Hava Durumu

#Uzaklaştırma Kararı

Yeni Marmara Gazetesi - Uzaklaştırma Kararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzaklaştırma Kararı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eski sevgilisinin elinden kırılan bıçakla kurtuldu Haber

Eski sevgilisinin elinden kırılan bıçakla kurtuldu

Olayın ardından şüpheli yakalanıp cezaevine gönderilirken şüpheli hakkında daha önce 6 kez uzaklaştırma kararı aldıran genç kadın, "Darbelerin hepsi kırılan bıçağın kalan kısmıyla gerçekleşti. O bıçak kırılmasaydı zaten yaşama şansım yoktu" dedi. Olay, 21 Haziran 2026 tarihinde Gazipaşa ilçesindeki Fidanlık mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, eşinden ayrılan bir çocuk annesi Özge Çelik (32), bir süre önce ayrıldığı eski erkek arkadaşı O.K. hakkında tehdit, hakaret ve darp iddialarıyla farklı tarihlerde şikâyetçi oldu. Çelik'in bu süreçte şüpheli hakkında art arda tedbir ve uzaklaştırma kararları aldırdığı öğrenildi. İddiaya göre başka bir suçtan Samsun'da cezaevinde bulunan O.K., izinli olarak cezaevinden çıktıktan sonra Gazipaşa'ya geldi. Olay günü iş arkadaşlarıyla birlikte Fidanlık mevkiine giden Çelik ile O.K. arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine O.K.'nin yanında bulunan bıçakla Çelik'e saldırdığı ileri sürüldü. Başından, sırtından ve vücudunun çeşitli bölgelerinden çok sayıda darbe alan genç kadın, saldırı sırasında KADES uygulaması üzerinden yardım çağrısında bulundu. Bıçağın kadının sırtında kırıldığı, şüphelinin kırılan bıçağın kalan kısmıyla saldırmayı sürdürdüğü ve genç kadını saçlarından tutarak sürüklediği iddia edildi. Çevredeki vatandaşlar ve Çelik'in arkadaşları olaya müdahale ederken, ihbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı kadın, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Çelik'in bıçak darbeleri nedeniyle vücudunun çeşitli bölgelerinde yaralar oluştuğu, sol kolunda kas yırtılması ve güç kaybı bulunduğu öğrenildi. Olay sonrası şahıs emniyet güçleri tarafından yakalandı. "Cezaevinden arayıp tehditlerini sürdürdü" Eski erkek arkadaşından 19 Ocak'ta ayrıldığını belirten Özge Çelik, ilişki sürecinde yaşadıkları nedeniyle bu kararı aldığını söyledi. Ayrılık kararını açıkladığı gün darp edildiğini öne süren Çelik, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Kendisinden 19 Ocak'ta ayrıldım. İlişkimiz sırasında öfke kontrolü olmadığını ve suç dosyalarını gördükten sonra ilişkiyi bitirme kararı aldım. Bunu kendisine söylediğim 19 Ocak günü darp edildim ve şikâyetçi oldum. Devamında tehditler, hakaretler ve çevreme yönelik karalamalar sürdü. Onun yaptığı tüm hamlelere karşı ben yalnızca şikâyetçi oldum. Kendisi hakkında en az 5-6 şikâyetim vardır. Tedbir kararı aldım. 19 Ocak'tan itibaren hiç ara vermeden 6 kez, son olarak da 7'nci kez uzaklaştırma kararı aldırdım." Şüpheli şahsın yakınlarına yönelik tehditlerde de bulunduğunu ileri süren Çelik, şüphelinin cezaevine girdikten sonra da kendisini ve çevresini aradığını iddia ederek, "Tüm çevreme ve aileme benimle ilgili ölüm tehditleri gönderiyordu. Mart ayında Samsun'da cezaevine girdi ancak cezaevine girdikten sonra da durmadı. Cezaevi numaralarından beni, iş yerimi ve arkadaşlarımı arayarak beni öldüreceğine yönelik tehditlerini sürdürdü" dedi. "Çocuğun dedesiyle oynuyor, sen de balkondasın" Olaydan önce şüpheli şahsın izinli olarak Gazipaşa'ya geldiğini iş arkadaşından öğrendiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ortak tanıdığımız bir kişi, O.K.'nın izinli olarak cezaevinden çıktığını ve Gazipaşa'ya geldiğini söylemiş. Daha sonra O.K., iş arkadaşımı arayarak, ‘Şu anda Özge'nin kızı evin altında dedesiyle birlikte oynuyor, Özge de yukarıda. Kötü bir şey yapacak olsam çıkar yaparım. Kötü niyetim yok, sizinle konuşmak istiyorum' diyerek iletişime geçmiş. İş yerimin çaprazına da geldi. Daha önce de çalıştığım yere defalarca gelerek olay çıkarmıştı." "Şanslıydım ki bıçak kırılmıştı ve darbeler organlarıma gelmedi" Kendisini güvende hissetmediği için olay günü arkadaşlarından yanında olmalarını istediğini anlatan Çelik, olayın kısa sürede geliştiğini söyledi. O. K.'nin üzerine doğru geldiğini ve uzak durmasını söylediğini aktaran Çelik, saldırı anını şu sözlerle anlattı: "Olay günü kendimi güvende hissetmediğim için birilerini çağırmak zorunda kaldım. Yalnız değildik, yanımızda 3-4 kişi daha vardı. Her şey çok ani gelişti. Kendisi üzerime doğru geldi. Üzerime gelmemesini söyledim ve kaçmaya çalıştım. Önce karnıma yumruk darbesi aldım. Ardından saçlarımdan tuttu ve sırtıma bıçak darbeleri vurdu. Şanslıydım ki bıçak üçüncü ya da dördüncü darbede sırtımda kırıldı." Çevresindekilerin müdahalesiyle kaçmaya başladığını ve KADES'e