Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri 1 Ekim olarak açıklandı.
Yani bugün itibarıyla, seçimlerin ilk ayağının yapılmasına 13 gün kaldı.
Bu bir seçim yarışı. Savaş değil.
Mesafeli, etik ve medeni bir seçim süreci, ardından gelecek rekabet ve hareket hem Bursa iş dünyası hem de biz basın mensupları açısından kıymetli. Açıkçası biz böyle bir rekabeti severiz.
Bu süreçte yaptığımız televizyon yayınlarında da, yazdığımız köşe yazılarında da hep aynı şeyi söyledik: Projeler yarışmalı.
Özer Matlı’nın da projelerini sabırsızlıkla beklediğimizi defalarca ifade ettik.
İbrahim Burkay projelerini açıkladı. Bugüne kadar hayata geçirdiği 60’ı aşkın projenin yanı sıra yeni dönem projelerini de anlattı. Gezdiği her yerde bunları anlatmaya devam ediyor.
Fakat buna karşılık Matlı ise geçtiğimiz aya kadar tek projem samimiyet ve şeffaflık dedi.
Ardından 28 Ağustos’ta Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı Vizyon 2040’ı anlatmak üzere bir basın daveti yapıldı.
Projeleri dinlemek için biz de toplantıda yerimizi aldık.
Ancak ekonomi muhabirliğinden gelen bir gazeteci olarak, proje adı altında anlatılanların bana hissettirdiği şey, Ticaret ve Sanayi Odası yönetimi için hazırlanmış bir çalışmadan çok, bir şirketin yönetimi için hazırlanmış bir çalışma oldu.
Ve bir tarafta gerçekleştirilen projeler varken, diğer tarafta seçim sürecinde projelerin yarışmayacağı da çok net bir şekilde ortaya çıktı.
Sorular ve cevapsız kalanlar
Özer Matlı tarafından sorulan sorulara cevap verildiği belirtiliyor.
Fakat ben soru sormak için mikrofonu bir hayli beklemek zorunda kaldım.
Kendisine, basın toplantısında yaptığı eleştirilerle ilgili sorular yönelttim.
İlk olarak Gıda İhtisas OSB’yi sordum.
Gıda İhtisas OSB’nin İbrahim Burkay ve ekibi tarafından kendilerinden görülerek projelendirildiğini söyledi.
Burada bir parantez açmak gerekiyor: Bu proje, İbrahim Burkay tarafından Özer Matlı’dan önce açıklanmıştı.
Özer Matlı’ya, seçimi kazanması durumunda Gıda İhtisas OSB’yi BTSO’nun mu, yoksa BTB’nin mi yapacağını sordum.
Özer Matlı daha konuşmadan salondan, “Ne fark eder, önemli olan hayata geçmesi” şeklinde bir ses yükseldi.
Özer Matlı ise soruyu geçiştirdi. Doğrudan bir cevap vermedi.
İkinci olarak TEKNOSAB’la ilgili eleştirisini sordum.
Yine net bir cevap alamadım.
Üçüncü sorum KOBİ OSB projesiyle ilgiliydi.
Anlatıldığı kadar yer olmadığı yönündeki eleştiriler ve Özer Matlı’nın doğu, batı ve kuzeyde üç bölgede KOBİ OSB yapacağını açıklamasının ardından, İbrahim Burkay tarafından açıklanan KOBİ OSB için kamulaştırma kararı çıktı ve talep toplanmaya başlandı.
Ben de “Siz bununla ilgili ne yapacaksınız?” diye sordum.
Bu soruya da net bir cevap vermedi Özer Matlı.
Zaten ayağı yere basan cevaplar alamadığım için teşekkür edip yerime oturdum.
Sorularıma cevap alamadığım için de toplantıyı eleştirmiş olmamak adına o basın toplantısıyla ilgili bir yazı yazmadım.
Peki bugün neden yazıyorum?
Bugün yazmamın nedeni, Ağustos ayında yaptığı basın toplantısını hatırlatan Özer Matlı’nın, mevcut yönetim anlayışını eleştirdiği basın bülteni.
İşte tam da bu nedenle yazıyorum.
Çünkü o toplantıda bir kadın gazetecinin rencide edilmesi ve bugüne kadar bunu yazmamış olmamdan dolayı bir kadın olarak kendimi eleştirmem gerektiğini düşünüyorum.
Hiç hoş bir tavır değildi.
Evet, eleştiri için oradaydı. Bunda hemfikiriz.
Fakat salonda bulunanlar tarafından dalga geçilmesi ve gülünmesi rahatsız ediciydi.
Bunu o gün de rahatsız edici buldum. Bugün de buluyorum.
Yarış medeni olduğu sürece güzel
Yazıya başlarken de belirttim.
Bu bir seçim yarışı.
Savaş değil.
Yarış medeni şekilde olursa güzeldir.
Ancak artık sosyal medyada bir savaşa dönüşür ve eleştirilere karşılık savaş ilan edilirse, iş medeni olmaktan çıkar.
