Uzun yıllar boyunca Avrupa ve Amerika ekseninde şekillenen küresel ticaret düzeni artık Afrika, Asya ve Körfez hattına doğru kayıyor.
Türkiye de bu yeni ekonomik denklemde yalnızca izleyen değil, oyun kuran ülkelerden biri olma hedefiyle hareket ediyor.
İşte Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın Etiyopya çıkarması tam da bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
160 kişilik dev heyetle gerçekleştirilen ziyaret sıradan bir ticaret gezisi değil.
Aslında bu organizasyon, Türkiye’nin Afrika stratejisinin sahaya yansıyan güçlü bir mesajı niteliğinde. Çünkü Etiyopya bugün nüfusuyla değil, aynı zamanda Afrika Birliği’nin merkezi olması nedeniyle de kıtanın politik ve ekonomik kalbi konumunda bulunuyor.
Burada dikkat çeken en önemli unsur ise Bursa’nın bu süreçte üstlendiği rol.
Türkiye’nin üretim üssü olarak gösterilen Bursa, artık yalnızca Avrupa pazarına üretim yapan bir sanayi kenti olmanın ötesine geçmek istiyor.
Yeni hedef; alternatif pazarlarda güçlü ticaret ağları kurabilmek. Çünkü dünya ticaretinde tek pazara bağlı kalmanın ne kadar riskli olduğu artık çok daha net görülüyor.
Özellikle son yıllarda Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, enerji maliyetleri ve küresel tedarik zinciri krizleri Türk sanayicisini yeni arayışlara yöneltti.
Afrika ise genç nüfusu, büyüyen şehirleri ve altyapı yatırımlarıyla Türk iş dünyası için ciddi fırsatlar sunuyor. İnşaattan tekstile, mobilyadan kimyaya kadar birçok sektörde Türkiye’nin rekabet avantajı bulunuyor.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın özellikle Etiyopya-Cibuti hattına vurgu yapması tesadüf değil. Çünkü artık mesele sadece ürün satmak değil; lojistik, tedarik ve bölgesel hakimiyet kurabilmek.
Bir başka önemli detay ise Türkiye’nin Afrika’daki “algısı”. Etiyopyalı yetkililerin Türk ürünleri için yaptığı kalite vurgusu oldukça dikkat çekici.
Bu durum Türk sanayisinin küresel ölçekte oluşturduğu güvenin sahadaki karşılığı olarak okunmalı. Çin ucuz üretimle, Avrupa yüksek teknolojiyle öne çıkarken Türkiye daha erişilebilir kalite modeliyle önemli bir denge oluşturuyor.
Elbette bu ziyaretin diplomatik boyutu da göz ardı edilmemeli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika açılımı uzun yıllardır yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da üretiyor. Büyükelçilikler, ticaret müşavirlikleri ve iş dünyası kuruluşlarının birlikte hareket ettiği model artık daha görünür hale geliyor. Bursa heyetinin Addis Ababa’da gördüğü ilgi de bunun önemli göstergelerinden biri.
BTSO ile Addis Ababa Ticaret Odası arasında imzalanan iş birliği protokolü bu açıdan önemli bir başlangıç olabilir. Eğer bu temaslar sürdürülebilir hale gelir, üretim ortaklıklarına dönüşür ve Türk firmaları bölgede kalıcı yatırımlar yaparsa, Bursa yalnızca Türkiye’nin değil Afrika ticaretinin de önemli aktörlerinden biri haline gelebilir.
Kısacası Etiyopya ziyareti sadece bir ticaret programı değil; Türkiye’nin değişen dünya ekonomisindeki yeni yön arayışının güçlü bir yansımasıdır. Ve görünen o ki, Bursa iş dünyası bu yeni dönemde rotasını artık yalnızca Batı’ya değil, Afrika’ya da çevirmiş durumda.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
AHMET KAMİL ATA
Bursa’dan Afrika’ya Açılan Yeni Ticaret Koridoru
Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi değişiyor.
