Hava Durumu

İslam’ı önce Diyanetin ve ilahiyatçı sınıfın elinden kurtarmak

Yazının Giriş Tarihi: 20.03.2024 14:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.03.2024 14:52

Kendimce merakımdan araştırıp okumaya düşkün biri olarak; geçen akşam devlet kanalındaki sahur programında konuşmacı ilahiyatçı muhterem hocamızın ve sunucunun konuşmaları bende artık şu kanaati uyandırdı.

Müslümanların önceliği, İslam’ı ilahiyatçı sınıfın ve Diyanetin elinden kurtarmak olmalıdır diye düşündüm.

O aziz Peygambere (S.A.V); ya Muhammed, Rabbimizden senin aracılığınla bizlere indirilen, bize anlatmak için dayanılmaz çileler çektiğin Kuran’ı, sen gittikten sonra anlamaz olduk. Bunu al tekrar bize gönderen Rabbimize geri götür. Hiç olmazsa, hesap günü; haberimiz yoktu, mazeretinin arkasına sığınabilelim.

Neden mi bu düşünceye daldım, anlatayım. Yıllarca kamu görevi yapmış, şimdi emekli, zekât konusunda bir kitap ta yazmış olan ilahiyatçı, katıldığı TRT sahur programında konuk olarak anlattıklarını, söylediklerini birkaç başlık halinde aktarayım. Sunucudan da herhangi bir itiraz, soru yok, o da katılıyor söylenenlere. Arkadaş diyor ki;

         Zekâtın konusu artan, çoğalan maldır diyor. Örneğin bir Müslüman kardeşimizin 50 milyon dolarlık bir fabrikası varsa orada üretim ve istihdam olduğu için o fabrikası için zekât düşmezmiş.         Bir kişinin 10 tane evi dahi olsa evleri yerinde durduğu için onlara zekât düşmez, kira geliri 80 gr. altını geçerse onun üzerinden zekât verebilirmiş.         Küçük yaşta, örneğin 6 yaşında bir çocuğa milyonlarca lira miras kalsa da ona aklı baliğ oluncaya kadar zekât düşmezmiş.         Zekât, sadece Müslümanlara verilirmiş.

Bunlar, yukarıda da dediğim gibi bu konuda kitap yazmış olan ilahiyatçı konuşmacının verdiği örnekler, anlatımlarının detayına girmeyeceğim.

Müslümanlar bir araya geldiklerinde, İslam coğrafyası neden bu halde diye aralarında tartışıp dururlar ya, işte bende sevgili arkadaşlar, şu kanaate vardım ki. Bu halden kurtulmanın birinci şartı ve önceliği; İslam’ı ve Peygamberimizi (S.A.V.) tekeline almış olan böylesi ilahiyatçı sınıfın ve diyanetin elinden kurtarmaktır.

Bu elbette samimi, ihlâslı, hiçbir güç ve otoritenin etkisinde kalmayan, kimsenin hatırına bakmadan Allah’ın ayetlerini eğip bükmeden anlatan yazan ilahiyatçı kardeşlerimi tenzih ederek söylüyorum. Ancak bunların sayısının da çok az olduğunu biliyorum.

Şimdi bazı arkadaşların; bre cahil biz bu konularda kütüphane dolusu kitap yazdık, biz değil de sen mi bileceksin dediklerini duyar gibiyim. Olsun ben yine de cahil halimle, samimi bir Müslüman olarak, Kur’an ayetleri ve Peygamberimizin uygulamalarından anladığımı uzatmadan birkaç başlık altında aktarmaya çalışacağım.

1.Zekât öncelikle kamu otoritesi yani bugünkü manada devlet tarafından toplanır. Ödemek istemeyenden zorla alınır. Kişilerin inisiyatifine ve insafına bırakılmaz. Bugün çağımızda, bunun adına malvarlığı üzerinden alınan vergi diyebilirsiniz.

