Geçen günlerde; kendisini öğrencilik yıllarımızdan yakından tanıdığım eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın vefat ettiği haberi ajanslardan geçerken bir detay dikkatimi çekti. Vefat haberinde, Yaşar Okuyan’ın dokuz ayrı partide siyaset yaptığını kullandığı cümleler arasına ekliyordu. Önemli bir ayrıntı idi rekor mudur bilmem ama büyük başarı.
Bu konuda en başarılı olan politikacı; beş ayrı siyasi partiye üye olan Afyonkarahisar eski milletvekili, Fırıldak Kubi lakaplı Kubilay Uygun olduğunu zannediyordum, yanılmışım. Yaşar Okuyan onun rekorunu kırmış.
Yaşı müsait olanlar hatırlarlar 12 Eylül darbesi öncesi yıllarda; eylemden sonra yakalanıp yargılanan solcu arkadaşlar, mahkemede; kimlik sorgusu esnasında, hâkimin mesleğin nedir sorusuna “Devrimcilik” diye cevap veriyorlardı. Şimdikiler böyle bir durumda mesleğiniz sorusuna “Politikacı” diye cevap verecekler her halde.
Şöyle bir an geriye yaslanın etrafınızda tanıdığınız veya ismini duyduğunuz politikacıların, değişik zamanlarda hangi partilerde görev aldıklarını, kaç parti değiştirdiklerini düşünün. Kamuoyu araştırmacı firmalar; bu konunun bir çizelgesini yapıp istatistiği yayınlamalı, çok ilginç verilerle karşılaşacağımız şüphesiz.
Bu durum sadece günümüze ait bir siyasi olgu olmazsa gerek, rahmetli Neyzen Tevfik yıllar önce de yazmış.
“Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler.
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
Künyeni almak için, partiye ettim telefon;
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!”
İşte biz de künyesini almak için partiye ettik telefon, o şimdi başka partide tavus dediler. Bugün artık bu politikacıların hangi partide olduklarının hızına yetişmekimkânsız hale geldi. En son nerede hangi partide olduklarını anlamak için GPS kayıtlarından takip etmemiz gerekecek.
Şimdi yaklaşan yerel seçimlerin arifesinde, ortalıkta boy gösteren aday adaylarına bakınız hep aynı yüzler. Tıpkı futbol kulüpleri gibi takımdan takıma transfer oluyorlar sanki. Ancak burada bir fark var, futbolda; futbolcuya takım transfer ücreti ödüyor,siyasette ise tam tersi siyasetçi partiye para ödüyor. Daha sonra; Ankara tensip buyurur, seçmen teveccüh gösterir de seçilirse, ilerleyen günlerde masraf ve harcadıklarını geri kazanma umudu ile.
Bu kişilerin işleri, dışarıdan göründüğü gibi çok kolay değil. Bir şekilde geçtiği yeni partisinde kendisini göstermesi, önemli biri olduğu izlenimi yaratması için çok uğraşması lazım. Günümüzde bunun popüler yollarından biri ve sık kullanılanı,hemşeri derneklerinde gösteri yıldızı gibi parlaması ,önemli bir adam olduğunu siyasilere göstermesi, onların gözüne girmesidir.
Bunun yanında bir başka popüler yol da sosyal medya hesaplarından çok fazla çevresi olduğunu paylaştığı ziyaret turları fotoları ile Ankara Ulularına duyurmaya çalışmak. Bu alan da ihmal edilmemesi gereken başka önemli bir çalışma.
Hepsinin ötesinde bu işin futboldan ayrılan bir başka önemli yanı da kişinin ruh ve beden sağlığı durumudur. Futbol kulüplerine transfer olabilmenin ilk şartı güçlü kuvveti ve omurganın sağlam olması gerekir iken siyasette ise bunun tam tersidir. Siyasette ise omurganın çok zayıf hatta hiç olmaması gerekir. Çünkü kapağı attığı siyasi partinin kabına, kılıfına uymak için bu zorunludur. Buyeni duruma tam uyum sağlayabilmek için elastiki bir yapıya yani jöle gibi olmalı ki girdiği kabın şeklini alabilsin.
Sosyal bilimlerde tür insanlara Latince “Homo Gel” denmekte, dilimize “Jöle Adam” olarak geçmiştir. Bunların siyasi alanda faaliyet gösteren türlerine de Latince “Homo Gel Politicus” denmekte olup, bunu dilimize “Jel Siyasi Adam” olarak çevirmek mümkün. Bunların tıp bilimindeki “Homo” ile bir ilgisi yoktur.
Seçimler yaklaşırken; aday profilleri ve özgeçmişlerine baktığınızda, diğer partilerin en çok tercih ettiği kişiler, AK Parti ve MHP’de tutunamayan veya bir makam bahşedilmemiş olanlar başı çekmektedir. Siyasi arenada anlaşılmaz bir şekilde nedense onlar daha çok tercih ediliyorlar.
Gittiği partinin düşünce ve programına bakmayan bu zevat; orada da bir koltuk kapamazsa bu sefer başka bir partiyi deniyor. Peki bu kişiler arakasında bir seçmen kitlesi sürüklüyor mu? Bizce kayda değer bir seçmen taşıyamıyor, yakın akrabalarının bile oylarının gitmediği bir gerçek.
