Hava Durumu

#Uzman

Yeni Marmara Gazetesi - Uzman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzman haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Serinlemek İçin Denize Gireceklere Uyarı Haber

Serinlemek İçin Denize Gireceklere Uyarı

 Hava sıcaklıklarının yükseldiği bu günlerde serinlemek için denize girenlere uzmanlardan uyarı geldi. Trabzon İl Sağlık Müdürü Hakan Usta, denize girilmesi uygun olmayan yerlerde yüzenlerin sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğine dikkat çekti.  Trabzon’da 32’si aktif, 5’i yüzme alanı olmak üzere toplam 37 yüzme alanı bulunuyor. Yüzme alanı olan bölgelerden İl Yüzme Suyu Komisyonu tarafından bu yıl 106 yüzme suyu analizi alındığı belirtilerek, 15 günde bir de numuneler alınarak analiz yapıldığı kaydedildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Trabzon İl Sağlık Müdürü Hakan Usta, kirli yerlerde denize girenlerde ishal olabileceğine dikkat çekerek, “15 Haziran-15 Eylül arasında 300’den fazla test alıyoruz. İlimizde İl Yüzme Suyu Komisyonu tarafından belirlenmiş 32’si aktif, 5’i aday yüzme alanı olmak üzere toplam 37 adet yüzme alanımız bulunmaktadır. Yüzme sezonunda ilgili izlem noktalarımızdan 15 günlük periyodlar halinde numuneler alınarak, analizleri yapılmaktadır. Analiz sonuçları halkın erişimine açık olan Bakanlığımızın ve müdürlüğümüzün web sitesinde yayınlanmaktadır. 2023 yılı yüzme sezonunda 312 deniz suyu numune analizi yapılmış olup, 2024 yılında günümüze kadar 106 yüzme suyu numunesi alınmıştır” dedi.  Ölçümlerin 15 Haziran'dan beri yapıldığını kaydeden Usta, “Bu yıl 15 Haziran'dan beri 106 tane ölçüm yapmış durumdayız. Diğer aylarda da 15 günlük periyodlarda ölçümlerimize devam edeceğiz. Özellikle denize girme uygunluğu olmayan yerlerde belediyelerce denize girilmez uyarısına rağmen girilen yerlerde zaman zaman istemediğimiz ishal vakaları karşımıza gelebilmekte. Bunlarla ilgili fazlalaşması veya belli bir sayının üzerine çıkması durumunda hemen teyakkuza geçerek o bölgede hangi alanda denize, havuza girilmişse orada ekstra tedbirler almaya çalışıyoruz. Bazen uyarılara dikkat edilmiyor. Bazen de hiç denize girilmesi uygun görülmeyip belediyelerin de tabela koymadığı yerlerde vatandaşımız denize girmiş olabiliyor. O zaman da sıkıntılar karşımıza gelebiliyor. Dereler de karşımıza gelebiliyor" ifadelerini kullandı. 

