Ülkenin ve dünyanın gündemi; kişilere ve siyasi kuruluşlara göre değişik ve farklı…
Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınması için son onayın TBMM’den çıkması da bir gündem…Ülkemize F-16 savaş uçaklarının verilmesi kararı da…
Ülkemizde başka gerçek gündemler de var tabii ki biraz gölgede kalan…Önceki akşam emeklilere ek bir zam daha belirlenirken, bu zamların net ölçüsünün maaşların ellerine geçince ortaya çıkacağı da bir gündem…
Piyasalardaki kırılganlık ve tahsilat sıkıntısı, gerçekte yüzde 10’ları çoktan aşan işsizlik, toplumsal mutluluk/mutsuzluk, ölümlü trafik ve iş kazaları gibi yaşanan ciddi olaylar ne yazık ki gölgede kalıyor bugünlerde…
Ve Bursa’da her geçen gün kördüğüme dönen trafik sorunu…Yapılan onca yatırıma rağmen sabah ve akşam trafiğinde kilitlenen yollar, Bursa’da “bu sorunun çözülemeyeceği” gerçeği ile hiç çelişmiyor. Yetkililerin ”biz Bursa’nın trafik sorununu çözdük” iddialarına rağmen…
Yani sorunlar da bitmiyor bu ülkede ve yaşadığımız kentte…Yarattığımız gündemler de …
YAPAY ZEKA TEORİLERİ VE ENDÜSTRİ 4.0
Kafalar da karışık, hayatlarda…Elimde “ölü sistemlere hayır” diyen bir söz demeti var tam da bugünleri anlatan…Beni çok etkiliyor bu yorum, yaşadığımız bu zor günlerde…Onu paylaşayım sizlerle şimdi; “Bugün yaşadığımız ufacık bir değişiklik, bizi çok farklı bir yarına götürür. Yüksek ve zor yolları seçenler için büyük ödüller, yılların gerisinde saklıdır. Her seçim özensiz bir körlük içinde yapılır ve içinde bulunduğumuz dünya, bize hiçbir garanti sunmaz. Dünyadaki serüvenimizin en zor yanı; ölü sistemlerin üzerine olmayı reddetmek, onun yerine olabileceğimizin en yüce benliğini ifade etmektir. Ne kadar nitelikli ve hak eder olursak olalım, daha iyi bir hayata ancak bunu kendimiz için düşlediğimiz ve kendimize ona sahip olma iznini verdiğimiz zaman ulaşırız.”
Sosyal bilimci ve gazeteci-yazar Richard Bach’ın bu etkili sözleri, günümüzde bir insanın yaşam politikası için oldukça doğru mesajlar içeriyor kuşkusuz… Düşüncelerinin değişmesi ile birlikte insanın çevresindeki dünyanın da değişeceğini söyleyen Richard Bach, yaşamın her düzeyinde bireyin kalitesine ve insana yatırım yapılması gerektiğini öğütlüyor. ABD’li gazeteci-yazar Richard Bach; 1 milyondan fazla satan Martı isimli kitabı ile tüm dünyada tanınıyor ve yazdıkları hala ilgi görüyor.
Kısaca; “önce insan” diyebilen herkes için, bu yazarın sözleri bir şeyler ifade edecektir. Çünkü yeryüzündeki türlü teknolojik gelişmelerde bile, insanın önemi gittikçe artmaktadır. Endüstri 4.0’lara ve yapay zeka teorilerine rağmen…
Doğru ve gerçek gündeme giden yol, insandan geçiyor çünkü…Yapay zekanın bir ruhu yok ki…Makinelerin de…
Ama şimdi ne moda oldu biliyor musunuz..? Yapay zeka tarafından oluşturulan “sahte insan yüzleri” kullanılıyor sosyal medyada…Böyle yüzler oluşturan bir web sitesi var ve çok ilgi görüyor “olmayan insan fotoğrafları “yaratarak…İnsanlar sosyal medyada kendi fotoğrafları yerine AI(yapay zeka) tarafından yaratılan yeni fotoğrafını kullanıyor. İnsanların yeni maskesi, yapay zekanın yarattığı fotoğraflarından oluşuyor. Fotoğraflarda yer alan bu insanlar yok aslında…Ne garip değil mi..?
