Hava Durumu

Anayasa Mahkemesi Süper Temyiz Mercii Değildir

Yazının Giriş Tarihi: 06.01.2024 15:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.01.2024 15:34

Anayasa Mahkemesinin,Can Atalay başvurusu ile ilgili verdiği karar ile sebep olduğu çekişmenin çözüm yeri mahkemeler değil TBMM’dir, ortaya çıkan bu çekişme ancak TBMM’nin yapacağı bir düzenlemeyle çözülebilir. Çok uzun yıllara yayılan yargılamalar bu tür kargaşanın önemli bir sebebi ve habercisi olmasının yanında; yasalarımızdaki eksiklikler, çelişkiler de büyük rol oynamaktadır.

Gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Dairesinin kararları arasındaki çatışmanın temeli Ceza Muhakemesi Kanunu ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da düzenlenmiş olan “Yeniden Yargılama” kurumunun ortaya çıkardığı kargaşadır.

Bu problemin ve ileride yaşanması muhtemel benzer problemleri ortadan kaldırmak için yukarıda bahsettiğim kanunlar ve İdari Yargılama UsulüKanunlarında yer alan bu konunun, çelişkileri giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir.

Yani aslında hukuki açıdan bakıldığında her iki taraf da haklıdır. Ancak bu konunun çözüm yeri karı veren Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Dairesi değil TBMM’dir.Diğer yasalardaki “Yeniden Yargılama” ile ilgili düzenlemeler temel yasa olan Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemesi Kanunu’na uygun paralel hale getirilerek çözülmelidir.

Aksi halde Anayasa Mahkemesi söylendiği gibi bir süper temyiz mahkemesi haline dönüşecektir. Bu da benzer kaosların her zaman ortaya çıkabileceği ve bu tür çatışmaların ila nihaiye sürmesi demektir.Anayasa Mahkemesi bu konumda ise başvurucunun talebini kabul ile tutukluluk haline son verip tahliye edebilir mi?

Esasen batıdaki demokrasilerde Anayasa Mahkemesi gibi bir kurum yoktur. Bizde de 1960 darbesine kadar yoktu, ancak darbeciler siyasileri zaptu rapt altına almak, onları her zaman kontrol edebilmek amacıyla; üçüncü dünya ülkelerine mahsus olan bu kurumu bizde de ihdas ettiler.

Anayasa Mahkemesi geçmişinde sayısız hukuk ihlallerine imza atmış, siyasi krizlerin kaynağı olmuş bir kurumdur. Kuruluş amacına uygun olarak demokrasi dışı darbeci odakların isteklerine boyun eğerek hukuk faciası kararlar vermekle sakat bir yapıya dönüşmüştür.

Yaşı müsait olanlar ve siyaset bilimciler şöyle geriye doğru bir bakıp, olayları ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bazılarını hatırladığımızda; hepsi ülkede siyasi ve ekonomik krizlere yol açan, yaraların onarılması yıllara yayılan kararlar olmuştur.

         Anayasa Mahkemesi, meşhur ve malum Kanadoğlu taleplerine uygun Anayasa hükümlerini açıkça ihlal ederek anayasa yargısı tarihinin en utanç verici kararlarından biri olan, TBMM’nin Cumhurbaşkanı seçme yetkisini bir kararla ortadan kaldıran 367 rezaletini hatırlayanınız çoktur.         Anayasa Mahkemesi,anayasa değişikliklerini esastan inceleme yetkisi olmadığı halde başörtüsü yasağı rezaletine son veren düzenlemeyi, 411 el kaosa kalktı diyenlere uyup TBMM’nin anayasa değiştirme yetkisini gasp ederek, giyim kuşam özgürlüğü düzenlemesini darbecilerin isteğine uyarak iptal ettiğini.         Anayasa Mahkemesi daha yeni on dört yıl önce 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinde yine esastan inceleme yetkisi olmadığı halde “her seçmen bir adaya oy verir” hükmünü iptal ederek CIA kontrollü FETÖ’nün HSYK’yı ele geçirmesine zemin hazırladığını.         Anayasa Mahkemesi demokrasinin vazgeçilmez unsuru,siyasi katılım hakkının bir gereği olarak kurulan çeşitli siyasi partileri dönemin darbecilerinin talepleri ile kapattığını.         Anayasa Mahkemesi ülkemizde halkın büyük çoğunluğunun oyunu alarak tek başına hükümet olmuş, iktidar partisiAk Parti’ye uyduruk delillere, sahte internet sitelerindeki yalan haberlere dayanılarak açılan kapatma davasında bir üyenin oyu ile kapatmaktan kurtulupyaptırım kararı verdiğini.

Çoğunuzun hatırladığınızı düşünüyorum.

Yapılacak iş gündemde tartışılan yeni bir anayasa ile bu son darbe mahsulü vesayet kurumunu hepten kaldırmaktır. Gerekiyorsa İnsan Hakları Mahkemesi olarak yeni bir kurum, pozitif hukuk kuralları ile çelişmeyen usul ile donatılarak yapılandırılmalıdır.

Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin ve onun seçtiği TBMM de olduğu, TBMM’nin dilerse Anayasa Mahkemesini kaldırabileceği her zaman mümkün olduğu halde, nasıl olur da bir mahkeme bunun üzerine çıkarak meclisin kararlarını iptal edebilir. Bunun hiçbir demokrasi ile izah edilebilir bir tarafı yoktur.

Bu tür yargı kurumları Sosyalist, Faşist veya totaliter rejimler ürünü bir yapıdır. Hani cahil! vatandaş ola ki yanlış kişileri seçer onlara yönetme yetkisi verirse gereğini yapmak maksadı ile.

Ülkesini seven her Türk vatandaşı, bu konuda ideolojik düşünce ve bakışlardan uzak objektif düşünce ile hareket ederek,ileri demokrasinin ayak bağı olan bu yapıya son verilmesini desteklemek zorundadır. Olan ülkemize olmaktadır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.