bastığını belirten Çelik, şüphelinin kırılan bıçakla peşinden gelmeye devam ettiğini ileri sürdü. "Çevremdeki insanlar onu tutunca kaçtım ve KADES'e bastım. KADES'e basmaya devam ediyordum ancak o, kırılan bıçağın kalan küçük kısmıyla üzerime gelmeyi sürdürdü. Yaralı olduğum ve nefesim kesildiği için kaçamadım. Burada saçlarımdan sürükleyerek yaklaşık 15 dakika boyunca kafama ve sırtıma bıçak darbeleri vurdu. Şanslıydım ki bıçak kırılmıştı ve darbeler organlarıma gelmedi." "Bıçak kırılmasaydı yaşama şansım yoktu" Çevredeki kişilerin müdahalesiyle şüphelinin kendisinden uzaklaştırıldığını söyleyen Çelik, ambulansla hastaneye kaldırıldığını belirtti. Çelik, tedavi sürecinin devam ettiğini ifade ederek, "Bıçak darbeleri nedeniyle kas yırtılması oluştu. Bu yüzden sol kolumu hâlâ tam olarak kullanamıyorum ve kolumda güç kaybı var. Fizik tedaviye başlayacağım. Yüzümde, sırtımda ve kafamda izler bulunuyor. Darbelerin hepsi kırılan bıçağın kalan kısmıyla gerçekleşti. O bıçak kırılmasaydı zaten yaşama şansım yoktu. Saldırı sırasında da sürekli, ‘Seni öldüreceğim, öleceksin' diyordu" ifadelerini kullandı. "Bizim açımızdan öldürmeye teşebbüs" Özge Çelik'in Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına avukatlığını üstlenen Yağmur Burçin Sayın Kurt, olayın 'kasten yaralama' olarak soruşturulduğunu ancak eylemin öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğunu savundu. Kurt, "Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 21 Haziran günü kasten yaralama olarak değerlendirilen ancak bizim açımızdan öldürmeye teşebbüs niteliğinde olan, kadına yönelik bir şiddet eylemiyle karşı karşıyayız. Tarafların bir süre devam eden birlikteliğinin ardından şüpheli başka bir dosya kapsamında cezaevine giriyor. Müvekkilim bu şahıs hakkında 6 kez uzaklaştırma kararı aldırıyor. Çünkü kendisini sürekli çocuğuyla, hayatıyla ve ailesiyle tehdit ediyor. Şahıs cezaevinde olmasına rağmen müvekkilimin uzaklaştırma kararları devam ediyor" dedi. "'Bugün büyük gün' deyip telefonu kapattı" Şüphelinin 18 Haziran'da cezaevinden izinli olarak çıktığını öne süren avukat Kurt, müvekkiline bu konuda herhangi bir bilgi verilmediğini ifade etti. Şüphelinin farklı bir numaradan arayarak "Bugün büyük gün" dediğini ve telefonu kapattığını ileri süren Kurt, "Müvekkilim normal şekilde iş yerine gidiyor ve durumu işverenleriyle paylaşıyor. Şüpheli, işverenlerini de arayarak çok pişman olduğunu ve müvekkilimin şikâyetinden vazgeçmesi gerektiğini söylüyor. İşverenleri de iyi niyetle müvekkilime bu yönde telkinde bulunuyor ancak müvekkilim şikâyetinden vazgeçmek istemiyor" diye konuştu. "Yaklaşık 30 bıçak darbesi var" Olay sırasında şüphelinin yanında bıçak bulunmasının eylemin önceden tasarlandığını gösterdiğini savunan Kurt, sözlerini şöyle sürdürdü: "Müvekkilim Fidanlık olarak bilinen alana gittiğinde bu şahsın yanında bıçak bulunuyor. Müvekkilimi bıçaklıyor ve bıçak sırtında kırılıyor. Bıçak kırıldıktan sonra da saldırı sona ermiyor, müvekkilim saçlarından sürükleniyor. Yaklaşık 30 bıçak darbesi söz konusu. Burada nasıl yalnızca bir yaralamadan söz edilebilir? Şahsın yanında bıçakla gelmesi, bizim açımızdan tasarlamanın ve öldürme kastının bulunduğunu gösteriyor. Ceza hukukunda failin hangi amaçla hareket ettiği, yani saiki önemlidir. Müvekkilim hayatını kaybetmediği için eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. Biz bu suçun kesinlikle kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu düşünüyoruz." "7'nci uzaklaştırma kararını aldı Özge Çelik'in olayın ardından 7'nci kez uzaklaştırma kararı aldırdığını belirten Kurt, müvekkilinin yaşadığı korkunun devam ettiğini söyledi. Kurt, "Şahıs cezaevinde bulunmasına rağmen müvekkilimin korkuları çok fazla. Kendisini hâlâ aramak istiyor ya da arıyor. Bunun üzerine müvekkilim yeniden uzaklaştırma kararı aldı. Müvekkilim, yaşadıklarının hayata bakışını ve yaşama isteğini olumsuz etkilediğini, çocuğuna karşı yeterince verimli olamadığını bizlere defalarca söyledi. Biz müvekkilimizin ve kadının yanındayız" dedi. "Koruma kararlarının bildirilmesi can güvenliği açısından önemli" 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir ve uzaklaştırma kararlarının eksiksiz uygulanmasının hayati önemde olduğunu vurgulayan Kurt, "Uzaklaştırma ve tedbir kararlarının uygulanması, ilgili adli mercilerin cezaevinden izinli çıkış gibi gelişmeleri tedbir kararı isteyen kişilere bizzat bildirmesi can güvenliği açısından çok önemlidir. Dosyamız şu anda soruşturma aşamasında. Kesin doktor raporu geldikten sonra olayın yaralama değil, öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi için dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağız" diye konuştu.

