha üstüme geldi, bağırarak ve sonra düştü orada. Düşünce şoktaydım, kendimi kötü hissettim. Amacım da öldürmek gibi bir şey değil." Çocuklar anneyi savundu, kardeşler şiddet iddialarını reddetti İlk duruşmada da tanık olarak dinlenen çiftin 5 çocuğu, babalarının annelerine ve kendilerine ağır şiddet uyguladığını ifade ederek annelerinden şikayetçi olmadıklarını belirtti. Çiftin üniversite öğrencisi kızı Kardelen Adır, "Bir babalık iç güdüsü zaten babamda yok, biz de onun babamız olduğunun farkında değiliz. Neden değiliz çünkü biz çocukken eve 3 ayda bir, 5 ayda bir geliyordu. 100 lira para gönderiyordu, 'Bununla geçinin' diyordu. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey, üşüdüğümüz için. Evin tavanları rutubet, biz hepimiz astım hastası çocuklarız, hastalanmayalım diye" şeklinde konuştu. Kardelen Adır, "Babam bizi öyle bir darp ederdi ki, öyle normal bir şekilde değil. Eren'in üstüne arabayı sürerdi. Üniversiteye gideceğim zaman benimle bir anda konuşmayı kesti. 'Nasıl gidiyorsan git' dedi. 'Tamam, gideceğim. Hiç bir şekilde kalmayacağım' dedim. Kalktım ve annem çok ağladı. 'İnsanın çocuğu üniversite kazanınca insan helal olsun kızıma demez mi?' dedi. Annemi o gün o kadar çok dövdü ki, üstüne beni de dövdü. Ben okula yüzüm mor gittim" ifadesini kullandı. Annesinden şikayetçi olmadığını ifade eden Kardelen Adır, "Babamın hayvanlara merhameti yoktu, insanlara merhameti yoktu, kimseye merhameti yoktu. Hiç kimseye merhameti yoktu. O yüzden demek istediğim şu ki, kesinlikle babamın başkalarına da şiddeti vardı. Kendi çocuklarına da vardı" dedi.

62 kez müebbet hapis cezasına çarptırılan müteahhidin cezası 22,5 yıla indirildi Haber

62 kez müebbet hapis cezasına çarptırılan müteahhidin cezası 22,5 yıla indirildi

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince görülen duruşmaya tutuklu sanık Hasan Alpargün cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, avukatlar ve bazı müştekiler duruşma salonunda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı, sanığın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması yönünde görüş sundu. "1975 Deprem Yönetmeliği'ne uygun inşaat yaptım" Alpargün, savunmasında apartmanı kanunlara uygun inşa ettiğini öne sürerek, "İnşaatta hiçbir eksik malzeme kullanmadım. 1975 Deprem Yönetmeliği'ne uygun inşaat yaptım. Proje eksiksiz ve kusursuzdur. Binanın iskanını aldım. Ciddi sağlık sorunlarım var, kanser hastasıyım. Uzun süredir tutukluyum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. Müşteki avukatları ise, Konya Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan 6 kişilik heyetin hazırladığı ve yerel mahkemeye sunduğu 46 sayfalık ikinci bilirkişi raporu dikkate alınarak, sanığın "olası kastla öldürme" suçundan cezalandırılmasını, savcılığın mütalaasını bu yönde değiştirmesini talep etti. Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Hasan Alpargün’e ‘olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan verilen 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasını bozdu. ‘Olası kast’ hükmünü kaldıran heyet, Alpargün’e iyi hal indirimi uygulanmaksızın ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası vererek, tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet Haber

