Hava Durumu

#Uyuz Vakalari

Yeni Marmara Gazetesi - Uyuz Vakalari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyuz Vakalari haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler: Hastaya şiddet ve tükürme kamerada Haber

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler: Hastaya şiddet ve tükürme kamerada

Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak'taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi'nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü. "İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor" Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan'da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor. Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk. Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.

Uyuz Vakalarında Korkutan Artış Haber

Uyuz Vakalarında Korkutan Artış

Son haftalarda uyuz vakalarında artış yaşandığını belirten uzmanlar uyarıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Engin, “2-3 aydır tekrar bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Günlük poliklinikte sık sık görmeye başladık. Tedavi olmuş, tekrar vaka alevlenmiş şekilde çok gelen hastamız var. Şu dönemde bir artış var, yazın da devam edecek mi, göreceğiz. Yakın temasın olduğu her ortamda bir risk var diyebiliriz. Önceden uyuz tanısı almış hasta, sonrasında ilacı defalarca kullanıyor, bazen kendisi de alıp kullanıyor. İlaç da deride irritaston, egzamaya neden olabiliyor, bu uyuzla çok karıştırılabiliyor" dedi.   Cildin üst tabakasına yuva yapan mikroskobik ölçülerdeki uyuz böceğinin sebep olduğu cilt hastalığı olarak belirtilen, yoğun kaşıntıya neden olan uyuza karşı uzmanlar uyarıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Engin, Türk Pediatri Kurumu Derneği Başkanı, Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş ile Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu son günlerde uyuz vakalarının görülme sıklığına ilişkin konuştu. Uzmanlar, uyuzun belirtileri, tanı ve tedavi süreçlerine ilişkin bilgi verirken yapılması gerekenler konusunda uyardı. Son zamanlarda vaka sayılarında yükseliş yaşandığına dikkat çekilirken vatandaşlara uyarılarda bulunuldu.  “2-3 aydır tekrar bir artış, poliklinikte sık sık görmeye başladık"  Son dönemlerde karşılaştıkları uyuz vakalarına ilişkin konuşan Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Burhan Engin, “Aslında bu artış uzun süredir var. Pandemi döneminde de pandemiden önce de bir artış vardı zaten son birkaç aydır sanki bir azalma eğilimindeydi, biz en azından dirençli olan daha az vaka görmeye başlamıştık. Bu son 2-3 aydır tekrar bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Günlük poliklinikte tekrar sık sık görmeye başladık. Dirençli vakalar, tedavi ya tam uygulamamış ya uyuzu tam geçmemiş, belli belirsiz kaşıntıları olan, önceden tedavi almış olan vakalar aslında çoğunlukta. Örneğin; bazıları geliyor, 3 ay önce başlamış, bazıları 1 yıl önce başlamış, tedaviler kullanmış. Devletin de onayladığı, ödediği uyuz ilaçları, oral olarak kullanılıyor. Öncesinden bir bu atağı geçirmiş, kendi veya aile bireyleri tedavi olmuş, kaşıntı azalır gibi olmuş, tekrar vaka alevlenmiş gibi o şekilde çok gelen hastamız var. Buradaki en büyük problemimiz; tedavinin doğru yapılmaması. Giydiği kıyafetler, sosyal çevresi, ev ortamının da dezenfekte edilmesi gerekiyor. Uyuz en çok genital, karın bölgesi gibi vücudun biraz daha saklı, kapalı bölgelerinde oluyor. Özellikle hastalara sorduğunuz zaman söylüyorlar ama diğer şekilde ifade etmiyor, biraz daha çekinebiliyorlar. Hastalar biraz daha saklayabiliyor, bu durumu öteleyebiliyor onun için hekimle temasa geçmeleri önemli" dedi.  "Hasta kendi başına ilaç kullanmamalı"  Uyuz tanısı alan kişinin temas içerisinde olduğu, yakın çevresinin de bir uzmana danışması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Engin, sözlerine şöyle devam etti:  "Aile bireylerinin benzer şekilde şikayeti olsun olmasın bazen şikayeti olmuyor, aile bireyleri 'Ben de bir şikayet yok, o zaman benim kullanmama gerek yok' diyor. Ama şunu biliyoruz; aile bireylerinde de temas olan kişilerde de bulaşıyor. Sonrasında lezyonlar çıkabiliyor, bazen de çıkmayabiliyor. Çıkmaması taşımadığı anlamına gelmiyor. ‘Ben çok temizim, uyuz bana bulaşmaz’ böyle değil uyuz akarı, buradaki temas önemli. Bu sosyal hayat, işyeri, ev içi olabilir, uzun süreli temaslı kişilerde bir şekilde bulaşıyor. Hijyene çok dikkat eden kişilerde de bir şekilde bulaşma olabilir. İnsanların