Aralıklı Oruç Yapanlar Dikkat Haber

Aralıklı Oruç Yapanlar Dikkat

Medicana International Ankara Hastanesi Metabolizma Hastalıkları ve Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Altay, aralıklı açlık diyetine ilişkin, “Açlık süresini aşırı uzatmak sağlığınızı olumsuz etkiler” dedi.   Sosyal medya başta olmak üzere farklı iletişim mecralarında sık sık yer bulan son dönemin gözde diyet programı “aralıklı açlık” birçok kişi tarafından uygulanıyor. Birçok kişinin merak ettiği bir konu olan aralıklı açlık diyet uygulamasının herkese uygun olmadığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Altay, aralıklı açlık diyetine ilişkin doğru bilinen yanlışlara değindi. Aralıklı açlığın fayda ve zararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altay, son dönemin popüler diyet yöntemi olan aralıklı açlığın birçok çeşidi olduğunu söyledi. Aralıklı açlık uygulamasında zaman kısıtlı yeme, kalori kısıtlı yeme, bazen de her ikisinin birden uygulandığını kaydeden Altay, şu bilgileri verdi:  “Aralıklı açlık uygulamaları arasında; zaman kısıtlı yeme (16/8 diyeti olarak biliniyor), B2 rejimi (her gün belirlenen saatlerde sadece 2 öğün yapılır), alternatif gün açlığı (24 saat süren açlık döneminde su dışında yiyecek ve içecek tüketilmiyor, ertesi gün ise yemek serbest), 5:2 diyeti (haftanın herhangi 2 günü ciddi kalori kısıtlaması yapılır, 5 gün serbesttir), haftada bir gün açlık gibi diyet modellemeleri vardır. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en sık uygulanan yöntemler arasında 16/8 rejimi, B2 rejimi ve 5:2 diyeti yer alıyor. Temel mantığında zaman kısıtlamasının olduğu 16/8 diyetinde; günün sadece 8 saatlik zaman diliminde beslenip, 16 saat boyunca aç kalmak gerekiyor. Bu yöntem hem sağlıklı beslenmek isteyen hem de kilo vermeyi amaçlayanlar arasında oldukça ilgi görüyor. Bu diyet uygulamasında mesela sabah 10.00 ile akşam 18.00 arasında 8 saatlik süre içerisinde kişi istediği gibi yemek yiyor, günün geri kalan kısmında kalorili yiyecek içecek tüketmeyecek şekilde sadece su veya aynı zamanda çay, kahve gibi sıvı içecekler tüketebiliyor.”  “Kişinin sağlığını tehlikeye atabilir”  Aralıklı açlık diyetlerinin en çok yağ eritmek ve kilo vermek isteyen, diyabet, kolesterol veya tansiyon yüksekliği gibi metabolik sorun yaşayanlar tarafından rağbet gördüğünü ifade eden Altay, “Aralıklı açlık için faydalı olduğu öne sürülen konular bunlarla sınırlı değil. Bağışıklığın artırılması, yaşlanmanın geciktirilmesi, zihinsel fonksiyonlarda iyileşme, yaşam kalitesi ölçeklerinde iyileşme, hatta kanseri önleme gibi pek çok alanda araştırma sonuçları var. Yine de bu konuda söz sahibi olan uzmanlar, aralıklı açlık uygulamalarının herkese ve her derde devaymış gibi gösterilmesinden rahatsız oluyor. Çünkü bazı hasta gruplarında aralıklı açlık uygulamaları kişinin sağlığını tehlikeye atabilecek sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin aktif mide ülseri olanlar, mide-bağırsak kanaması geçirenler, kronik böbrek yetmezliği hastaları, dehidrasyona kolay girebilen bireyler, ileri yaştaki bireyler, çoklu insülin kullanan Tip 1 veya Tip 2 diyabet hastaları, malnütrisyonu olanlar, hamileler ve emziren anneler gibi gruplarda aralıklı açlık uygulamaları güvenli olmayabiliyor. Bu kişilerin aralıklı açlık yapmalarını önermiyoruz” dedi.  Sıvı tüketimi ihmal edilmemeli  “Mevcut hastalıklarınız, metabolizmanız ve kullandığınız ilaçlar sizi hipoglisemiye (kan şekeri düzeyinin düşmesi) yatkın hale getiriyorsa aralıklı açlık uygulamanız hipoglisemi ataklarını tetikleyebilir ve ciddi sağlık sorunları yaşayabilirsiniz” uyarısında bulunan Mustafa Altay, aralıklı açlık uygulaması sırasında ihmal edilmemesi gereken en önemli konunun sıvı alımı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Altay, özellikle sıcak yaz aylarında yeterince su içilmediğinde bu diyetleri yaparken dehidrasyon sebebiyle halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı gibi sıkıntılarla karşı karşıya kalınabileceğine dikkati çekti.  “Açlık süresini aşırı uzatmak sağlığınızı olumsuz etkiler”  Aralıklı açlığın yemek yenilen periyotlarında mutlaka sağlıklı ve dengeli beslenilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mustafa Altay, “Sadece bir besin türünden beslenmeniz, mesela karbonhidratı sıfırlamaya çalışarak ve proteine aşırı yüklenerek yapmaya çalıştığınız diyet vücudunuzu olumsuz etkileyecektir. Kısa vadede kilo veriyor gibi görünseniz de sürdürülebilir bir kilo kaybı göremezsiniz. Ayrıca uyguladığınız aralıklı açlık tipi için önerilen açlık sürelerini uzatmak, yüksek oranda keton cisimlerinin oluşması ve dehidrasyon gibi uzamış açlıkla ilgili birtakım olumsuzluklara sebep olabilir. Aralıklı oruç için uygun olup olmadığınıza bu alanda deneyimi ve birikimi olan bir hekimin karar vermesi sağlığınız için en uygun yaklaşım olacaktır. Akabinde yine bu alanda tecrübeli bir diyetisyenle yola devam etmek diyet yapmanızı kolaylaştıracak ve başarılı olma ihtimalinizi artıracaktır” diye konuştu.

