Hava Durumu

#Yargılama

Yeni Marmara Gazetesi - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dedesine bakmayan toruna Yargıtay şoku Haber

Dedesine bakmayan toruna Yargıtay şoku

Yaşı ilerleyen dede, eşi ölünce kendisine ölünceye kadar bakma karşılığında torununa arsa verdi. Tapu Müdürlüğü’nden arsayı torununun üzerine yapan dede, aradan geçen sürede hayatının şokunu yaşadı. ‘Ölünceye kadar bakma sözleşmesine’ uymayan torun, dedesinin yemeklerini yapmadığı gibi bayramlarda dahi ziyaretine gitmedi. Tüm ikazlarına rağmen geri adım atmayan torun için dede sürpriz bir yol izledi. Sözleşmenin feshi ve tapu tescilinin iptali için mahkeme kapısını çalan dede; 83 parselde kayıtlı taşınmazın bir kısım hissesini ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devir etiğini, davalı ve ailesinin kendisiyle ilgilenmediğini, bakmadığını, bayramlarda elini öpmeye dahi gelmediğini öne sürdü. Hastalanıp hastanede yattığında davalının ziyaretine gelmediğini, hiç arayıp sormadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile dava konusu taşınmazda davalının adına kayıtlı olan payın iptali ile adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etti. Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkeme davacıyı haklı buldu. Karar istinafa taşınınca devreye giren Bölge Adliye Mahkemesi, kararı ortadan kaldırarak davanın kabulüne hükmetti. Kararın temyiz edilmesiyle dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi. Daire, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) kararını bozdu. Dosyayı yeniden ele alan BAM, ilk kararında direndi. Kararın temyiz edilmesiyle devreye bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Emsal nitelikte bir karara imza atan Genel Kurul; dedeyi haklı buldu. Oy birliği ile alınan kararda; bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgâh temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsadığına dikkat çekildi. Kararda şöyle denildi:’ ’Bakım alacaklısının sözleşme anında özel bakıma muhtaç hâlde olması gerekmez. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde bakıp gözetme borcunun kapsamı ne akdin başında ne de devamı sırasında belirli olmayıp bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Davacı, bakım borçlusu olan davalı torununun kendisiyle ilgilenmediği, bayramlarda elini öpmeye dahi gelmediği iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Dinlenen tanık beyanlarına göre davacının beklediği manevi desteğin davalı tarafından sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, 6098 sayılı Kanun'un 617’nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şartların da oluşmadığı sonucuna varılmıştır.’’