Misafir gittiği evi işgal ettiği öne sürülen Deniz Akkaya karakolluk oldu Haber

Misafir gittiği evi işgal ettiği öne sürülen Deniz Akkaya karakolluk oldu

Evine ve evcil hayvanlarına kavuşan mülk sahibi Kürşat Akcebe, "Bunu söylerken bile çok üzülüyorum, üzüldüm kadının durumuna. Cidden arkadaşımın böyle bir duruma düşmesi beni üzdü" dedi. Edinilen bilgiye göre, Maşukiye Mahallesi Çınar Caddesi üzerinde bulunan villada dün gece saatlerinde ev sahipleri ile Deniz Akkaya arasında tartışma çıktı. Olay yerine gelen polis ekipleri yaptıkları incelemede, Akkaya'nın farklı bir suçtan aranma kaydı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine polis merkezine götürülen Akkaya, burada ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. Gün içinde Kocaeli Adliyesi'ne giden Akkaya, ev sahiplerinden Kürşat Akcebe hakkında çeşitli iddialar öne sürerek şikayetçi oldu. Ayrıca Akcebe hakkında uzaklaştırma kararı da aldırdı. Adliyedeki işlemlerinin ardından gazetecilere açıklama yapan Akkaya, evi kiraladığını belirterek, "Ben uzaklaştırma aldım. Ev sahibimden maalesef. Uyuşturucu kullanıp kendisi taşkınlık çıkardığı için uzaklaştırma aldım" iddialarında bulundu. Ev sahibi Kürşat Akcebe'nin ise Akkaya ile arkadaş olduklarını, eski mankenin evine bir süre önce misafir olarak geldiğini ancak daha sonra evi işgal ettiğini söylediği öğrenildi. Akcebe, Akkaya'nın kendisine yönelik ortaya attığı iddiaların gerçeği yansıtmadığını da ifade etti. Evden ekip otosunda çıkarıldı Öte yandan, akşam saatlerinde söz konusu ikamete geri dönen Deniz Akkaya ile ev sahipleri arasında sular durulmadı. İddiaya göre, Akkaya'nın ev sahiplerini içeri almaması üzerine olay yerine tekrar polis ekipleri sevk edildi. Ev sahipleri Nihan Akcebe ile kardeşi Kürşat Akcebe'nin tahliye talebi ve şikayeti üzerine, savcılık talimatıyla villaya giren polis ekipleri tahliye işlemi başlattı. Deniz Akkaya, polis nezaretinde evden çıkartılarak ekip otosuyla karakola götürüldü. "Eve gelip koşa koşa kendisini içeri atmış" Tahliye işlemlerinin ardından açıklamalarda bulunan ev sahibi Kürşat Akcebe, evine ve hayvanlarına kavuştuğu için mutlu olduğunu ifade etti. Süreci anlatan Akcebe, şunları kaydetti: "Çok mutluyum. Birazdan evime, çocuklarıma kavuşacağım. Şöyle bir problem yaşandı; adliyeden kendisi benden daha önce çıktığı için ve bana uzaklaştırma kararı aldırmış. Eve gelip koşa koşa kendisini içeri atmış. O yüzden ben evime giremiyordum. Ablam da burada ikamet ediyor, o da ev sahibi. Bir şekilde karakola başvuruldu. Sağ olsun savcılarımız, memurlarımız bize çok yardımcı oldular ve Deniz Hanım'ı çıkarttılar." "Arkadaşımın böyle bir duruma düşmesi beni üzdü" Durumdan duyduğu üzüntüyü de dile getiren Akcebe, "Bunu söylerken bile çok üzülüyorum, üzüldüm kadının durumuna. Cidden arkadaşımın böyle bir duruma düşmesi beni üzdü. Başka da bir şey söyleyemeceğim ama şuan çok mutluyum. Evde kedi ve köpeklerim var. Hepsi de yukarıda tir tir titriyor. Onların yanına girmek için sabırsızlanıyorum. Gelmem uzun sürdü çünkü İzmit'te merkezdeydim. Bana öyle bir uzaklaştırma kararı almış ki kilometrelerce uzaklaşmak zorunda kalmıştım ama şuan çocuklarıma ve evime kavuştuğum için mutluyum" ifadelerini kullandı. Olayla ilgili soruşturmanın sürüyor.

Anne ve oğlunu öldüresiye darp eden şüpheliler: "Merdivenlerden düştü" Haber

Anne ve oğlunu öldüresiye darp eden şüpheliler: "Merdivenlerden düştü"

