Hava Durumu

#Usta

Yeni Marmara Gazetesi - Usta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Usta haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç Haber

Bursa'dan dünyanın dört bir yanına klasik araç

Bursa, binlerce yıllık karoser kültürünü klasik araç restorasyonuyla yaşatıyor. Kentteki atölyelerde, Türkiye'de bulunmayan çok sayıda klasik otomobil ve otobüs yurt dışından getirilerek yeniden hayat buluyor. Tamamen el işçiliğiyle restore edilen araçlar, çalışmaların tamamlanmasının ardından yeniden yollara çıkıyor. Klasik araç tutkunu Hikmet Sungur, bu merakının çocukluk yıllarına dayandığını belirterek, "Aslında klasik arabaların hepsine ilgileniyorum. Ben 1960 doğumluyum. Gençliğimde klasik minibüslerle büyüdük. Ehliyetimi de klasik bir minibüsle aldım. Çocukluğum onlarla geçti. Sonra askerlik dönemine geldik, otobüs dönemi başladı" dedi. Klasik otobüslere ilgi duyan bir grubun oluştuğunu belirten Sungur, zaman içerisinde insanların bu araçlara gösterdiği ilgiyi fark ettiklerini söyledi. Sungur, "Klasik otobüslere değer veren güzel bir grubumuz var. Onlarla etkinlikler yapmaya başladıktan sonra baktık ki insanların gerçekten ilgisi çok fazla. Biz de onlara yöneldik, restorasyonlarına yöneldik. Parça teminini yapmaya başladık" diye konuştu. Türkiye'de bulunmayan araçlar Bursa'da restore edilip yurt dışına gönderiliyor Bursa'daki atölyelerde çok sayıda nadir klasik aracın restorasyonunun sürdüğünü anlatan Sungur, "Mercedes 3500 var, burunlu. Setra S6 var, Neoplan var, Magirus 714 var. Yine Mercedes Avrupa 66 model bir arabamız var, 132'miz var. Bunlar şu anda iki atölyede restorasyonda" ifadelerini kullandı. Bazı araçların Türkiye'de bulunmadığını belirten Sungur, "3500 Türkiye'de yok zaten bildiğim kadarıyla. Setra S6 da yok. Onlar hep yurt dışından geliyorlar. Yurt dışından gelip burada restore edilip tekrar oraya gidiyorlar. O araçlar Türkiye'de yok" dedi. "Hayallerinizi anlatın, biz yapalım" Klasik araçların restorasyonunda Bursa'nın köklü bir karoser geçmişine sahip olduğunu belirten Samet Akman ise yaklaşık 70-80 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi. Akman, "Bizim firma olarak bizim yapamayacağımız herhangi bir araç yok. Bizde şöyle bir şey var: Hayallerinizi anlatın, biz yapalım. Karavandır, başka bir araçtır... Restore ile ilgili yapamayacağımız hiçbir şey yok. Çok güçlü bir ekibe sahibiz. Yaklaşık 70-80 kişi çalışıyoruz" dedi. Bursa'nın restorasyon kültürünün çok eskiye dayandığını ifade eden Akman, "Bursa'da restorasyon yaklaşık 3 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Bugün Bursalılar at arabalarını dahi çok kaliteli yaparlardı. Şimdi halen karoser yapıyoruz. Daha önce Türkiye'nin hiçbir tarafında karoser konusunda herkes Bursa'ya araç