Siz eğer projeler üzerinden değil de Bursaspor’a yaptığınız destekleri göstererek buradan destek isterseniz, o zaman akıllara şu soru gelir:
“Bugüne kadar yapılan destekler Bursaspor için değil de seçim yatırımı mıydı. Geçtiğimiz yıla kadar Bursaspor’a hangi destekleri yaptınız?”
Şunu da özellikle belirteyim:
Bursaspor kentimizin takımı.
Ben yıllarca kombine ile maç izlemiş, hatta Süper Lig şampiyonluk maçını da ikinci sırada izlemiş bir Bursaspor gönüllüsüyüm.
Dolayısıyla Bursaspor’a yapılan desteklerin benim için ne ifade ettiğini anlatmaya gerek yok.
Ama eğer bu destekler seçim sürecinde bir oy isteme aracına dönüştürülürse, o zaman bugüne kadar yapılan desteklerin anlamı da sorgulanır.
Hatta anlamını yitirir.
Etik meselesi
Kaldı ki mevcut yönetimde yer alan Abidin Şakir Özen’in de Özer Matlı’nın seçim çalışmalarında yer alması ve fotoğraf vermesi elbette en doğal hakkıdır.
Her ne kadar Matlı ile ticari bağlantıları olsa da kimsenin buna itirazı olamaz.
Ancak hâlâ yönetim kurulundan istifa etmemiş olması, bana göre etik açıdan tartışılması gereken bir durumdur.
Çünkü bir tarafta mevcut yönetimin içerisinde yer alıp diğer tarafta o yönetime karşı bir seçim çalışmasının içinde bulunmak, ister istemez soru işaretleri doğurur.
Benim derdim, bu seçimin gerçekten bir seçim yarışı olması.
Projelerin konuşulması.
Kim ne yapacak, hangi projeyi nasıl hayata geçirecek, Bursa iş dünyasına ne katacak; bunların tartışılması.
Eleştirinin de, cevabın da medeni olması.
Çünkü Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi kentin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olan bir kurumun seçimi, bir savaş meydanına dönüşmemeli.
Bursa iş dünyası projelerin yarışmasını hak ediyor. Biz basın mensupları da bunu izlemek, sorgulamak ve kamuoyuna aktarmak istiyoruz.
Ve açıkçası hâlâ aynı şeyi söylüyoruz:
Projeler yarışsın. İddialar değil.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CANSEL ORUÇ
Bu bir seçim yarışı, savaş değil
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri 1 Ekim olarak açıklandı.
Yani bugün itibarıyla, seçimlerin ilk ayağının yapılmasına 13 gün kaldı.
Bu bir seçim yarışı. Savaş değil.
Mesafeli, etik ve medeni bir seçim süreci, ardından gelecek rekabet ve hareket hem Bursa iş dünyası hem de biz basın mensupları açısından kıymetli. Açıkçası biz böyle bir rekabeti severiz.
Bu süreçte yaptığımız televizyon yayınlarında da, yazdığımız köşe yazılarında da hep aynı şeyi söyledik: Projeler yarışmalı.
Özer Matlı’nın da projelerini sabırsızlıkla beklediğimizi defalarca ifade ettik.
İbrahim Burkay projelerini açıkladı. Bugüne kadar hayata geçirdiği 60’ı aşkın projenin yanı sıra yeni dönem projelerini de anlattı. Gezdiği her yerde bunları anlatmaya devam ediyor.
Fakat buna karşılık Matlı ise geçtiğimiz aya kadar tek projem samimiyet ve şeffaflık dedi.
Ardından 28 Ağustos’ta Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı Vizyon 2040’ı anlatmak üzere bir basın daveti yapıldı.
Projeleri dinlemek için biz de toplantıda yerimizi aldık.
Ancak ekonomi muhabirliğinden gelen bir gazeteci olarak, proje adı altında anlatılanların bana hissettirdiği şey, Ticaret ve Sanayi Odası yönetimi için hazırlanmış bir çalışmadan çok, bir şirketin yönetimi için hazırlanmış bir çalışma oldu.
Ve bir tarafta gerçekleştirilen projeler varken, diğer tarafta seçim sürecinde projelerin yarışmayacağı da çok net bir şekilde ortaya çıktı.
Sorular ve cevapsız kalanlar
Özer Matlı tarafından sorulan sorulara cevap verildiği belirtiliyor.
Fakat ben soru sormak için mikrofonu bir hayli beklemek zorunda kaldım.
Kendisine, basın toplantısında yaptığı eleştirilerle ilgili sorular yönelttim.
İlk olarak Gıda İhtisas OSB’yi sordum.
Gıda İhtisas OSB’nin İbrahim Burkay ve ekibi tarafından kendilerinden görülerek projelendirildiğini söyledi.
Burada bir parantez açmak gerekiyor: Bu proje, İbrahim Burkay tarafından Özer Matlı’dan önce açıklanmıştı.