Meryem Yıldırım'ın avukatı ise şüphelilerin olaydan sadece 5 dakika önce kendilerini uyaran 18 yaşındaki başka bir kadına daha saldırdığını belirterek, "İki dosyada birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını istiyoruz" dedi. Olay, Ramazan Bayramı'nın birinci günü İzmit'teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ile Sema K. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. "Kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim" Zanlıların olay günü polis ve savcılık ifadelerine de ulaşıldı. Şüphelilerden Emrah G. (31) savunmasında, "Arkadaşlarım Kürşat G., Enes I., Metin A., Sema K. ve Sercan Ş. ile birlikte eğlenmeye gittik. Biz eğlence mekanından çıkarken Kürşat'a biri omuz attı. Kimin omuz attığını bilmiyorum. Sonrasında herhangi bir olay çıkmasın diye yolumuza devam ettik ancak Kürşat'a arkadan birisi tekme attı. Bu esnada 5-6 kişi aynı anda kavgaya başladılar. Ben Sema ile yaralanan Meryem isimli şahsın saç başa kavga ettiğini gördüm. Bu şahıslar sonra yere düştü. Yere düştükleri zaman kadınlara vuran kimse olduğunu görmedim. Bu esnada Kürşat'ın kadınları ayırdığını gördüm. Kürşat yerden Sema'yı kaldırıyordu. Ben bu esnada tramvay yoluna doğru gidiyordum. Olay yerinde değildim" diye konuştu. "Suçu öğrenince şok oldum" Yaralanan Meryem Yıldırım'ı olay günü sadece Sema K. ile kavga ederken gördüğünü iddia eden Emrah G., "Sema'nın merdivenlerden yere düştüğünü de görmedim. Sonrasında biz eve gittik. 1 gün sonra sivil polisler evime gelerek beni karakola getirdi. Ben olay esnasında kesinlikle ne Meryem'e ne de başka bir kadına dokunmadım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben daha önce Suriye'de uzman çavuş olarak devlete hizmet etmiş birisiyim. 29 aylık oğlum, 11 aylık kızım var. Kaçma şüphem yoktur. Özel güvenlik görevlisiyim. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Suçu öğrenince şok oldum" şeklinde konuştu. "Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır" Tutuklu bulunan Kürşat G. (30) de, "Olay günü arkadaşlarımla eğlenmeye gitmiştik. Çıkışta bir arkadaşla omuzum çarptı bundan dolayı bir sürtüşme oldu aramızda daha sonra biz buradan uzaklaştık. Montum ve saatimi orada unuttuğumu fark edip kapının önünden geri döndük. O esnada mekanda oturan birisi ismini sonradan Talha Kaan İzal olduğunu öğrendiğim şahısla göz göze geldik. Birbirimize ters ters baktık bir süre sonra sinkaflı küfürlerde bulunarak bana tekme attı, yere düştüm. Sonra biz dışarı çıktık, araya bekçiler girdiği için karşılık veremedim. Daha sonra kapının önüne çıktık. Bizimle birlikte bulunan Sema isimli arkadaşımızla Talha Kaan İzal'ın annesi olan Meryem Yıldırım içeride kavgaya tutuşmuş. Ben kesinlikle Meryem Yıldırım ve oğluna vurmadım. Tam tersine bu kavgayı ayırmak için aralarına girdim. Meryem ve oğluna vuran kimseyi görmedim. Sadece Sema ile Meryem'in kavga ettiğini gördüm. Kavga ederken saç başa girmişlerdi. Meryem üst katta bulunan barın merdivenlerinden düşmeden önce Sema ile kavga etmişlerdir. Zaten düştükten sonra kendisini ambulansla hastaneye götürdüler. Meryem merdivenlerden düşerek yaralanmıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük" Bir diğer şüpheli Sema K. (36) ise olay günü birden kargaşa çıktığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Bu esnada mekan sahibi yüzüme tokat attı. Ayrıca tanımadığım ve bilmediğim bir şahıs da benim kaburgama tekme attı. Benim kendilerine herhangi bir eylemim