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması Haber

Tutuklu yargılanan Bozbey’in ilk savunması

Edinilen bilgiye göre, 31 Mart’ta düzenlenen operasyonla Bozbey, ailesi ve çok sayıda belediye çalışanı gözaltına alındı. 4 Nisan’da Bozbey’in de aralarında bulunduğu 23 kişi tutuklandı. İddianamede Bozbey için 402 yıla kadar hapis cezası, dönemin Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem için ise 946 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 402 gün hapis cezası ile tutuklu yargılanan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de arasında bulunduğu 37'si tutuklu 63 sanığın yargılanması bu sabah Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Sanıkların ve izleyicilerin çok olması sebebiyle yargılama Bursa Bölge Adliye Mahkemesi'nin konferans salonunda yapıldı. Hakkında yöneltilen suçlamalara cevap veren Mustafa Bozbey savunmasının ilk 3 saatinde yaptığı duygusal savunmada zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. 27 yıldırır siyaset yaptığını vurgulayan Bozbey, "36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey, "27 yıldır siyasetçiyim. Biz gökten zembille inmedik. Tesadüfen gelmedik. Ben helal lokmanın ne demek olduğunu çocukken öğrendim. Çalışmak benim için ibadettir. Ortaokuldan beri hep çalışırım. Bayramlarda ailemle aynı sofraya oturamadım. Üniversiteden mezun olduğumda ilk kez ailemle aynı bayram sofrasında oturdum. Aradan 41 yıl sonra yine bayram sofrasına ailemle oturamadım. Çünkü özgürlüğüm elimden alındı. Bursa’ya hizmet ettiğim için alındı. Gerçekten Bursa’mızın en büyük davası görülüyor. Hukukun üstünlüğü yolunu bulacak. Koğuşumuzda bizimle ilgilenen personele ve müdürlerine teşekkür ediyorum" dedi. "İtalya'dan kule vinç aldık bu sayede geliştik" Kurduğu aile şirketleri ve bu şirketlerin geçmişi ile de ilgili bilgi veren Bozbey, belediye başkanı olmadan önce kurduğu şirketleri ve yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlatarak, "Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik" dedi. Mustafa Bozbey, "Her zaman kendi şirketimi kurmak istedim. Bozbey İnşaat şirketini kurdum. Bozbey Turizm A.Ş.’yi kurdum. Kendi köyümde bazı yerler imara açıldı. Ailemin yerleri vardı. Saygınkent Projesi de buralarda başladı. O zamanlar İtalya’dan kule vinç aldık. Yaptığımız teknolojik yatırımlar sayesinde geliştik" ifadelerini kullandı. Nilüfer Belediye başkanlığı dönemine ait iddialara da cevap veren Bozbey bu dönemle ilgili olarak da Nilüfer’de eğitim, kültür ve sanat projeleriyle kenti geliştirdiklerini, halkın kendisini dört dönem üst üste seçmesinin tesadüf olmadığını belirtti. Bozbey, "Nilüfer Belediye Başkanı seçildiğimde yoğun olduğum için aday olmak istemiyordum aslında. Doğup büyüdüğüm topraklara hizmet için yola çıktım. Nilüfer’in 99 bin nüfusu vardı. "Eğitim, kültür, bilim ve sanat kenti olacak" dedim. "Gülümseyin Bursa’dasınız" sloganıyla yol aldık. Nilüfer, Bursa’nın merkezi oldu. Bir çok belediye başkanı da şu an Nilüfer’de yaşamaktadır. Nilüfer Belediye Başkanlığı görevine başladığım dönemde şirketime ait hisseleri aileme devrettim. Şirketlerimizin faaliyetleri devam ediyordu. Bozbey İnşaat olarak 2008 yılında 180 milyon liraya TOKİ ile anlaştık. Ama maalesef 2008 yılının sonunda konkordato ilan ettik. 