Hava Durumu

#Yoğun Bakım

Yeni Marmara Gazetesi - Yoğun Bakım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yoğun Bakım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"TikTok'ta beğeni" tartışması kanlı bitti Haber

"TikTok'ta beğeni" tartışması kanlı bitti

Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi. İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17) sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi. "Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş" Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi. "Çocuğumun hayalleri vardı" Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı: "Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar." "Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş" Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu. "Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi" Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.

Eski koca dehşeti: Kezzap attığı eski karısı öldü, kızı ise yaşam savaşında Haber

Eski koca dehşeti: Kezzap attığı eski karısı öldü, kızı ise yaşam savaşında

Olay sırasında annesini korumak isterken ağır yaralanan 13 yaşındaki kızının hayati tehlikesi sürerken, kendi elleri de yanan ve olay yerinden kaçan katil zanlısı koca, jandarma tarafından hastanede yakalandı. Olay, 1 Haziran günü saat 13.30 sıralarında Konak ilçesi Ferahlı Mahallesi 3498 Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 47 yaşındaki Hakan Ş., boşanma aşamasında olduğu eşi Ayfer Karakayışlı ve 13 yaşındaki kızı M.N.Ş.'nin eve doğru yürüdüğü sırada önlerini kesti. Yanında getirdiği kezzapla eski eşini pusuda bekleyen gözü dönmüş koca, sokak ortasında dehşet saçtı. Hakan Ş., elindeki kimyasal maddeyi bir anda eşinin üzerine fırlattı. Talihsiz kadın acılar içinde yere yığılırken, mahallede feryat sesleri yükseldi. Annesine siper olan küçük kız da ağır yaralandı Annesinin gözleri önünde kezzaplı saldırıya uğradığını gören 13 yaşındaki M.N.Ş., babasına engel olmak ve annesini kurtarmak için hiç düşünmeden araya girdi. Ancak bu sırada fırlatılan kezzabın bir kısmı küçük kızın da üzerine döküldü. Yaşanan arbede ve kimyasal maddenin tesiriyle saldırgan Hakan Ş. de ellerinden yaralandı. Şüpheli koca olayın ardından yaya olarak kayıplara karışırken, çevre sakinlerinin ihbarı üzerine adrese çok sayıda polis ve acil sağlık ekibi sevk edildi. Canlandırma odasında müdahale edildi ama kurtarılamadı Ağır yaralanan anne Ayfer Karakayışlı ve kızı M.N.Ş., olay yerine gelen ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildiğinde durumu kritik olan ve ilk olarak canlandırma odasında yoğun müdahaleye alınan anne Karakayışlı, ardından yoğun bakım servisine sevk edildi. Talihsiz kadın, doktorların tüm çabalarına rağmen dün akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Karakayışlı'nın cenazesi otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kaçan katil zanlısı hastanede yakalandı Olayın ardından yaya olarak kaçan katil zanlısı Hakan Ş.'nin, saldırı esnasında kendi ellerini de yakması üzerine saat 13.48 sıralarında tedavi olmak için Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine giriş yaptığı tespit edildi. Emniyet güçlerinin hızlı koordinasyonuyla hastanede önlem alan jandarma ekipleri, şüpheliyi kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Hastanedeki tedavisi polis gözetiminde devam eden zanlının, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi. Annesini canı pahasına korumak isterken vücudunda ciddi yanıklar oluşan 13 yaşındaki M.N.Ş.'nin ise hastanedeki hayat mücadelesi devam ediyor. Olayla ilgili başlatılan geniş çaplı soruşturma titizlikle sürdürürken, vahşetin yaşandığı sokakta polis ekipleri incelemelerini derinleştirdi.

