Kış insanın içine işler derler ya, doğru. Sadece havaya değil, ruhumuza da çöker o ağırlık. Sabahları uyanmak zorlaşır, günler birbirine benzer, zaman sanki biraz daha yavaş akar. Sonra bir sabah perdeyi aralarsın ve fark edersin: ışık değişmiş. İşte o an, ilkbahar gelmiştir.
İlkbahar sadece bir mevsim değil; bir hatırlatma aslında. Doğanın bize “yeniden başlayabilirsin” deme şekli. Ağaçlar kurumuş gibi görünürken bir anda tomurcuk verir, çiçekler hiç yokmuş gibi bir yerden çıkar. İnsan ister istemez düşünüyor: Doğa bunu yapabiliyorsa, ben neden yapamayayım?
Bu mevsimde sokaklar bile başka olur. İnsanların yürüyüşü hızlanır, yüzlere bir yumuşama gelir. Daha çok gülümseriz, daha çok konuşuruz. Belki de içimizde biriken o ağırlık, yerini hafifliğe bırakır. Camlar açılır, evler havalanır; ama asıl havalanan insanın içidir.
İlkbahar aynı zamanda cesaret ister. Çünkü yeniden başlamak, her zaman biraz risklidir. Eski alışkanlıkları bırakmak, konfor alanından çıkmak kolay değildir. Ama doğa bunu sorgulamaz; zamanı gelince değişir. Belki de bizim en büyük hatamız, gereğinden fazla düşünmek.
Bak, belki uzun zamandır ertelediğin bir şey var. Bir karar, bir hayal, bir adım… İlkbahar tam da bunun için var. Küçük bir başlangıç bile yeter. Çünkü hiçbir çiçek bir anda açmaz; hepsi önce küçücük bir tomurcuktu.
Bu yüzden ilkbaharı sadece izleme. Onunla birlikte hareket et. Bir şeyleri yenile, bir şeyleri bırak, bir şeylere başla. Çünkü bazı mevsimler geçer gider, ama bazıları insanın hayatını değiştirir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
AHMET KAMİL ATA
Yeniden başlamanın mevsimi
Kış insanın içine işler derler ya, doğru. Sadece havaya değil, ruhumuza da çöker o ağırlık. Sabahları uyanmak zorlaşır, günler birbirine benzer, zaman sanki biraz daha yavaş akar. Sonra bir sabah perdeyi aralarsın ve fark edersin: ışık değişmiş. İşte o an, ilkbahar gelmiştir.
İlkbahar sadece bir mevsim değil; bir hatırlatma aslında. Doğanın bize “yeniden başlayabilirsin” deme şekli. Ağaçlar kurumuş gibi görünürken bir anda tomurcuk verir, çiçekler hiç yokmuş gibi bir yerden çıkar. İnsan ister istemez düşünüyor: Doğa bunu yapabiliyorsa, ben neden yapamayayım?
Bu mevsimde sokaklar bile başka olur. İnsanların yürüyüşü hızlanır, yüzlere bir yumuşama gelir. Daha çok gülümseriz, daha çok konuşuruz. Belki de içimizde biriken o ağırlık, yerini hafifliğe bırakır. Camlar açılır, evler havalanır; ama asıl havalanan insanın içidir.
İlkbahar aynı zamanda cesaret ister. Çünkü yeniden başlamak, her zaman biraz risklidir. Eski alışkanlıkları bırakmak, konfor alanından çıkmak kolay değildir. Ama doğa bunu sorgulamaz; zamanı gelince değişir. Belki de bizim en büyük hatamız, gereğinden fazla düşünmek.
Bak, belki uzun zamandır ertelediğin bir şey var. Bir karar, bir hayal, bir adım… İlkbahar tam da bunun için var. Küçük bir başlangıç bile yeter. Çünkü hiçbir çiçek bir anda açmaz; hepsi önce küçücük bir tomurcuktu.
Bu yüzden ilkbaharı sadece izleme. Onunla birlikte hareket et. Bir şeyleri yenile, bir şeyleri bırak, bir şeylere başla. Çünkü bazı mevsimler geçer gider, ama bazıları insanın hayatını değiştirir.