Yıllar yıllar sonra, hedefsiz kalan bir Bursaspor’un son 6 haftadaki mücadelesini seyretmek üzere ekran başına kurulmuştuk. Genç çocukların onur mücadelesi, Vakıfköy evlatlarının ortaya koymaya çalıştığı direniş tablosu yüreklerimize su serperken, göğsümüzü kabartıyor.

Artık sinir de yok stres de… Eminim ki bu kaderi onlar böyle yaşamak istemezdi, hepsi bir pırlanta olan çocuklar en azından Play-Off görmeyi hak ediyordu.

Ve onların başındaki önce ağabeyleri ardından da hocaları Mustafa Er… Onun için de bir atılım ve çıkış yılıydı. Hatta ve hatta apolet senesiydi. Tüm olumsuzluklara rağmen birçok ilki de başardılar.

Can-ı gönülden kutlayarak başlayalım öncelikle bu genç ekibe.

Bursaspor yönetimi ise daha çok sansasyonları, kavgaları ve aksiyonlarıyla adlarından söz ettirebildi. Futbolcuların manidar Cuma mesajları, anlamlı paylaşımları ve imzaladıkları isyan deklarasyonlarına karşı herhangi bir atak geliştirmeyip itidalden ayrılmamaları önemliydi.

Ancak tabelaya ve puan durumuna bakıldığında sınıfı geçemedi, beklentileri karşılayamadı Timsah…

Bu duygularla Royal Hastanesi Bandırmaspor mücadelesine çıktı Yeşil Beyazlılar...

Kalede ‘berk’lerden Ata olan değil Can olan kalede yerini aldı. Rotasyon kaleden başlamıştı. Sezon sonunda sözleşmesi biten Ataberk’e bir mesaj mı yoksa rutin bir değişim mi henüz çözemesek de yerli yerinde bir değişim olarak adlandırabiliriz.

Taha sahada yerini alırken, sağ bek mevkiinde kimin oynayacağı ise merak konusuydu. Çünkü Mustafa Er, İsmail Çokçalış’ın sakatlığının ardından orada neredeyse bir ‘ben’i denememişti.

Elindeki sınırlı kadroyla çok da fazla hareket kabiliyeti yoktu, dar alanda kısa paslaşmalarla oraya en çok adapte olabileceği seçmeye çalışıyordu.

Bu maçın deneneni ise Ramazan Keskin oldu. Genç orta saha oyuncusu tüm iyi niyetiyle sahada elinden geleni yapmaya çalışsa da kan uyuşmazlığı olduğu ortadaydı.

Futbolda mevkiinizin orijini olması son derece kıymetli. Alternatifli kadro içerisinde mutlaka aradığınızı bulabilirsiniz.

Ancak bu ekip hem dar hem de genç olunca kabahati kimde aramak gerektiğine dair soru işaretleri de peşi sıra takılır elbette ki…

Orta sahada Emirhan ve Burak Altıparmak geçen maçlara vites düşürseler de takımın ayakta kalanları arasında yerlerini alabildi.

Burak Kapacak’ı oldukça hırslı gördüm bu mücadelede. Son dakikaya kadar oyunun içerisinde yer almayı başardı.

Kesik yiyen Batuhan’ın yerine Tuğbey de sağ kanada daha yakın olmaya çalıştı.

İleride de Bereket Sigorta Ümraniyespor karşısında golünü kaydeden Berat Altındiş formanın sahibi oldu.

Keyifsiz başladı mücadele, düşük tempoda iki takım oyuncularında da ramazan rehaveti görülüyor gibiydi.

Bursaspor’un rakip 18 içerisinde birkaç etkili olmaya çalıştığı pozisyon hariç pek bir numarası yoktu.

Soyunma odasında golsüz eşitlikle gidilecek zannedilirken, Ramazan Keskin’in uzaklaştıramadığı pozisyonda Bandırmaspor’dan Feyyaz topu tıngır mıngır Canberk’in solundan filelerle buluşturdu.

Soğuk duş etkisi yaratan golün refleksinin nasıl verileceği ise merak konusuydu.

Ramazan yadırgadığı mevkiinde bir de hata yapınca 46’da yerini Furkan Emre Ünver'e bıraktı.

İkinci yarıya daha arzulu başlayan Timsah üst üste fırsatları değerlendiremedi. Sahaya kaptan olarak çıkan ve yine bir varlık gösteremeyen Özer Hurmacı uygun durumda topu kaleci Kurtuluş'a nişanladı.

Ve 61’de oyunun kaderini değiştirecek oyuncu Eren Güler ile sadece yarım saat oynayabilecek Batuhan Kör sahaya dahil oldu.

85’nci dakikada gelişen atakta Burak Kapacak’ın ısrarı sonucu topla buluşan Eren Güler, Yeşil Beyazlı forma altında ilk resmi golünü kaydetti.

Rakip kaleyi abluka altına alan Timsah, öne geçmeyi çok istiyordu. Bu arada sağ kanatta oynayan Batuhan Kör’ün mevkiinden Yeşil Beyazlı eski oyuncu Del Valle adeta maden yakalamış sürekli bir şekilde atak geliştiriyordu.

Kimse ‘Kör’ değildi ve genç Batuhan sonradan da girdiği maçı da bitiremedi. Soyunma odasına doğru ağır adımlarla ilerlerken, Eren Güler kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydedince duraksadı. Sevince ortak olmuş gibi yaptı. Olası bir krizi de engelledi.

18 yaşındaki Eren Güler takımının 3 puana uzanmasındaki kahramanı oldu.

Ancak bu sefer dilimizi ısırarak konuşuyoruz.

Ali Akman’la başlayan Batuhan Kör’le devam eden övgü silsilemiz ne hallere geldi.

Yüzümüz artık inşallah ‘Güler’…

Önümüzdeki sezondan başlamak kaydıyla;

Bize de bir gün kader ‘Güler, ‘Güler’ inşallah!