Kızı için su borularından yürüme bariyeri yaptı: "Baba ben de koşacağım" Haber

Kızı için su borularından yürüme bariyeri yaptı: "Baba ben de koşacağım"

Parkta koşan çocuklara özenen kızı için yüksek fizik tedavi masraflarına alternatif arayan baba Sadık Yalçınkaya, kendi imkanlarıyla plastik su borularından 500 liraya yürüme bariyeri yaptı. Yaptığı düzenekle kızının tedavisine destek olan aile, diğer yandan da teşhis sürecinde ihmali bulunduğunu iddia ettikleri hastaneye karşı hukuk mücadelesi veriyor. Çayırova'da ikamet eden Nuray (32) ve Sadık Yalçınkaya (42) çiftinin dördüncü çocukları olan Lina, 28 Şubat 2023'te özel bir hastanede 32 haftalık prematüre bebek olarak dünyaya geldi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 13 gün tedavi gören ve ailesine sağlıklı olduğu belirtilerek taburcu edilen Lina'nın hareketlerindeki anormallikler ilerleyen aylarda belirginleşti. Bebeklerinin vücudunda sürekli bir kasılma fark eden ailenin, 9. ayda başvurdukları çocuk nörolojisi uzmanından aldıkları haberle dünyaları başlarına yıkıldı. Çekilen MR sonucunda minik Lina'nın beyninde hasar olduğu tespit edilerek serebral palsi (beyin felci) teşhisi konuldu. Kızı için kendi imkanlarıyla yaptı Yoğun fizik tedavi sürecine başlayan aile, seans ücretlerinin yüksekliği nedeniyle zorlu bir döneme girdi. Kızının tedavisinin aksamaması ve evde de yürüyüş egzersizleri yapabilmesi için harekete geçen baba Sadık Yalçınkaya, tamamen kendi imkanlarıyla plastik su borularından yürüme bariyeri tasarladı. Hem ev içinde hem de bahçede yürüme bariyerinde yürüyen Lina, babasının bu fedakarlığı sayesinde tedavi sürecinden geri kalmamaya çalışıyor. "O an hayatımızın şokunu yaşadık, beynimizden kaynar sular döküldü" Süreci İHA muhabirine anlatan anne Nuray Yalçınkaya, yoğun bakım tedavisi sırasında doktorlarla sürekli iletişim halinde olduklarını ve kendilerine bebeğin hiçbir sıkıntısı olmadığının söylendiğini ifade etti. Yalçınkaya, "Lina 13 gün sonra yoğun bakımdan çıktı. Ardından 'sağlıklı bir bebeğiniz var, güle güle büyütün' dediler ve kucağımıza verdiler. Evimize geldik. Lina 6 aylık oldu. Sürekli kendisini kasan bir çocuktu. Çivi gibi düşünün. Bir çivi dimdik duruyor ya, Lina da o şekilde duruyordu. Birkaç doktora gittim hep 'kolik bebek' denildi. 9 aylık olunca bir doktora gittik ve kendisi bizi çok güzel yönlendirdi. 'Bu çocukta bir sıkıntı var, görüyorum. Acil şekilde çocuk nörolojisine gitmesi gerekiyor' dedi. Lina 9 aylıkken çocuk nörolojisine gittik ve oradaki doktor bize durumu anlattı. Doğumhanedeki dosyaları da açtık. 'Bu çocuk yoğun bakımda iki kere beyin kanaması geçirmiş' dedi. Biz tabii ki o an hayatımızın şokunu yaşadık, beynimizden kaynar sular döküldü. İki kere geçirmiş bir de. Hem 2 Mart, 8 Mart'ta. Dosyalarda tarihleri de belliydi. 'Ne yapmamız gerekiyor' dedik. Hemen MR ve EGG çektirdik. Allah'ıma hamd olsun EGG'si temiz çıktı, herhangi bir nöbetimiz yok. Sadece beyin MR'ı sıkıntılı çıktı. Beynin arka kısmında hasarları var. Serebral palsi teşhisi konuldu" dedi. "Belki de Lina bu tedavi ile tamamen yürüyebilecek" Lina'nın yurt dışından getirdikleri takviye ilaçlar sayesinde algılarının açıldığını ve kelimeler kurmaya başladığını belirten Yalçınkaya, "Şu an eksozom (kök hücre) tedavisi düşünüyoruz. İstanbul'da bir hastaneden 8 kür için 2 milyon 850 bin lira maliyet çıkarıldı. Fizik tedavi masraflarını da ekleyerek Valilik onaylı yardım kampanyası başlatmak için evraklarımızı hazırlıyoruz. Belki de Lina bu tedavi ile tamamen yürüyebilecek" diye konuştu. "Çocuğum yürüsün diye su borusundan yürüme bariyeri yaptım" Baba Sadık Yalçınkaya ise yoğun fizik tedavi sürecinde yüksek seans ücretleri nedeniyle zorlandıklarını, bu nedenle kendi imkanlarıyla kızına destek olmaya çalıştığını anlattı. Plastik su boruları kullanarak yürüme bariyeri tasarladığını kaydeden fedakar baba, "Çocuğum yürüsün diye bunu yaptım. 