Hava Durumu

#Yaşam

Yeni Marmara Gazetesi - Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri Haber

Siyahların ardında açan pembe şeftali çiçekleri

Geçen yılın temmuz ayında Bursa'nın Gürsu ve Kestel ilçeleri arasında yükselen alevler, sadece ormanları değil, yürekleri de dağlamıştı. Rüzgarın amansız ıslığıyla beslenen yangın, binlerce dekar yeşil alanı siyaha boyarken, Karahıdır Mahallesi'ne kadar dayanmış, yerleşim yerlerini tehdit eder hale gelmişti. O günlerden geriye, dağların bağrında açılan devasa, kapkara yaralar kaldı. Bugün Gürsu ve Kestel yamaçlarında gezinirken, siyahlaşmış kozalaklar, kömürleşmiş ağaç dalları ve griye çalan çıplak toprak, o kabus dolu günlerin dilsiz tanıkları gibi duruyor. Rüzgar estikçe, yanan ağaçların hüzünlü iniltisi duyuluyor ve geçen yazın ağlatan günlerini hatırlatıyor. Yükseltilerin arasında, binlerce dekar griye çalan alanın ortasında göz kamaştırıcı bir manzara, bir umut isyanı yükseliyor. Yangının pençesinden sahiplerinin bakımları sayesinden kurtulan, dağların kuytusunda saklı 50 dönümlük şeftali bahçeleri, baharın gelişiyle pembe çiçeklere durdu ve büyüleyici bir görsel şölen sundu. SİYAH VE PEMBENİN EPİK SAVAŞI Doğanın kucağında, siyah ile pembenin epik bir savaşı yaşanıyor adeta. Bir yanda ölümün, yok oluşun ve karanlığın simgesi simsiyah, çıplak yamaçlar; diğer yanda ise yaşamın, yeniden doğuşun ve umudun habercisi, narin ama dirençli pembe şeftali çiçekleri. Bu manzara, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda derin bir tefekkür vesilesi. Karamsarlığa, umutsuzluğa kapılan yüreklere, en zifiri karanlığın bile arkasında bir ışık, bir yaşam pırıltısı olduğunu fısıldıyor. UMUT ÇİÇEKLERİ ANADOLU'NUN RUHU Bu pembe çiçekler, sadece bir doğa olayı değil, aynı zamanda Anadolu'nun, Türk milletinin dirençli ruhunun da bir yansıması olabilir mi? Yüzyıllardır nice badireler, nice savaşlar, nice doğal afetler atlatmış bu topraklarda, umut hiçbir zaman sönmedi. Her yıkımın ardından yeniden inşa edildi ve her kışın ardından yeniden bahar getirildi. Karahıdır'daki şeftali bahçesi, bize bu kadim gerçeği bir kez daha hatırlatıyor. Siyah ile pembenin destansı savaşı, aslında ölüm ile yaşamın, umutsuzluk ile umudun savaşı. Ve bu savaşta zafer, her zaman yaşamın ve umudun oluyor. Gürsu ve Kestel'in siyah yamaçlarında açan pembe şeftali çiçekleri, sadece Bursa'ya değil, tüm Türkiye'ye umut aşılıyor. Bize, en zor anlarda bile umudu kaybetmemeyi, yeniden doğuşa inanmayı öğretiyor. Siyahların arasında inatla açan, doğayı renklendiren ve yeni bir başlangıcı simgeleyen bu pembe çiçekler, karanlığa sıkılmış bir kurşun, umutsuzluğa atılmış bir tokat gibi görenleri etkiliyor, duygulandırıyor. ÇİFTÇİ BU YILDAN UMUTLU Karahıdır Mahallesi çiftçilerinden olan ve yanmayan şeftali bahçesinin sahibi Ali Kiraz, geçen yıl yaşanan yangını halen unutamadığını belirterek, "Dağın arkasında başlayan yangın dağ, tepeleri aşarak bizim köye doğru geldi. Mahalleli olarak büyük mücadele verdik ama rüzgara ve alevlere karşı daha fazla savaşamadık. Bahçemizin etrafında birkaç ağaç yandı ama biz alevler gelince terk ettik burayı, yanar dedim ve bahçeyi ağlayarak bırakıp gittim" dedi. Kiraz, 15 yaşındaki 25 dönümlük bahçelerinin yangından yara almadan kurtulduğunu ifade ederek, "Şu anda yüzde 80 açtı çiçekler. Bahçemiz pembeye büründü. Şeftali ağaçları siyaha karşı umutla açtıysa biz de umutluyuz gelecekten. Alın teriyle iş yaptığımızın göstergesi, Allah bize yardım ediyor rızkımızı veriyor. Soğuk ve don yapmazsa hava iyi verim alırız inşallah" diye konuştu. Komşuları Hamdi Ülgen'in de bahçesinin yangından aynı şekilde kurtulduğunu anlatan Kiraz, onların bahçesinin de çiçekle renklendiğini kaydetti.