Çocuklarda Şiddetli İshale Dikkat! Haber

Çocuklarda Şiddetli İshale Dikkat!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yetmiş, Adenovirüs ve Rota Virüs enfeksiyonlarının şiddetli ishallere sebep olabildiği ve kreşlerde salgın vakalarının arttığını bildirdi.   Diyarbakır Memorial Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Yetmiş, sıcak havaların artmasıyla çocuklarda ishal vakalarında artış yaşandığını söyleyerek, bu enfeksiyonun insandan insana bulaşarak yayıldığını kaydetti. Dr. Yetmiş, “Malumunuz yaz ayları gelmeye başladı. Bununla birlikte ishal vakalarında artış yaşanıyor. Özellikle kreşlerde salgınlar artmış durumda. Yaz aylarının gelmesiyle daha çok Adenovirüs ve Rota Virüs enfeksiyonları şiddetli ishallere sebep olabilmekte. Bu ishaller de çocuklarda sıvı kaybı ve hastane yatışlarıyla seyredebilmektedir. İshal, kaka sıklığının ve yumuşaklığının artması diye tarif ederiz. Buna sebep olan virüslerde herhangi bir tedavi yok maalesef. Evde destek tedavisi ve probiyotiklerle tedavi ediyoruz. Özellikle evde yoğurt, ayran, muz, makarna, pilav, haşlanmış patatesin yanı sıra, yoğurt, mısır nişastası ve muzu karıştırarak oluşturduğumuz kür çocuklara iyi gelecektir. Gün içerisinde çocuklarımıza bunları yedirdiğimiz takdirde ishal sıklığı azalıyor” dedi.  Evde uygulanan ek gıda takviyeleriyle hastalığın geçmemesi durumunda hastaneye başvurulması gerektiğine dikkat çeken Yetmiş, “Bahsettiğim önerilere rağmen çocuğunuzun ishali durmuyorsa, kusma varsa o zaman mutlaka çocuk doktoruna başvurmalısınız. Hem damardan tedavi hem kan tahlillerine bakıyoruz. İshal olmasına sebep olan bakteriyse eğer antibiyotik tedavisine başlıyoruz. Virüs ise eğer damardan tedavi ya da hastane yatışı ile tedavisi gerçekleştiriyoruz. Eğer çocuk çok sıvı kaybederse, kan değerlerinde bozulmaya, hatta yoğun bakım ve ölüme kadar da gidebilir. O yüzden çocuğunuz çok kusuyorsa, çok ishali varsa mutlaka doktorunuza başvurmalısınız” ifadelerine yer verdi.