3 metrelik su borusu ve 4 dirsek aldım. Daha önceden fizik tedavi merkezlerinde görüyordum, bunu su borusundan yapabileceğimi düşündüm. Yaklaşık 500-600 liraya mal ettim. Evde çekyatların üzerine, dışarı çıktığımızda ise bankların arasına koyuyorum. Lina bu borulara tutunarak kendi başına rahat rahat adımlar atabiliyor. Etkisi çok büyük oldu. Ev geniş olsa fizik tedavi odası yapacağım. Yürüyüş bantları almam lazım, gerekli her şeyi alacağım ama şu an bunu yapamıyorum" ifadelerini kullandı. Kızını parka götürdüğünde diğer çocukları koşarken gören Lina'nın "Baba ben de koşacağım" dediğini, o anlarda duygusal olarak yıkıldıklarını söyleyen Yalçınkaya, tedavilerin tamamen maddiyata dayandığını vurguladı. "Bana söylense 10 ay bekler miydim?" Doğum sürecinde hastanenin kendilerini eksik bilgilendirdiğini iddia ederek hukuk mücadelesi başlattıklarını hatırlatan Yalçınkaya, sözlerini şöyle tamamladı: "Çarşamba ve pazar günleri Lina'yı görebiliyorduk. Her gittiğimizde doktora, 'beyninde hasar var mı', 'gelişmeyen bir organı var mı', 'akciğerleri nasıl' gibi sorular sorduk ama bize 'her şey çok iyi' dendi. 13 günlük yoğun bakım sürecinin ardından kızımızı almak için hastaneye gittik. Doktor bizi odasına çağırdı. Orada da aynı şeyleri sordum. 'Çok sağlıklı çocuğunuz var. Güle güle' dendi. Hastane çıkış işlemlerinde 4 tane madde vardır. 'Nörolojiye getirin, göz doktoruna getirin, KBB'ye getirin, kalça ultrasonu çektirin' gibi şeyler söylediler. Bunların hepsini yaptık. 3 aylıkken nöroloji servisine götürdük, yine 'bir şeyi yok' denildi. Denilen tüm bölümlere götürdük, sadece gözünde şaşılık çıktı ve ameliyat oldu. 9 aylık olduğunda çocuk nörolojisine gittik. Doğum evraklarını yanına bıraktık. Evraklara bakınca 'bu çocuk beyin kanaması geçirmiş' dedi. 'Ne beyin kanaması' dedik, şaşırdık. İlk defa orada duyduk. 'Evraklarda yazıyor' dedi. 'Hocam, bu sizin dilinizde yazıyor. Ben nereden bileyim, bu bana söylenmedi. Söylense ben 10 ay bekler miydim' dedim. Beyin MR'ı çekildi ve beynin üst kısmında hasar olduğu ortaya çıktı. Bir anneye babaya bu durum söylense 1 gün bile beklenmez. Şu anda mahkemeliğiz, derdimizi anlatamıyoruz. Güçlü olan kazanıyor. Adalet Bakanlığı yetkilileri dosyamıza bir göz atarsa çok seviniriz." Hukuki süreç Ailenin, doğum sürecinde eksik bilgilendirildikleri ve bebeğin yoğun bakımdaki gerçek durumunun kendilerinden saklandığı iddiasıyla Pendik'teki özel hastaneye karşı açtığı dava, İstanbul Anadolu 8. Tüketici Mahkemesinde devam ediyor. 11 Ekim 2024 tarihinde görülen ilk duruşmayla başlayan ve en son 13 Nisan 2026'da 6. celsesi görülen dava dosyasındaki bilirkişi raporunda, ailenin "beyin kanaması geçirildi" iddiasını doğrulayan bir ultrason bulgusuna rastlanmadığı belirtildi. Anne Nuray Yalçınkaya'nın gebeliğinde hipertansiyon ve gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) öyküsü bulunduğu, bebeğin 32 haftalık olmasına rağmen 3 kilo 95 gram doğduğu kaydedildi. Erken doğum ve solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakıma alınan ve entübe edilen bebeğin çekilen ultrasonlarında, prematüre bebeklerde oksijen yetersizliğine bağlı sık görülen "grade 1 periventriküler lökomalazi" (beyin beyaz cevheri hasarı) saptandığı tespit edildi. Uzmanlar, annedeki hipertansiyon ve diyabetin fetüsün oksijensiz kalma riskini ve enflamasyonu artırarak serebral palsi riskini yükselttiğini iddia etti. 4. celsede bilirkişi raporlarına itiraz eden davacı vekili, "Bilirkişiler aydınlatma hükümlerinden hiçbir şekilde bahsetmemişlerdir. Meydana gelen olay yoğun bakımda olmuştur, buna rağmen bilirkişiler hastalığı annenin hastalığına bağlamışlardır. Raporlar elverişli değildir" diyerek dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep etti. Davalı hastane vekili ise raporların hekim ve hastanenin kusursuzluğunu ispatladığını belirterek davanın reddini istedi. Mahkeme heyeti, tarafların beyanları ve toplanan deliller ışığında (çeşitli hastanelerden istenen epikriz ve medula kayıtlarının tamamlanmasının ardından) dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verdi. 13 Nisan tarihindeki son celsede ise mahkeme, dosyanın Adli Tıp Kurumundan dönüşünün beklenmesine hükmederek duruşmayı 22 Eylül'e erteledi.