Siz de çevrenizdeki siyasi aktörlere bakın, geçmiş dönemde hangi yapımlarda rol almışlar, şimdi nerede çabalıyorlar, bulmacayı çözerken çok eğleneceğinizden eminim. Hatta YSK aday adayları ve adayların geçmiş siyasi sicillerini rehber olarak yayınlasa işimiz daha kolay olacak. Hani bulmaca çözerken.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALİ SEYDİ ÇAKIREL
“Homo Gel Politicus”
Geçen günlerde; kendisini öğrencilik yıllarımızdan yakından tanıdığım eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın vefat ettiği haberi ajanslardan geçerken bir detay dikkatimi çekti. Vefat haberinde, Yaşar Okuyan’ın dokuz ayrı partide siyaset yaptığını kullandığı cümleler arasına ekliyordu. Önemli bir ayrıntı idi rekor mudur bilmem ama büyük başarı.
Bu konuda en başarılı olan politikacı; beş ayrı siyasi partiye üye olan Afyonkarahisar eski milletvekili, Fırıldak Kubi lakaplı Kubilay Uygun olduğunu zannediyordum, yanılmışım. Yaşar Okuyan onun rekorunu kırmış.
Yaşı müsait olanlar hatırlarlar 12 Eylül darbesi öncesi yıllarda; eylemden sonra yakalanıp yargılanan solcu arkadaşlar, mahkemede; kimlik sorgusu esnasında, hâkimin mesleğin nedir sorusuna “Devrimcilik” diye cevap veriyorlardı. Şimdikiler böyle bir durumda mesleğiniz sorusuna “Politikacı” diye cevap verecekler her halde.
Şöyle bir an geriye yaslanın etrafınızda tanıdığınız veya ismini duyduğunuz politikacıların, değişik zamanlarda hangi partilerde görev aldıklarını, kaç parti değiştirdiklerini düşünün. Kamuoyu araştırmacı firmalar; bu konunun bir çizelgesini yapıp istatistiği yayınlamalı, çok ilginç verilerle karşılaşacağımız şüphesiz.
Bu durum sadece günümüze ait bir siyasi olgu olmazsa gerek, rahmetli Neyzen Tevfik yıllar önce de yazmış.
“Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler.
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
Künyeni almak için, partiye ettim telefon;
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!”
İşte biz de künyesini almak için partiye ettik telefon, o şimdi başka partide tavus dediler. Bugün artık bu politikacıların hangi partide olduklarının hızına yetişmekimkânsız hale geldi. En son nerede hangi partide olduklarını anlamak için GPS kayıtlarından takip etmemiz gerekecek.
Şimdi yaklaşan yerel seçimlerin arifesinde, ortalıkta boy gösteren aday adaylarına bakınız hep aynı yüzler. Tıpkı futbol kulüpleri gibi takımdan takıma transfer oluyorlar sanki. Ancak burada bir fark var, futbolda; futbolcuya takım transfer ücreti ödüyor,siyasette ise tam tersi siyasetçi partiye para ödüyor. Daha sonra; Ankara tensip buyurur, seçmen teveccüh gösterir de seçilirse, ilerleyen günlerde masraf ve harcadıklarını geri kazanma umudu ile.
Bu kişilerin işleri, dışarıdan göründüğü gibi çok kolay değil. Bir şekilde geçtiği yeni partisinde kendisini göstermesi, önemli biri olduğu izlenimi yaratması için çok uğraşması lazım. Günümüzde bunun popüler yollarından biri ve sık kullanılanı,hemşeri derneklerinde gösteri yıldızı gibi parlaması ,önemli bir adam olduğunu siyasilere göstermesi, onların gözüne girmesidir.
Bunun yanında bir başka popüler yol da sosyal medya hesaplarından çok fazla çevresi olduğunu paylaştığı ziyaret turları fotoları ile Ankara Ulularına duyurmaya çalışmak. Bu alan da ihmal edilmemesi gereken başka önemli bir çalışma.
Hepsinin ötesinde bu işin futboldan ayrılan bir başka önemli yanı da kişinin ruh ve beden sağlığı durumudur. Futbol kulüplerine transfer olabilmenin ilk şartı güçlü kuvveti ve omurganın sağlam olması gerekir iken siyasette ise bunun tam tersidir. Siyasette ise omurganın çok zayıf hatta hiç olmaması gerekir. Çünkü kapağı attığı siyasi partinin kabına, kılıfına uymak için bu zorunludur. Buyeni duruma tam uyum sağlayabilmek için elastiki bir yapıya yani jöle gibi olmalı ki girdiği kabın şeklini alabilsin.
Sosyal bilimlerde tür insanlara Latince “Homo Gel” denmekte, dilimize “Jöle Adam” olarak geçmiştir. Bunların siyasi alanda faaliyet gösteren türlerine de Latince “Homo Gel Politicus” denmekte olup, bunu dilimize “Jel Siyasi Adam” olarak çevirmek mümkün. Bunların tıp bilimindeki “Homo” ile bir ilgisi yoktur.
Seçimler yaklaşırken; aday profilleri ve özgeçmişlerine baktığınızda, diğer partilerin en çok tercih ettiği kişiler, AK Parti ve MHP’de tutunamayan veya bir makam bahşedilmemiş olanlar başı çekmektedir. Siyasi arenada anlaşılmaz bir şekilde nedense onlar daha çok tercih ediliyorlar.
Gittiği partinin düşünce ve programına bakmayan bu zevat; orada da bir koltuk kapamazsa bu sefer başka bir partiyi deniyor. Peki bu kişiler arakasında bir seçmen kitlesi sürüklüyor mu? Bizce kayda değer bir seçmen taşıyamıyor, yakın akrabalarının bile oylarının gitmediği bir gerçek.
Siz de çevrenizdeki siyasi aktörlere bakın, geçmiş dönemde hangi yapımlarda rol almışlar, şimdi nerede çabalıyorlar, bulmacayı çözerken çok eğleneceğinizden eminim. Hatta YSK aday adayları ve adayların geçmiş siyasi sicillerini rehber olarak yayınlasa işimiz daha kolay olacak. Hani bulmaca çözerken.