Geçen gün yazdığım şeriat dindir konulu köşe yazımdan sonra gelen mesajlar ve yapılan yorumlar üzerine bu konuda bir yazı daha yazmam elzem oldu. Bu gibi geniş ve uzun konuları bir köşe yazısı içine sığdırmak zor ama zaten biz de ana başlıkları yazıyoruz.
Yapılan yorumların, gönderilen mesajların ortak noktası; şeriatın gericilik olduğu, cumhuriyet karşıtı olduğu gibi klasik malum söylemler.
Eleştirenlerin, sözleşmiş gibi iddialarına getirdikleri deliller de Suudi Arabistan, İran vb. gibi şeriatla yönetildiğini iddia ettikleri ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, kadınların eşit haklara sahip olmaması, antidemokratik uygulamalar vb. söylemler.
Bir başka delileri de ülkemizdeki bazı hacı, hoca, dindar takımının ve cemaatlerin söylem ve davranışları ile kullandıkları argümanlar.
Bu sığ düşünce ve iddiaları dikkate alarak böyle bir cevabi nitelikte yazı ile uğraşmak gerekir mi, aslında gerekmez ama ben yine de gereksiz bir iş yapayım istedim.
Bazı ülkelerin, şeriat yani dini yasalar ile yönetiyoruz demeleri kendilerini bağlar, zaten bu da doğru değildir. Uygulamalarının inandıkları dine uygun olup olmadığına bakmak lazım. Baktığımızda da bu ülkelerin hiçbirinin adını kullanmaktan başka İslam ile bir ilgilerinin olmadığıdır. O ülkeler İslam’ın temsilcisi değildir, uygulamaları İslami değildir, din kılıfı içerisinde kendi uydurdukları bir yapıdır.
Bize göre dini kuralların tam manası ile uygulandığı Hz. Muhammet (S.A.V.) dönemi hariç hiçbir dönem olmamıştır. Buna dört halife dönemi de dahil, Prof. Dr. Ahmet Akbulut hocanın “Sahabe Dönemi İktidar Kavgası” adlı eseri meraklılarını aydınlatacak bilgilerle doludur.
Bir tek örnek vererek sistemin yanlışlığını belirtmek gerekirse İslam Hukukunda yönetimin babadan oğula geçmesi doğru değildir. İslam inanışına aykırıdır.
Ülkemizde kendini Müslüman diye tanımlayan bir kısım kişilerin yaptıklarına bakarak dinin bu olduğunu sanmak o kişilerin cehaleti kadar bu argümanları kullananların da cehaletinin sonucudur. Ya da Türk filmlerini çokça izlemiş olmalarının sonucudur.
Filan sakalı, filan cübbeli, filan hacı, beş vakit namazını kılan adam, şöyle dedi, böyle yaptı diye serzenişler sergileyip, kahrolsun şeriat diye ortalıkta gezinmek; eğer gayrimüslim değilseniz İslam’ı yani dinin ne olduğunu bilmemektir.
İslam’ın kaynağı ve esasları Kur’an ve Sahih Hadislerdir. Bunun habercisi, elçisi olan Hz. Muhammed (S. A. V.) ve onun yaptıkları, söyledikleridir. Bunlarla ilgili bir yanlış var diyorsanız onu konuşalım.
Hatta tarih boyunca mezhep imamları da dahil olmak üzere birçok İslam alimi döneminde sosyal, siyasi, hukuki, iktisadi velhasıl insanı ilgilendiren her konuda düşünce görüş belirtmiş, çeşitli fetvalar vermişlerdir. Onların dahi söyledikleri kendilerini bağlar, bugün o içtihatlara aykırı düşünceler oluşabilir. Bu da dinamik bir hayat içinde olağan bir durumdur.
Bugün bir Müslümanın kendini onlarla bağlı hissetmemesi de doğaldır, o görüşler o gün için hayatı tanzim etmeye yönelik hukuki görüşler olabilir, ama bugün; her şey o günden çok daha farklıdır.
Yukarıda bahsettiğim gibi ölçü bellidir ve tekdir. Onun dışındaki her şey eskilerin deyimi ile lafı güzaftır.
Hayatı boyunca okul kitapları dışında başka hiçbir kitap okumamış, Türk filmlerinin etkisinde kalmış, Google öğrencisi “Kahrolsun Şeriat” diye bağıran arkadaşlara bir tavsiyem; bir şey biliyorsanız söyleyin öğrenelim ders alalım, bilmiyorsanız susun…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ALİ SEYDİ ÇAKIREL
Kahrolsun Şeriat!
