Hava Durumu

#Yara

Yeni Marmara Gazetesi - Yara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet Haber

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet

Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi 965. Sokak'ta 25 Mayıs 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen olayda Ali Tolaman (60), oğlu Barış Tolaman (25) ile konuşmak için evlerinin yakınındaki boş arazide buluştu. Kısa sürede çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Baba Tolaman, oğlunu defalarca bıçakladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, gencin hayatını kaybettiğini belirledi. Barış Tolaman'ın cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin "Oğlunu neden öldürdün?" sorusuna, "Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu" yanıtını veren Tolaman, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Tolaman'ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. için ise kayyım atandı. Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakkında 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek altsoyu kasten öldürme' suçundan dava açılan sanığın yargılandığı Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, sanığın savunmaları ve 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporunu birlikte değerlendirdi. MAHKEME 'TAHRİK' SAVUNMASINI KABUL ETMEDİ Karar metninde, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları birlikte ele alındı.Sanık Ali Tolaman'ın kolluk aşamasındaki ifadesinde, "Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm" şeklinde beyanda bulunduğu belirtildi.Kararda ayrıca, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay öncesine ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığı ve komşuların bu nedenle polisi çağırdığı yönünde savunma yaptığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi:"Olay günü apartmanın önünde ses bombasıyla birlikte müzik açarak masasını kurdu. Apartmanın dışında aşağıda kaldırımda üstü çıplaktı. Komşular rahatsız olup memurları çağırıyor. Polisleri komşular çağırmış. Ben 200 metre ötede arkadaşın oradaydım. Polislere küfür edip üzerlerine rakı dökmüş. Polisler biber gazı sıkınca yere düştü. O an ben geldim. ‘Ne oldu' dediler, ‘davacı mısın' dediler, ‘değilim' dedim. Zaten ayda bir kere memurlar gelir. Komşular ‘yukarı çıkar' dediler. ‘Hadi oğlum, üzerini giy, duşunu al' dedim. Yukarı gidince kardeşlerini dövmeye başlamış, Ayaz ile Asya'yı dövmüş, hatta para bile istemiş."Daha önceki duruşmalarda, bir kısım mağdur ve tanıkların da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ancak mahkeme, polis merkezlerinden gelen yazılarda Barış Tolaman'a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmadığının bildirildiğini, ayrıca ilgili polis merkezi yazıları ile 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarıyla çeliştiğini vurguladı.Mahkeme heyeti, tüm hususları birlikte değerlendirerek sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği sonucuna ulaştı. Kararda, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu, bu nedenle sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği kaydedildi. Bu gerekçelerle mahkeme heyeti, sanık hakkında cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerini uygulamadı. 36 BIÇAK YARASI, 4 KESİK Karar metninde yer alan otopsi raporuna göre Barış Tolaman'ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasıfta yara tespit edildi. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. MÜEBBET CEZA Cumhuriyet savcısı, bir önceki duruşmada sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığı 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirim uygulanmasına karar verildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Ağızda Geçmeyen Yaralar Kanserin Habercisi Haber

