Hava Durumu

#Zeytinyağı

Yeni Marmara Gazetesi - Zeytinyağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zeytinyağı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Marmarabirlik'ten 60 bin tonluk alım planı Haber

Marmarabirlik'ten 60 bin tonluk alım planı

Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, yeni sezon zeytin hasadı, üreticilerin artan maliyetleri, zeytinyağında taklit ve tağşiş sorunu ile tüketimin artırılmasına yönelik çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, Marmarabirlik'in çalışma bölgesinde yaklaşık 400 bin ton zeytin rekoltesi beklendiğini, Türkiye genelinde ise sofralık ve yağlık zeytin üretiminin 3 milyon 800 bin tona ulaşmasının öngörüldüğünü ifade etti. "Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekoltesi olacak" Türkiye genelinde rekolte tespit komisyonunun çalışmalarını tamamladığını belirten Yıldız, "Türkiye genelinde rekolte tespit komisyonu çalışmalarını tamamladı. 3 milyon 800 bin ton, yani sofralık ve yağlık zeytin bekleniyor. Bu da gerçekleşirse Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekoltesi olacak" dedi. Marmarabirlik'in üreticiden alım planına ilişkin de bilgi veren Yıldız, "Üreticimizin emeğinin karşılığını alması için biz de elimizden geleni yapıyoruz. 60 bin tona yakın alım planımız var. Bu da Marmarabirlik'in en yüksek rakamlarından biri olacak inşallah" diye konuştu. Üründeki bolluğun krize dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, üreticilerin, kooperatiflerin, birliklerin ve ilgili kurumların iş birliği içinde hareket etmesinin önemine dikkati çekti. "Zeytinyağı tüketimi 2 kilogram civarında" Türkiye'de zeytinyağı tüketiminin düşük seviyelerde olduğunu dile getiren Yıldız, tüketimin artırılması gerektiğini belirtti. Yıldız, "Ülkemizdeki tüketim oranları çok düşük. Zeytinyağında tüketim kişi başına 2 kilogram civarında. Eğer bu rakamı 4-6 kilolara çıkarabilirsek, kendi ürettiğimiz zeytin ülkemizde ancak başa baş olarak değerlendirilebilir. Tüketimi artıracak çalışmalar çok önemli" ifadelerini kullandı. Zeytin ve zeytinyağının tanıtımına yönelik faaliyetlere önem verdiklerini aktaran Yıldız, üreticinin özellikle yüksek rekolte dönemlerinde desteklenmesinin önem taşıdığını kaydetti. "Taklit ve tağşişte yaptırımlar ağırlaştırılmalı" Zeytinyağı sektörünün önemli sorunlarından birinin taklit ve tağşiş olduğunu belirten Yıldız, denetimlerin artırılması ve yaptırımların ağırlaştırılması gerektiğini söyledi. Yıldız, "Taklit ve tağşiş, sektörün en sıkıntılı konularından bir tanesi. Bakanlığımız bu konuda çalışmalar yapıyor ve tağşişli ürünler tespit edilerek kamuoyuyla paylaşılıyor. Ancak ceza ve yaptırımların daha ağır olması, bu sorunun önüne geçecektir diye düşünüyorum" dedi. Tüketicilere de çağrıda bulunan Yıldız, zeytin ve zeytinyağı satın alırken güvenilir firmaların ve markaların tercih edilmesini istedi. Yeni ve modern tesisler kuruluyor Zeytinyağı tüketimindeki artışa uyum sağlamak amacıyla üretim altyapısını geliştirdiklerini ifade eden Yıldız, kooperatif bölgelerinde yeni ve modern zeytinyağı tesislerinin kurulmaya devam ettiğini belirtti. Doğal fermantasyon ve taş baskı salamura yöntemlerinin önemine değinen Yıldız, Marmarabirlik'in çalışma alanındaki üretimin büyük bölümünde bu yöntemlerden yararlanıldığını kaydetti. Artan maliyetler üreticiyi zorluyor İşçilik ve akaryakıt maliyetlerindeki artışın üreticileri zorladığını belirten Yıldız, bölgelere göre değişen işçilik ücretlerinin de üretim maliyetlerini etkilediğini dile getirdi. Yıldız, üreticilerin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için maliyetlerin dikkate alınması ve gerekli desteklerin sağlanması gerektiğini ifade etti. Zeytinyağlı kakaolu fındık kreması 4 bin noktada satışta Marmarabirlik'in ürün çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmalarına da değinen Yıldız, kahvaltı sofralarına yönelik zeytinyağlı kakaolu fındık kreması ürettiklerini açıkladı. Ürünün Türkiye genelinde 4 bin satış noktasında tüketicilerle buluştuğunu belirten Yıldız, "Katkısız, çok özel ve niş bir ürün. Çocuklarımız ve gençlerimiz ilk deneme aşamasında çok beğendiler. Gençler ve çocuklar çikolatalı ürünleri çok tüketiyor. Biz de daha sağlıklı bir alternatif sunmak istedik. Ürünümüz çok beğenildi. İnşallah bunu daha da geliştirerek devam edeceğiz" diye konuştu.

