Salgında günlük ölüm sayıları yüksek seviyeleri sürdürürken, özellikle yan etki riskinden korkarak hala aşı olmaktan çekinenler de var.

Bir de tamamen aşı karşıtı olanlar!..

Uzmanlar ise her fırsatta sosyal medya üzerinden ortaya atılan aşılara yönelik asılsız iddialara kulak asılmaması uyarısında bulunmayı sürdürmekte.

Şu ana kadar dünyada 4 milyar dolayında kişiye uygulanan bu aşılarda endişe uyandıran bir yan etki gözlenmediği açıklanmakta...

Ancak dünya genelinde salgın nedeniyle yaklaşık 4,5 milyon kişi yaşamını yitirdi.

Okulların da açıldığı bu süreçte endişe büyümekte...

Sağlık bakanlığı, uzmanlar aşıların bugün bulaşıcı hastalıkların önlenmesindeki en önemli silahımız olduğunu açıklıyor sürekli...

Kuşkusuz bu silahın doğru kullanarak toplumsal bağışıklığa ulaşmamız gerekiyor.

* * *

Aşı olmamakta ısrar edenlerin bir kısmı kararsız, bir kısmı ise tamamen karşıt...

Kararsızlığın bilgisizlikten, yanlış bilgiden kaynaklandığı açık...

Aşıların üretim süreçlerinden kuşku duymaları ve güven eksikliği büyük etken kararsızlıkta.

Karşıt olanlarınsa aşıların koruyucu olmadığı varsayımıyla aşı olmaktansa hasta olmayı yeğlemekte...

Aşı olmadığı için yoğun bakıma giren birçok hasta pişmanlığını dile getirse de.

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarına göre hasta olup yoğun bakıma giren yahut ölenlerin büyük bir kısmı (yüzde 90) aşı olmamış yahut aşıları tamamlanmamış kişiler.

Bu gerçek bile aşı kararsızlarını ve karşıtlarını tam ikna edememiş durumda.

Kararsızlığı giderecek şey hiç kuşku yok ki yoğun bir bilgilendirme ve ortaya çıkan sonuçları kamuoyuna yaymak.

Karşıtlara ise bilimsel yaklaşım çözüm olabilir...

Uzmanlar aşılarda civa olduğuna yönelik iddiaların da doğru olmadığını, gen değişikliği gibi iddiaların ise gerçekten gülünç olduğunun altını çizmekteler.

* * *

Dünya artık aşı ile bağışıklanmayı kuşkusuz son yüzyılın en önemli olayı görmekte.   

Aşılanma programları ile tüm dünyada çiçek hastalığı, tetanoz gibi birçok hastalık önlenebilmekte.

Aşılanma ile birlikte bireysel önlemler de hala önemini ve geçerliliğini koruyor kuşkusuz.

Maske, mesafe ve hijyen aşıdan sonraki en önemli silahımız.

Kapalı ve kalabalık ortamlardan olabildiğince uzak durmamız gerekiyor hala.

Kapalı mekânlarda havalandırmanın unutulmaması gerektiğinin altını çiziyor uzmanlar.

Dış mekânlarda yüzeylerle olabildiğince temas edilmemesi, ellerin yüze götürülmemesi, ellerin sıkça su ve sabunla yıkanması, ellerin yıkanamadığı durumlarda alkol bazlı el dezenfektanı kullanılmasının önemi hala geçerliliğini sürdürüyor.

* * *

Türkiye'nin aşılamada oldukça iyi ilerlediği görülmekte...

2. doz aşılamada yüzde 60’lara varmamız önemli bir gelişme.

Toplumsal bağışıklık için 2. doz aşı olanların yüzde 80-85’leri bulması gerekiyormuş.

Bu açıdan aşı kararsızların ikna edilmesi, karşıtlarınsa zorlanması gerekiyor.

Toplumsal bağışıklık için yüzde 80-85 oranında 2. ve 3. doz aşılamayı gerçekleştirmemiz gerektiğini vurguluyor uzmanlar.

Hiç kuşku yok ki, 3. doz ile birlikte bu orana ulaşılsa da tamamen virüsün sıfırlanmayacağı, bu virüs ile tıpkı grip gibi yaşamaya da alışmamız gerekiyor.

Aşılama ile ağır hastalığı, ölümleri minimuma düşüreceğimizi ve bu virüs ile yaşamayı öğreneceğimizin altını çizmekte uzmanlar.