BTÜ’den mahalle ölçeğinde afet dayanıklılığı projesi Haber

BTÜ’den mahalle ölçeğinde afet dayanıklılığı projesi

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dayanıklı yaşam alanları oluşturulmasına yönelik yeni bir bilimsel çalışma başlattı. TÜBİTAK tarafından desteklenen proje kapsamında Bursa’daki bazı mahallelerde mekânsal dayanıklılık ve kentsel sağlık üzerine araştırmalar yürütülüyor.BTÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Araştırma Görevlisi Merve Dilman Gökkaya’nın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Gül Sayan Atanur’un danışmanlığını üstlendiği “Mahalle Ölçeğinde Dirençlilik ve Kentsel Sağlık Değerlendirmesine Dayalı Peyzaj Tasarım Modeli” adlı proje ile mahallelerde daha sağlıklı, yaşanabilir ve afetlere karşı dirençli çevreler oluşturulması amaçlanıyor. Proje kapsamında Bursa’da sel, deprem ve heyelan gibi afet risklerinin bulunduğu Dikkaldırım, Panayır ve Altınşehir mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Araştırmanın ilk aşamasında bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarla görüşmeler yapılarak çevreye ilişkin beklenti ve ihtiyaçları hakkında veri toplandı.Çalışmanın ilerleyen aşamalarında ise elde edilen veriler ve mahallelerin karşı karşıya olduğu afet riskleri birlikte değerlendirilerek, her bölgenin kendi koşullarına uygun çözümler geliştirilmesi planlanıyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte güvenli yaşam alanları, deprem toplanma alanları, altyapı düzenlemeleri, parklar ve yeşil alanlar gibi doğa temelli tasarım önerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Proje yürütücüsü Merve Dilman Gökkaya, çalışmanın mahalle ölçeğinde afetlere karşı daha dirençli ve sağlıklı yaşam çevreleri oluşturulmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım ortaya koymayı amaçladığını belirtti.BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda bulundukları şehirlerin gelişimine katkı sunan merkezler olduğunu ifade ederek, projenin Bursa başta olmak üzere diğer şehirler için de yol gösterici olabileceğini söyledi.

Bir yıl boyunca rengi bozulmazsa rivayete göre 'Ev sahibi' olacağız anlamına geliyor Haber

Bir yıl boyunca rengi bozulmazsa rivayete göre 'Ev sahibi' olacağız anlamına geliyor

Çiçekçi Mustafa Akkaş, kokina çiçeğinin sadece ülkemizde değil tüm dünyada yılbaşını simgeleyen çiçek olarak bilindiği söyleyerek, "Rivayete göre eğer evinizdeki kokinalar bir sonraki yılbaşına kadar renkleri bozulmadan aynı şekilde duruyorsa o zaman yeni bir ev satın alacağınız anlamı taşıyor" dedi.   Türkiye'nin pek çok noktasında, yılbaşı süslemelerinin vazgeçilmez parçası haline gelen kokina çiçeği, son yıllarda olduğu gibi bu yıl da rağbet görüyor. Halk arasında şans, bereket getirdiğine inanılan ve 'Yılbaşı Çiçeği' olarak da bilinen kokina çiçeğinin buketi 350 TL'den satılıyor. Bilecik'te 18 yıldır çiçekçilik yapan Mustafa Akkaş; "Yılbaşı gelince kokina çiçeği' öne çıkıyor. Kokina çiçeğinin tarihçesi eski İstanbul Rumlarından kalma bir alışkanlık. O dönem çok çiçekli bitki bulamadıkları için yılbaşı süsü olarak kullanıyordu Rumlar. O dönemde kokina çiçeği olmayan hiçbir ev yoktur. İnanışa göre bir yıl boyunca bu çiçeği evinde saklayıp, şu kırmızı rengini ve şu yeşil aksanı koruyabildikleri zaman onlara bolluk, bereket, şans getireceği hatta ev alabileceklerine inanılıyor. Bunlar tabii batıl inançlar, ama insanları mutlu ediyor, Son üç yıldır çok büyük bir ilgi var, istek var kokina çiçeğine karşı. Geçen yılbaşına 3-4 gün önceden çok sattık şimdi 15-20 gün önceden başladı ve sürekli kokina çiçeği satılıyor" dedi. 