yaptırmaya gelirdi" diye konuştu. Bir çamurluk 15 günde yapılıyor Klasik araç restorasyonunda el işçiliğinin önemine dikkat çeken Akman, bazı parçaların günler süren çalışmalar sonucunda üretilebildiğini ifade ederek, "Bu araçların bütün özelliği burada, bunların hepsi el işçiliği. El işçiliğinin zaten fiyatı yok. Yaklaşık bir aracın 3-4 milyon liradan aşağı maliyeti olmuyor. En az 3 milyon lirayı bulabiliyor" dedi. Bir klasik Mercedes'in çamurluğunun yapımı için iki kişinin 15 gün çalıştığını belirten Akman, "Bu araçlarda normalde bir tane kaput, bir tane çamurluk ya da bir tampon alıp takamıyorsunuz. 1500 Mercedes'ten bahsediyorum. Bir tane çamurluğunu yaparken iki kişi tam 15 gün uğraştık" ifadelerini kullandı. Restore edilen araçların tamamen yenilendiğini belirten Akman, "Çok eski olmalarına rağmen komple restore ediyoruz. Sıfır vaziyete getirebiliyoruz. Şu anda yolcusunu alıp şehir turu yapabilecek hale geliyor" diye konuştu. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar müşterileri var Yurt dışından yoğun talep aldıklarını ancak mevcut kapasitenin iç piyasadaki taleplere dahi zor yettiğini belirten Akman, "Benim yurt dışı yok zaten. Şöyle yok, kapasite yetmiyor zaten iç piyasaya bakabilmek için. Şu anda bizim burada araçlarımız var, yandaki atölyede diğer araçlarımız var. Hırvatistan'da bekleyen araçlarımız var. Moldova'dan araçlar var. Almanya'da var, İngiltere'de bekleyen araçlarımız var. Sırası geleni alıyoruz. İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar, İspanya'dan Kazakistan'a kadar hangi ülkede diyorsanız müşterimiz var" diye konuştu. Restore edilen araçlar teslimattan önce test ediliyor Restore edilen araçları müşterilerine teslim etmeden önce kendilerinin test ettiğini anlatan Akman, klasik araçların yollarda vatandaşlardan da yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Akman, "Bunları kendimiz test ediyoruz. Alırız, buralarda dolaşıyoruz. Trafiğe çıktığımız zaman etraftan insanlar durdurup resim çekiyorlar, arabayı gezmek isteyenler oluyor. Bir sürü şeyle karşılaşıyoruz. İlgi de çok yüksek" dedi. "Geriden gelen çırak yok" Klasik araç restorasyonunda yetişmiş usta ve çırak eksikliğine de dikkat çeken Sungur, yeni neslin bu alana yönelmesi gerektiğini ifade ederek, "Yeni usta maalesef... Yeni usta derken yeni çırak yetişmiyor bir kere. Geriden gelen çırak yok. Sekiz yıllık eğitim başladıktan sonra açıkçası sanayide çırak bulmakta zorlanıyor insanlar" dedi. Bursa'nın bu konuda önemli ustalara sahip olduğunu belirten Sungur, "Şu an bu işi yapan gerçek ustalar gerçekten el öpülesi ustalar. Hani derler ya, saçtan insan yaparlar; öyle ustalarımız var. Bursa'da özellikle o konuda çok şanslıyız. Ama dediğim gibi geriden gelen yeni nesil yok" ifadelerini kullandı.