ÖNCE PARA VE GÜÇ GÖSTERİLERİ Mİ ?...
İşte bu önemli noktada: insanı insan yapan tüm özelliklerin ve değerlerin “tekrar gözden geçirilmesi” gerekiyor. Yaşadığımız zor günlerin gölgesinde kalan ayrıntılara hitaben…
Bu değerlendirme; aynı zamanda toplam yaşam kalitesinin dışına çıkarak, “önce para ve güç” diyen insanları da kapsayan geniş bir boyuta taşınabiliyor.
Şu anda toplumsal yaşamın içindeki etkin görünen birçok insan, “maskelerini takarak” yaşadıklarından olsa gerek, gerçek kimlik ve değerlerini unutmakta, böylece kendi içlerinde yarattıkları başka kişiliklerle tanıtmaktadırlar kendilerini… Sevginin ve dostluğun yerine, sadece parayı-gücü ön plana çıkaran insanların giderek çoğalmakta olduğu günümüzde, tüm manevi duygu ve düşünceler arka plana itilmekte ve insanlar mutlu olma/olabilme gerçeğini yüzlerine yeni-yeni maskeler takarak yaşamaktadırlar. O insanlarca mutlu ve huzurlu olmanın tek yolu: jeepler, arazi taşıtları, yatlar ve denize nazır villalar sahibi olmak, bankalarda bol sıfırlı mevduatlar açmak olarak görülebilir.
Doğru bir tespit mi bu peki..?
KENDİ OLMANIN METAFİZİK KURAMI ÜZERİNE
Artık takılan maskeler; yaşamın doğal kavranışına karşı yaratılmış zarif bir örtü veya bir aksesuar bile sayılabiliyor. Gerçek duygularını saklayan, yapay sevgiler taşıyan ve doğallıktan oldukça uzak sayılan bu yeni insan profilleri, kendi yarattıkları sahte bir evrende yine kendileri gibi düşünenlerle bir arada yaşarken, “kendi olmalarının metafiziğine ulaşma yerine, ülke ve dünya gerçeklerinden bir kaçış çizgisine varmanın” yanlışlığına da düşebiliyorlar.
İşte o yüzden herkesin gerçek gündemi kendine göre değişiyor.
Asıl olan; metafizik bir mutluluğa ulaşmanın doğal yolu olsa gerek…
Katkısız…Katışıksız…Sade ve gerçek…Özünden sapmadan/saptırmadan gerçekleri…
Yaşamın adı ve anlamına uygun yaşamak…
Profiller de gündeme uygun olmalı ama…İyi bir baba…Baba bir patron…Çalışkan bir memur…Verimli bir işçi…Sadık bir dost…Güvenilir bir arkadaş…Hayırlı bir evlat gibi…
Bu profilleri artırmak mümkün tabii ki…Ama önemli olan; dayanışmanın, güvenin, sadakatin ve sevginin/saygının içselleştiği bir İDEAL BİR İNSAN profilidir aslında…21.Yüzyılın çağdaş insanına yakışan…
Ve hayatlarımızdaki tüm günlük maskeleri atarak bir tarafa…
İnsan gibi olmaktır bence kendi olmanın metafiziği…
Artık son tahlilde…Her zaman ve her yerde…
ÖZLÜ SÖZLER: Anlarsın ki; aslında kimsenin farkı yok kimseden…Sadece biri daha iyi yalan söyler, öbürü daha iyi oynar oyunu…Hepsi bu…(Can YÜCEL)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
BİNAY KAZAN
FOTOĞRAFTAKİ BU İNSANLAR YOK ASLINDA..!