Özer Matlı’ya, seçimi kazanması durumunda Gıda İhtisas OSB’yi BTSO’nun mu, yoksa BTB’nin mi yapacağını sordum.
Özer Matlı daha konuşmadan salondan, “Ne fark eder, önemli olan hayata geçmesi” şeklinde bir ses yükseldi.
Özer Matlı ise soruyu geçiştirdi. Doğrudan bir cevap vermedi.
İkinci olarak TEKNOSAB’la ilgili eleştirisini sordum.
Yine net bir cevap alamadım.
Üçüncü sorum KOBİ OSB projesiyle ilgiliydi.
Anlatıldığı kadar yer olmadığı yönündeki eleştiriler ve Özer Matlı’nın doğu, batı ve kuzeyde üç bölgede KOBİ OSB yapacağını açıklamasının ardından, İbrahim Burkay tarafından açıklanan KOBİ OSB için kamulaştırma kararı çıktı ve talep toplanmaya başlandı.
Ben de “Siz bununla ilgili ne yapacaksınız?” diye sordum.
Bu soruya da net bir cevap vermedi Özer Matlı.
Zaten ayağı yere basan cevaplar alamadığım için teşekkür edip yerime oturdum.
Sorularıma cevap alamadığım için de toplantıyı eleştirmiş olmamak adına o basın toplantısıyla ilgili bir yazı yazmadım.
Peki bugün neden yazıyorum?
Bugün yazmamın nedeni, Ağustos ayında yaptığı basın toplantısını hatırlatan Özer Matlı’nın, mevcut yönetim anlayışını eleştirdiği basın bülteni.
İşte tam da bu nedenle yazıyorum.
Çünkü o toplantıda bir kadın gazetecinin rencide edilmesi ve bugüne kadar bunu yazmamış olmamdan dolayı bir kadın olarak kendimi eleştirmem gerektiğini düşünüyorum.
Hiç hoş bir tavır değildi.
Evet, eleştiri için oradaydı. Bunda hemfikiriz.
Fakat salonda bulunanlar tarafından dalga geçilmesi ve gülünmesi rahatsız ediciydi.
Bunu o gün de rahatsız edici buldum. Bugün de buluyorum.
Yarış medeni olduğu sürece güzel
Yazıya başlarken de belirttim.
Bu bir seçim yarışı.
Savaş değil.
Yarış medeni şekilde olursa güzeldir.
Ancak artık sosyal medyada bir savaşa dönüşür ve eleştirilere karşılık savaş ilan edilirse, iş medeni olmaktan çıkar.
Siz eğer projeler üzerinden değil de Bursaspor’a yaptığınız destekleri göstererek buradan destek isterseniz, o zaman akıllara şu soru gelir:
“Bugüne kadar yapılan destekler Bursaspor için değil de seçim yatırımı mıydı. Geçtiğimiz yıla kadar Bursaspor’a hangi destekleri yaptınız?”
Şunu da özellikle belirteyim:
Bursaspor kentimizin takımı.
Ben yıllarca kombine ile maç izlemiş, hatta Süper Lig şampiyonluk maçını da ikinci sırada izlemiş bir Bursaspor gönüllüsüyüm.
Dolayısıyla Bursaspor’a yapılan desteklerin benim için ne ifade ettiğini anlatmaya gerek yok.
Ama eğer bu destekler seçim sürecinde bir oy isteme aracına dönüştürülürse, o zaman bugüne kadar yapılan desteklerin anlamı da sorgulanır.
Hatta anlamını yitirir.
Etik meselesi
Kaldı ki mevcut yönetimde yer alan Abidin Şakir Özen’in de Özer Matlı’nın seçim çalışmalarında yer alması ve fotoğraf vermesi elbette en doğal hakkıdır.
Her ne kadar Matlı ile ticari bağlantıları olsa da kimsenin buna itirazı olamaz.
Ancak hâlâ yönetim kurulundan istifa etmemiş olması, bana göre etik açıdan tartışılması gereken bir durumdur.
Çünkü bir tarafta mevcut yönetimin içerisinde yer alıp diğer tarafta o yönetime karşı bir seçim çalışmasının içinde bulunmak, ister istemez soru işaretleri doğurur.
Benim derdim, bu seçimin gerçekten bir seçim yarışı olması.
Projelerin konuşulması.
Kim ne yapacak, hangi projeyi nasıl hayata geçirecek, Bursa iş dünyasına ne katacak; bunların tartışılması.
Eleştirinin de, cevabın da medeni olması.
Çünkü Bursa Ticaret ve Sanayi Odası gibi kentin ekonomik geleceğinde önemli bir yere sahip olan bir kurumun seçimi, bir savaş meydanına dönüşmemeli.
Bursa iş dünyası projelerin yarışmasını hak ediyor. Biz basın mensupları da bunu izlemek, sorgulamak ve kamuoyuna aktarmak istiyoruz.
Ve açıkçası hâlâ aynı şeyi söylüyoruz:
Projeler yarışsın. İddialar değil.