Osmangazi'de sağlığı tehdit eden 6,5 ton gıda imha edildi Haber

Osmangazi'de sağlığı tehdit eden 6,5 ton gıda imha edildi

Osmangazi Belediyesi Zabıta ekipleri, Küçükbalıklı Mahallesi'nde ruhsatsız olarak faaliyet gösteren bir depoda sağlıksız şartlarda gıda ürünleri bulunduğu yönündeki ihbar üzerine harekete geçti. Osmangazi İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleriyle birlikte depoda gerçekleştirilen denetimde zeytin, zeytinyağı, salça, salamura yaprak, turşu ve hurma gibi ürünlerin uygun olmayan şartlarda depolandığı ve önemli bölümünün küflendiği belirlendi. Denetimde ayrıca ürünlerin ambalajlarında herhangi bir etiket, son tüketim tarihi ve işletme numarası bulunmadığı tespit edildi. Sağlık açısından risk taşıdığı değerlendirilen ürünlerle ilgili depo işletmecisi hakkında yasal işlem başlatıldı. Kötü şartlarda depolandığı ve küflendiği belirlenen yaklaşık 6 bin 500 kilogram zeytin, zeytinyağı, salça, salamura yaprak, turşu ve hurma, Osmangazi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kamyonlara yüklenerek imha edildi. Gerçekleştirilen denetim sayesinde halk sağlığını tehdit edebilecek gıda ürünlerinin vatandaşlara ulaşmasının önüne geçildi. "Deponun ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiğini tespit ettik" Vatandaşların sağlığının Osmangazi Belediyesi için her zaman öncelikli olduğunu ifade eden Osmangazi Belediyesi Zabıta Müdürlüğü İş Yeri ve Çevre Sağlığı Denetim Karakolu Gıda Teknikeri Serhat Day, sözlerine şu şekilde devam etti: "Vatandaşlarımızın şikayeti üzerine Küçükbalıklı Mahallesi'ndeki bir gıda deposunda denetim gerçekleştirdik. Denetimde işletmenin ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiğini tespit ettik. Gerekli işlemleri yaparak yasal süreci başlattık. Denetimi Osmangazi İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleriyle birlikte gerçekleştirdik. Ruhsatsız olarak faaliyet gösteren depoda bulunan zeytin, zeytinyağı, salça, salamura yaprak, turşu ve hurmaların küflendiğini belirledik. Ayrıca ürünlerin ambalajlarında herhangi bir etiket, son tüketim tarihi ve işletme numarası bulunmadığını tespit ettik. Yaptığımız tespitlerin ardından Osmangazi İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleriyle birlikte ortak çalışma yürüterek söz konusu ürünleri topladık ve imha ettik. Depoda gıda sağlığı açısından hijyenik olmayan, son derece kötü şartların bulunduğunu gördük. Depo işletmecisi hakkında gerekli yasal işlemler uygulandı." Osmangazi Belediyesi vatandaşların sağlını korumak için denetimlerini aralıksız olarak sürdürmeye devam edecek.