2009 yılında ise istifa ettik. Paramızı kaybettik ama onurumuzu kaybetmedik. Bu sıkıntılı süreçte yine aday oldum ve 2009 yılında yeniden belediye başkanı seçildim. Nilüfer halkının beni 4 dönem üst üste seçmesi tesadüf değildir. Çalışanların desteklenmesi ve ihtiyaç sahiplerine destek için NİLVAK’ı kurdum. Burada çalışanlara yönelik destekler uzun yıllar devam etti. Bizler Nilüfer’de birçok yeniliğe imza attık. Avrupa’ya örnek olacak projeler gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Savcımız beni çağırsaydı gelirdim, kaçmadım... 2019 seçimlerinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı hakkında da bilgi veren Bozbey, "2024 seçimleri için hiç durmadan çalıştım. Bursa'nın gündemini çok yakından takip ettim. İyi insanlarla yol yürüdüm, kötü insanlardan uzak durdum. Belediye başkanlığı görevinde kimseyi ötekileştirmedim. Ancak ben Bursa’ya hizmet ederken, Avrupa’da yapılan festivalleri Bursa’da gerçekleştirecekken aniden tutuklandım. Ben Nilüfer Belediyesinde makam aracı kullanmadım. Lojman kabul etmedim. Kamu zararına imza atacak bir şey yapmadım. 47 yıl sonra Bursa’yı aldığımızdan 2 yıl sonra eşim, kızım ve kardeşlerimle birlikte gözaltına alındım. Ailemden ve omuz omuza çalıştığım arkadaşlarımdan koparıldım. Özgürlüğüm elimden alındı. Savcımız beni çağırsaydı ben gelirdim. Kaçmadım. Sosyal medyada yalan haberler, dedikodular çıktı. Hepsini kınıyorum. Ben parayı düşünseydim konkordato ilan etmezdim. Parayı değil onurumu düşündüm. Paraya tamah etseydim bugün karşınızda olmazdım" dedi. Suçumuz Bursa'yı tek yürek haline getirmek mi? Savunmasında kendisine güvenen Bursalılara da teşekkür eden Bozbey, "Bursa Büyükşehir Belediyesine geldiğimde belediye sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı. Borçların gerçek durumunu ortaya çıkarmamız aylarca sürdü. Bizler 2 yıl boyunca borçları azalttık. Bursa’nın 17 ilçesinde hizmet etmeye çalıştık. Mali disiplini sağlarken yatırımlardan vazgeçmedik. Bursa’nın altyapı sorunlarını çözmek için yoğun çalışma yürüttük. Bursa için faydalı olacak ulaşım projeleri yaptık. Mudanya-Bursa arasındaki metrobüs projesi ne yazık ki hayata geçirilemedi. 2 yılda 20 bin gence eğitim desteği sağladık. Göreve geldiğimizde kentte birlik ve beraberlik güçlendi. Bursaspor, göreve geldiğimizden sonra 2 kez şampiyon oldu. Bu sene de Süper Lig’e çıkacak. Suçumuz Bursa’yı tek yürek hâline getirmek mi?" dedi. "Dedikodu yapıyorlar" Hakkında yöneltilen suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamalarını da kabul etmeyen Mustafa Bozbey, "Rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum." dedi. Bozbey savunmasını şu şekilde sürdürdü; "Müfettişlerin raporlarında da görüleceği üzere bu iftiraları ve yalanları söyleyenler kendileri suç işlemişlerdir. Bu kişiler organize suç şebekesi oluşturmuşlardır. Bizlerin bireysel haklarına saldırmışlardır. Hâlen çelişkili ifadelerle emniyetin ve savcının zamanını boşa harcamışlardır. 