Bursaspor sadece bir futbol kulübü değil. Bu şehrin hafızası. Bu şehrin gururu. Bu şehrin inadıdır.
2009-2010 sezonunda o şampiyonluk geldiğinde sadece bir kupa kaldırılmadı. Anadolu’nun da başarabileceği ispatlandı. İstanbul hegemonyasına karşı “biz de varız” denildi. O günleri yaşayan herkes bilir; sokaklarda yeşil-beyaz bir umut dolaşıyordu.
Ama futbol romantizm kaldırmıyor. Yönetim hataları, ekonomik krizler, plansızlık… Sonuç ortada. Koca çınar dallarını kaybetti, gövdesi yara aldı.
Ben ikinci ihtimale inanmak istiyorum. Çünkü bu şehir isterse yapar.
Bakın, mesele sadece transfer değil. Mesele vizyon.
Mesele günü kurtarmak değil, 10 yılı planlamak.
Altyapıyı ayağa kaldırmadan, kurumsallaşmayı sağlamadan, şeffaf bir mali yapı kurmadan hiçbir başarı kalıcı olmaz.
Artık romantik yönetim devri bitti. Profesyonellik şart.
Duyguyla değil, akılla yönetilen bir Bursaspor lazım.
Şunu da açık söyleyeyim: Taraftar bu kulübün en büyük sermayesi. Türkiye’de birçok kulüp taraftarıyla övünür ama Bursaspor taraftarı zor gününde stadı doldurur. İşte asıl güç burada. Bu bağlılık doğru yönlendirilirse Bursaspor yeniden ayağa kalkar.
Ama kimse kimseyi kandırmasın. Sabır olacak.
Disiplin olacak.
Hesap verilebilirlik olacak.
Yeşil-beyaz arma bir nostalji objesi değil. Bir mücadele çağrısıdır.
Bursaspor yeniden yükselir mi?
Evet, yükselir.
Ama bu kez akılla.
Bu kez planla.
Bu kez gerçekten ders alarak.
Ve o gün geldiğinde, bu şehir yine ayağa kalkacak. Ama bu sefer sadece sevinmek için değil, doğru bir yapı kurduğu için gurur duymak için.
Şimdi herkes şapkasını önüne koysun.
Çünkü mesele sadece futbol değil. Mesele Bursa’nın karakteri.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
AHMET KAMİL ATA
Bursaspor: Bir şehrin vicdanı
Bursaspor sadece bir futbol kulübü değil. Bu şehrin hafızası. Bu şehrin gururu. Bu şehrin inadıdır.
2009-2010 sezonunda o şampiyonluk geldiğinde sadece bir kupa kaldırılmadı. Anadolu’nun da başarabileceği ispatlandı. İstanbul hegemonyasına karşı “biz de varız” denildi. O günleri yaşayan herkes bilir; sokaklarda yeşil-beyaz bir umut dolaşıyordu.
Ama futbol romantizm kaldırmıyor. Yönetim hataları, ekonomik krizler, plansızlık… Sonuç ortada. Koca çınar dallarını kaybetti, gövdesi yara aldı.
Şimdi soru şu: Bursaspor düştü mü, yoksa silkelenip ayağa kalkmayı mı bekliyor?
Ben ikinci ihtimale inanmak istiyorum. Çünkü bu şehir isterse yapar.
Bakın, mesele sadece transfer değil. Mesele vizyon.
Mesele günü kurtarmak değil, 10 yılı planlamak.
Altyapıyı ayağa kaldırmadan, kurumsallaşmayı sağlamadan, şeffaf bir mali yapı kurmadan hiçbir başarı kalıcı olmaz.
Artık romantik yönetim devri bitti. Profesyonellik şart.
Duyguyla değil, akılla yönetilen bir Bursaspor lazım.
Şunu da açık söyleyeyim: Taraftar bu kulübün en büyük sermayesi. Türkiye’de birçok kulüp taraftarıyla övünür ama Bursaspor taraftarı zor gününde stadı doldurur. İşte asıl güç burada. Bu bağlılık doğru yönlendirilirse Bursaspor yeniden ayağa kalkar.
Ama kimse kimseyi kandırmasın.
Sabır olacak.
Disiplin olacak.
Hesap verilebilirlik olacak.
Yeşil-beyaz arma bir nostalji objesi değil.
Bir mücadele çağrısıdır.
Bursaspor yeniden yükselir mi?
Evet, yükselir.
Ama bu kez akılla.
Bu kez planla.
Bu kez gerçekten ders alarak.
Ve o gün geldiğinde, bu şehir yine ayağa kalkacak. Ama bu sefer sadece sevinmek için değil, doğru bir yapı kurduğu için gurur duymak için.
Şimdi herkes şapkasını önüne koysun.
Çünkü mesele sadece futbol değil.
Mesele Bursa’nın karakteri.