Yaşıtını bıçakla ağır yaralayan çocuk saldırı anını da kayda aldırdı Haber

Yaşıtını bıçakla ağır yaralayan çocuk saldırı anını da kayda aldırdı

Olay, Keçiören'de yer alan bir parkta meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Emir Saba, kendisini parka çağıran yaşıtı A.Y.'nin bilinmeyen bir nedenden dolayı bıçaklı saldırısına uğradı. Karnından yaralanan Saba, ambulansla Etlik Şehir Hastanesine kaldırıldı. Ameliyatın ardından yoğun bakım servisinde müşahedeye alınan çocuğun organları ile damarlarının zarar gördüğü ve hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Gözaltına alınan saldırgan çocuk ise emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. A.Y.'nin, Saba'yı bıçakladığı anları da bir arkadaşı tarafından kamera kaydına aldırdığı öğrenildi. Mağdur aile ise sorumluların hak ettikleri cezayı alana kadar hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. "Doktorlar bıçağın 9 santimetre içeriye girdiğini ve organlarına zarar verdiğini söyledi" Olayla ilgili konuşan Baba Yafes Saban: "Oğlumu arayıp parka çağırmışlar. Çağıran çocuk zaten hazırlıklı gelmiş. Oğluma ilk önce sataşmış. Ardından da bıçağı saplamış. Oğlumun, kendisine saldıran kişiyle bir problemi yoktu. Arkadaşı da değildi. Saldırganın teyzesiyle de konuştuk. Emir ile bir meselesinin olmadığını söyledi bize. Biz de ne olduğunu anlamadık. Neden böyle bir olay yaşandığını henüz bilmiyoruz. Olaydan sonra bir kız çocuğu beni aradı. ‘Emir'i bıçakladılar hastaneye gidiyoruz' dedi. O sözden sonra yaşadığım şok nedeniyle sanki bilincimi yitirmiş gibi oldum. Çocuğum ameliyat oldu. İnşallah iyi olur. Sağlık durumu dün iyi idi. Doktorlar bıçağın 9 santimetre içeriye girdiğini ve organlarına zarar verdiğini söyledi. Damarları da zedelenmiş. Düne kadar durumu biraz sıkıntılıydı. Doktorlar net bir şey demedi henüz" dedi. "Artık kimsenin çocuğuna zarar gelmesin" Oğlunun da durumdan habersiz olduğunu söyleyen baba Saba, "Artık kimsenin çocuğuna zarar gelmesin. Böyle pisliklerin de toplumdan temizlenmesi lazım. Olaya karışan herkesten şikayetçiyiz. Sonuna kadar, herkes cezasını çekene kadar takipçisi olacağız. Oğlumla dün konuştum. Neden bıçağı olan birinin yanına gittiğini sordum. O da bana, ‘Bıçağı olduğunu bilmiyordum. Beni bir şeyler yiyip içmek ve oturmak için çağırdıklarını tahmin ettim' dedi" şeklinde konuştu.

