Uludağ’ın eteklerinden süzülen sular, şehrin içinden geçen dereler, pınarlar ve bereketli ovalar… Bursa’nın hikâyesinde suyun her zaman ayrı bir yeri oldu.
Ama son yıllarda bu hikâyenin rengi değişti.
Temiz akması gereken dereler kirli aktı. Bazılarının yanından geçerken insanın burnunu kapatması gerekti. Kötü kokular, çöpler, rüsubat ve haşereler, Bursa’nın suyla özdeşleşmiş kimliğine hiç yakışmayan görüntüler oluşturdu.
Üstelik geçtiğimiz yıl yaşadığımız susuzluk, suyun kıymetini hepimize bir kez daha hatırlattı.
Tam da bu nedenle bugünlerde derelerde başlayan temizlik çalışmalarına yalnızca “çevre temizliği” olarak bakmamak gerekiyor.
Bu çalışmalar, Bursa’nın kendi değerlerine yeniden sahip çıkmasının da bir işareti.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın göreve gelir gelmez altyapıdan asfalta, dere yataklarının temizliğinden çevre düzenlemelerine kadar başlattığı çalışmalar dikkat çekiyor.
Özellikle yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte dere temizliğine hız verilmiş durumda.
Nilüfer’deki çalışmalar bunun en somut örneklerinden biri.
Yıllardır kirliliği ve kötü kokusuyla gündeme gelen Nilüfer Çayı için artık başka bir tablo hedefleniyor.
BUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Nilüfer Çayı’nda 3 kazıcı yükleyici, 1 lastikli loder ve 6 kamyonla çalışma yaptı. Toplam 1.750 metrelik dere yatağı temizlendi.
Sadece görüntü değişmedi.
Dere çevresinde sivrisinek ve haşere oluşmasının da önüne geçilmesi hedeflendi.
Ayafatma Deresi’nde 3 bin metrelik alanda temizlik yapılırken, çalışmalar 16 metre uzun bomlu ekskavatörle sürdürüldü.
Ayvalı Dere’de ise 1.800 metrelik temizlik çalışması 18 metre uzun bomlu ekskavatörle gerçekleştirildi.
Balkan Mahallesi’ndeki beton derelerde de yaklaşık 2.700 metrelik alanda mini ekskavatör, lastikli ekskavatör ve vinç desteğiyle çalışma yapıldı.
Bursa’nın bir başka köşesinde, Gemlik’te ise mesele daha da önemli.
Karsak ve Çarşı derelerinde kapsamlı bir temizlik çalışması başlatıldı.
Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ Genel Müdürlüğü ve Tarım Peyzaj AŞ iş birliğiyle yürütülen çalışmalarda Karsak Deresi’nde 2.500 metre, Çarşı Deresi’nde ise 1.500 metre olmak üzere toplam 4 bin metrelik dere yatağı temizleniyor.
Başkan Vekili Şahin Biba’nın inceleme sırasında yaptığı açıklama ise bence çalışmanın en önemli tarafını ortaya koyuyor.
Çünkü mesele sadece deredeki çöpü temizlemek değil.
Asıl mesele, o çöpün ve kirliliğin dereye neden ulaştığını bulmak.
Biba da bunun altını özellikle çiziyor:
“Kirleten kaynakların kurutulması lazım.”
İşte asıl mesele tam da burada.
Bir dereyi temizlersiniz.
Bir süre sonra yeniden kirlenir.
Yeniden temizlersiniz.
Yine kirlenir.
Bu böyle devam ederse yapılan iş yalnızca günü kurtarmaktan ibaret olur.
Oysa hedef, kirleten kaynağı bulmak ve ortadan kaldırmak olmalı.
Karsak Deresi, Gemlik için sadece bir su yatağı değil. İlçe halkının günlük yaşamının bir parçası. Dolayısıyla burada yapılacak çalışma, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal bir kazanım anlamına geliyor.
Biba’nın “İnşallah işlemler bittikten sonra tertemiz bir dereyi Gemliklilere teslim edeceğiz” sözleri bu açıdan önemli.
Çünkü Bursa’nın dereleri yalnızca bugünün meselesi değil.
Bu dereler çocuklarımıza bırakacağımız Bursa’nın bir parçası.
Şehrin geleceği, yalnızca yeni yollar ve binalarla kurulmaz.
Temiz hava, temiz su, temiz dereler ve yaşanabilir çevre de bir şehrin medeniyet göstergesidir.
Bursa’nın yeniden “su şehri” olarak anılması için önce suyuna sahip çıkması gerekiyor.
Nilüfer Çayı’nın yeniden temiz akması, Karsak Deresi’nin kötü kokudan kurtulması, Ayvalı ve Ayafatma derelerinin çöplerden arındırılması bu nedenle küçümsenecek işler değil.
Bunlar, Bursa’nın kendi hafızasına dönmesinin adımlarıdır.
Dilerim temizlik çalışmaları sadece bugün için değil, yarınlar için de kalıcı olur.
Dilerim derelerimizi temizlemekle kalmayıp onları kirleten kaynakları da gerçekten kuruturuz.
Çünkü Bursa’ya yakışan; çöp taşıyan dereler değil, hayat taşıyan derelerdir.
Ve belki de yıllar sonra çocuklarımız yeniden “Bursa neden su şehri?” diye sorduğunda, cevabımız çok basit olur:
“Çünkü Bursa’nın dereleri yeniden temiz akıyor.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
CANSEL ORUÇ
Bursa’nın Dereleri Yeniden Hayat Buluyor
Bursa, boşuna “su şehri” diye anılmadı.