Ağızda Geçmeyen Yaralar Kanserin Habercisi

Ağzındaki geçmeyen yaralar nedeniyle tedavi için İstanbul’a gelen ve ağız kanseri teşhisi konulan Kerküklü Nojdat Anwar Shakir Shalar, 8 saatlik ameliyat ve 4 aylık tedavinin ardından yeniden sağlığına kavuştu. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tolga Kandoğan, geçmeyen ağız yaraları konusunda uyarıda bulundu.  Irak’ın Kerkük şehrinden gelen 61 yaşındaki Nojdat AnwarShakir Shalar, ağız içinde geçmeyen yara şikayetiyle Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda ağız kanseri teşhisi konulan hasta, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tolga Kandoğan ve ekibi tarafından 8 saat süren başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuştu. Ameliyat sonrasında Onkoloji Konseyi tarafından radyoterapi ve kemoterapi uygulanmasına karar verilen hasta, dört aylık tedavi sürecinin sonunda tümörden tamamen kurtuldu. Nojdat Anwar Shakir Shalar, “Tolga hoca ve ekibi benimle çok ilgilendi. Her geçen gün daha iyiye gidiyorum” diyerek yaşadığı süreci anlattı.  Tüm tedavileri başarıyla tamamlandı  Ağız kanseri tedavisinin detaylarını paylaşan Prof. Dr. Kandoğan, şunları söyledi:  “Nojdat Bey, Ekim ayında bize ağız içerisinde yara şikayetiyle başvurdu. Yaptığımız tahliller sonucunda ağız kanseri teşhisi koyduk. Ameliyat sırasında hastalıklı bölgeyi çıkarttık ve oluşan boşluğu omuzdan aldığımız bir parça ile kapattık. Ameliyatın ardından Onkoloji Konseyi hastanın patoloji raporlarını değerlendirdi ve radyoterapi ile eş zamanlı kemoterapi yapılmasına karar verdi. Şu an hastamız tümörsüz bir şekilde yaşamına devam ediyor. Ancak ameliyatın ağız içinde yapılmasından dolayı şu aşamada sadece yumuşak gıdalarla beslenmesini öneriyoruz. İlerleyen dönemde normal beslenmeye dönebilecek.”  “Ağız yaraları 3 haftadan uzun sürerse hekime başvurun”  Ağız kanserine neden olabilecek faktörlere dikkat çeken Prof. Dr. Kandoğan, “Üç haftadan uzun süren ağız yaralarının mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Sigara ve alkol kanser riskini artırsa da tek neden bunlar değil. HPV virüsü de ağız kanserine yol açabilir. Maalesef, genç yaşlarda sigara ve alkol kullanan hastalarda da HPV kaynaklı ağız kanserleri görebiliyoruz. Bu nedenle ergenlik çağını geçmiş her bireyin HPV aşısı yaptırmasını öneriyorum” şeklinde konuştu.  Türkiye’de sağlığına kavuştu  Ağustos ayında Türkiye’ye geldiğini belirten Nojdat AnwarShakir Shalar, yaşadığı süreci şu sözlerle dile getirdi:  “Kanser olduğumu burada öğrendim. Tolga hoca 8 saatlik ameliyatla beni sağlığıma kavuşturdu. Bu süreçte kendisinden ve ekibinden çok memnun kaldım. Dört ay boyunca her gün benimle ilgilendiler, tedavimi yaptılar. Şimdi yavaş yavaş yemek yiyorum ve her geçen gün daha iyiye gidiyorum.” 

Deri ve Doku Transferlerinin Hayat Kurtaran Rolü Haber

Deri ve Doku Transferlerinin Hayat Kurtaran Rolü

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, deri ve doku transferlerinin hayat kurtaran rolüne dikkat çekti. Özkan, yanıklar, kanser cerrahisi ve trafik kazaları sonrası oluşan doku kayıplarını onarmada kullanılan bu yöntemlerin, hastaların yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.   Yanıklar, travmalar ve cerrahi sonrası oluşan açıklıkların tedavisinde devrim gibi bir yöntem olan doku nakli, sadece yara iyileşmesini hızlandırmıyor, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini de yükseltiyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, deri ve doku transferlerinde kullanılan ileri tekniklerin yara kapatma sürecindeki benzersiz avantajlarını ve bu alandaki yenilikçi yaklaşımları tüm detaylarıyla paylaştı.  Deri ve doku nakli neleri kapsar  Deri ve doku bütünlüğünün bozulduğu durumlarda uygulanan yöntemleri anlatan Dr. Özkan, “Yanıklar, travmalar ya da kanser cerrahisi sonrası oluşan açıklıklar gibi durumlarda yaranın kapatılması için doku transferleri yapıyoruz. Eğer yüzeysel bir deri eksikliği varsa bacağın arka ya da yan taraflarından ince deri nakliyle bu açığı kapatabiliyoruz. Ancak daha kalın ve etli bir dokuya ihtiyaç duyulduğunda, kemiğin ya da damarın yapısına göre uygun dokular tercih ediliyor. Bu seçim ameliyatın türüne, yaranın büyüklüğüne ve cerrahın deneyimine göre değişiklik gösterebilir” dedi.  Mikrocerrahi ile yüksek başarı oranı  Deri nakillerinin mikrocerrahi yöntemlerle de yapılabildiğini ifade eden Dr. Özkan,“Mikrocerrahi, deri ve damarların nakledilmesi gereken daha komplike durumlarda devreye giriyor. Bu yöntemde önce alınacak kısım hazırlanıyor, ardından doku alınıp damarlarla birleştiriliyor. Deneyimli ekiplerle bu ameliyatlarda başarı oranı oldukça yüksek. Bu operasyonlar genellikle yanık hastalarında ya da daha derin yapıların onarımında tercih ediliyor” diye konuştu.  Hızlı iyileşme ve hayat kalitesinde artış  Doku transferlerinin iyileşme sürecini hızlandırdığını vurgulayan Dr. Özkan, “İnce deri nakillerinin pansuman süreçleri biraz daha uzun sürebiliyor ve bu dönemde dışarıdan nemlendiriciler öneriyoruz. Ancak mikrocerrahi ile doku transferlerinde adaptasyon süresi genellikle bir hafta ile on gün arasında değişiyor. Bu süre sonunda hasta, ameliyatın büyüklüğüne bağlı olarak günlük hayatına dönebiliyor” dedi.  Her ameliyatta iz kalabilir  Dr. Özkan, her ameliyatın ardından iz kalabileceğini belirterek şunları söyledi:  “Hastaların iyileşme kapasitesine, yaranın büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak izler değişiklik gösterebilir. Özellikle görünür bölgelerdeki izler için hastalarımıza gerekli kremler ve güneşten koruma gibi önlemler öneriyoruz. Ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda tamamen izsiz bir iyileşme mümkün değil. Her yaranın ve hastanın durumuna göre farklı yöntemler uygulanabiliyor. Kemik, damar ya da tendon gibi önemli yapıların açığa çıktığı durumlarda, mümkün olan en kısa sürede doku transferi yaparak bu bölgeleri örtmek önceliğimizdir. Hastalarımıza yara onarımı için gerekli olan en uygun tedaviyi öneriyoruz.” 