36 yaşımdan bu yaşıma kadar hayatımı Bursa için harcadım. Eşime ve aileme vakit ayıramadım. Bu iftiraları asla kabul etmiyorum. Şirketlerle ilgili benim kurduğum şirketlere yer verilmiş. Nilüfer Belediye Başkanı oluncaya kadar ben bir iş insanıydım. Benim ve yakınlarımın birçok gayrimenkulü vardı. Üzerimde bulunan taşınmazları zaman içerisinde ihtiyaç durumuna göre sattım. Bu iddianamedeki rüşvet suçlamalarını kabul etmiyorum. Dedikodu yapıyorlar" dedi. İddianamede geçen NİLVAK Vakfı ile ilgili olarak da yöneltilen sorulara cevap veren tutuklu Belediye Başkanı Bozbey, "NİLVAK, gayrimenkullerimiz ile birlikte kurulmuştur. Bu yapı her yıl ortalama olarak Nilüferli vatandaşlara destek olmak için çalışıyordu. Ticari faaliyetler bu şirket üzerinden sürdürülmüştür. Bir iş yapmak için şirket kurmak gerekiyordu. NİLVAK’tan mezun olanlar devlet memuru oldu. Kreş, özel okul ve otopark işletmeciliği yaptık. Bankadan kredi çektik. SERA A.Ş.’ye krediyi aktardık. FİDA A.Ş. üzerine aldık. İnşaatı SERA A.Ş. üzerinden yaptık. Okul inşaatı yapılırken başka bankalardan da kredi aldık. Sorunlar oldu. Bankalardan blokeler geldi. Sonrasında cari hesaplar üzerinden ilerledi. Her şey ortadayken bu suçlamaların neden olduğunu anlayamıyorum. 2014 yılında boşanma süreci yaşadım. SENA A.Ş. benim aktardıklarımdan sorumludur. Bu şirketin belediye işleriyle ilgili hiçbir hukuksuzluğu yoktur. Belediye Başkanlığı döneminde Vildan Aydın Bozbey’in "şunu yapsın" dediği olmamıştır. Yalan beyan verenler ve iftira atanlar hukuk karşısında ceza alacaktır. Tarafıma yönelik suçlamaları kabul etmiyorum. Örgüt ifadesini asla kabul etmiyorum. Neyin örgütüyüz biz, anlam veremiyorum. 111 gündür bunu düşünüyorum. Yapılanları kabul etmiyorum, nefret ediyorum" dedi. "Turgay Erdem'e verdiğim yetki yüzünden 402 yılla yargılanıyorum" Bozbey kendisine yöneltilen Turgay Erdem’e ya da herhangi bir belediye yetkilisine tek imzayla alakalı bir talimatınız ya da yönlendirmeniz oldu mu? sorusuna da "Kesinlikle olmadı. Olması da mümkün değil zaten" şeklinde cevap verdi. Bozbey, bu konu ile alakalı savunmasında "17 yıl önce, 02.04.2024 tarihinde Turgay Erdem’e vermiş olduğum yetki nedeniyle bugün 402 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum. Hizmetlerin sağlıklı yürütülmesi amacıyla 3 meclis üyesini belediye başkan yardımcısı yaptım. Bunlardan biri de Turgay Erdem’di. Turgay Erdem’e hizmetlerin denetlenmesi ve başkan yardımcıları arasında koordinasyonun sağlanması konusunda yetki verdim. Benim daha fazla hâkimiyet içinde olmam için verdiğim koordinatörlük görevi nedeniyle örgüt lideri olmayı kabul etmiyorum. Bu koordinasyon sayesinde işlerin daha doğru yapılması sağlandı. Bunu suç olarak kabul etmiyorum. Turgay Erdem’in attığı imzalarda art niyet yoktur. Kamu yararı için yapılmıştır. Nilüfer’de yapılaşmanın artması, yeşil Nilüfer için çok kötü olmuştur. Buradaki yapılaşmayı artıran Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi kararlarıdır. Büyükşehir Belediye Başkanının ve bakanlıklardan alınan izinlerle yapılaşma artırılmıştır. Ben bunlara karşı çıktım. Tek imza ile suçlanmamı asla kabul etmiyorum. Atılan imzalar, kentsel dönüşüm sebebiyle kiraya çıkan vatandaşlar için atılmıştır" dedi. "Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara soktuğu için aramızda husumet başlamıştır" Emin Adanur’un hakkındaki iddialarını da kesin bir dille yalanlayan Bozbey, "Emin Adanur'un yalan iddiaları vardır. 2024 sonuna kadar bana "abi" diyordu. 2019’da Fatih Ergün sözleşmeden ayrıldı. İş, Emin Adanur’un şirketine verildi. İnşaatlarda yapım kalitesinde problemler çıkınca kardeşleri beni aradı. Emin Adanur bizi 150-200 milyon TL zarara sokmuştur. Bu sebeple aramızda husumet başlamıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca ziyaretime geldi. Bana "İş var" dedi. "İhaleye gir" dedim. İhalesiz iş istedi, asla kabul etmedim. 