Yeni bir yılın ilk günlerindeyiz. Ben de hayatlarınızda umut ve mutlulukların artmasını dileyerek başlıyorum 2024’ün bu ilk yazısına…
Biliyoruz ki; yaşam bir su gibi yarınlara akıyor ve yarınlar da yeni aylar-mevsimler ve yıllara ulaşıyor. Bazı insanlar için oldukça uzun, bazılarına da çok kısa gelen bu yaşam süreci içinde insanoğlu sayısız olaylarla karşılaşıyor ve birçok öykünün içinde yaşıyor.
Su gibi akıp giden ve yarınlara kavuşan yaşamın ayrıntılarında yer alan…
Bursa sokaklarında, adliye koridorlarında, hastane veya cezaevi koğuşlarında veya yaşanılan kentlerin/köylerin birçok farklı mekanında yaşanan ve iz bırakan yüz binlerce yaşam öyküsü....
Yaşanan ekonomik ve çevresel krizlerle birlikte sayıları giderek artan ibretlik hikayeler…
Hepsinden de çıkarılacak mesajlar, alınacak dersler var mutlaka…
Yaşam: bir öyküdür aslında…
Önemli olan; öykü gibi okunacak yaşamdan geriye “iyi bir insandı” izi bırakmak değil mi ?
İşte bende bugün sizlerle e-posta ile bana ulaşan bir yaşam öyküsünü paylaşmak istiyorum. Öfkenin ve zorunlu sonucu acının yaşandığı bir öykü bu...Yaşamın içinden kopup gelen bir hüzünlü hikaye belki de....
Yaşam da: böyle bir öykü değil mi aslında ?...
“SENİ ÇOK SEVİYORUM BABACIĞIM…”
Adam yeni aldığı siyah spor otomobiline bakmak için evinden çıktığında; 6
yaşındakikızının elindeki bir tornavida ve taşla bu otomobili çizdiğini görmüş. Hemen küçük kızının yanına koşan adam, otomobilin kaportasının tornavida ve taş ile hasar gördüğünü tespit etmiş. Yepyeni arabasının mahvolduğunu gören baba, o kızgınlıkla kızının elindeki taşı alarak bu aletle çocuğun ellerine vurmaya başlamış.
Bir süre sonra sakinleşen adam, kızının acı çığlıkları üzerine kaptığı gibi çocuğu hastaneye kaldırmış. Doktorlar çocuğun sağ elinin parmak kemiklerini kurtarmaya çalışmışlar ama ellerinden bir şey gelmemiş ve sağ elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmışlar. Çocuk yoğun geçen ameliyattan çıkıp narkozun etkisinden kurtulduğunda; bandajlı elini fark etmiş ve gayet masum bir ifade ile babasına şunları söylemiş:”Babacığım,arabana zararverdiğim için çok üzgünüm.Beni affet ! “
Çocuk daha sonra da sağ eline bakarak: ”Baba, benim parmaklarım ne zaman çıkar ?” diye bir soru sormuş.Adam içini çekmiş ve çok istemesine rağmen, bu soruya cevap verememiş.
Vicdan azabı çeken baba hastaneden çıkarak evine gelmiş. Arabasına bir kez daha bakmış. Kızının arabasının sol yanına “Babacığım seni çok seviyorum” yazdığını fark etmiş. Ve kızının sorduğu enzor sorunun ve arabasındaki anlamlı yazının ağırlığını taşıyamayacağına karar vererek yaşamına son vermiş “keşke” diye-diye…
SON PİŞMANLIK FAYDA ETMİYOR NE YAZIK Kİ…!
Bu hüzünlü ve anlamlı öyküde de görüldüğü gibi; yaşam bazen birçok acı sonucu, insanlara hiç beklemedikleri anlarda sunabiliyor.Çok sevdiğimiz insanlara karşı bile, bazen sabrımızı yitirerek,kırıcı olabiliyoruz.Hatta çok daha kötü sonuçlara ulaşarak,kalplerini kırabiliyoruz.
Kaportası zedelenen arabalar yenilenebiliyor ama insan kalplerindeki yaralar kolay kapanmıyor. Öfke ile kalkanın zararla oturabileceğinin hesabını iyi yapmak gerek…Yoksa son pişmanlık fayda etmiyor ve çok acı yaşam öyküleri böylece ortaya çıkabiliyor.
Bu gibi durumlarda; harekete geçmeden önce durup düşünmek, olası sonuçları değerlendirmek ve öyle davranmak gerek...Anlayış, sevgi ve sabırla hem de..
Keşke yerine, iyi ki demek için…!
Mutsuz ve acı bir sonla bitecek yaşam öyküsü yerine, mutlu ve umutlu sona erecek bir öykünün kahramanı olabilmek için…
Geride kalan yaşam diliminde; büyük pişmanlık duymamak için…
Atacağımız o büyük adıma dikkat etmeliyiz.
Çünkü arkada bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak,hiçbir zaman ölmemek demektir.
Ebedi ölüm ise; kalplerden çıkıp gitmek ve yok sayılmaktır.
O nedenle 2024 yılının bu il yazısındaki temel mesajım “Bu yıl keşkeler yerine iyikiler çoğalsın hayatlarınızda” oldu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
BİNAY KAZAN
KEŞKELER YERİNE İYİKİLER ÇOĞALSIN HAYATINIZDA..!