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet

Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi 965. Sokak'ta 25 Mayıs 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen olayda Ali Tolaman (60), oğlu Barış Tolaman (25) ile konuşmak için evlerinin yakınındaki boş arazide buluştu. Kısa sürede çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Baba Tolaman, oğlunu defalarca bıçakladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, gencin hayatını kaybettiğini belirledi. Barış Tolaman'ın cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin "Oğlunu neden öldürdün?" sorusuna, "Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu" yanıtını veren Tolaman, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Tolaman'ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. için ise kayyım atandı. Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakkında 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek altsoyu kasten öldürme' suçundan dava açılan sanığın yargılandığı Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, sanığın savunmaları ve 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporunu birlikte değerlendirdi. MAHKEME 'TAHRİK' SAVUNMASINI KABUL ETMEDİ Karar metninde, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları birlikte ele alındı.Sanık Ali Tolaman'ın kolluk aşamasındaki ifadesinde, "Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm" şeklinde beyanda bulunduğu belirtildi.Kararda ayrıca, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay öncesine ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığı ve komşuların bu nedenle polisi çağırdığı yönünde savunma yaptığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi:"Olay günü apartmanın önünde ses bombasıyla birlikte müzik açarak masasını kurdu. Apartmanın dışında aşağıda kaldırımda üstü çıplaktı. Komşular rahatsız olup memurları çağırıyor. Polisleri komşular çağırmış. Ben 200 metre ötede arkadaşın oradaydım. Polislere küfür edip üzerlerine rakı dökmüş. Polisler biber gazı sıkınca yere düştü. O an ben geldim. ‘Ne oldu' dediler, ‘davacı mısın' dediler, ‘değilim' dedim. Zaten ayda bir kere memurlar gelir. Komşular ‘yukarı çıkar' dediler. ‘Hadi oğlum, üzerini giy, duşunu al' dedim. Yukarı gidince kardeşlerini dövmeye başlamış, Ayaz ile Asya'yı dövmüş, hatta para bile istemiş."Daha önceki duruşmalarda, bir kısım mağdur ve tanıkların da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ancak mahkeme, polis merkezlerinden gelen yazılarda Barış Tolaman'a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmadığının bildirildiğini, ayrıca ilgili polis merkezi yazıları ile 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarıyla çeliştiğini vurguladı.Mahkeme heyeti, tüm hususları birlikte değerlendirerek sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği sonucuna ulaştı. Kararda, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu, bu nedenle sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği kaydedildi. Bu gerekçelerle mahkeme heyeti, sanık hakkında cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerini uygulamadı. 36 BIÇAK YARASI, 4 KESİK Karar metninde yer alan otopsi raporuna göre Barış Tolaman'ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasıfta yara tespit edildi. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. MÜEBBET CEZA Cumhuriyet savcısı, bir önceki duruşmada sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığı 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirim uygulanmasına karar verildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Böylede vicdansızlık olmaz: Bebeğe şiddet kamerada Haber