Yüz Felcinde Kök Hücre Tedavisi Olumlu Sonuç Veriyor Haber

Yüz Felcinde Kök Hücre Tedavisi Olumlu Sonuç Veriyor

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan, uzun süre iyileşmeyen ve hastanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen yüz felcinde, kök hücre tedavisi ile olumlu sonuçlar alınabileceği belirtti. Uzm. Dr. Oğuzhan, "İyileşmekte gecikme gösteren ve kalıcı yüz felci olan hastalarda kültürlenmiş bebek kordonundan çoğaltılmış mezenkimal kök hücre veya kendi dokularından kültürlenmiş mezenkimal kök hücre enjeksiyonları ile yüz felcinin iyileşmesi sağlanmaktadır" dedi.   Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde görevli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan, iyileşmede gecikme gösteren ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkileyen yüz felcinde uygulanan kök hücre tedavisi hakkında bilgilendirmede bulundu.  "Kalıcı göz hasarına bile neden olabilir"  Yüz felci ve oluşturabileceği hasarlara değinen Uzm. Dr. Oğuzhan, "Yüz felci, yüz kaslarının bir tarafının aniden veya yavaş yavaş felç olduğu bir hastalıktır. Yüz felci bir dizi faktörden kaynaklanabilir. Vakaların yüzde 60 ile 75'inin nedeni bilinmemektedir. Hastaların yaklaşık yüzde 75’i kendiliğinden iyileşse de, yüz felci, kalıcı veya geçici ağız yetmezliğine yol açabilir. Etkilenen taraftaki göz kapağının kapanamaması nedeniyle potansiyel olarak kalıcı göz hasarına neden olabilir" diye konuştu.  "Yaşam kalitesini bozuyor"  Yüz felcinin yaşam kalitesini etkilediğini belirten Uzm. Dr. Oğuzhan, "Yüz felci olan hastaların yaklaşık yüzde 25'inde orta ila şiddetli fasiyal asimetri devam eder ve sıklıkla hastanın yaşam kalitesinden bozar. Yüz felcinin bu uzun vadeli yan etkisi hastalar için yıkıcı olabilir. Yüz felcinin sebebi bilinmese de, herpes virüsüne özgü bağışıklık tepkisi ve iskemik veya kalıtsal faktörler ile yakından ilişkilidir" şeklinde konuştu.  "Kök hücre tedavisi"  Yüz felcinde kök hücre tedavisinden bahseden Uzm. Dr. Oğuzhan, "Bozukluğun erken evrelerinde steroid tedavisinin antiviral tedavi ve fizik tedavi yöntemleri ile hastalarda hızlı bir iyileşme sağlanır. İleri vakalarda sinirlerin gevşetilmesi ve estetik cerrahi işlemler uygulanmaktadır. Ancak iyileşme göstermeyen birçok hasta çeşitli fonksiyonel ve sosyal sorunlarla hayatına devam etmektedir. İyileşmekte gecikme gösteren ve kalıcı yüz felci olan hastalarda ise kültürlenmiş bebek kordonundan çoğaltılmış mezenkimal kök hücre veya kendi dokularından kültürlenmiş mezenkimal kök hücre enjeksiyonları ile yüz felcinin iyileşmesi sağlanmaktadır. Bu işlem ameliyathane şartlarında hasar görmüş sinir ve kaslara yapılan enjeksiyonlar ile tedavi edilebilmektedir" ifadelerini kullandı.  Uzm. Dr. Oğuzhan, "İyileşmekte gecikme gösteren ve kalıcı yüz felci olan hastalarda kültürlenmiş bebek kordonundan çoğaltılmış mezenkimal kök hücre veya kendi dokularından kültürlenmiş mezenkimal kök hücre enjeksiyonları ile yüz felcinin iyileşmesi sağlanmaktadır" dedi.   Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde görevli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan, iyileşmede gecikme gösteren ve kişinin günlük hayatını olumsuz etkileyen yüz felcinde uygulanan kök hücre tedavisi hakkında bilgilendirmede bulundu.  "Kalıcı göz hasarına bile neden olabilir"  Yüz felci ve oluşturabileceği hasarlara değinen Uzm. Dr. Oğuzhan, "Yüz felci, yüz kaslarının bir tarafının aniden veya yavaş yavaş felç olduğu bir hastalıktır. Yüz felci bir dizi faktörden kaynaklanabilir. Vakaların yüzde 60 ile 75'inin nedeni bilinmemektedir. Hastaların yaklaşık yüzde 75’i kendiliğinden iyileşse de, yüz felci, kalıcı veya geçici ağız yetmezliğine yol açabilir. Etkilenen taraftaki göz kapağının kapanamaması nedeniyle potansiyel olarak kalıcı göz hasarına neden olabilir" diye konuştu.  "Yaşam kalitesini bozuyor"  Yüz felcinin yaşam kalitesini etkilediğini belirten Uzm. Dr. Oğuzhan, "Yüz felci olan hastaların yaklaşık yüzde 25'inde orta ila şiddetli fasiyal asimetri devam eder ve sıklıkla hastanın yaşam kalitesinden bozar. Yüz felcinin bu uzun vadeli yan etkisi hastalar için yıkıcı olabilir. Yüz felcinin sebebi bilinmese de, herpes virüsüne özgü bağışıklık tepkisi ve iskemik veya kalıtsal faktörler ile yakından ilişkilidir" şeklinde konuştu.  "Kök hücre tedavisi"  Yüz felcinde kök hücre tedavisinden bahseden Uzm. Dr. Oğuzhan, "Bozukluğun erken evrelerinde steroid tedavisinin antiviral tedavi ve fizik tedavi yöntemleri ile hastalarda hızlı bir iyileşme sağlanır. İleri vakalarda sinirlerin gevşetilmesi ve estetik cerrahi işlemler uygulanmaktadır. Ancak iyileşme göstermeyen birçok hasta çeşitli fonksiyonel ve sosyal sorunlarla hayatına devam etmektedir. İyileşmekte gecikme gösteren ve kalıcı yüz felci olan hastalarda ise kültürlenmiş bebek kordonundan çoğaltılmış mezenkimal kök hücre veya kendi dokularından kültürlenmiş mezenkimal kök hücre enjeksiyonları ile yüz felcinin iyileşmesi sağlanmaktadır. Bu işlem ameliyathane şartlarında hasar görmüş sinir ve kaslara yapılan enjeksiyonlar ile tedavi edilebilmektedir" ifadelerini kullandı.

