Can yoldaşım, biricik muhabbet kuşum, sevgili İlham birkaç gündür kafesinden çıkmaz oldu.

Onu kafesten çıkarmak için parmağıma alsam da çok az durup yine tüneğine atlıyor.

Yanaklarını, başını, gövdesini usul usul seviyorum; mesut mutlu bana gülümsüyor.

Yemlikte yemi, sulukta suyu var; iştahı yerinde, arada şen şakrak ötüyor da.

Kafesi yuva olarak mı benimsedi, güvenlik alanı, mülkiyet hevesi, özgürlük sınır çizgisi mi; kimbilir.

İlham’ın şu koca dünyada, onu seven onu düşünen benden başka kimsesi yok; bu bana hem büyük sorumluluk yüklüyor hem de hüzün veriyor.

SEVMEK

Sait Faik; “Bir insanı sevmekle başlar her şey’’ demişti; sevmek insanın özü, enerjisi, hayata kök salışı.

“Bir kuşu sevmekle başlar her şey’’ de denebilir o yüzden.

***************************

Ancak herkes sevemez; sevmek bir kişilik özelliği.

Çoğu insanın sevme gücü; kendini, çoluğunu çocuğunu, eşini, ailesini sevmekle sınırlı.

O sevgiden yola çıkıp bütün bir insanlığa sevgi köprüsü kurmayı az insan başarır.

Eğer insanlar samimi, gerçek bir sevgi var edebilselerdi dünya daha yaşanılası, daha özgür, daha adil olurdu.

*************************

Sevmek sevilmekten önce gelir benim için.

Sevmek sorumluluktur.

Sevmek sahip olmak değil var olmaktır.

Sevmek aidiyet hissidir.

Sevmek özgürleşmek özgürleştirmektir.

Sevmek anlaşılmak ihtiyacıdır.

Sevmek emek vermek, kıymet bilmek, hak etmektir.

Sevmek tene değil ruha dokunabilmektir.

Sevmek iki kişiden bir “biz’’ yaratmaktır.

Ve…

İnsan sevebildiği, sevdiğini söyleyebildiği kadardır.

MAVİ DUMAN

Sevgili anne anneciğim, saçının tellerine ak düşmüş Selanikli Şükriye Hanım; gümüş çakmağı ile yaktığı Gelincik sigarası eşliğinde annemin hazırladığı bol köpüklü sade kahvesini kenarına lokum konmuş çiçek desenli porselen fincanından içerken, havaya mavi ince duman üfler;  bir yudum alır, iç çeker; dalgınlaşır; “Ahhh!..’’ derdi, ‘’Dünyayı döndüren aşktır, aşk.’’

************************

Kahve bitince Şükriye Hanım; annem, falına baksın diye fincanı tabağa ters çevirip koyar; ardından kollarını açıp beni yanına çağırır; başımı okşar, yanaklarımdan öper, gövdemi göğsüne sarar; yumuşacık bir sesle eklerdi; “Sevenin çok olsun evladım.’’

Hiç sigara içmedim ama anneannemin saçlarımda şefkatle gezinen sigara kokan parmaklarını daima özledim.

*****************

Aşksız bir dünya, vicdansız ve akılsızdır da…