Hava Durumu

#Van

Yeni Marmara Gazetesi - Van haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Van haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu; "Kar yağışı sorunun çözümü için kesinlikle yeterli değil" Haber

Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu; "Kar yağışı sorunun çözümü için kesinlikle yeterli değil"

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, son günlerde etkili olan kar yağışlarının iklim değişikliğinin durduğu anlamına gelmediğini belirterek, "Bu yağışlar su sorununu çözecekmiş gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Dünya ısınmaya devam ediyor ve bu sürecin geri dönüşü yok" dedi. Bu yıl Aralık ayının son haftasında Türkiye'nin büyük bir kısmında olduğu gibi Van Gölü Havzası'nda da yoğun kar yağışı etkili oldu. Kar yağışlarının artmasıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerinin geri planda kaldığı yönünde bir algı oluştu. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu yağış ve soğuk hava dalgalarının yanıltıcı olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. "Su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir" İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, küresel ısınma sürecinin devam ettiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Bu yıl Aralık ayının son haftasıyla başlayan ve tüm ülkeyi etkisi altına alan yağışlı ve soğuk hava dalgası, Türkiye genelinde bazı bölgelerde kar, bazı bölgelerde ise yağmur şeklinde etkisini gösterdi. Havzamızda olduğu gibi ülkenin farklı bölgelerinde de görülen bu yağışlar elbette değerli ve anlamlıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, küresel ısınma olarak adlandırdığımız sürecin içindeyiz ve bu ısınma devam ediyor. Bu süreçte herhangi bir yavaşlama ya da iyileşme söz konusu değildir. Dünya ısınmaya devam ettiği sürece, içinde bulunduğumuz kapalı havza da bu durumdan payını alacaktır. Bu kar yağışları kuşkusuz önemlidir ancak önümüzdeki süreçte bölgenin ihtiyaç duyduğu suyu tamamen karşılayacağı ve su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir. Çünkü bu kar yağışı zaten beklenen, olağan bir durumdur" dedi. "Daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkün" İklim değişikliğiyle birlikte hava sistemlerindeki dengenin bozulduğunu vurgulayan Alaeddinoğlu, "İklim değişikliğinin en temel sonuçlarından biri; yaz aylarında sıcak hava dalgalarıyla birlikte aşırı sıcakların ve şiddetli buharlaşmanın yaşanması, kış aylarında ise özellikle kuzey kökenli soğuk hava dalgalarının Türkiye'yi ve Doğu Anadolu Bölgesi'ni etkilemesidir. Bu durum son derece doğaldır. Hatta önümüzdeki yıllarda daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkündür. Dünya ısınmaya devam ederken, Ekvator ile Kuzey ve Güney Kutbu arasındaki sıcaklık farkının azalması, bu bölgeler arasındaki geçirgenliği artırmaktadır. Bunun sonucunda kutupların soğuk havası daha güneye, güneyin sıcak hava dalgaları ise daha kuzeye ilerleyebilmektedir. Dolayısıyla sıcak havanın kuzeye, soğuk havanın güneye inmesi daha sık ve daha şiddetli hale gelecektir. Kış aylarında gördüğümüz bu tablo, iklim değişikliğinin bir sonucudur. Benzer şekilde bahar aylarında da şiddetli soğuklar ve yoğun kar yağışları görülebilir; hatta eksi 30, eksi 40 derecelere varan sıcaklıklar bile normal sayılabilir" diye konuştu. "Havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir" İklim değişikliği olarak adlandırılan bu yeni sürecin, bu tür ekstrem hava olaylarına zemin hazırladığının altını çizen Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki yıllarda özellikle içinde bulunduğumuz havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir. Bu durum, kuraklığın şiddetlenmesine, yaz ve kurak sezonun uzamasına, yağışsız ayların sayısının artmasına neden olacaktır. Tüm bunlar; içme, kullanma ve sulama sularını ciddi şekilde olumsuz etkileyecektir. Özetle, bu kar yağışları anlamlıdır ancak sorunun çözümü için kesinlikle yeterli değildir. Kar yağışının devam etmesi dahi, su sorununu tamamen çözdüğümüz ve sürecin geri kalanını sorunsuz şekilde geçireceğimiz anlamına gelmemektedir."

Artos Dağı, kış tırmanışı planlayan dağcı gruplarına geçit vermedi Haber

Artos Dağı, kış tırmanışı planlayan dağcı gruplarına geçit vermedi

Van'ın 3 bin 537 rakımlı Artos Dağı, bu hafta sonu kış tırmanışı planlayan dağcı gruplarına geçit vermedi. Sabahın erken saatlerinde zirve tırmanışı için yola çıkan 17 kişilik ekip, 3 bin 225 metre irtifada şiddetli fırtına ve görüş mesafesini sıfıra inmesiyle geri dönmek zorunda kaldılar. Van'da etkili olan tipi ve kuvvetli fırtına, dağcıların Artos Dağı'na planlanan tırmanışını engelledi. Sabah saatlerinde başlayan ve yüksek kesimlerde etkisini artıran olumsuz hava şartları nedeniyle ekip, güvenlik gerekçesiyle tırmanışı iptal etmek zorunda kaldı. Yoğun kar yağışıyla birlikte görüş mesafesinin düşmesi ve rüzgârın şiddetini artırması, dağın zirve rotasında risk oluşturdu. Dağcılar, muhtemel kazaların önüne geçmek amacıyla tırmanışı yarıda bırakarak güvenli şekilde geri döndüler. Edremit ilçesinde özel eğitim öğretmenliği yapan Muhammed Türken, "Gezmeyi ve zirve tırmanışlarını çok severim. Her gittiğim yerleri kaydediyorum. Çektiğim video ve fotoğraflarımı sosyal medya hesabım olan 'gezgin_miksikali' ile takipçilerime ulaştırıyorum. Güzel olumlu dönüşler alıyorum. Cumartesi günü de 17 kişilik bir ekiple Arnos Doğa Spor Kulübü öncülüğünde Gevaş ilçesi sınırları içerisinde bulunan Artos Dağı'na kış zirve tırmanışı gerçekleştirdik. Tırmanışa gece saat 05.00'te başladık saat 14.00 itibarıyla zirveye vardık. Çok keyifli zamanlar geçirdik. Saat 18.00 gibi Gevaş merkeze inmiş olduk. Herkesi gezmeye ve zirve tırmanışlarına bekliyoruz" dedi.