iç içe bulunması, yakın temas önemli diye söyleyebiliriz ama şu dönemde bir artış var, bakalım yazın da bu devam edecek mi, beraber göreceğiz. Yakın temasın olduğu her ortamda bir risk var diyebiliriz. Önceden karışım kremler kullanıyorduk, hasta tüm vücuduna uyguluyordu yine bazı hastalara uyguluyoruz. İlaçlarla eradike etmemiz uyuzu biraz daha kolay gibi duruyor. Neredeyse her gün artık uyuz vakalarını görüyoruz. Tedaviye özellikle uyum göstermeleri çok önemli. Şunları da görmeye başladık; önceden uyuz tanısı almış hasta, sonrasında ilacı defalarca kullanıyor bazen kendisi de alıp kullanıyor. O ilaç da deride irritasyon, egzamaya neden olabiliyor, bu uyuzla çok karıştırılabiliyor. Böyle gördüğümüz vakalar da çok. Hekimlerini iyi dinleyip tedaviyi o şekilde yapmaları, kendi başlarına da çok ilaç almamalarını öneriyorum çünkü uyuzla beraber egzema da tetiklenebiliyor. Sonra tekrar tekrar ilaç verilince de bu bir kısır döngüye giriyor"  "Büyük küçük çocuklarda da çok ciddi uyuz vakaları var"  Çocuklarda da sıklıkla uyuz vakalarıyla karşılaştıklarını söyleyen Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, “Maalesef bu pandeminin bitiminden beri 2 senedir gerçekten büyük küçük çocuklarda da özellikle çok ciddi uyuz vakaları gerçekten var. Bunların bir kısmı hakikaten besin alerjisiyle karıştırılabiliyor, aslında hiç karışmaması gerekir. Uyuz çok kaşıntılı bir hastalık, alerjik hastalıklar da kaşıntılı olabilir. Uyuzun özellikle tuttuğu eller, parmak araları, göbek çevresi gibi yerler çok tipiktir. Dikkatli bir göz, uyuz böceğinin deri altında yaptığı birtakım tüneller vardır; hareket ettiği, yürüdüğü tüneller oluşur, onları görerek tanı konabilir. Böceğin hareketi sırasında bir kaşıntı ortaya çıkar, gerçekten çok ciddi bir kaşıntıdır. Geceleri daha da artar, burada şunu sorgulamak lazım; evde başka kaşınan kimse var mı? Hakikaten böyle vakalarda geliyor, çocuğa besin, süt alerjisi tanısı konmuş ama evde bütün aile kaşınıyor. Sormazsanız da söylemiyorlar, sormak lazım. Çok can sıkıcı bir hastalık, işin kötüsü; bu son 2 yıldır var olan uyuz vakaları oldukça dirençli vakalar. Klasik tedavilere direnç gösteren epey bir vaka var, tabi daha çok cildiyeci arkadaşlarımız bununla ilgileniyor. Böyle bir şey olduğunda hijyen şartlarına çok sıkı dikkat etmek lazım. Çamaşırların, yatak takımlarının kaynatılması, verilen ilaçların çok doğru, düzgün şekillerde kullanılması gerekir. Maalesef bütün dünyada olduğu gibi bizde de uyuz vakalarında bir artış var, bu tabi kişilerin kullandığı giysileri başkalarının da kullanmasıyla bulaşma söz konusu olabilir. Ev içi bulaşma çok önemlidir. Alışveriş yerlerinde, giysi satılan yerlerde giyilip çıkarılan yerlerle olabilir ama asıl bulaşma tabi ev içinde bazen de okullarda oluyor" şeklinde konuştu.  "Mutlaka alerji dışında uyuz salgınının da akla gelmesi gerekiyor"  Uyuzun kimi zaman başka hastalıklarla karıştırabildiğini söyleyen Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, “Çok sık görmeye başladık, bu bazen alerjiyle de karışabiliyor. Özellikle geceleri artan kaşıntı, ailenin diğer bireylerinde de kaşıntı şikayetleri varsa, avuç içi ayak tabanı, koltukaltı gibi bölgelerde lokalize birtakım lezyonlar var ise bu durumda mutlaka alerji dışında uyuz salgınının da akla gelmesi gerekiyor. Diğer önemli husus da şu, içinde bulunduğumuz dönemlerde parvoviris diye belirttiğimiz beşinci hastalıkla ilişkili döküntü çok sık görmeye başladık. Yaz aylarıyla ortak kullanılan havuzla birlikte el, ayak, ağız hastalığı gibi viral döküntülü hastalıklar da sık görülmeye başlanıyor. Özellikle bu konuda alerjiyle karıştırmamak gerekiyor. Avuç içi, ayak tabanı tutulumu varsa burada da el, ayak, ağız hastalığı akla gelebilir, buna dikkat etmek gerekiyor. Yaz aylarıyla birlikte artan havuz kullanımı buna bağlı olarak da ortak kullanım sonucu maalesef viral enfeksiyonlar da giderek yaygınlaşıyor. Anne, baba kaşınıyor çocukta da döküntüler var. Yanlışlıkla, bunlar besin alerjisi olarak adlandırılıyor. Çok küçük 3-4 aylık çocuklarımızın anneleri süt, yumurta, buğday, kuruyemiş, bir sürü gıdayı diyetinden çıkararak bize geliyor. Bu da anne sütü kalitesini bozuyor. Uyuz dediklerinde temizlikle, kendileriyle ilgili bir durum olduğunu düşünüyorlar aslında öyle bir şey değil. Siz dışarıda kıyafet denerken bile uyuz bulaşı olabiliyor. O yüzden evde temizlikle ilgili yapılan bir hata değil. Korkacak, utanılacak bir durum değil, tedavisi olan bir durum" ifadelerini kullandı.