Avrupa ilaç yerine ilk hasat zeytinyağı içiyor Haber

Avrupa ilaç yerine ilk hasat zeytinyağı içiyor

Türkiye'nin önemli zeytin üretim merkezlerinden İznik'te başlayan yeni sezon hasadıyla birlikte üreticiler de ilk sıkım heyecanını yaşıyor. Sabahın erken saatlerinde özenle toplanan zeytinler, bekletilmeden sıkım tesisine götürülerek işleniyor. Bu yöntem sayesinde zeytinin kalitesi ve aroması korunurken, yüksek polifenol değerine sahip ilk hasat zeytinyağı elde ediliyor. Üretici Oğuz Yıldırım, ilk hasat ürünlerinin dünya ve Türkiye çapında ödüllere layık görüldüğünü belirterek, "Her sezon ilk hasattan sonra aynı heyecanı yaşıyoruz. Zeytinlerin tamamı İznik Gölü çevresinden toplanıyor. İlk hasat ürünlerimiz dünyada altın madalya, Türkiye'de ise platin ödül aldı. Son derece hijyenik ve el değmeden üretim yapıyoruz. Bu yağ, adeta ilaç gibi kullanılabilecek kalitede bir zeytinyağıdır. Almanya, İngiltere, Ortadoğu ülkeleri ve Amerika'dan yoğun talep alıyoruz. Siparişlere yetişmekte zorlanıyoruz" dedi. Oğuz günlük zeytin sıkma kapasitesinin 80 ton civarında olduğunu ancak kendisin 30 tonu geçmediğini belirterek sezonda ortalama 100 ton zeytin yağı elde ettiğini söyledi. İlk hasat döneminde verimin düşük ancak kalitenin yüksek olduğuna dikkat çeken üreticiler, yaklaşık 11 kilogram yeşil zeytinden yalnızca 1 litre zeytinyağı elde edildiğini ifade etti. Yoğun emek gerektiren üretim süreciyle ortaya çıkan ilk hasat zeytinyağı, özellikle sağlık odaklı tüketiciler tarafından tercih ediliyor. İznik'te yeni sezonun başlamasıyla birlikte zeytinyağı üreticileri, yüksek kaliteye sahip ilk hasat yağlarını dünya pazarlarına ulaştırmaya hazırlanıyor.

Ölmek üzereyken zeytinyağıyla kurtardı, 10 yıldır yanından ayrılmıyor Haber

Ölmek üzereyken zeytinyağıyla kurtardı, 10 yıldır yanından ayrılmıyor

Doğa ve hayvan dostu hikayeleriyle tanınan Bursa, leyleklerin ardından bu kez de Süleyman Koçoğlu ile sadık kazının yürek ısıtan ilişkisine sahne oluyor. Yaklaşık 10 yıl önce yara bere içinde kendisine getirilen yavru kaza kıyamayan Koçoğlu, uyguladığı geleneksel tedavi yöntemiyle hayvanı hayata bağladı. "Bakkala, markete, kahveye her yere benimle geliyor" Kazla aralarında zamanla kopmaz bir bağ oluştuğunu belirten Süleyman Koçoğlu, o günleri ve sonrasında gelişen süreci şu sözlerle anlattı: "Komşumuz beslediği kazlardan birinin yavrusunu yaralı halde getirdi. Durumu kötüydü, ölmek üzereydi. O dönem küçükbaş hayvancılık yapıyorduk ve köpeğimiz vardı. Getirenler 'kesip köpeğe yedirin' dedi. Acıdım, kesmeye kıyamadım. Eşime hemen zeytinyağı getirmesini söyledim. Yaralarını zeytinyağı ile birkaç kez yağladık. Zamanla iyileşti ve büyüdü. Şimdi benimle her yere geliyor. Özel bir isim koymadık, 'bibi gel' diyorum hemen yanıma koşuyor. Bakkala, markete, kahveye beraber gidiyoruz. Ben kahvede çay içerken o da yanımda bekler. Sabahları beni göremezse evin demir kapısına gagasıyla vurup uyandırır. Yanıma pek kimseyi yaklaştırmaz, beni başkalarından çok kıskanır." "Erkeklere saldırmaz ama kadınları kovalıyor" Süleyman Koçoğlu'nun oğlu İlker Koçoğlu da babası ile kaz arasındaki dostluğun bir köpeğin sadakatini aratmadığını ifade etti. Kazın ailenin diğer üyelerine karşı oldukça mesafeli olduğunu dile getiren İlker Koçoğlu, şunları söyledi: "Kesin ölecek gözüyle bakılan o yavru kaza babam şefkat gösterdi, zeytinyağı sürüp iyileştirdi. Kaz da o günden sonra babamı hiç bırakmadı, adeta peşinden ayrılmıyor. Sabahları babam uyanmakta gecikirse demir kapıya gagasıyla tık tık vurarak onu çağırıyor. İlginç bir huyu var; erkeklere pek saldırmazken genellikle kadınlara karşı çok agresif. Evin avlusunda annemi ve eşimi sürekli kovalıyor, karşı cinsle arası pek iyi değil."