Bursa'da parkta toplanan bitki az kalsın faciaya yol açıyordu Video Galeri

Bursa'da parkta toplanan bitki az kalsın faciaya yol açıyordu

     Bursa'da parkta toplanan bitkiler arasında bulunan zehirli zakkum nedeniyle küçük bir çocuk zehirlenme tehlikesi geçirdi.      Olay, merkez Osmangazi ilçesi Sırameşeler Mahallesi'nde bulunan Soylular Çocuk Parkı'nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Özkan Aynak, çocuğuyla birlikte parka giderek çeşitli bitkiler topladı. 'Parktan bitki toplayarak ağaç figürü yapmak' için toplanan bitkiler arasında bulunan ve zehirli olduğu bilinmeyen zakkum çiçeği de eve getirildi.      Evde bulunan küçük yaştaki bebeğin bitkiyi ağzına götürdüğünü fark eden baba Özkan Aynak, duruma hemen müdahale ederek bitkiyi çocuğun ağzından aldı. Muhtemel bir zehirlenme ihtimaline karşı vakit kaybetmeden hastaneye giden aile, bitkinin zakkum olduğunu belirtince sağlık ekipleri hızlı şekilde müdahalede bulundu.      Hastanede yapılan ilk müdahalede çocuğa damar yolu açılarak serum tedavisi uygulandığı, zehirlenme riskine karşı aktif kömür tedavisi yapıldığı öğrenildi. Doktorların muhtemel bir komplikasyona karşı yoğun bakım ünitesini de tedbir amaçlı hazır beklettiği belirtildi. Yaşadıkları korku dolu anları anlatan Özkan Aynak, çocuğunun büyük bir tehlike atlattığını belirterek park alanlarında bulunan zehirli bitkilere karşı önlem alınması çağrısında bulundu. "Başka çocuklar zarar görmesin diye konuşuyoruz"      Olayı anlatan baba Özkan Aynak şunları söyledi:      "Çocuğumuz bitkiyi ağzına götürdüğünde hemen fark edip müdahale ettik. Hastaneye gittiğimizde bitkinin zakkum olduğunu söyleyince hemen tedaviye başladılar. Yoğun bakımın hazırlandığını duyunca büyük korku yaşadık. Çok şükür şu an durumu iyi. Ancak bu durum herkesin başına gelebilir. Parklarda çocukların ulaşabileceği zehirli bitkiler bulunuyor. Başka aileler aynı korkuyu yaşamasın diye bunu duyurmak istedik."      Uzmanlar, zakkum bitkisinin çiçekleri, yaprakları ve dalları dahil olmak üzere tüm parçalarının zehirli olduğunu, özellikle küçük çocuklar için ciddi risk oluşturduğunu belirtiyor. Uzmanlar ayrıca bu tür durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini vurguluyor.       Yaşanan olay sonrası park alanlarında bulunan bitkilerin güvenliği konusu yeniden gündeme gelirken, yetkililerin konu ile ilgili bir çalışma yapıp yapmayacağı merak konusu oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.