Uyuz için kedilerde hijyene dikkat Haber

Uyuz için kedilerde hijyene dikkat

Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, uyuz hastalığı konusunda kedi sahiplerinin paraziter tedaviye dikkat etmeleri gerektiğini söyleyerek, “Özellikle kedilerin mama ve su kaplarının hijyenik olmasına dikkat edilmeli” dedi.   Uyuz belirtisi görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna gidilerek tedaviye başlanılması gerektiğini belirten Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, “Uyuz, deride yaşayan bir paraziter durumdur. Şiddetli kaşıntılara yol açar. O bölgede deride tüy dökülmesi, kızarıklıkla birlikte seyreden, çok yoğun da bulaşma özelliği taşıyan bir hastalık türüdür. Kontrol altına alamadığımız özellikle hayvanda olan türleri ama onun haricinde zaten hayvanlarda çok yaygın görülür. Hayvandan hayvana bulaşabildiği gibi hayvanlardan insanlara da geçer. Aynı zamanda insandan insana da temasla birlikte bulaşabilen bir deri hastalığıdır normalde. Zaten hastalık parazitinin vücutta oluşturduğu lezyonlar kaşıntının başlaması ve oradaki kızarıklıkla birlikte hastalık kendini göstermiş olur. Sonrasında da muhakkak bir hastaneye ya da sağlık kuruluşuna gidip onunla ilgili tedbirler almak lazım. Çünkü vücudun her tarafına yayılabilir. Tedavisi bu durumda daha da geç olur. Onun için ilk belirtileri gördüğümüzde en yakın sağlık kuruluşuna gidip bununla ilgili gerekli tedaviyi olmak lazım” dedi.  Ergül, hayvanlarda da aynı insanlarda olduğu gibi belirtilerin görüldüğünü söyleyerek, “Aynı insanlarda olan belirtiler gibi özellikle kedilerde de ve diğer canlılarda da bu durum olmaktadır. Özellikle de belirli bölgelerde yani kafa kısımlarında, ense ve sırt bölgelerinde küçük küçük tüy dökülmeleri, orada hafif kızarıklıklar, deride sadece tüyler döküldüğü için sadece derinin göründüğü bir görüntü olur ve sürekli kaşınma evresine geçer canlı. Öyle olduğu zaman da direkt biz insanlarda olduğu gibi bizde gerekli antiparaziter banyo yöntemleri ve diğer ilaçlarla tedavi metoduna başlamış oluyoruz” ifadelerini kullandı.  “Kedilerin mama ve su kaplarında hijyene dikkat edilmeli”  Özellikle kedilerde mama ve su kaplarında hijyene dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Ergül, “Öncelikle kedi sahiplerine seslenmek istiyorum. Tabii ki kediler çok dışarıya çıkan canlılar değil. Bizim evlerimizde beslediğimiz canlılarımız ve köpekler gibi değil çünkü. Buradaki en önemli şeylerden birisi kediler de olsa köpeklerde de düzenli olarak iç ve dış parazit ilaçlarını veteriner hekimlerine 2 ayda bir ya da en azından 3 ayda bir yaptırmaları gerekiyor. Kedimizin hijyenle ilgili de bulunmuş olduğu ortamda kum ve su kaplarını düzenli olarak temizlemeliyiz. Çünkü mama yediği kapların bulunduğu bölgelerde de hijyene çok dikkat etmemiz lazım. Uygun kumları kullanmak lazım bunun için de. En önemlisi de dediğimiz gibi hastalığı önlemenin bizdeki metodu insanlarda da olduğu gibi koruyucu hekimliktir. Paraziter iğnelerimizi düzenli yaptırmaya gayret edersek canlılarımız da herhangi bir hastalığa yakalanmamış olur” dedi.