Uzman Soner Sarmaşık: ''Bebekler ne kadar erken doğarsa sorunlar o kadar artıyor'' Haber

Uzman Soner Sarmaşık: ''Bebekler ne kadar erken doğarsa sorunlar o kadar artıyor''

Ama bu sorunlar bebekten bebeğe de değişir" diye konuştu. Dünya Prematüre Günü hakkında bilgi veren Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Soner Sarmaşık, "Her yıl, milyonlarca bebek prematüre olarak dünyaya gözlerini açıyor. Türkiye'de her yıl 1 milyonun üstünde bebek doğuyor. Bu bebeklerin yüzde 12'sinin prematüre doğduğu biliniyor. Bu da yaklaşık 120 binden fazla bebek anlamına geliyor. Zamanından önce doğan bu bebekler, sağlıklı gelişim için özel bir özen ve çaba istiyor. Prematüre bakımı hem hastanede hem de evde devam etmesi gerekiyor. Her yıl 17 Kasım Dünya Prematüre Günü'nde bilgilendirme ve etkinliklerle kamuoyunun dikkati bu bebekler üzerine çekilmek isteniyor" dedi. "NE KADAR ERKEN DOĞARSA, GÖRÜLEN SORUNLAR FAZLALAŞIR" 37 haftadan önce doğan bebeklere prematüre adını verildiğini belirten Dr. Sarmaşık sözlerine şöyle devam etti: "Prematüre bebekler, normal olarak beklenenden 3 hafta önce doğan bebeklerdir. 34-36 haftalar arasında doğan bebeklere sınırda prematüre diyoruz. 32-36 hafta arasında doğanlar, orta prematüre adını alıyor. Erken prematüreler ise 24 ile 31'inci hafta arasında doğanlardır. Prematüreler, anne karnında gelişimlerini tamamladıkları için birçok tıbbi sorunla doğabilirler. Solunum güçlüğünden emme yutma güçlüğüne, dolaşım sorunlarından göz sorunlarına kadar farklı sorunlar görülebilir. Bebekler ne kadar erken doğarsa, ortaya çıkabilecek tıbbi sorunlar fazlalaşır. Ama bu sorunlar bebekten bebeğe de değişir." "TABURCULUK SONRASI TIBBİ TAKİP ÇOK ÖNEMLİ" Prematüre doğanların doğumdan hemen sonra çocuk yoğun bakım ünitesinde tedavilerinin yapılması gerekebileceğine dikkat çeken Dr. Sarmaşık, bu ünitelerde bebeğe gerekli tıbbi desteğin verildiğini ve evde bakım yapılacak düzeyine geldiğinde taburcu edildiklerini belirtti. Taburculuk sonrasında gerek aile gerekse hekimler tarafından düzenli takiplerinin yapılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Sarmaşık, "Bu bebeklerin özellikle ilk yıllarda gelişimleri diğer bebeklere göre daha geri olur. O yüzden mutlaka izlenmeleri gerekir. 28 haftadan önce doğanlar, 3 yaşına kadar, 28 haftadan sonra doğanlar ise 2 yaşına kadar izlenir. Büyüme ve gelişmeleri doğum haftaları göz önüne alınarak izlenmektedir. Bu yaşlarda, yaşıtlarını yakalamış olmalılar. Bu bebeklerde bakım, ilgi, özen ayrıca çok önemlidir. Uygun bir şekilde beslenmelerinin düzenlenmesi, ihtiyaca göre fizik tedavi, kardiyoloji ve nöroloji desteklerinin takip edilmesi gerekir. Bundan dolayı herkesin bilinçli ve dikkatli olması gerekli" diye konuştu. Anne babalarn bebek sağlığı konusunda bilgilendirmenin de çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Sarmaşık, günümüzde gelişen tıp teknolojisiyle çok düşük kiloda doğan prematüre bebeklerin bile hayata tutunma şansının artırıldığını belirtti.