Böylede vicdansızlık olmaz: Bebeğe şiddet kamerada

Mahkeme, sanığın akıl sağlığının tespiti için sağlık raporu alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verirken, baba Osman Vesek, kızının psikolojisinin iyi olmadığını belirterek, "Geceleri korkarak uyanıyor, bağırıyor, zaman zaman kendine vuruyor" dedi. Antalya'da bir yaşındaki kız bebeğin, yabancı uyruklu annesi İmane Moti tarafından darbedildiği anların güvenlik kamerasına yansımasının ardından açılan davada ilk duruşma görüldü. Şiddet iddiası, baba Osman Vesek'in bebeğin vücudundaki morluklardan şüphelenmesi üzerine eve gizli kamera yerleştirmesiyle ortaya çıktı. Güvenlik kamerası görüntülerinde, annenin bebeğine defalarca tokat attığı, terlikle vurduğu ve ayaklarından tutarak koltuğa fırlattığı anlar yer aldı. Görüntülerle birlikte Antalya Adliyesi'ne gelen baba Osman Vesek, Fas uyruklu eşi İmane Moti hakkında suç duyurusunda bulundu. Gözaltına alınan anne, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. İDDİANAME VE ADLİ TIP RAPORU Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, şikâyet üzerine yapılan muayenede adli tıp raporu da dosyaya girdi. Raporda, bebeğin sol yanağında ve dudak çevresinde kızarıklıklar, kol ve el sırtında morluklar ile vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri tespit edildiği belirtildi. Yaralanmaların hayati tehlike oluşturmadığı, darp sonucu meydana geldiği ve fotoğraflanarak rapora eklendiği ifade edildi.Savcılık, bebeğin kendisini savunamayacak yaşta olması, şiddetin farklı günlerde tekrarlanması ve süreklilik göstermesi nedeniyle eylemlerin "eziyet" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şüpheli hakkında "altsoya ve çocuğa karşı eziyet" suçundan dava açıldı. İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ Olayın ardından Antalya Adliyesi 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "altsoya karşı eziyet, kadına karşı basit yaralama, çocuğa karşı eziyet" suçlamalarıyla ilk duruşma yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanık İmane Moti, müşteki baba Osman Vesek ve müşteki avukatı katıldı. Mahkeme başkanının güvenlik kamerası görüntülerine ilişkin soruları üzerine savunma yapan sanık İmane Moti, "Psikolojim bozuldu, çok pişmanım. Kızımı özledim. Ayağından tutup vurduğum için çok pişmanım. Kamera görüntülerini yaparken farkında değildim, emniyette izleyince ne yaptığımı anladım" ifadelerini kullandı. BABA DURUŞMADA YAŞANANLARI AYRINTILI ANLATTI Duruşmada ifade veren müşteki baba Osman Vesek, eşinin doğumdan önce Fas'a gittiğini, bebeğin 4 aylıkken Türkiye'ye döndüklerini belirtti. Vesek, ifadesinde, kızının babaannesinin kucağındayken sanık tarafından bacağından tutulup kanepeye fırlatıldığını, ambulans ve polis çağırdığını, ancak sanığın emniyet güçlerine kendisi ve annesi hakkında iftira attığını söyledi. Vesek, daha sonra sanığın babasının devreye girdiğini ve bebeğin Fas'a götürüldüğünü belirterek, "Üç ay dediler ama altı ay Fas'ta kaldılar. Bu süreçte kızımı sürekli görüntülü arıyordum. Sağlık durumunun iyi olmadığını, sürekli öksürdüğünü fark ettim. Israrlarım üzerine Türkiye'ye döndüler. Geldikten iki gün sonra hastaneye götürdüm, zatürre ve enfeksiyon teşhisi koydular, 10 gün hastanede yattı" dedi.Ailesinin de kendisini uyardığını ifade eden Vesek, Antalya'daki eve gizli kamera kurdurduğunu, görüntüleri izledikten sonra adliyeye gelerek şikâyetçi olduğunu, kamera öncesinde de bebeğin vücudunda kızarıklıklar gördüğünü ve sanığın bunları "sivrisinek ısırığı" ve "düştü" diyerek açıkladığını söyledi. TANIK DİNLENDİ, TALEPLER REDDEDİLDİ Duruşmada dinlenen tanık Dilek A., sanığı daha önce ikamet yakınlarında bebeği bebek arabasıyla gezdirirken gördüğünü, bu sırada bebeğin yüzüne birkaç kez tokat attığını ileri sürdü. Sanık, tanığın beyanlarını reddetti. Müşteki avukatı Onur Can Eroğlu, mağdur bebeğin psikolojisinin kötü olduğunu belirterek pedagog incelemesi yapılmasını ve sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanmasını talep etti. Mahkeme heyeti, bu talepleri reddetti. Mahkeme ara kararını açıkladı Mahkeme heyeti, sanık İmane Moti hakkında akıl sağlığının tespiti için sağlık raporu alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMALAR Duruşmanın ardından baba Osman Vesek ve avukatı Onur Can Eroğlu, adliye önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Avukat Eroğlu, mahkemenin taleplerini reddettiğini belirterek, "Bir kadının, henüz bir yaşındaki öz kızına bu denli ağır ve süreklilik gösteren şiddet uygulamasının üst sınırdan cezayı gerektirmediği kabul edilecekse, hangi eylemlerin üst sınırdan ceza kapsamında değerlendirileceğini artık kamuoyunun takdirine bırakıyoruz" dedi. Baba Osman Vesek ise kızının psikolojik durumuna dikkat çekerek, "Çocuğum geceleri korkarak uyanıyor, bağırıyor, zaman zaman kendine vuruyor. Bunun annesinden gördüğü şiddete bağlı olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.