Bayrama özel köylerde taş fırınlarda pişen "bayram çöreği" yok satıyor Haber

Bayrama özel köylerde taş fırınlarda pişen "bayram çöreği" yok satıyor

Ekşi mayalı köy ekmeği hamuruna zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ceviz, susam ve haşhaş eklenerek hazırlanan Bursa'ya özgü bu çörek, ramazan ve kurban bayramı sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında bulunuyor. Yoğun talep nedeniyle günler öncesinden sipariş listeleri hazırlanan bayram çöreği için mesai, bayrama 3 gün kala başlayıp bayram sabahına kadar aralıksız devam ediyor. Odun ateşiyle ısıtılan taş fırınlarda pişirilen çörekler içeriğine göre 150 ile 180 lira arasında alıcı bulurken, sade ekşi mayalı köy ekmekleri ise 70 liradan satışa sunuluyor. Özellikle arife günü Ürünlü'ye gidenler eğer sipariş vermedilerse elleri boş dönüyor. Çok yoğun çalışıyorlar Nilüfer'in Ürünlü Mahallesi'nde bu geleneği sürdüren iki komşudan biri olan Seyhan Mestan, ceviz, fıstık, susam, yağ ve haşhaş karışımıyla yaptıklarını söyledi. Evinin önündeki iki taş fırında bayrama özel çıkardıkları bu ekmek çeşidinin büyük ilgi gördüğünü vurgulayan Mestan, "Ekşi maya ekmekten yapılıyor. Bayram öncesi siparişleri alıyoruz. Bayrama 3 gün kala fırınlar bir yanar aralıksız ekmek pişiririz. Bayram sabahına kadar bayram çöreği yaparız." dedi. Siparişlere yetişmeye çalışıyorlar Evinin önündeki 2 fırında bulunan taş fırında ekmek yapan komşusu Nuran Öz ise bayrama 3 gün kala yoğunluğun başladığını belirterek, "Defter kalem elimizde önceden siparişleri alırız. Sonra kime hangi gün ve saati verdiysek gelir alırlar. Sipariş vermeden bayram çöreği alan şanslıdır. Fazladan üretiyoruz ama her zaman bulmak zor" ifadesini kullandı. El öpmeye gelenlere hediye olarak veriliyor Ekşi maya köy ekmeği gibi hazırladıkları hamuru açtıklarını ve içine zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ceviz, susam koyup katladıklarını anlatan Öz, şunları söyledi: "Üzerine köy yumurtası sürüp ısıttığımız taş fırına veriyoruz. Bayram öncesinde hiç boşluk bulmadan üretiyoruz. Özellikle arife günü; bir gün öncesi gecesinden başlayıp bayram sabahına kadar uyku, dinlenmek nedir bilmeden ekmek yaparız. Bu ekmek sofraları süslediği kadar büyüklerin evlerine gelen misafirleri hediyesi olduğu için önemlidir. Burada önemli bir gelenektir. Büyükler evine el öpmeye gelen çocuklarını, torunlarını, akrabalarını eli boş göndermez. Bu ekmekten verir. Bu yüzden bazıları 30-40 ekmek yaptırır." Geçmişte her evin bahçesinde bir taş fırın bulunduğunu ve bu kültürün oldukça yaygın olduğunu hatırlatan Öz, günümüzde bu geleneği sadece iki komşu olarak sürdürdüklerini, annelerinden öğrendikleri bu mirası kızlarına da öğreterek geleceğe aktarmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Bursa gıda sektörü Asya pazarına açıldı Haber