YÜKSEK KOLESTEROLÜN VÜCUDUMUZA BIRAKTIĞI HASAR! Haber

YÜKSEK KOLESTEROLÜN VÜCUDUMUZA BIRAKTIĞI HASAR!

Hepimiz zaman zaman sağlığımızla ilgili endişeler taşırız. Bu endişelerden biri de kolesteroldür. Peki, yüksek kolesterolün vücudumuzda ne gibi etkileri olduğunu ve bu sessiz katilden nasıl korunabileceğimizi hiç düşündünüz mü? Kolesterol Nedir? Kolesterol, vücudumuzda doğal olarak bulunan ve hücre zarlarının yapısında yer alan yağ benzeri bir maddedir. Ancak, kanımızda yüksek seviyelerde bulunan kolesterol, damarlarımızın iç duvarlarında birikerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Yüksek Kolesterolün Tehlikeleri Yüksek kolesterol, sanki damarlarımızda yavaş yavaş tıkanan bir musluk gibidir. Bu tıkanıklıklar, kan akışını engelleyerek kalp, beyin ve diğer organlara yeterli oksijen gitmesini zorlaştırır. • Kalp Hastalıkları: Yüksek kolesterol, kalp krizi riskini önemli ölçüde artırır. Kalp damarlarında biriken yağlı plaklar, damarın tıkanmasına ve kalp kasının oksijensiz kalmasına neden olabilir. • Beyin Damar Hastalıkları: Beyin damarlarında oluşan tıkanıklıklar, felç gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. • Periferik Arter Hastalığı: Bacaklarda ve kollarda kan dolaşımını bozarak ağrı, yanma ve hatta gangren gibi ciddi sorunlara neden olabilir. • Böbrek Hastalıkları: Böbrek damarlarında oluşan tıkanıklıklar, böbrek yetmezliğine yol açabilir. Yüksek Kolesterolün Belirtileri Maalesef, yüksek kolesterolün belirtileri genellikle çok belirgin değildir. Bazı kişilerde yorgunluk, nefes darlığı gibi genel belirtiler görülebilir. Ancak çoğu zaman, yüksek kolesterol ancak düzenli sağlık kontrolleri ile tespit edilebilir. Yüksek Kolesterole Ne Sebep Olur? • Genetik Yatkınlık: Ailede yüksek kolesterol öyküsü olması, risk faktörlerinden biridir. • Yanlış Beslenme: Doymuş yağlar, trans yağlar ve kolesterol bakımından zengin besinlerin aşırı tüketimi kolesterol seviyesini yükseltir. • Hareketsiz Yaşam: Düzenli egzersiz yapmamak, kolesterol seviyesini olumsuz etkiler. • Sigara: Sigara, damar sertliğine neden olarak kolesterol seviyesini yükseltir. • Obezite: Fazla kilolar, kolesterol seviyesini artıran önemli bir faktördür. • Diyabet: Diyabet, yüksek kolesterol riskini artırır. Yüksek Kolesterolü Nasıl Önleyebiliriz? • Sağlıklı Beslenme: Meyve, sebze, tam tahıllar, balık ve beyaz et gibi sağlıklı besinleri tüketmek, kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı olur. • Düzenli Egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmak, hem kolesterolü düşürür hem de genel sağlığı iyileştirir. • Kilo Kontrolü: Fazla kilolar, kolesterol seviyesini artırdığı için ideal kiloda kalmak önemlidir. • Sigarayı Bırakmak: Sigara, damar sertliğine neden olarak kolesterol seviyesini yükseltir. • Düzenli Kontrol: Kolesterol seviyenizi düzenli olarak kontrol ettirmek, olası riskleri erken teşhis etmeye ve tedaviye başlamaya yardımcı olacaktır.