Sanayideki prenses, geleceğin ustalarını yetiştiriyor Haber

Sanayideki prenses, geleceğin ustalarını yetiştiriyor

Antakya ilçesi Günyazı Mahallesi'nde yaşayan 15 yaşındaki Nehir Habiboğlu, 7 yıldır oto tamircisi olan babası Güven Habiboğlu'nun yanında meslek öğreniyor. Babasın ait olan oto tamir atölyesinde bıkmadan ve usanmadan mesai yapan Nehir usta, babasından öğrendiği mesleğinde kendini geliştirmeyi sürdürüyor. İş yerine gelenlerin gözleriyle aradığı Nehir usta, tek başına araçların bakımını yapıp, şanzıman ve motor arızalarını giderebiliyor. Sabahtan öğlene kadar okula giden Habiboğlu, okul sonrasındaki çoğu zamanını babasının yanında çalışarak geçiriyor. Büyünce mekanik mühendisi olmak isteyen Nehir Habiboğlu, müşteriler tarafından da 'Nehir usta' olarak biliniyor. Oto tamir atölyesinin ‘Prenses ustası' olan Nehir usta, 2 yıldır işyerindeki 5 çırağı oto bakıma dair her şeyi öğretiyor. Çıraklarına araç bakımından motor sökümüne kadar her şeyi öğretmeye çalışan Nehir usta, babasından yıllardır öğrendiği birikimlerini çıraklarına aktararak eğitim veriyor. "Burada 5 çırağım var ve 2 yıldır beraber çalışıyoruz" Okulların tatil olmasıyla birlikte babasına tam zamanlı olarak yardım etmeye başlayan Nehir Habiboğlu, "Ben 15 yaşındayım. Babamın sayesinde bu dereceye kadar geldim. Babamla şu an araçları tamir ediyoruz. Araçların şanzıman, motor, amortisör, balata ve bakımlarını yapıyoruz. Sabah 8'de geliyoruz ve akşam da 7'de mesaimiz bitiyor. Bir sürü araçlar geliyor ve bazıları şanzıman arızası geliyor. O yüzden şanzıman beyinlerinde sıkıntı çıkabiliyor. Motor aksanından yağ akıntıları arızası, bakım içinde geliyorlar. Çıraklara ben eğitim veriyorum. Babamla birlikte elemanlarımı geliştirmek için çabalıyoruz. Babamın bana öğrettiği bilgileri elemanlarıma göstermeye çalışıyorum. Burada 5 çırağım var ve 2 yıldır beraber çalışıyoruz. Az da olsa benim seviyeme biraz ulaştılar. Şimdiye kadar çok güzel gittiğimi düşünüyorum. Dükkanı ve işi seviyorum. Babamın verdiği destek beni gururlandırıyor. Elemanlarıma gösterdiğimde de ben gururlanıyorum. Elemanlarım da gururlanıyor. Hedefim 6 yıl sonra kendime büyük bir dükkan açmak. İş yerimi açıp kendim gibi kız arkadaşlarımı çalıştırmak istiyorum. Onlar sayesinde iş yerimi yükseltmek istiyorum. Arkadaşlarım beni çağırıyor ama ilk önceliğim iş oluyor. Arkadaşlarımla sonradan da buluşabilirim ama işi bırakamam. Ben 9. sınıfa giriyorum ve MESEM öğrencisiyim. Tatil günlerinde de boş zamanlarımda babamın yanına geliyorum. Kuzuyu bıraktık yerine çıraklar aldık. Elemanlarım çok iyi gidiyor. Müşterilere nasıl hitap edileceğini biliyorlar ve işi öğreniyorlar. Bu iş zor olabilir ama her zoru aşmak da gerekir. Ben o zoru aşacağıma eminim" dedi. "Kızın Türkiye'de onun gibi iş yeri sahibi olan kadın arkadaşları örnek alaraktan iş yeri sahibi olmasını temenni ederim" Kızının Türkiye'nin önde gelen iş kadınları gibi olmasını isteyen ve gereken desteği vereceğini söyleyen Güven Habiboğlu, "Kızım Nehir'de, 7 önce böyle bir heves gördüm ve sonra yanıma almaya karar verdim. Okul dönemlerinde okula gidip öğleden sonra okul çıkışında da yanıma geldi. Okul tatillerinde de 24 saatini benimle geçiriyor Kız arkadaşları onu gezmeye çağırdıklarında da benim işim var. Önce işim sizinle ancak pazar günleri buluşabilirim diyor. Nehir zamanla derece derece yükseldi. Allah'ıma çok şükür olsun. Şu an araçların bakımını, bilgisayarlı arıza tespitini ve her şeyini yapma kapasite sahip bir kızım oldu. Şu an 5 stajyerimiz var ve bu konuda çok rahatım. Bütün stajyerlerin bilgileri öğrenmeleri için Nehir Usta gereken bütün dersleri kendi veriyor. Araç üstünde hem ders hem de pratik olarak ders veriyor. Kendi çalışırken araçların üzerinde elemanları parçaların adlarını tek tek söyleyerek, nasıl söküleceğini, nasıl temizlik yapılacağı ve nasıl takılacağını gösteriyor. Sadece gelen müşteriyle ilgileniyorum. Başka bir şey yapmıyorum. İş yeri açma fikrine bütün kalbimle destek çıkıyorum. Türkiye'de onun gibi iş yeri sahibi olan kadın arkadaşları örnek alaraktan iş yeri sahibi olmasını temenni ederim" şeklinde konuştu. "Nehir usta geldikten sonra bütün elemanlarla birlikte çalışıyoruz ve işi öğrenmeye çalışıyoruz" Nehir usta sayesinde araç bakımına dair her şeyi öğrendiğini söyleyen çırak Demir Tezci, "Sabah ilk önce işyerini açtıktan sonra takımları temizliyoruz ve diziyoruz. Nehir ustanın gelmesini bekliyoruz. Nehir usta geldikten sonra bütün elemanlarla birlikte çalışıyoruz. Nehir ustanın yanında işi öğrenmeye çalışıyoruz. Haftada 5 gün buraya gelip stajyerlik yapıyoruz. Nehir ustayla birlikte 2 yıldır çalışıyoruz. Burada şanzıman sökmeyi ve takmayı, motor sökümü ve her şeyi öğreniyoruz. Bu işi yaptığım için mutluyum ve ileride kendi işyerimi açmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

