Geçenlerde sevgili Mehmet Ali Yılmaz; sağ olsun,incelik yapıp beni aldı arabasıyla gezdirdi.

Önce üşenip,mırın kırın ettim, ayak sürüdüm;ama,dostumun o tatlı dilli ısrarını kıramadım.

****************************

Hayat bana şunu öğretti; şu yalan dünyada kimseleri kırmamalı; bir dostu hele asla.

Hasetler, fesatlar, kinler, kibirler insanın gönlünü zehirler.

Bir çiçeği koklamak, bir hayvana sarılmak, bir deniz kıyısında yürümek, bir ağaca yaslanmak; gün doğumunu izlemek; hepsi ama hepsi insanlarla paylaştıysak daha bir anlamlı, daha bir güzel.

**************************

İnsan insana köprüdür; insan insanla tamamlanır; insan insanın tanığıdır.

Mesela ben sevgili Mehmet Ali’ye bakınca ömrümün bir kısmını görüyorum; onun o güzel yüzünün, o sımsıcak gülümseyişinin aynasından kendime yansıyorum; bütün dostlarım için geçerli bu.

****************************

Mehmet Ali ile kimi konularda farklı düşünüyor, farklı yazıyoruz; ama,ortak düşüncelerimiz, benzer hayallerimiz, iç içe geçmiş anılarımız, yaşanmışlıklarımız da çok.

İnsanı bütünlüğü içinde anlamalı. Kimse tam değil; eksiklerle, hatalarla, zayıflıklarla doluyuz.

Ve bunları bize söyleyecek, bizi eleştirecek, sarsacak; bizi kendimizle yüzleştirecek dost cümlelerine ihtiyacımız var.

Oysa kimileri çok kolay vazgeçebiliyor dostluklarından; kıymet bilmeyi öğrenmeli.

HOROZLAR TAVUKLAR  KAZLAR

Dağa yönelip,Dağyenice tarafına gidiyorken fark ettim.

Meğer dört duvar arasında zannettiğimden çok bunalmış; yalnızlığın boğuntusuna kapılmışım.

Filozof Pulutarkos’ın öğüdüne uyup,ıssız yerlerde kendim için bir alem oluyor;sanat  filmlerinden, müziklerden, kitaplardan, gazetelerden, maçlardan,köşe yazılarımdan bir evren  kuruyorum;ama,bir tür yalıtılmışlık, hayattan kopuş bu; hele de benim gibi dostlarıyla buluşmayı seven biri için.

**************************************

Muhabbet kuşum İlham’ı da alsa mıydım yanıma; o özgürlüğüne düşkün, asla durmaz ki kafesinde.

Ağaçların arasından tırmanan yolda, Mehmet Ali ile hayattan, anılardan sohbet ede ede (sanki anlaşmış gibi politikaya hiç girmeden) doğanın, yeşilliklerin içinden geçmek nasıl iyi geldi bana.

Hele bir ara yolda; horozlar, tavuklar, kazlar gördüm ya; çocuk gibi heyecanla ellerimi çırptım; nasıl özlemişim onları. Hisar’daki evimizin, bahçesindeki kümese gitti aklım.

****************************

İstedim ki, bir de eşek çıksın önümüze; ama olmadı. Eşeklerin boynuna sarılmayı, o hüzünlü güzel gözlerine bakmayı, çok ama çok severim.

Ne asil, ne sevimli, ne kalenderdirler eşekler.

Sevgili okur; madem eşekten söz açtım; İspanyol Yazar J. R. Jimenéz’in yazdığı; Platero adlı bir eşekle olan dostluğunu anlatan, ‘’Platero ile Ben Bir Endülüs Ağıtı’’ kitabını mutlaka al oku lütfen.

 

DÖNÜŞ YOLUNDA

Misi ve Dağyenice arasında bulunan; kamp kurmak, koşmak, balık tutmak, doğa yürüyüşü yapmak isteyenlerin mutlaka görmesi gereken Dağyenice Göleti’ne vardık sonunda.

Gölette bir süre durup dönme vakti gelince yola koyulduk. Hiç istemedim şehre varmayı . Doğada kalmak ne güzel olurdu; ah şu ömrümüze pranga vuran mecburiyetler.

Bir ara Mehmet Ali, Latin Rock müzisyeni, muhteşemelektro gitar üstadı Tele Santana ezgileri açtı. Latin ritimlerinin coşkulu sıcaklığında, Santana’nın insanı alıp götüren fişek gibi sololarıyla Bursa’ya yol aldık.

********************************

Cam, çelik, beton, asfalt bit bataklık oldu Bursa;rant için kıydık yeşilliğe; ihanet ettik şehrimize.

Doğadan, yaban hayattan kopmak insana hiç mi hiç iyi gelmedi. Salgın belasının bir nedeni de budur.

Doğayla barışık, soluk alan;  yeni şehirler, yeni hayatlar, yeni bir dünya kurmalı.

Kapitalizm kader değil kapitalizme teslim olmamalı.

‘’GÜLÜM’’

İşte böyledir hal-i pürmelalimiz ve dahi efkarımız sevgili Mehmedim Alim.

Hani şu sıralar uyku tutmuyor ya geceleri senle beni; ve hani sen, mesaj atıyorsun ya bana; ‘’Napıyon bakem gülüm’’ diye gece yarısı.

‘’Hayallerde yitirdiğim gençliğimi hatıralarda arıyorum gülüm.’’

**************

Mehmet Ali; rica ettin madem, eski bir Facebook paylaşımımla bitirmemi; öyle yapayım:

Sol…Sol…Sol…