olmadı. Ben Kürşat ve Emrah'ın herhangi kişiye bir şey yaptığını görmedim. Genel olarak bir kargaşa içerisinde olduğumuz için arkadaşlarımı götürmeye ve onları sakinleştirmeye çalıştım. Tam arkadaşlarımı sakinleştirip götüreceğim esnada bir anda arkamdan birisi bana saldırıp saçımı tuttu ve çekti. Arkamı döndüğümde müşteki Meryem olduğunu fark ettim. Kendisinin ismini dosya kapsamında öğrendim. Öncesinde tanışıklığım bulunmamaktadır. Meryem benim saçımı çekince ben dengemi kaybettim ve beraber yere düştük. Yardımcı olmak amacıyla Meryem'i tutup kaldırdım. Sonrasında bir daha bana saldırmaya başladı." "Meryem'den şikayetçiyim" Meryem Yıldırım'ı sadece kolundan ittiğini öne süren Sema K., "İtince Meryem tekrar yere düştü. Sonrasında da bekçiler olaya müdahale ettiler ve ayırdılar. Benim Meryem'e karşı herhangi bir darp eylemim olmamıştır. Sadece onun bana saldırması üzerine kendimi koruma amacıyla hareket ettim. Kürşat'ın veya Emrah'ın da Meryem'i darp ettiğini görmedim. Çünkü ben kargaşa sebebiyle yerdeydim, kendime kapaklanmıştım ve kendimi korumaya çalışıyordum. Meryem'de meydana gelen nitelikli yaralamayı benim meydana getirmem mümkün değildir. Çünkü benim Meryem ile aramda olan eylemler kamera görüntülerinden de görüleceği üzere itişmeden ibarettir. Ayrıca yaşanan olaydan sonra Meryem'in merdivenden düştüğü hususunun da göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Meryem isimli şahsı darp etmedim, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet vermedim. Yaşanan olaylarla ilgili beni darp eden Meryem, mekan sahibi ve tanımadığım şahıstan davacı ve şikayetçiyim" diye konuştu. "Müvekkilim tehdit ediliyor" Meryem Yıldırım ve oğlunun avukatı Murat Ustabaşı ise müvekkillerinin ciddi bir saldırıya maruz kaldığını vurgulayarak, olayın basit bir kavga olmadığını ifade etti. Ustabaşı, hukuki sürecin titizlikle takip edildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: "Şüpheliler, 'hanımefendiye bir şey yapmadık' iddialarında bulundu. 3 şüpheli de kadını tanımadıklarını, eylemlerini kendileri gerçekleştirmediklerini söylüyorlar ancak olay böyle değil, kamera kayıtlarında da görülüyor. Şahıslar müvekkilimizi öldüresiye şekilde darp ediyor. Bu şahıslardan 1'i tutuklandı, diğer 2'si ise serbest bırakıldı. Tutuklanma talebinde bulunmuştuk ama talebimiz sulh ceza hakimliğince reddedildi. Dosya içerisinde uzaklaştırma kararı aldırmak için talepte bulunmuştuk. Müvekkilimiz tehdit ediliyordu, tutuklu şüpheli ile dışarıda olan şüpheli görüntülü konuşarak ve bunu sosyal medyada ekran görüntüsü olarak paylaşarak müvekkilimize bir tehditleri vardı. Uzaklaştırma talebimiz, bu olayın kadına karşı şiddet değil, adli vaka olduğu belirtilerek reddedildi. İtirazda bulunduk ve uzaklaştırma kararı aldırabilirdik. Koruma kararı talebimiz de olumlu bulundu." "Olay günü başka bir kadına daha saldırdılar" Şüphelilerin olay günü başka bir kadına daha saldırdığını iddia eden Ustabaşı, "Müvekkilimiz Meryem Yıldırım saldırıya uğramadan 5 dakika önce, şüphelilerin ifadelerinde de belirttiği gibi bir kavga oluyor. Bu kavga esnasında da sandalyede oturan 18 yaşındaki genç kadın, 'niye bağırıyorsunuz' dediği için sandalye fırlatıp, yumruk atıyorlar. Hanımefendi darp raporu aldı, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki dosya da birleştirildi. Şüphelilerin, kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanmalarını ve her birinin tutuklanmalarını istiyoruz" dedi.