65 Yıllık Usta... Haber

65 Yıllık Usta...

Kütahya'da 65 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan 78 yaşındaki Mehmet Ersulak, mesleğin giderek yok olmaya başladığını söyledi. Ersulak, "Yıllarca çıraklık, kalfalık, ustalık yaptım. Ama artık bu meslek bitti diyebiliriz. Çünkü yetişen yok" dedi. Fabrikaların kurulmasıyla el emeği üretimin gerilediğini dile getiren Ersulak, "Sen iki tane yaparsın, fabrika beş tane yapar. Sürümden kazanıyorlar. Bizim el emeğimizle rekabet edilemez hale geldi. O yüzden imalat da kalmadı, yapan da yok" ifadelerini kullandı. Tamir işlerinin hâlâ sürdüğünü ancak eskisi gibi yoğunluk yaşanmadığını belirten usta, "İşler birikip birikip akşama kadar devam ediyor ama kış ayına giriyor olmamıza rağmen şimdilik bir yoğunluk yok" diye konuştu. Yeni neslin bu mesleğe ilgi göstermediğini vurgulayan Ersulak, "Eskiden çocuk boş gezmesin diye getirip yanımıza verirlerdi. Oradan meslek öğrenirdi. 65-70'li yıllardan sonra herkes dağıldı, çünkü kazanç yetmez oldu. Şimdi çırak bulmak imkânsız" dedi. Kütahya'da artık ayakkabı üretimi yapan ustaların da çok azaldığını ifade eden Ersulak, "Şu anda sadece Şevelli İş Merkezi'nde Sami isimli bir arkadaş üretim yapıyor. Bir de burada Hacı Ötem var, o da sipariş üzerine çalışıyor. Onun dışında kimse yok. Elle yapılan ayakkabı kalmadı, sadece siparişle üretim yapılıyor" şeklinde konuştu. Mehmet Ersulak, mesleğe ilgi duyan gençlere çağrıda bulunarak, "Yapabilecek olanlar yapsın isterim ama yapacaklarını da sanmıyorum. Eski işlerimiz, eski bereketimiz kalmadı. Yağış olur, kar olursa tamir işi biraz artar ama şu an o da yok" dedi.