2025’in ilk aylarında tekrar iş istedi. Sesini yükselterek, "Verecek misin, vermeyecek misin?" dedi. Ben de "Hukuka aykırı iş yapmam" dedim. "Göreceksin sen" diyerek beni tehdit etti. Sosyal medyada iftira atmaya başladı. Dolandırıcılık suçlarından yurt dışına kaçmıştır. Bu kişinin beyanlarını kabul etmiyorum. Ben kardeşimle, akrabalarımla ve herkesle her an görüşebilirim. Ben belediye başkanıyım. ETS kayıtları suç oluşturmak için dosyaya konulmuş şeylerdir. Emin Adanur hakkında her gün ayrı ayrı suç duyurusunda bulunacağım. Eşim, kızım ve ailem bu olaylardan etkilenmiştir. Bunun da bir cezası olacaktır. 1381 ada 2 parselde bulunan Ataevler’deki ilk etap kentsel dönüşüm projesiydi. Depreme dayanıklı şekilde yapılması gerekiyordu. Burada 13 bin kişi yaşıyordu. Altyapının tamamen değişmesi gerekiyordu. Kentsel dönüşüme karşı çıkmadım. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinde 440 dairenin 950 daireye çıkarılacağı beyan edildi. Bu karar Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylandı. Bu olayla ilgili neden suçlandığımı anlamış değilim. Nilüfer Belediyesi olarak emsal artırımı uygulamasına itirazlarımız vardı. Bursa Büyükşehir Belediyesi bizi dikkate almadı. Kentsel dönüşümü engellemekle bizi halka şikâyet etti. Bu olaydaki suçlamaları kabul etmiyorum. Ben hayatımda suç işlemedim. Nasıl olur da örgüt lideri olarak gösterilebilirim? İnsanların adalete olan güvenini yitirdiler" ifadelerini kullandı. Bana itibar suikastı yapıldı HTS kayıtlarındaki görüşmeleri de suç olarak görmediğini ifade eden Bozbey, "Ben uzun yıllardır belediye başkanlığı yaptım. Bu yüzden binlerce insanda benim telefon numaram var. Sorunu olan, yerinin imar durumunu öğrenmek isteyen, hastane konusunda yardım isteyen vatandaş beni arar. HTS kayıtlarındaki aramalar suç olarak gösterilmiş. Normal olan görüşmeler bile bu dosyada suç gibi gösterilmiş. Bunu kabul etmem mümkün değil. Nasıl hesaplandığı belli olmayan bilgiler sosyal medyada yayınlandı. Hani dosyada gizlilik vardı? Bize itibar suikastı yapıldı. Basında çıkan yalan ve iftiralardan eşim, ailem ve dostlarım etkilendi. Bunların hepsini lanetliyorum. Bu kötü niyetli insanlar buradaki insanlara kötülük yapmaya devam ederse bunun sorumlusu kim olacak? Kişisel haklarımızı kim koruyacak? Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi. Gözyaşlarını tutamadı Bozbey, savunmasında sık sık Bursa’ya hizmetlerini hatırlatarak, suçlamaların siyasi ve kişisel husumetlerden kaynaklandığını öne sürdü. "Bana güvenen Bursalı hemşerilerime teşekkür ediyorum" diyen Bozbey, kararın vicdanlı bir şekilde verilmesini beklediğini ifade etti. Savunma sırasında zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Bozbey, "Benim neden tutuklandığımı 3 milyon 500 bin Bursalı hemşerim çok iyi biliyor. Bursa’ya hizmet ettiğim için gururluyum. Bursa’nın borçlarını bitirdiğim, Bursa’yı Avrupa’ya tanıttığım ve Bursaspor’un Süper Lig’e çıkması yönünde destek verdiğim için gururluyum. Eğer bunlar suçsa ben bu suçları işlemeye devam edeceğim. Bunlar benim onurumdur. 111 gündür uzak kaldığım eşime, çocuklarıma ve Bursa’ma kavuşmayı bekliyorum. Karar verirken vicdanlı bir şekilde karar vereceğinize eminim" dedi.