Deri ve Doku Transferlerinin Hayat Kurtaran Rolü Haber

Deri ve Doku Transferlerinin Hayat Kurtaran Rolü

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, deri ve doku transferlerinin hayat kurtaran rolüne dikkat çekti. Özkan, yanıklar, kanser cerrahisi ve trafik kazaları sonrası oluşan doku kayıplarını onarmada kullanılan bu yöntemlerin, hastaların yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.   Yanıklar, travmalar ve cerrahi sonrası oluşan açıklıkların tedavisinde devrim gibi bir yöntem olan doku nakli, sadece yara iyileşmesini hızlandırmıyor, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini de yükseltiyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan, deri ve doku transferlerinde kullanılan ileri tekniklerin yara kapatma sürecindeki benzersiz avantajlarını ve bu alandaki yenilikçi yaklaşımları tüm detaylarıyla paylaştı.  Deri ve doku nakli neleri kapsar  Deri ve doku bütünlüğünün bozulduğu durumlarda uygulanan yöntemleri anlatan Dr. Özkan, “Yanıklar, travmalar ya da kanser cerrahisi sonrası oluşan açıklıklar gibi durumlarda yaranın kapatılması için doku transferleri yapıyoruz. Eğer yüzeysel bir deri eksikliği varsa bacağın arka ya da yan taraflarından ince deri nakliyle bu açığı kapatabiliyoruz. Ancak daha kalın ve etli bir dokuya ihtiyaç duyulduğunda, kemiğin ya da damarın yapısına göre uygun dokular tercih ediliyor. Bu seçim ameliyatın türüne, yaranın büyüklüğüne ve cerrahın deneyimine göre değişiklik gösterebilir” dedi.  Mikrocerrahi ile yüksek başarı oranı  Deri nakillerinin mikrocerrahi yöntemlerle de yapılabildiğini ifade eden Dr. Özkan,“Mikrocerrahi, deri ve damarların nakledilmesi gereken daha komplike durumlarda devreye giriyor. Bu yöntemde önce alınacak kısım hazırlanıyor, ardından doku alınıp damarlarla birleştiriliyor. Deneyimli ekiplerle bu ameliyatlarda başarı oranı oldukça yüksek. Bu operasyonlar genellikle yanık hastalarında ya da daha derin yapıların onarımında tercih ediliyor” diye konuştu.  Hızlı iyileşme ve hayat kalitesinde artış  Doku transferlerinin iyileşme sürecini hızlandırdığını vurgulayan Dr. Özkan, “İnce deri nakillerinin pansuman süreçleri biraz daha uzun sürebiliyor ve bu dönemde dışarıdan nemlendiriciler öneriyoruz. Ancak mikrocerrahi ile doku transferlerinde adaptasyon süresi genellikle bir hafta ile on gün arasında değişiyor. Bu süre sonunda hasta, ameliyatın büyüklüğüne bağlı olarak günlük hayatına dönebiliyor” dedi.  Her ameliyatta iz kalabilir  Dr. Özkan, her ameliyatın ardından iz kalabileceğini belirterek şunları söyledi:  “Hastaların iyileşme kapasitesine, yaranın büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak izler değişiklik gösterebilir. Özellikle görünür bölgelerdeki izler için hastalarımıza gerekli kremler ve güneşten koruma gibi önlemler öneriyoruz. Ancak deri bütünlüğünün bozulduğu durumlarda tamamen izsiz bir iyileşme mümkün değil. Her yaranın ve hastanın durumuna göre farklı yöntemler uygulanabiliyor. Kemik, damar ya da tendon gibi önemli yapıların açığa çıktığı durumlarda, mümkün olan en kısa sürede doku transferi yaparak bu bölgeleri örtmek önceliğimizdir. Hastalarımıza yara onarımı için gerekli olan en uygun tedaviyi öneriyoruz.” 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.