İşçi olmadığı için sanayideki araçlar geç teslim ediliyor Haber

İşçi olmadığı için sanayideki araçlar geç teslim ediliyor

Elazığ'da oto tamiri sektöründe yetişmiş eleman eksikliği yaşanırken, ustalar 50 bin liraya işçi bulamadıklarını belirtti.   Elazığ'da maddi getirisi yüksek olmasına rağmen bazı mesleklerin gençler tarafından tercih edilmemesi işçi sıkıntısını beraberinde getirdi. İşverenler aylık 15 bin liraya çırak, 50 bin liraya ise çalıştıracak kalfa ve usta bulamamaktan yakınıyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Elazığ'da da oto tamiri sektöründe kalifiye eleman eksikliği sorunu gün geçtikçe artıyor. Mesleğin ustaları, işlerini devredecek çırak ve kalfa bulmakta zorluk çekiyor. İşçi sıkıntısından dolayı müşterilerin araçlarının geç çıktığı oto sanayide 30 yıldır çalışan Zülfü Kantarcıoğlu, vatandaşların artık çocuklarını iş öğrenmek için sanayiye göndermediklerini ifade etti.  Çırakların yetişmediğini ifade eden kaporta ustası Zülfü Kantarcıoğlu, "Yaklaşık olarak, 30 yıldır sanayi sitesinde çalışıyorum. İşimi severek yapıyorum. Zorlu iş şartları altında çalışıyoruz. Bulunduğumuz iş ortamı biraz sıkıntılı fakat mecburen bu sıkıntıya katlanıyoruz. Şu anda çırak bulamıyoruz. Çünkü çırakları sanayi meslek okullarına kayıt ettirdiğimiz için, haftalık ücret bin 500 lira veriyoruz. Bin 500 de okul destek parası veriyoruz. Ne yazık ki kimse evladını iş öğrenmek için sanayiye göndermiyor. Bu yüzden de çırak yönünden sıkıntı çekiyoruz. Yaz döneminde öğrenciler yine geliyor. Ancak, bir şey öğretemiyoruz. Yaz tatili kısa olduğu için pek bir şey öğrenemiyorlar. Benim zamanımda, bir dükkanda beş çırak çalışırdı. İşi öğrenmek için ücretsiz çalışıyorduk. Ama şu anda para verdiğimiz halde çırak bulamıyoruz. Sanayide 15 bin çırak alıyor. 50 bin lira da usta maaş alıyor. Öğle yemekleri veriliyor. Çıraklar okullara gittikleri için sigorta uygulanmıyor. Ama ustaların sigortaları da ödeniyor. Hala usta ve çırak bulamıyoruz. İşçi fazlalığı olduğu zaman bir araç kapasitesi 10 gün ise 5 güne düşüyor. Araçlar daha erken teslim ediliyor. Şu anda tek olduğumuz için sıkıntı yaşıyoruz. Takım ve malzemeleri kendimiz alıyoruz. Parça sökümünde yardım gerektiği zaman yardım edecek birisini bulamıyoruz. Sanayi sitesinin hali şu anda kötü" dedi. 

'Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü'ne Layık Görülen Usta, Yeni Ustalar Yetiştiriyor Haber

'Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü'ne Layık Görülen Usta, Yeni Ustalar Yetiştiriyor

Bursa'nın İznik ilçesinde geleneksel motifler kullanarak 54 yıldır çini ve seramik ustalığıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü'ne layık görülen Adil Can Güven ve eşi Nursan Güven, mesleğini öğrenmek isteyenlere ömürlerinin sonuna kadar destek olacaklarını söyledi.   Bursa'nın İznik ilçesindeki atölyesinde çalışmalarını sürdüren 71 yaşındaki Adil Can Güven'in geleneksel malzeme ve teknikler kullanarak yaptığı ürünler, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'sanat eseri' olarak kabul edildi. Çocukluk yıllarında dayısı ile mesleği öğrenen Güven, Çanakkale, Kütahya ve Bursa'nın İnegöl ilçesindeki ustaların yanında da eğitimler aldı. Bursa Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu El Sanatları Bölümü Çini Sanatı ve Tasarımı alanının kurulmasıyla 5 yıl öğretim elemanı olarak dersler veren Güven, hayat arkadaşı Nursan Güven ile birlikte 27 Kasım'da Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödül Töreni"nde ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan aldı.  Sanatında 54 yılı geride bıraktığını, hem okulda hem de atölyesinde bir çok öğrenci yetiştirdiğini belirten Adil Can Güven, "Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülünü aldığımız için gururluyuz. Önemli olan o ödülün bana verilmesi değil, o ödül İznik'in, İznik kültürünün ödülüdür aslında. Bu ödül sadece bir ödül olmakla kalmıyor büyük bir görevdir aslında. Yani bu kültürü yaymak, ileriye götürmek, yeni ustalar edindirmek görevi bana verilmiştir. Ben bunu öyle addediyorum" diye konuştu.  Güven, İznik çinisinin tespit edilemeyen birçok özellik ve kriterinin ortaya çıkarılması için yıllardır İznik'te üniversite bünyesinde araştırma birimi kurulmasını hayal ettiğini sözlerine ekledi.  42 yıldır eşiyle birlikte sayısız çalışmaya imza atan Nursan Güven ise, de seramik ve çini eserler üretmeye evlendikten sonra başladığını, atölyelerinde hem çocuklarını hem de birçok öğrenciyi yetiştirdiklerini kaydetti. Hayatlarının çini ve seramikle şekillendiğini anlatan Güven, "42 yıldır beraberiz, sabah kalkıyoruz çini ve seramikle, akşam yatıyoruz çini ve seramikle. Bu sanata ömrümüzü adadık. İki oğlumuzu yetiştirdik atölyede, onlar da iyi usta oldular. Şimdi gelinimiz var, onu yetiştiriyoruz. O da güzel şeyler yapmaya başladı Yaşayan İnsan Hazineleri ödülünü Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan almamızın hemen ardından birde torunumuz dünyaya geldi iki mutluluğu bir arada yaşadık" diye konuştu. 