Yeni bir yılın ilk günlerindeyiz. Ben de hayatlarınızda umut ve mutlulukların artmasını dileyerek başlıyorum 2024’ün bu ilk yazısına…
Biliyoruz ki; yaşam bir su gibi yarınlara akıyor ve yarınlar da yeni aylar-mevsimler ve yıllara ulaşıyor. Bazı insanlar için oldukça uzun, bazılarına da çok kısa gelen bu yaşam süreci içinde insanoğlu sayısız olaylarla karşılaşıyor ve birçok öykünün içinde yaşıyor.
Yani; herkesin bir hikayesi var aslında...
Hikayelerin baş rol oyuncuları…Figüranları…
İyi, kötü, çirkin, güzel, mutlu ve mutsuz biten milyonlarca hikaye bu...
Su gibi akıp giden ve yarınlara kavuşan yaşamın ayrıntılarında yer alan…
Bursa sokaklarında, adliye koridorlarında, hastane veya cezaevi koğuşlarında veya yaşanılan kentlerin/köylerin birçok farklı mekanında yaşanan ve iz bırakan yüz binlerce yaşam öyküsü....
Yaşanan ekonomik ve çevresel krizlerle birlikte sayıları giderek artan ibretlik hikayeler…
Hepsinden de çıkarılacak mesajlar, alınacak dersler var mutlaka…
Yaşam: bir öyküdür aslında…
Önemli olan; öykü gibi okunacak yaşamdan geriye “iyi bir insandı” izi bırakmak değil mi ?
İşte bende bugün sizlerle e-posta ile bana ulaşan bir yaşam öyküsünü paylaşmak istiyorum. Öfkenin ve zorunlu sonucu acının yaşandığı bir öykü bu...Yaşamın içinden kopup gelen bir hüzünlü hikaye belki de....
Yaşam da: böyle bir öykü değil mi aslında ?...
“SENİ ÇOK SEVİYORUM BABACIĞIM…”
Adam yeni aldığı siyah spor otomobiline bakmak için evinden çıktığında; 6
yaşındaki kızının elindeki bir tornavida ve taşla bu otomobili çizdiğini görmüş. Hemen küçük kızının yanına koşan adam, otomobilin kaportasının tornavida ve taş ile hasar gördüğünü tespit etmiş. Yepyeni arabasının mahvolduğunu gören baba, o kızgınlıkla kızının elindeki taşı alarak bu aletle çocuğun ellerine vurmaya başlamış.
Bir süre sonra sakinleşen adam, kızının acı çığlıkları üzerine kaptığı gibi çocuğu hastaneye kaldırmış. Doktorlar çocuğun sağ elinin parmak kemiklerini kurtarmaya çalışmışlar ama ellerinden bir şey gelmemiş ve sağ elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmışlar. Çocuk yoğun geçen ameliyattan çıkıp narkozun etkisinden kurtulduğunda; bandajlı elini fark etmiş ve gayet masum bir ifade ile babasına şunları söylemiş:”Babacığım,arabana zarar verdiğim için çok üzgünüm.Beni affet ! “
Çocuk daha sonra da sağ eline bakarak: ”Baba, benim parmaklarım ne zaman çıkar ?” diye bir soru sormuş.Adam içini çekmiş ve çok istemesine rağmen, bu soruya cevap verememiş.
Vicdan azabı çeken baba hastaneden çıkarak evine gelmiş. Arabasına bir kez daha bakmış. Kızının arabasının sol yanına “Babacığım seni çok seviyorum” yazdığını fark etmiş. Ve kızının sorduğu en zor sorunun ve arabasındaki anlamlı yazının ağırlığını taşıyamayacağına karar vererek yaşamına son vermiş “keşke” diye-diye…
SON PİŞMANLIK FAYDA ETMİYOR NE YAZIK Kİ…!
Bu hüzünlü ve anlamlı öyküde de görüldüğü gibi; yaşam bazen birçok acı sonucu, insanlara hiç beklemedikleri anlarda sunabiliyor.Çok sevdiğimiz insanlara karşı bile, bazen sabrımızı yitirerek,kırıcı olabiliyoruz.Hatta çok daha kötü sonuçlara ulaşarak,kalplerini kırabiliyoruz.
Kaportası zedelenen arabalar yenilenebiliyor ama insan kalplerindeki yaralar kolay kapanmıyor. Öfke ile kalkanın zararla oturabileceğinin hesabını iyi yapmak gerek…Yoksa son pişmanlık fayda etmiyor ve çok acı yaşam öyküleri böylece ortaya çıkabiliyor.
Bu gibi durumlarda; harekete geçmeden önce durup düşünmek, olası sonuçları değerlendirmek ve öyle davranmak gerek...Anlayış, sevgi ve sabırla hem de..
Keşke yerine, iyi ki demek için…!
Mutsuz ve acı bir sonla bitecek yaşam öyküsü yerine, mutlu ve umutlu sona erecek bir öykünün kahramanı olabilmek için…
Geride kalan yaşam diliminde; büyük pişmanlık duymamak için…
Atacağımız o büyük adıma dikkat etmeliyiz.
Çünkü arkada bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak,hiçbir zaman ölmemek demektir.
Ebedi ölüm ise; kalplerden çıkıp gitmek ve yok sayılmaktır.
O nedenle 2024 yılının bu il yazısındaki temel mesajım “Bu yıl keşkeler yerine iyikiler çoğalsın hayatlarınızda” oldu.
Umudunuz da çok olsun 2024’te…Mutluluğunuz da….
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
ÖZLÜ SÖZLER: Yüreğinizin yaşını, saçlarınızdaki aklara bakarak söyleyemezsiniz. (Edward Bulwer LYTTON)