Komşuların gürültü kavgasında 14 aylık bebek hastanelik oldu Haber

Komşuların gürültü kavgasında 14 aylık bebek hastanelik oldu

Alınan bilgiye göre, Çınarcık ilçesine bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce satın aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan bir aile arasında çocuk gürültüsü nedeniyle tartışmalar yaşandı. Son olarak 20 Şubat'ta Muhammed Baca (34), 14 aylık kızı İkra kucağında olduğu sırada Şener E.'nin sopa ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken, küçük İkra'nın ise kafatası çatladı. Yaralanan baba ve minik kızı Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilirken, daha önce hakkında uzaklaştırma kararı verilen diğer şüpheli S.E. ise serbest kaldı. Yaşadığı olayı anlatan Muhammed Baca, "En son cuma günü kızımla eve döndüm. Sokakta karşılaştığımda 'Ne bakıyorsun lan' dedi. Oruçlu ağzımızla içeri girdim, jandarmayı aradım. Jandarma geldiğinde dışarı çıktım, araç kameramı söktüm jandarmaya teslim ettim. 'İftarımı açıp geliyorum' dedim. Kız kucağımdaydı. Kızımı kucağıma alıp da kavgaya gidecek kadar bilinçsiz bir baba değilim. Jandarma personellerinin yanında bana ve kızıma bunu yaptılar. Burnum kırık olduğu için akıyor hala. 4 çocuğumun olması, ses ve gürültüden rahatsızlarmış. Burası yazlık yeriymiş. Bizim burada yaşamaya hakkımız yok mu? Vanlılarmış, aşiret çocuklarıymış" dedi. Uzaklaştırma kararına rağmen bu olayın yaşandığını söyleyen Baca, "Şu an kızımın kafatası çatlak. Benim de burnum kırık. Bu halde evimize gitmeye korkuyoruz. Kızımla içeri girerken odunla vurdular. Odunun yarısı omuzuma, diğer yarısı kızımın kafasına geldi. Bu vuran şahıs tutuklandı ama 9 aydır bizimle, çocuklarımla uğraşan, uzaklaştırma ve tedbir kararı olan şahıs hala elini kolunu sallaya sallaya dışarıda geziyor. Ben bu 4 çocuğumu alıp nereye gideyim, kime sığınalım, kimden yardım isteyelim. Daha önce de tutanaklarda mevcut, mermi çekirdeği bırakıp 'Burayı terk et' gibi notlar, tehditler de aldık. Şikayetçiyiz, gereğinin yapılmasını istiyoruz" diye konuştu.