Gençler o kurslarla meslek sahibi oluyor Haber

Gençler o kurslarla meslek sahibi oluyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2022-2023 yılları için belirlenen ‘Genç İstihdamı’ teması çerçevesinde projelerine devam eden Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı’nın destekleriyle ESO tarafından düzenlenecek Mekatronik Uzmanlık Programı başladı. Eskişehir sanayisinin en önemli ihtiyaçlarının başında nitelikli personel konusunun geldiğini belirten Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, “Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından desteklenen Eskişehir Sanayi Odası Mesleki Eğitim Merkezi, kısa adıyla ESO-Akademi Eskişehir sanayisinin nitelikli personel sıkıntısını çözmek için hizmet vermeye başladı. Amacımız Eskişehir sanayisinin talep ettiği niteliklerde ve kalifiyede insan kaynağını yetiştirmek ve endüstriye kazandırmak. Gençlerimizi meslek sahibi yapmak, iş ve aş imkânı sağlamak bizim en büyük gayemiz. Bunun için ciddi bir yatırım gerçekleştirdik. İşsiz gençlerimizin istihdam edilebilirliklerinin artırılması amacıyla mesleki eğitimlere derhal başladık. Kademeli olarak yıllık en az 2.000 kişiyi eğitmeyi planlıyoruz. Genç istihdamına çok önem veriyoruz ve bu alanda BEBKA ile ortak çalışmalarımız devam edecek. Tamamen ücretsiz olacak Mekatronik Uzmanlık Programı eğitimi 20 gün, 120 saat sürecek. Bu eğitim sonucunda kursiyerler mesleki yetkinlikler kazanacak, istihdam edilerek hayatlarında yeni bir sayfa açacak” dedi. BEBKA desteği, ESO ve FESTO TR iş birliğiyle Eskişehir sanayisinin mekanik ve elektronik sistemlerde bakım ve onarım alanındaki nitelikli personel ihtiyacını karşılayabilmek için düzenlenecek eğitim sonucunda başarılı kursiyerlerin FESTO TR onaylı sertifika almaya hak kazanacağını belirten BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, “Bölgede genç istihdamına yönelik olarak eğitim programlarını hayata geçirmeye devam ediyoruz. Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda BEBKA olarak ticaret sanayi odaları, mesleki eğitim merkezleri, organize sanayi bölgeleri gibi kurumlarla ve buralardaki firma temsilcileriyle ihtiyaç duyulan iş gücünün tespit edilmesi için çalışmalarımızı yürüttük. ESO ile yapacağımız Mekatronik Uzmanlık Programı sonrasında bölgeye nitelikli iş gücü kaynağı oluştururken gençlere de istihdam imkânı sağlamış olacağız” ifadelerini kullandı.meslek