Artan Ayakkabı Fiyatları, İnsanları Ayakkabı Tamiratına Yöneltti Haber

Artan Ayakkabı Fiyatları, İnsanları Ayakkabı Tamiratına Yöneltti

Sivas’ta 40 yılı aşkın bir süredir ayakkabı tamiri yapan Gökhan Uygur, vatandaşların artan ayakkabı fiyatları nedeniyle yeni ayakkabı almak yerine mevcut ayakkabılarını tamir ettirdiklerini söyledi.   Bir dönem ayakkabı tamir ettirmek yerine yenisini alanlar, ayakkabı fiyatlarının artmasından sonra ayakkabı tamirine yöneldi. Son zamanlarda artan taleplerle birlikte ayakkabı tamircileri, artan iş yüküne yetişmekte zorlanıyor. Sivas’ta babasından kalma dükkanda 40 yılı aşkın bir süredir ayakkabı tamirciliği yapan Gökhan Uygur, çırak bulamamaktan dolayı dertli. Artan taleplerden dolayı fazla mesai yapan Uygur, işlerini yetiştirebilmek için fabrikasyon uygulamaları yapmaya başladı.  “Bu mesleğe talep yok”  Meslekte çırak yetişmediğini ifade eden Uygur,” Mesleğe 6 yaşında babamın yanında başladım. 40 seneden fazla bir süredir bu mesleği yapıyorum. Müşterilerimin getirdikleri ayakkabıları sanki kendi ayakkabılarımı tamir ediyormuş gibi davranıyorum. Müşterilerimi mutlu etmek beni de mutlu ediyor. Bu mesleğe talep yok. Herkes çocukları mevki makam sahibi olsun istiyor. Bu memleketin bu işleri yapanlara da ihtiyacı var. Herkes gibi bizim de sıkıntımız çırak yetişmemesi. Gençler ilk etapta alacağı parayı düşünüyor o yüzden de çırak yetişmiyor” dedi.  “Hiç yapmadığımız tamirleri yapıyoruz”  Vatandaşların artan ayakkabı fiyatlardan dolayı ayakkabı tamirine yöneldiğini belirten Uygur, ” Toplum olarak israfa alışmıştık. Vatandaşlar ayakkabı fiyatlarının artmasından dolayı 2 bin-3 bin liraya aldıkları ayakkabıları yırtıldığı zaman hemen kaldırıp artık çöpe atmıyorlar. Bu sebepten dolayı insanlar ayakkabılarını tamir ettirmeye başvurmaya başladılar. İnsanların maddi yönden alım gücü olmadığı için tamirata yöneldiler. Bizde elimizden geldiği kadar makul fiyatlara tamir etmeye çalışıyoruz. Eskiden hiç yapmadığımız tamirleri yapıyoruz ve artık fabrikasyon tamirleri dediğimiz tamirleri yapmaya başladık” diye konuştu. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.