Bursa gıda sektörü Asya pazarına açıldı

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), üyelerinin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak amacıyla yürüttüğü Gıda Sektöründe Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) Projesi ile rotasını bu kez Japonya’ya çevirdi. Başkent Tokyo’da düzenlenen ve 3238 katılımcının 4026 stant ile yer aldığı dev organizasyonda, 10 üye firma temsilcisinin yer aldığı Gıda UR-GE heyeti, kentin gastronomik zenginliklerini küresel alıcılarla buluşturdu. ASYA PAZARINDA BURSA LEZZETLERİNE YOĞUN İLGİ Bursa’dan fuara katılan heyet, zeytin, zeytinyağı, turşu ve dondurulmuş gıda ürünlerini Japonya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyonel alıcılara tanıttı. Asya’nın en büyük gıda ve içecek fuarlarından biri olan FOODEX Japan, sektördeki yeniliklerin sergilendiği ve küresel iş birliklerinin geliştirildiği önemli bir platform olma özelliği taşıyor. Toplamda 73 bin 842 kişinin ziyaret ettiği fuarda Bursa standı, yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. "UZAK DOĞU PAZARINI YAKINDAN TANIMA İMKÂNI BULDUK" Fuara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Mustafa Aksu, organizasyonun son derece verimli geçtiğini vurguladı. Fuar boyunca Japon pazarındaki sürdürülebilir ticaret fırsatlarını yerinde görme şansı yakaladıklarını söyleyen Aksu, "Gıda UR-GE projemizle küresel ligde ölçek büyütmeye devam ediyoruz. Daha önce Dubai, Bükreş ve Sofya’da attığımız somut adımları, şimdi Uzak Doğu’nun en prestijli fuarı ile taçlandırdık. Heyetimizde yer alan firmalarımız, fuar boyunca potansiyel iş birlikleri için çok önemli ve olumlu görüşmeler gerçekleştirmenin yanı sıra Uzak Doğu pazarının dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını ve beklentilerini yerinde görme ve tanıma imkânı buldular. Asya pazarı, gıda sektörümüz için stratejik bir hedef ve bu fuar hedefimize giden yolda büyük bir kilometre taşı oldu" ifadelerini kullandı. "KÜRESEL LİGDE KALICI BİR YER EDİNMEYİ HEDEFLİYORUZ" Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda UR-GE Proje Üyesi Emrah Silmez ise projenin stratejik hedeflerine dikkat çekerek, FOODEX Japan 2026’nın Bursa gıda sektörü için yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. UR-GE projesinin temel felsefesinin sadece ürün ihracatı değil, aynı zamanda üretimde vizyoner bir dönüşüm olduğunu ifade eden Silmez, "Bursa Ticaret Borsası olarak yürüttüğümüz bu proje ile üye firmalarımızın teknoloji odaklı üretim süreçlerini daha verimli hale getirmelerine ve küresel ligde kalıcı bir yer edinmelerine imkân sağlıyoruz. Japonya gibi kalite ve standartların en üst seviyede tutulduğu bir pazarda ürünlerimizin büyük ilgi görmesi, Bursa gıda sektörünün ihracat odaklı büyüme stratejisinin ne kadar doğru yolda olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Uzak Doğu pazarına yönelik attığımız bu somut adımlarla, üyelerimizin dünya vitrinindeki rekabet gücünü artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. TOKYO BÜYÜKELÇİSİ ERTUĞRUL’DAN BURSA STANDINA ZİYARET Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Oğuzhan Ertuğrul da fuar kapsamında Bursa TB heyetinin standını ziyaret etti. Heyetle yakından ilgilenen Büyükelçi Ertuğrul, Bursa ürünlerinin Japon pazarındaki potansiyeli hakkında görüş alışverişinde bulunarak, Bursa gıda sektörünün bu önemli pazardaki varlığından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bursa Ulu Cami'ye Ramazan mahyası: 'Kul hakkından sakın' Haber

Bursa Ulu Cami'ye Ramazan mahyası: 'Kul hakkından sakın'

Ramazan-ı Şerif'in habercisi olan ve Osmanlı Cihan Devleti'nden günümüze uzanan mahya geleneği, Bursa Ulu Cami'de hayat buluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı Cihan Devleti'nde 16. yüzyıldan itibaren uygulanmaya başlanan mahya asma geleneğini günümüzde de yaşatmaya devam ediyor. Bursa’daki caminin iki minaresi arasına halatlar ve 200 ampulden oluşan mahya sistemi kuruldu. İstanbul'daki camilerde mahya asma işlemleri tamamlandıktan Bursa'ya gelen ekip, hummalı bir çalışma içerisine girdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul'daki mahya atölyesinde hazırlanarak Bursa'ya getirilen ‘Kul hakkından sakın’ ustalarca caminin minareleri arasına asılmaya başlandı. Yaklaşık 8 saat süren çalışmada önce mahya asılacak minareler arasına halatlar çekildi. Ancak şiddetli rüzgar, zaman zaman ekiplere zor zamanlar yaşattı. "HİÇ BİR TELEVİZYONUN VE SİNEMANIN OLMADIĞI DÖNEMDE, TEK GÖRSEL YAYIN MAHYA" Mahya ekibi şefi 69 yaşındaki Kahraman Yıldız, mahyacılığın Osmanlı'dan bu yana devam eden 400 yıllı aşkın Osmanlı sanatı olduğunu söyledi. Eskiden zeytinyağı ile yapıldığını belirten Yıldız, "Eskilerde bütün selatin camilerde Ramazan ayında akşamları asılırdı. Ramazan ayının bir süsüydü. Hiç bir televizyonun ve sinemanın olmadığı dönemde tek görsel yayın olarak varmış. İnsanlar, camileri gezerek feyz alırlarmış. İstanbul'daki mahyalarımızı astık. Bursa Ulu Cami'ye geldik. 50 yılı aşkındır bu işi yapıyorum. 2013 yılında emekli oldum. Bu işi yürütmeye çalışıyoruz. Ata yadigarı sanatımız ölmesin diye çabalıyoruz. İnşallah bizden sonra da bu mesleği devam ettirirler. Bizler ata yadigarı mesleği 50 senedir yapıyoruz" diye konuştu.

Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.