ANTEP BAKLAVASI LEZZETİNİN SIRRI VE YAPILIŞI! Haber

ANTEP BAKLAVASI LEZZETİNİN SIRRI VE YAPILIŞI!

Antep baklavası, Türk mutfağının en özel lezzetlerinden biri olarak kabul edilir ve dünyaca ünlüdür. Peki, Antep baklavasını diğer baklavalardan ayıran nedir ve bu eşsiz lezzet nasıl elde edilir? Gelin, birlikte inceleyelim. Antep Baklavasının Farklılığı Antep baklavasının diğer baklavalardan ayrılan en önemli özellikleri şunlardır: • Yufkası: Antep baklavasının yufkası, özel bir hamurdan elde edilir ve incecik açılır. Bu yufkalar, baklavaya hem çıtır bir doku hem de hafif bir lezzet verir. • İçi: Genellikle ceviz içi kullanılır, ancak fıstık veya badem gibi diğer kuruyemişler de tercih edilebilir. İç harcı bol ve eşit dağılır. • Şerbeti: Antep baklavasının şerbeti, şeker, su ve limon suyu karışımından yapılır. Şerbetin kıvamı ve sıcaklığı, baklavanın lezzetini doğrudan etkiler. • Yağı: Antep baklavasında tereyağı ve sıvı yağın karışımı kullanılır. Bu karışım, baklavaya hem çıtırlık hem de lezzet verir. • Pişirme: Antep baklavası, yüksek sıcaklıkta kısa sürede pişirilir. Bu sayede yufkalar kızarır ve iç harcı tam kıvamında pişer. Antep Baklavası Nasıl Yapılır? Antep baklavasının yapılışı oldukça zahmetli ve sabır isteyen bir süreçtir. İşte genel olarak yapılış aşamaları: 1. Hamur Hazırlama: Un, yumurta, su, sirke ve tuz gibi malzemelerle hamur yoğrulur. 2. Yufka Açma: Yoğrulmuş hamurdan çok ince yufkalar açılır. Bu aşama, baklavanın en önemli ve zor kısmıdır. 3. Baklavanın Hazırlanması: Açılmış yufkalar üzerine eritilmiş yağ sürülarak kat kat dizilir. Her kat arasına bol bol ceviz içi serpiştirilir. 4. Pişirme: Hazırlanan baklava, önceden ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirilir. 5. Şerbetleme: Baklava fırından çıkar çıkmaz sıcak şerbetle ıslatılır. Şerbetin baklavanın içine işlemesi için bir süre bekletilir. Antep Baklavasının Sırrı Nedir? Antep baklavasının bu kadar özel olmasının birçok nedeni var. Bunlardan bazıları: • Malzemelerin Kalitesi: Kullanılan malzemelerin kalitesi, baklavanın lezzetini doğrudan etkiler. Özellikle yufka hamuru ve ceviz içi, baklavanın kalitesini belirleyen en önemli faktörlerdir. • Usta Eller: Antep baklavasını yapan ustaların deneyimi ve maharetleri, baklavanın lezzetini belirler. Yufkaları incecik açmak ve şerbeti doğru kıvamda hazırlamak, ustalık gerektirir. • Geleneksel Tarifler: Antep baklavası, nesilden nesile aktarılan geleneksel tariflerle yapılır. Bu tarifler, baklavanın özgün lezzetini korumasını sağlar. Antep baklavası, sadece bir tatlı değil, aynı zamanda bir kültürel mirasdır. Gaziantep'e özgü bu lezzeti tatmak, Türk mutfağının zenginliğini keşfetmek için harika bir fırsattır. Afiyet olsun!