Menopozda erken tanı neden önemli Haber

Menopozda erken tanı neden önemli

Dünya Menopoz Günü çerçevesinde açıklamalarda bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatma Nurgül Taşgöz, menopozun kadın hayatında doğal bir süreç olduğunu ve yumurtalık faaliyetlerinin sona ermesi ile birlikte adet döngüsünün kalıcı olarak kesilmesini ifade ettiğini belirtti. Hastalara menopoz tanısının geriye dönük olarak konulduğunu dile getiren Doç. Dr. Taşgöz, "Bir kadın bir yıl boyunca adet görmediği zaman menopoz tanısı alır. Dünya genelinde menopoz yaş ortalaması 45 ile 55 yaşları arasında değişmektedir. Ülkemizde bu durum 47 ile 48 yaş civarındadır" dedi. Yaşlanma ile birlikte her dokuda bir takım gerilemeler olduğunu belirten Doç. Dr. Taşgöz, yaşlanma etkilerinin en yoğun görüldüğü dokulardan birinin de yumurtalık dokusu olduğunun altını çizdi. Yumurtalıktaki yumurta sayısı azaldıkça üretilen östrojen miktarının da dalgalanmaya başladığı bilgisini veren Taşgöz, "Bu dalgalanma süreci menopoza geçiş sürecidir. Menopoza geçiş döneminde hastalarda bir takım semptomlar ortaya çıkar. Adet düzensizliği, ateş basması, terlemeler, uyku problemleri, ruh hali değişiklikleri ve cinsel istekte azalma yorgunluk, konsantrasyon bozuklukları gibi problemlerin görüldüğü dönemler menopoza geçiş dönemidir" diye konuştu. "SEMPTOMLARA MÜDAHALE ERKEN YAPILMALI" Menopozla birlikte östrojenin vücuttan tamamen çekildiğine dikkat çeken Taşgöz, "Östrojen kalp damar sistemi, kemik dokusu, cilt koruyucu bir hormondur. Vücuttan östrojenin çekilmesi ile birlikte kalp damar hastalıklarında artış, ciltte kuruma, saç seyrelme, kemik dokusunda azalma meydana gelir. Beraberinde idrar yollarında problemler de görülebilir. Vücuttan östrojenin çekilmesine bağlı bu kayıpların en çok yaşandığı dönem menopozun ilk bir, iki yıllık dönemidir. Dolayısıyla menopozun tanısının erken konulması ve müdahalelerin erken yapılması önem kazanmaktadır" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Taşgöz son olarak kadınların bu süreci rahat geçirmeleri için uzman hekimlere başvurabileceğini sözlerine ekledi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.