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış Haber

Eşini 8 bıçak darbesiyle öldürüp kardeşini aramış

Esentepe Mahallesi Çınar Sokak'taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025'de meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen'i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.'nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı. İHANET ŞÜPHESİ VE KIZININ EVLİLİĞİ TARTIŞMA KONUSU OLDU Binnur Gökmen'in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, cinayet öncesi ve sonrasına dair detaylara yer verildi. İddianamede, Ramazan Gökmen'in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları N.A.'nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı. 15 GÜN ÖNCE ABLASININ EVİNE GİTMİŞ: "BEKLE SENİ ÖLDÜRECEĞİM" Cinayetten yaklaşık 15 gün önce Binnur Gökmen'in, eşinin şiddeti ve huzursuzluk nedeniyle çocuklarını alarak ablası G.H.'nin evine gittiği kaydedilen iddianamede, maktulün ablasına anlattıkları da yer aldı. Binnur Gökmen'in ablasına, "Eşim eve alkollü geldi, bana bıçak doğrulttu. Elindeki bıçağı zorla aldım. Bana 'Bekle seni öldüreceğim' diyerek tehdit etti" dediği, ablasının ise "Şikayetçi olalım, uzaklaştırma kararı alalım" önerisinde bulunduğu aktarıldı. "EVE GELİN, EŞYALARINIZI ALIN" İddianameye göre, Binnur Gökmen ablasında kaldığı süre boyunca eşi tarafından arandı ancak telefonlara cevap vermedi. Bunun üzerine kızı Z.'yi arayan Ramazan Gökmen, "Eve gelin, eşyalarınızı alın. GSM hatlarınız benim üstüme kayıtlı, gidin numaralarınızı benim üzerimden alın" şeklinde konuşmalar yaptı. Binnur Gökmen'in ise eşinin kendisine zarar vereceği endişesiyle eve dönmek istemediği vurgulandı. "EŞİMİ ASLA ÜZMEYECEĞİM" Olaydan bir gün önce eşini tekrar arayan sanığın, "Beni yalnız mı bırakacaksın? Bir daha böyle şeyler olmayacak, bir daha alkol almayacağım" diyerek ikna etmeye çalıştığı, baldızı G.H.'ye de "Eşimi asla üzmeyeceğim" sözünü verdiği belirtildi. Baldızının ise eniştesini psikiyatrik tedavi görmesi konusunda ikna etmeye çalıştığı ifade edildi. CİNAYET GÜNÜ "TASARLAYARAK" HAREKET ETTİ İddianamede olay gününe dair detaylar şu şekilde anlatıldı:Binnur Gökmen, sabah saatlerinde çocuklarını eve bırakmak için ablasından ayrıldı, okul çıkışı ise eşiyle yaşadığı eve gitti. Ramazan Gökmen, eşini içeri alıp bir süre vakit geçirdikten sonra mutfakta, daha önce tasarladığı şekilde tartışma başlattı. Kızları N.A.'nın evlendiği kişinin uygun olmadığını söyleyen sanık, eşine "Beni aldatıyorsun" diyerek tartışmayı büyüttü. Binnur Gökmen iddiaları reddederken, sanık tezgahtaki bıçağı alarak eşinin üzerine yürüdü. Salona kaçan eşini takip eden Ramazan Gökmen, maktulün engelleme çabalarına rağmen hayati bölgeleri hedef alarak bıçağı savurdu. Sağ boyun ve kulak altı ile göğüs altı bölgelerinden darbe alan kadın yüzüstü yere düştü. Eylemine devam eden sanık, eşinin sırtına da 4 kez bıçak sapladı. Binnur Gökmen, toplam 8 bıçak darbesiyle olay yerinde hayatını kaybetti. "BİNNUR ÖLDÜ, BEN DE ÖLÜYORUM" Cinayetin ardından aynı bıçakla kendisini yaralayan Ramazan Gökmen'in, kardeşi G.G.'yi arayarak "Hakkını helal et. Binnur öldü, ben de ölüyorum" dediği, eve gelen kardeşinin yengesini kanlar içinde, ağabeyini ise yaralı halde bulduğu iddianamede yer aldı. "ŞAHSIN BU DENLİ AİLE MESELELERİMİ BİLMESİ BANA OLAĞAN DIŞI GELDİ" İddianamede savunması yer alan Ramazan Gökmen, olaydan yaklaşık 20 gün önce kızı N.A.'nın kendisinin onay vermediği nişanlısıyla kaçarak evlendiğini, bu olayın da evlerinde problemlere sebep olduğunu söyledi. Eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü öne süren Ramazan Gökmen, "Benim ev sahibim olan şahıs, mahallede oturduğum sırada kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bunun