Polikistik Overdan Muzdarip Kadınlara Uzmanından Öneriler Haber

Polikistik Overdan Muzdarip Kadınlara Uzmanından Öneriler

Kadınların çocuk sahibi olmasını zorlaştıran polikistik over sendromunun tedavisinde ana hedefin hastanın sağlığının iyileştirilmesi ve doğurganlığının korunması olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Erdal Özmen, "Yaşam tarzı değişiklikleri tedavide ilk sırada yer alır. Egzersiz, sağlıklı beslenme ve ideal kiloya ulaşma şikayetlerin çoğunu azaltabilir" dedi.   Polikistik over sendromunun (PKOS) kadınlarda en sık görülen hormonal bozuklukların başında yer aldığını ifade eden VM Medical Park Mersin Hastanesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Erdal Özmen, hastalık hakkında bilgilendirme yaptı.  "Tanı sadece ultrasonla konulamaz"  Günümüzde polikistik over sendromunun ailesel yatkınlık gösteren ve özellikle üreme çağındaki kadınlarda birçok sistemi etkileyen metabolik bir hastalık olarak tanımlandığını dile getiren Özmen, tanının önemli olduğunun altını çizerek, "Klinik pratikte en sık görülen yanlışlardan biri, sadece ultrason bulgularına dayanarak hastalara PKOS tanısının eksik veya yanlış konulmasıdır" diye konuştu. PKOS tanısında en çok kullanılan kriterlerin 'Rotterdam Kriterleri' olarak bilinen kriterler olduğunu vurgulayan Özmen, buna göre teşhis için "Overlerin fonksiyon bozukluğu (yumurtlamanın az olması veya hiç olmaması), laboratuvar ile veya klinik sonuçlarına bakarak kanda androjen hormon yüksekliğinin gösterilmesi ve ultrasonda polikistik overlerin gösterilmesi" parametrelerinden en az ikisinin hastada bulunması gerektiğini kaydetti.  "Tiroit hastalıkları ve ilaç kullanımları tanıda ekarte edilmeli"  Tanıda en önemli faktörün ilişkili hastalıkların ekarte edilmesi olduğunun altını çizen Özmen, "İyi bir hikaye, detaylı muayene ve ultrasondan sonra ve gerekirse laboratuvar testleriyle androjen salgılayan yumurtalık tümörleri, böbrek üstü bezi tümörleri, adet düzensizliği yapan tiroit hastalıkları, prolaktin (süt hormonu) yüksekliği ve ilaç kullanımları ekarte edilmelidir" dedi.  "Yumurtlama bozukluğu adet görememe şeklinde ortaya çıkabilir"  Hastalığın belirtilerine de değinen Özmen, "Polikistik over sendromu yumurtlama bozukluğu ve kanda androjen seviyesinin artışıyla belirtilerini verir. Özellikle yumurtlama bozukluğu sonucunda adet görememe veya uzun aralıklarla adet görme şeklinde kendini gösterebilir" şeklinde konuştu. Polikistik over sendromunun diğer sık rastlanan belirtilerini, "İnsüline karşı direnç, kiloda artış, saç dökülmesi, tüylenme, sivilce, yüz bölgesinde yağlanma, iltihap, düzensiz adet, cildin kararması, baş ağrısı, kısırlık, depresyon" şeklinde sıralayan Özmen, teşhis için bu bulguların hepsinin aynı anda bulunmak zorunda olmayabileceği gibi özellikle adet düzensizliği ile başvuran her genç kızda da polikistik over sendromu olmayabileceğinin altını çizdi.  "Tedavi hastanın yaşı ve şikayetlerine göre düzenlenir"  Tedavi yaklaşımlarından da bahseden Özmen, "PKOS tedavisi, hastanın yaşı, beklentileri ve şikayetlerine yönelik olarak düzenlenir. Ana hedef hastanın sağlığının iyileştirilmesi ve doğurganlığının korunmasıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri ilk sırada yer alır. Egzersiz, sağlıklı beslenme ve ideal kiloya ulaşma şikayetlerin çoğunu azaltabilir" dedi.  "Tedavide ilaçlar sıklıkla kullanılır"  İlaçların PKOS tedavisinde sıklıkla kullanıldığını sözlerine ekleyen Özmen, "Hormon dengesinin sağlanması ve adet düzensizlikleri için doğum kontrol hapları, insülin direncinin düşürülmesi için Metformin, çocuk tedavisi için yumurta uyarıcı tedaviler uygulanmaktadır. Cerrahi müdahaleler doğurganlık sorunlarına sebep olabilecekleri için pek tercih edilmemektedir. Sonuç olarak, amaç kistlerin ortadan kaldırılması değil, hastalığın sebep olduğu düzensizliklerin ve sorunların çözümüne yönelik olmalıdır" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.