Uzun yıllar boyunca Avrupa ve Amerika ekseninde şekillenen küresel ticaret düzeni artık Afrika, Asya ve Körfez hattına doğru kayıyor.
Türkiye de bu yeni ekonomik denklemde yalnızca izleyen değil, oyun kuran ülkelerden biri olma hedefiyle hareket ediyor.
İşte Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın Etiyopya çıkarması tam da bu dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
160 kişilik dev heyetle gerçekleştirilen ziyaret sıradan bir ticaret gezisi değil.
Aslında bu organizasyon, Türkiye’nin Afrika stratejisinin sahaya yansıyan güçlü bir mesajı niteliğinde. Çünkü Etiyopya bugün nüfusuyla değil, aynı zamanda Afrika Birliği’nin merkezi olması nedeniyle de kıtanın politik ve ekonomik kalbi konumunda bulunuyor.
Burada dikkat çeken en önemli unsur ise Bursa’nın bu süreçte üstlendiği rol.
Türkiye’nin üretim üssü olarak gösterilen Bursa, artık yalnızca Avrupa pazarına üretim yapan bir sanayi kenti olmanın ötesine geçmek istiyor.
Yeni hedef; alternatif pazarlarda güçlü ticaret ağları kurabilmek. Çünkü dünya ticaretinde tek pazara bağlı kalmanın ne kadar riskli olduğu artık çok daha net görülüyor.
Özellikle son yıllarda Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, enerji maliyetleri ve küresel tedarik zinciri krizleri Türk sanayicisini yeni arayışlara yöneltti.
Afrika ise genç nüfusu, büyüyen şehirleri ve altyapı yatırımlarıyla Türk iş dünyası için ciddi fırsatlar sunuyor. İnşaattan tekstile, mobilyadan kimyaya kadar birçok sektörde Türkiye’nin rekabet avantajı bulunuyor.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın özellikle Etiyopya-Cibuti hattına vurgu yapması tesadüf değil. Çünkü artık mesele sadece ürün satmak değil; lojistik, tedarik ve bölgesel hakimiyet kurabilmek.
Bir başka önemli detay ise Türkiye’nin Afrika’daki “algısı”. Etiyopyalı yetkililerin Türk ürünleri için yaptığı kalite vurgusu oldukça dikkat çekici.
Bu durum Türk sanayisinin küresel ölçekte oluşturduğu güvenin sahadaki karşılığı olarak okunmalı. Çin ucuz üretimle, Avrupa yüksek teknolojiyle öne çıkarken Türkiye daha erişilebilir kalite modeliyle önemli bir denge oluşturuyor.
Elbette bu ziyaretin diplomatik boyutu da göz ardı edilmemeli. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika açılımı uzun yıllardır yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da üretiyor. Büyükelçilikler, ticaret müşavirlikleri ve iş dünyası kuruluşlarının birlikte hareket ettiği model artık daha görünür hale geliyor. Bursa heyetinin Addis Ababa’da gördüğü ilgi de bunun önemli göstergelerinden biri.
BTSO ile Addis Ababa Ticaret Odası arasında imzalanan iş birliği protokolü bu açıdan önemli bir başlangıç olabilir. Eğer bu temaslar sürdürülebilir hale gelir, üretim ortaklıklarına dönüşür ve Türk firmaları bölgede kalıcı yatırımlar yaparsa, Bursa yalnızca Türkiye’nin değil Afrika ticaretinin de önemli aktörlerinden biri haline gelebilir.
Kısacası Etiyopya ziyareti sadece bir ticaret programı değil; Türkiye’nin değişen dünya ekonomisindeki yeni yön arayışının güçlü bir yansımasıdır. Ve görünen o ki, Bursa iş dünyası bu yeni dönemde rotasını artık yalnızca Batı’ya değil, Afrika’ya da çevirmiş durumda.