Geçen gün yazdığım şeriat dindir konulu köşe yazımdan sonra gelen mesajlar ve yapılan yorumlar üzerine bu konuda bir yazı daha yazmam elzem oldu. Bu gibi geniş ve uzun konuları bir köşe yazısı içine sığdırmak zor ama zaten biz de ana başlıkları yazıyoruz.
Yapılan yorumların, gönderilen mesajların ortak noktası; şeriatın gericilik olduğu, cumhuriyet karşıtı olduğu gibi klasik malum söylemler.
Eleştirenlerin, sözleşmiş gibi iddialarına getirdikleri deliller de Suudi Arabistan, İran vb. gibi şeriatla yönetildiğini iddia ettikleri ülkelerdeki insan hakları ihlalleri, kadınların eşit haklara sahip olmaması, antidemokratik uygulamalar vb. söylemler.
Bir başka delileri de ülkemizdeki bazı hacı, hoca, dindar takımının ve cemaatlerin söylem ve davranışları ile kullandıkları argümanlar.
Bu sığ düşünce ve iddiaları dikkate alarak böyle bir cevabi nitelikte yazı ile uğraşmak gerekir mi, aslında gerekmez ama ben yine de gereksiz bir iş yapayım istedim.
Bazı ülkelerin, şeriat yani dini yasalar ile yönetiyoruz demeleri kendilerini bağlar, zaten bu da doğru değildir. Uygulamalarının inandıkları dine uygun olup olmadığına bakmak lazım. Baktığımızda da bu ülkelerin hiçbirinin adını kullanmaktan başka İslam ile bir ilgilerinin olmadığıdır. O ülkeler İslam’ın temsilcisi değildir, uygulamaları İslami değildir, din kılıfı içerisinde kendi uydurdukları bir yapıdır.
Bize göre dini kuralların tam manası ile uygulandığı Hz. Muhammet (S.A.V.) dönemi hariç hiçbir dönem olmamıştır. Buna dört halife dönemi de dahil, Prof. Dr. Ahmet Akbulut hocanın “Sahabe Dönemi İktidar Kavgası” adlı eseri meraklılarını aydınlatacak bilgilerle doludur.
Bir tek örnek vererek sistemin yanlışlığını belirtmek gerekirse İslam Hukukunda yönetimin babadan oğula geçmesi doğru değildir. İslam inanışına aykırıdır.
Ülkemizde kendini Müslüman diye tanımlayan bir kısım kişilerin yaptıklarına bakarak dinin bu olduğunu sanmak o kişilerin cehaleti kadar bu argümanları kullananların da cehaletinin sonucudur. Ya da Türk filmlerini çokça izlemiş olmalarının sonucudur.
Filan sakalı, filan cübbeli, filan hacı, beş vakit namazını kılan adam, şöyle dedi, böyle yaptı diye serzenişler sergileyip, kahrolsun şeriat diye ortalıkta gezinmek; eğer gayrimüslim değilseniz İslam’ı yani dinin ne olduğunu bilmemektir.
İslam’ın kaynağı ve esasları Kur’an ve Sahih Hadislerdir. Bunun habercisi, elçisi olan Hz. Muhammed (S. A. V.) ve onun yaptıkları, söyledikleridir. Bunlarla ilgili bir yanlış var diyorsanız onu konuşalım.
Hatta tarih boyunca mezhep imamları da dahil olmak üzere birçok İslam alimi döneminde sosyal, siyasi, hukuki, iktisadi velhasıl insanı ilgilendiren her konuda düşünce görüş belirtmiş, çeşitli fetvalar vermişlerdir. Onların dahi söyledikleri kendilerini bağlar, bugün o içtihatlara aykırı düşünceler oluşabilir. Bu da dinamik bir hayat içinde olağan bir durumdur.
Bugün bir Müslümanın kendini onlarla bağlı hissetmemesi de doğaldır, o görüşler o gün için hayatı tanzim etmeye yönelik hukuki görüşler olabilir, ama bugün; her şey o günden çok daha farklıdır.
Yukarıda bahsettiğim gibi ölçü bellidir ve tekdir. Onun dışındaki her şey eskilerin deyimi ile lafı güzaftır.
Hayatı boyunca okul kitapları dışında başka hiçbir kitap okumamış, Türk filmlerinin etkisinde kalmış, Google öğrencisi “Kahrolsun Şeriat” diye bağıran arkadaşlara bir tavsiyem; bir şey biliyorsanız söyleyin öğrenelim ders alalım, bilmiyorsanız susun…