Yargıtay'a göre ‘Seni sevmiyorum' demek boşanma sebebi Haber

Yargıtay'a göre ‘Seni sevmiyorum' demek boşanma sebebi

Şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, boşanmak için Aile Mahkemesi'nin yolunu tuttu. Hem kadın hem de erkek taraf davacı oldu. Mahkeme, eşine şiddet uygulayan erkeği kusurlu bulup, davacı karşı davalı kadının davasını kabul edip çifti boşadı. Kararı davalı-karşı davacı erkek temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, oy birliği ile aldığı emsal kararla kadını da kusurlu buldu. Yargıtay'ın kararında, "Mahkemece evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda, davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek erkeğin boşanma davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının başkalarının yanında eşini kastederek ‘Ben çocuk avutuyorum, biz çocuğa bakıyoruz demek suretiyle eşini aşağıladığı ve ben eşimi sevmiyorum sevgim bitti' dediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, erkek de dava açmakta haklıdır. Öyleyse, erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerekirken, davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir" ifadelerine yer verildi. Bursalılar kararı farklı farklı görüşlerle değerlendirirken, Yargıtay'ın kararının bundan sonraki kararlarda emsal teşkil edeceği hatırlatıldı.

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet Haber

Parkta 36 bıçak darbesiyle oğlunu öldüren babaya müebbet

Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi 965. Sokak'ta 25 Mayıs 2025 tarihinde gece saatlerinde meydana gelen olayda Ali Tolaman (60), oğlu Barış Tolaman (25) ile konuşmak için evlerinin yakınındaki boş arazide buluştu. Kısa sürede çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Baba Tolaman, oğlunu defalarca bıçakladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, gencin hayatını kaybettiğini belirledi. Barış Tolaman'ın cenazesi, savcılık incelemesinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin "Oğlunu neden öldürdün?" sorusuna, "Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu" yanıtını veren Tolaman, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ali Tolaman'ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. için ise kayyım atandı. Bir önceki duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Hakkında 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek altsoyu kasten öldürme' suçundan dava açılan sanığın yargılandığı Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanakları, tanık beyanları, sanığın savunmaları ve 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporunu birlikte değerlendirdi. MAHKEME 'TAHRİK' SAVUNMASINI KABUL ETMEDİ Karar metninde, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları birlikte ele alındı.Sanık Ali Tolaman'ın kolluk aşamasındaki ifadesinde, "Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm" şeklinde beyanda bulunduğu belirtildi.Kararda ayrıca, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında ise olay öncesine ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu aktarıldı. Sanığın, oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığı ve komşuların bu nedenle polisi çağırdığı yönünde savunma yaptığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi:"Olay günü apartmanın önünde ses bombasıyla birlikte müzik açarak masasını kurdu. Apartmanın dışında aşağıda kaldırımda üstü çıplaktı. Komşular rahatsız olup memurları çağırıyor. Polisleri komşular çağırmış. Ben 200 metre ötede arkadaşın oradaydım. Polislere küfür edip üzerlerine rakı dökmüş. Polisler biber gazı sıkınca yere düştü. O an ben geldim. ‘Ne oldu' dediler, ‘davacı mısın' dediler, ‘değilim' dedim. Zaten ayda bir kere memurlar gelir. Komşular ‘yukarı çıkar' dediler. ‘Hadi oğlum, üzerini giy, duşunu al' dedim. Yukarı gidince kardeşlerini dövmeye başlamış, Ayaz ile Asya'yı dövmüş, hatta para bile istemiş."Daha önceki duruşmalarda, bir kısım mağdur ve tanıkların da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ancak mahkeme, polis merkezlerinden gelen yazılarda Barış Tolaman'a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmadığının bildirildiğini, ayrıca ilgili polis merkezi yazıları ile 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarıyla çeliştiğini vurguladı.Mahkeme heyeti, tüm hususları birlikte değerlendirerek sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği sonucuna ulaştı. Kararda, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasında açık bir orantısızlık bulunduğu, bu nedenle sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği kaydedildi. Bu gerekçelerle mahkeme heyeti, sanık hakkında cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerini uygulamadı. 36 BIÇAK YARASI, 4 KESİK Karar metninde yer alan otopsi raporuna göre Barış Tolaman'ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasıfta yara tespit edildi. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. MÜEBBET CEZA Cumhuriyet savcısı, bir önceki duruşmada sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığı 'altsoya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetti. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirim uygulanmasına karar verildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.