Van'da yıllara meydan okuyan çay evi nostaljiye kapı aralıyor Haber

Van'da yıllara meydan okuyan çay evi nostaljiye kapı aralıyor

Van'ın İpekyolu ilçesindeki Kahvaltıcılar Sokağı'nda yer alan ve yaklaşık 83 yıllık geçmişiyle kentin hafızasında önemli bir yere sahip olan tarihi çay evi, ziyaretçilerine nostaljik bir yolculuk sunuyor. Van'da 1942 yılından bu yana hizmet veren çay evi, özellikle kış aylarında odun sobası etrafında oluşan sıcak atmosferiyle dikkat çekiyor. Sobanın üzerinde demlenen çay ve tarçının kokusu mekânı sararken, geçmişten bugüne taşınan masa, sandalye ve demlikler ise eski günleri hatırlatıyor. Sigara içilmesine izin verilmeyen ve siyasetin konuşulmadığı çay evi, huzurlu ortamıyla her kesimden ziyaretçiyi ağırlıyor. 12 bardak çayı tek seferde servis ediyor Çay evinin dikkat çeken bir diğer özelliği ise çay servisi. Tepside çay sunmayı tercih etmeyen çay evi sahibi Dolayı Usta, yaklaşık 12 bardağı aynı anda eline alarak masalara servis yapıyor. Yılların verdiği alışkanlıkla yapılan bu sunum, mekânın kendine has kültürünü ve ustalığını gözler önüne seriyor. "Bu değerin yok olmasına gönlümüz razı değil" İHA muhbirine konuşan 56 yaşındaki çay evi sahibi Dolayı Öztürk, mekânın Van kültürünü yaşatmak amacıyla korunduğunu belirtti. Kentin en eski çay evi olduğunu ifade eden Öztürk, "Tam 83 yıllık bir geçmişe sahiptir. Biz burada eskiyi canlandırmaya, yaşatmaya çalışıyoruz. Van'ın kültürünü yaşatmak istiyoruz. Büyüklerimizin geçmişte yaşadıklarını, örfünü ve adetlerini kaybetmek istemiyoruz; bu değerin yok olmasına gönlümüz razı değil. Bakıyorsunuz; sobamız eski, sandalyelerimiz eski, demliklerimiz eskidir. Hepsini geçmişe dayanarak kullanıyoruz. Çünkü diyoruz ki, büyüklerimizin örfü, adeti kaybolmasın. Bunları yaşatmaya çalışıyoruz" dedi. "Burada bir bilgi bankası oluşuyor" Bu tür kahvehanelerin dostluklarının çok farklı olduğunu dile getiren Öztürk, "Buraya gelen insanların bilgi ve birikimi çok kıymetlidir. Biz onlara adeta birer ‘kitap' diyoruz. Çünkü aralarında büyük esnaflar, önemli bürokratlar ve iş insanları var. Hepsi bir araya geldiğinde adeta bir bilgi bankası oluşuyor. Gençler buraya geliyor ve bu insanlardan çok şey alıyor" diye konuştu. Her kesimden vatandaşı çay evinde ağırladıklarını söyleyen Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sigara yasaklandığı gün biz de kahvemizde yasakladık. Bu çok güzel bir uygulama oldu. Ayrıca burası siyasetin olmadığı bir ortamdır. Herkese açık bir yerdir. Her kesimden insan gelir ve herkes buradan memnun ayrılır. İnsanlar geliyor, eskiyi yad ediyor; sandalyeye, masaya, çaya bakıyor. Zaten bir tezgâh yaklaşık 84 yıl ayakta durmuşsa, bilin ki onun verdiği bir tat, bir emek vardır. Çünkü bu memleketin değerlerine sahip çıkılması gerekiyor. Eğer biz bunları yaşatmaz, sahip çıkmaz ve korumazsak, ileride hepsi yok olur." "Emekli olduktan sonra neredeyse her gün buradayım" 13 yıl önce emekli olduktan sonra hemen her gün bu çay evine geldiğini ifade eden Ferzende Olgun ise "Buraya genellikle esnaflar ve emekli olan insanlar gelir. İnsanlar burada dinlenir, sohbet eder. Biz de sürekli buradayız; gelip burada dinleniyoruz. Ben kendi adıma söyleyeyim; emekli olduktan sonra neredeyse her gün buradayım. 2013 yılında emekli oldum ve o günden bu yana hep buraya geliyorum" dedi. "Çok güzel ve nostaljik bir mekândır" 1980'li yıllardan beri aynı çay evine geldiğini söyleyen Burhan Çap da, "Burası bana hep eskiyi hatırlatıyor. Buraya geldiğimde interneti, teknolojiyi, her şeyi unutuyorum. Eski zamanlar, eski hatıralar, arkadaşlar geliyor aklıma. Öğrencilik yıllarımızda da buraya gelir, hep çay içerdik. Çayı gerçekten çok güzeldir. Burası güzel bir yer, çok güzel ve nostaljik bir mekândır" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.