Fahrettin Koca'dan uyuz salgını açıklaması Haber

Fahrettin Koca'dan uyuz salgını açıklaması

Koca, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Filistin için Sahra Hastanesi kurulacak mı?" sorusu üzerine Koca, "Gazze için bir gemi hastanemiz hazır bekliyor. 40'a yakın ambulans planladık ve göreve hazırlar. 8 Koca Yusuf uçakla kuvözler, ventilatörler, küçüklü büyüklü çok sayıda jeneratör gönderdik. İki genel müdür arkadaşımızla birlikte 20 kişilik sağlık ekibimiz halen orada. Hem Refah Sınır Kapısı'na yakın bölgede hem de El Ariş Havalimanı'nda 20 sahra hastanesi kurmak için tüm hazırlıklarımızı yaptık. Bunlarla ilgili Mısır ve Filistin Sağlık Bakanlıkları ile yakın diyalog içindeyiz. Güvenliğin sağlanması ve izinlerin verilmesini bekliyoruz. İzin verilmesi halinde derhal sağlık operasyonlarını başlatmaya hazır bekliyoruz." TİKA tarafından yapılarak Filistin'e hediye edilen Türk Filistin Dostluk Hastanesi'nin 36 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu belirten Koca, Türkiye'nin hastanede görevlendirilen bir sağlık çalışanının olmadığını söyledi. İsrail'in dün bu hastaneyi hedef aldığını anımsatan Koca, "Halen 80 hasta onkolojik tedavi için yatırılmış durumda. Fakat ilaç tedariki yapılamadığı için kanser hastalarının tedavisi ciddi oranda aksamış durumda. Bütün bu yapılanlar ne insanlığa ne vicdana sığar" dedi. Bakan Koca, sağlık çalışanlarının, kanser hastalarının hedef alınması, ölüme terk edilmesi, bombaların hedefi olmasının bir savaş suçu içerdiğinin altını çizerek, "Çocuklar hiçbir kavganın ölen tarafı olamaz. Hastalar ve yaralılar hiçbir düşmanlığın ezileni olmamalı. Ancak gözler kin ve intikam duygusuyla yüklü, kulaklar da tüm insani haykırışlara kapalı olduğu için savaş suçu işlemeleri de maalesef çok kolay oluyor" diye konuştu. Sessiz kalan tüm insanlığın, vicdan mahkemesinde bunun hesabını vereceğine işaret eden Koca, masumların çığlıklarının bir gün herkesin uykusunu bölüp, hakkını isteyeceğini kaydetti. "UYUZ VAKALARINDA CİDDİ BİR ARTIŞ OLMADI" "Uyuz vakaları ile ilgili görüşünüzü alabilir miyiz?" sorusunun yöneltildiği Bakan Koca, şunları kaydetti: "Uyuz vakalarında endişeye sebep olabilecek bir artış yok. Kısmi bir artış tespit ettik. Çok yakın takip ettiğimiz bir durum. Erken uyarı sistemlerimiz gayet iyi çalışıyor. Bu sayede olağan dışı gelişmelere erken müdahale şansımız oluyor. Uyuz özelinde konuya bakacak olursak, Türkiye genelinde uyuz vakalarında prevalans geçen yıl 2.03 iken bu yılın ilk dokuz ayında 2.17. Yani geçen yıla göre yaklaşık yüzde 7 oranında bir artış gerçekleşmiş. Deprem bölgesinde ise bu artış yaklaşık yüzde 13 oranında oldu. Deprem bölgesi için beklenenin altında. Dolayısıyla ciddi bir artış olmadı. Bir salgın durumundan bahsedilmesi söz konusu değil. Son yıllarda özellikle Karadeniz ve Doğu Akdeniz bölgelerinde artışın biraz daha fazla olduğunu söyleyebiliriz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.