Ülkenin ve dünyanın gündemi; kişilere ve siyasi kuruluşlara göre değişik ve farklı…
Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya alınması için son onayın TBMM’den çıkması da bir gündem…Ülkemize F-16 savaş uçaklarının verilmesi kararı da…
Ülkemizde başka gerçek gündemler de var tabii ki biraz gölgede kalan…Önceki akşam emeklilere ek bir zam daha belirlenirken, bu zamların net ölçüsünün maaşların ellerine geçince ortaya çıkacağı da bir gündem…
Piyasalardaki kırılganlık ve tahsilat sıkıntısı, gerçekte yüzde 10’ları çoktan aşan işsizlik, toplumsal mutluluk/mutsuzluk, ölümlü trafik ve iş kazaları gibi yaşanan ciddi olaylar ne yazık ki gölgede kalıyor bugünlerde…
Ve Bursa’da her geçen gün kördüğüme dönen trafik sorunu…Yapılan onca yatırıma rağmen sabah ve akşam trafiğinde kilitlenen yollar, Bursa’da “bu sorunun çözülemeyeceği” gerçeği ile hiç çelişmiyor. Yetkililerin ”biz Bursa’nın trafik sorununu çözdük” iddialarına rağmen…
Yani sorunlar da bitmiyor bu ülkede ve yaşadığımız kentte…Yarattığımız gündemler de …
YAPAY ZEKA TEORİLERİ VE ENDÜSTRİ 4.0
Kafalar da karışık, hayatlarda…Elimde “ölü sistemlere hayır” diyen bir söz demeti var tam da bugünleri anlatan…Beni çok etkiliyor bu yorum, yaşadığımız bu zor günlerde…Onu paylaşayım sizlerle şimdi; “Bugün yaşadığımız ufacık bir değişiklik, bizi çok farklı bir yarına götürür. Yüksek ve zor yolları seçenler için büyük ödüller, yılların gerisinde saklıdır. Her seçim özensiz bir körlük içinde yapılır ve içinde bulunduğumuz dünya, bize hiçbir garanti sunmaz. Dünyadaki serüvenimizin en zor yanı; ölü sistemlerin üzerine olmayı reddetmek, onun yerine olabileceğimizin en yüce benliğini ifade etmektir. Ne kadar nitelikli ve hak eder olursak olalım, daha iyi bir hayata ancak bunu kendimiz için düşlediğimiz ve kendimize ona sahip olma iznini verdiğimiz zaman ulaşırız.”
Sosyal bilimci ve gazeteci-yazar Richard Bach’ın bu etkili sözleri, günümüzde bir insanın yaşam politikası için oldukça doğru mesajlar içeriyor kuşkusuz… Düşüncelerinin değişmesi ile birlikte insanın çevresindeki dünyanın da değişeceğini söyleyen Richard Bach, yaşamın her düzeyinde bireyin kalitesine ve insana yatırım yapılması gerektiğini öğütlüyor. ABD’li gazeteci-yazar Richard Bach; 1 milyondan fazla satan Martı isimli kitabı ile tüm dünyada tanınıyor ve yazdıkları hala ilgi görüyor.
Kısaca; “önce insan” diyebilen herkes için, bu yazarın sözleri bir şeyler ifade edecektir. Çünkü yeryüzündeki türlü teknolojik gelişmelerde bile, insanın önemi gittikçe artmaktadır. Endüstri 4.0’lara ve yapay zeka teorilerine rağmen…
Doğru ve gerçek gündeme giden yol, insandan geçiyor çünkü…Yapay zekanın bir ruhu yok ki…Makinelerin de…
Ama şimdi ne moda oldu biliyor musunuz..? Yapay zeka tarafından oluşturulan “sahte insan yüzleri” kullanılıyor sosyal medyada…Böyle yüzler oluşturan bir web sitesi var ve çok ilgi görüyor “olmayan insan fotoğrafları “yaratarak…İnsanlar sosyal medyada kendi fotoğrafları yerine AI(yapay zeka) tarafından yaratılan yeni fotoğrafını kullanıyor. İnsanların yeni maskesi, yapay zekanın yarattığı fotoğraflarından oluşuyor. Fotoğraflarda yer alan bu insanlar yok aslında…Ne garip değil mi..?