Peygamberimiz döneminde, ayette zikredildiği gibi “Zekât Memurları”, görevliler tayin edilmişti, zekât onlar tarafından toplanırdı. Yine Hz. Ebubekir, zekâtını vermek istemeyen bir kabilenin üzerine asker göndererek zekâtı zorla toplatmıştı.

Bu bağlamda hemen şunu da belirtmek gerekir. Çeşitli dernek, vakıf ve kişilere “zekât” adı altında fakir kişilere de verdiğiniz paralar, sizi zekât yükümlülüğünden kurtarmaz, verdiğiniz paralar zekât değildir. Zaten onların da zekât toplama yetkisi yoktur. Peki, verdiğimiz para nedir derseniz, bilmiyorum adını siz koyun.

Zekât, İslam toplumunda bir nevi vergidir, devlet topladığı vergileri (zekâtı) ayette zikredilen kategorideki kişilere ihtiyaçları oranında, zekât yükümlüsü olmaları seviyesine gelinceye kadar dağıtır. Zekât veren de alan da birbirini görmez, tanımaz.

2.Zekâta tabi malın toplamını ve zekâtın tutarını da devlet hesaplar, zenginin beyanına, hesaplamasına itibar etmez.

Zenginden vergi almayı neredeyse imkânsız hale getiren Kapitalizmin icat ettiği gelir üzerinden vergi alınması, İslam Hukuk’unda farklı olup gelir üzerinden değil, servet üzerinden vergi alınması esastır.

3.Zekât; parayla ölçülebilen, ekonomik değeri olan her türlü mal üzerinden hesaplanarak alınır. Yani; altın, para, döviz, ev, tarla, canlı hayvan, şirket hissesi, marka ve patent, dijital varlık vs. ben aklıma gelenleri saydım. Parayla ölçülebilen her malın üzerinden zekât alınır.

Şahsi olarak oturduğu evi ve kullandığı arabası hesaba katılmaz.

Burada şu hususu da belirtmek de fayda var. Duran mallardan zekât alınması ilahiyatçı hocamızın söylediğinin aksine çok daha önemlidir. Çünkü o maldan zekât alınması, duran o malda zamanla azalma yaratacağından, bunları elinde bulunduranlarda ekonomik faaliyetlere aktarılması düşüncesi ve zorunluluğu getirecektir. Sonucunda da ekonominin ihtiyacı olan sermayenin, müteşebbislerin elinde toplanmasına yol açacaktır. Ekonomik faaliyetlerin finansmanında kullanılması da kalkınmayı ve refahı körükleyecektir.

Duran veya çoğalan mal kavramı bizi yanlışa götürecektir. Bir ton altını olan kişi, bu altınını satıp bin tane ev alırsa ne olacak, sadece kira gelirleri üzerinden mi zekât ödeyecektir.

4.İbadette iki taraflı bir ilişki söz konusudur, rabbi ile kul arasındadır, hâlbuki zekâtta ise üçlü bir ilişki söz konusudur, rabbi, kul ve zekât verilecek kişi.

İslam hukukunda hiçbir ibadette kamu otoritesinin müdahalesi söz konusu değil iken, zekâtta kamu otoritesinin zorlaması vardır.

5.Zekât, kendisine miras veya başka bir yolla mal kalan akıl baliğ olmayan küçük çocuktan da alınır. Bunun muhatabı çocuğun vasisidir, onun tarafından hesaplanarak küçük adına ödenecektir. Nedenine gelince zekât; bir ibadet değil, mükellefiyettir. Mal varlığı, nisabı (matrahı) aşan herkesten alınır, küçük büyük fark etmez.

6.Zekât, konuşmacının iddia ettiği gibi değil, ayette de bahsedildiği gibi sadece Müslümanlara değil, kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimselere de verilebilir.

Siz; bütün bu söylediklerime bakmayın biz bilmeyiz, Diyanet ve İlahiyatçı sınıf ne derse o!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.