Uludağ’ın eteklerinden süzülen sular, şehrin içinden geçen dereler, pınarlar ve bereketli ovalar… Bursa’nın hikâyesinde suyun her zaman ayrı bir yeri oldu.
Ama son yıllarda bu hikâyenin rengi değişti.
Temiz akması gereken dereler kirli aktı. Bazılarının yanından geçerken insanın burnunu kapatması gerekti. Kötü kokular, çöpler, rüsubat ve haşereler, Bursa’nın suyla özdeşleşmiş kimliğine hiç yakışmayan görüntüler oluşturdu.
Üstelik geçtiğimiz yıl yaşadığımız susuzluk, suyun kıymetini hepimize bir kez daha hatırlattı.
Tam da bu nedenle bugünlerde derelerde başlayan temizlik çalışmalarına yalnızca “çevre temizliği” olarak bakmamak gerekiyor.
Bu çalışmalar, Bursa’nın kendi değerlerine yeniden sahip çıkmasının da bir işareti.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın göreve gelir gelmez altyapıdan asfalta, dere yataklarının temizliğinden çevre düzenlemelerine kadar başlattığı çalışmalar dikkat çekiyor.
Özellikle yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte dere temizliğine hız verilmiş durumda.
Nilüfer’deki çalışmalar bunun en somut örneklerinden biri.
Yıllardır kirliliği ve kötü kokusuyla gündeme gelen Nilüfer Çayı için artık başka bir tablo hedefleniyor.
BUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Hüdavendigar Kent Parkı’ndaki Nilüfer Çayı’nda 3 kazıcı yükleyici, 1 lastikli loder ve 6 kamyonla çalışma yaptı. Toplam 1.750 metrelik dere yatağı temizlendi.
Sadece görüntü değişmedi.
Dere çevresinde sivrisinek ve haşere oluşmasının da önüne geçilmesi hedeflendi.
Ayafatma Deresi’nde 3 bin metrelik alanda temizlik yapılırken, çalışmalar 16 metre uzun bomlu ekskavatörle sürdürüldü.
Ayvalı Dere’de ise 1.800 metrelik temizlik çalışması 18 metre uzun bomlu ekskavatörle gerçekleştirildi.
Balkan Mahallesi’ndeki beton derelerde de yaklaşık 2.700 metrelik alanda mini ekskavatör, lastikli ekskavatör ve vinç desteğiyle çalışma yapıldı.
Bursa’nın bir başka köşesinde, Gemlik’te ise mesele daha da önemli.
Karsak ve Çarşı derelerinde kapsamlı bir temizlik çalışması başlatıldı.
Büyükşehir Belediyesi, BUSKİ Genel Müdürlüğü ve Tarım Peyzaj AŞ iş birliğiyle yürütülen çalışmalarda Karsak Deresi’nde 2.500 metre, Çarşı Deresi’nde ise 1.500 metre olmak üzere toplam 4 bin metrelik dere yatağı temizleniyor.
Başkan Vekili Şahin Biba’nın inceleme sırasında yaptığı açıklama ise bence çalışmanın en önemli tarafını ortaya koyuyor.
Çünkü mesele sadece deredeki çöpü temizlemek değil.
Asıl mesele, o çöpün ve kirliliğin dereye neden ulaştığını bulmak.
Biba da bunun altını özellikle çiziyor:
“Kirleten kaynakların kurutulması lazım.”
İşte asıl mesele tam da burada.
Bir dereyi temizlersiniz.
Bir süre sonra yeniden kirlenir.
Yeniden temizlersiniz.
Yine kirlenir.
Bu böyle devam ederse yapılan iş yalnızca günü kurtarmaktan ibaret olur.
Oysa hedef, kirleten kaynağı bulmak ve ortadan kaldırmak olmalı.
Karsak Deresi, Gemlik için sadece bir su yatağı değil. İlçe halkının günlük yaşamının bir parçası. Dolayısıyla burada yapılacak çalışma, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal bir kazanım anlamına geliyor.
Biba’nın “İnşallah işlemler bittikten sonra tertemiz bir dereyi Gemliklilere teslim edeceğiz” sözleri bu açıdan önemli.
Çünkü Bursa’nın dereleri yalnızca bugünün meselesi değil.
Bu dereler çocuklarımıza bırakacağımız Bursa’nın bir parçası.
Şehrin geleceği, yalnızca yeni yollar ve binalarla kurulmaz.
Temiz hava, temiz su, temiz dereler ve yaşanabilir çevre de bir şehrin medeniyet göstergesidir.
Bursa’nın yeniden “su şehri” olarak anılması için önce suyuna sahip çıkması gerekiyor.
Nilüfer Çayı’nın yeniden temiz akması, Karsak Deresi’nin kötü kokudan kurtulması, Ayvalı ve Ayafatma derelerinin çöplerden arındırılması bu nedenle küçümsenecek işler değil.
Bunlar, Bursa’nın kendi hafızasına dönmesinin adımlarıdır.
Dilerim temizlik çalışmaları sadece bugün için değil, yarınlar için de kalıcı olur.
Dilerim derelerimizi temizlemekle kalmayıp onları kirleten kaynakları da gerçekten kuruturuz.
Çünkü Bursa’ya yakışan; çöp taşıyan dereler değil, hayat taşıyan derelerdir.
Ve belki de yıllar sonra çocuklarımız yeniden “Bursa neden su şehri?” diye sorduğunda, cevabımız çok basit olur:
“Çünkü Bursa’nın dereleri yeniden temiz akıyor.”