ÖNCE PARA VE GÜÇ GÖSTERİLERİ Mİ ?...
İşte bu önemli noktada: insanı insan yapan tüm özelliklerin ve değerlerin “tekrar gözden geçirilmesi” gerekiyor. Yaşadığımız zor günlerin gölgesinde kalan ayrıntılara hitaben…
Bu değerlendirme; aynı zamanda toplam yaşam kalitesinin dışına çıkarak, “önce para ve güç” diyen insanları da kapsayan geniş bir boyuta taşınabiliyor.
Şu anda toplumsal yaşamın içindeki etkin görünen birçok insan, “maskelerini takarak” yaşadıklarından olsa gerek, gerçek kimlik ve değerlerini unutmakta, böylece kendi içlerinde yarattıkları başka kişiliklerle tanıtmaktadırlar kendilerini… Sevginin ve dostluğun yerine, sadece parayı-gücü ön plana çıkaran insanların giderek çoğalmakta olduğu günümüzde, tüm manevi duygu ve düşünceler arka plana itilmekte ve insanlar mutlu olma/olabilme gerçeğini yüzlerine yeni-yeni maskeler takarak yaşamaktadırlar. O insanlarca mutlu ve huzurlu olmanın tek yolu: jeepler, arazi taşıtları, yatlar ve denize nazır villalar sahibi olmak, bankalarda bol sıfırlı mevduatlar açmak olarak görülebilir.
Doğru bir tespit mi bu peki..?
KENDİ OLMANIN METAFİZİK KURAMI ÜZERİNE
Artık takılan maskeler; yaşamın doğal kavranışına karşı yaratılmış zarif bir örtü veya bir aksesuar bile sayılabiliyor. Gerçek duygularını saklayan, yapay sevgiler taşıyan ve doğallıktan oldukça uzak sayılan bu yeni insan profilleri, kendi yarattıkları sahte bir evrende yine kendileri gibi düşünenlerle bir arada yaşarken, “kendi olmalarının metafiziğine ulaşma yerine, ülke ve dünya gerçeklerinden bir kaçış çizgisine varmanın” yanlışlığına da düşebiliyorlar.
İşte o yüzden herkesin gerçek gündemi kendine göre değişiyor.
Asıl olan; metafizik bir mutluluğa ulaşmanın doğal yolu olsa gerek…
Katkısız…Katışıksız…Sade ve gerçek…Özünden sapmadan/saptırmadan gerçekleri…
Yaşamın adı ve anlamına uygun yaşamak…
Profiller de gündeme uygun olmalı ama…İyi bir baba…Baba bir patron…Çalışkan bir memur…Verimli bir işçi…Sadık bir dost…Güvenilir bir arkadaş…Hayırlı bir evlat gibi…
Bu profilleri artırmak mümkün tabii ki…Ama önemli olan; dayanışmanın, güvenin, sadakatin ve sevginin/saygının içselleştiği bir İDEAL BİR İNSAN profilidir aslında…21.Yüzyılın çağdaş insanına yakışan…
Ve hayatlarımızdaki tüm günlük maskeleri atarak bir tarafa…
İnsan gibi olmaktır bence kendi olmanın metafiziği…
Artık son tahlilde…Her zaman ve her yerde…
ÖZLÜ SÖZLER: Anlarsın ki; aslında kimsenin farkı yok kimseden…Sadece biri daha iyi yalan söyler, öbürü daha iyi oynar oyunu…Hepsi bu…(Can YÜCEL)