üzerine eşimin beni aldattığı konusunda bazı şüphelerim oluştu. Şahsın bu denli aile meselelerimi bilmesi bana olağan dışı geldi. Bu meseleyi eşimle konuştum, eşim iddiaları reddetti ama yine de aramızda huzursuzluk oluştu" dedi. "EŞİM, 'KIZIMIZIN DÜĞÜNÜNDEN SONRA EVE GELECEĞİM' DEMİŞTİ" Olaydan yaklaşık 10 gün önce eşinin çocuklarını da yanına alarak baldızının evine gittiğini anlatan Ramazan Gökmen, savunmasına şöyle devam etti: "Aradan bir hafta geçince benim de sinirlerim bozuldu. Bu sebeple baldızımla görüşerek çocukların okulunun onun evine uzak olması nedeniyle daha fazla mağdur olmamaları içine eşim ve çocuklarımızın eve dönmesini istedim. Daha sonra akşam eve yalnız şekilde döndüm. Evdeki eşyaları kontrol ettim, eşimin beni aldattığından şüpheleniyordum. Yatak odasındaki eşyalara baktığımda, mahalleden kahvehaneden tanıdığım G.T. isimli şahısın üzerinde gördüğüm eşofmanı kendime ait çamaşırların olduğu bölümde görünce aldatma hususunda iyice şüphelerim arttı. Ancak eşime bu konuyla ilgili soru sormadım. Olaydan bir gün önce eşimle görüştüğümüzde, eşim eve dönmeyi kabuk etmişti ancak pazar günü büyük kızımın düğünü vardı. 'Düğünden sonra geleceğim' demişti." "YARALAMAK MAKSADIYLA BIÇAĞI BACAK BÖLGESİNE DOĞRU SAVURDUM, ARAMIZDA ARBEDE YAŞANDI" Ramazan Gökmen, olay günü sabah uyandığında kapının çaldığını ve gelen kişinin eşi Binnur Gökmen olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Eşim eve girdikten sonra bir süre uyuduk. Uyandığımızda saat 10.00 civarındaydı. Eşimle birlikte kahvaltı yapmak üzere kalktım. Kahvaltı ederken kızımın pazar günü olacak düğününden konu açıldı. Ben şahsın kızıma uygun olmadığını düşündüğüm için bu düğüne katılmak istemiyordum. Bu da aramızda tartışma sebebiydi. Bu konu üzerinde tartışmaya başladıktan sonra eşime şüphelerimden bahsettim. Bu şekilde aramızdaki kavga hararetlendi. Ben bıçak almak üzere mutfağa gittim. Tezgah üzerindeki bıçağı aldım ve salona doğru gittik. Ben o sırada bıçağı, eşimi yaralamak maksadıyla bacak bölgesine doğru savuruyordum, bizim aramızda arbede yaşandı. Bu sırada eşim dizlerinin üzerine çöktü, beni de koltuğa doğru savurdu. Bu sırada elimde bıçak vardı, eşim de yüz üstü yere düşmüştü. Ben bıçağı yeniden savurarak tek bir hamle daha yaptım, onun da eşimin sırt bölgesine bir kere olmak üzere temas ettiğini düşünüyorum. Sırtına defalarca bıçak savurmadım. Bu sırada eşim hareketsiz şekilde yatıyordu, bende panikledim ve elimde bulunan bıçağı kendime doğru saplamaya çalıştım ama başaramadım, amacım öldürmek değildi" ifadelerini kullandı. "BABAM 'EVDE NEDEN MAKARNA VAR?' DİYEREK TEPSİYİ ANNEMİN KAFASINA VURDU" İddianamede, çiftin büyük kızları N.A.'nın da ifadesine yer verildi. N.A., kardeşlerinden G.'nin 17, Z.'nin 12, M.'nin ise 7 yaşında olduğunu söyledi. Annesi ve babasının arasında, babası Ramazan Gökmen'den kaynaklı tartışmaların yaşandığını, bu olayların da kendilerine yansıdığını anlattı. Babasının sürekli alkol kullandığını ifade eden N.A., "Annem ile babam arasında 24 Mayıs 2025 gece saat 02.00 sıralarında da kavga çıkmıştı. Babam eve geldiğinde yine alkollüydü, anneme yemeğe ısıtmasını söyledi. 'Evde neden makarna var?' diyerek tepsiyi annemin kafasına vurdu. Bizde bu seslere uyandık ne olduğunu sorduğumuzda bana da saldırmıştı. Annem sürekli şiddet görüyordu. Şikayetçi olduğunda babamın bize zarar vereceğinden korkuyordu" dedi. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Cumhuriyet savcısı iddianamesinde, şüphelinin olaydan önce eşini öldürmeye karar verdiğini, eve gelmesini sağlayarak eylemi "tasarlayarak" gerçekleştirdiğini vurguladı.Sanık Ramazan Gökmen hakkında, "tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.