Evlilik, yalnızca iki insanın hayatı paylaşması değildir; o paylaşımın zamanla bir aileye dönüşmesidir. Gerçek aile, birinin sırtına binip yükünü artıran değil, sırtından yük alan insanlardan kurulur. Çünkü iyi niyet, sevginin görünmeyen hâlidir; söylenmeden hissedilen, istenmeden yapılan bir iyiliktir.
Aile olma bilinci, sadece eşler arasında değil, kuşaktan kuşağa taşınan bir değerdir. Anne-baba birbirine iyi niyetle yaklaşırsa, çocuk bunu görerek öğrenir. Çocuklar sözden çok davranıştan beslenir; bir bakıştaki şefkati, bir dokunuştaki huzuru içlerine alır. Evdeki huzurun dili sessizdir ama herkes onu duyar.
Bir baba, yorgun da olsa akşam sofrasına oturur, çocuğunun gününü dinlerse; bir anne, eşinin sessizliğini anlamaya çalışırsa; işte o evde iyi niyet dolaşır. Kimse kimsenin sırtına binmez, tam tersine herkes birbirinin yükünü taşır. Bu, görünmeyen bir dayanışmadır…adı bazen sabır olur, bazen anlayış, bazen de sadece sessiz bir tebessüm.
Aile olma bilinci, yalnızca çekirdek aileyle sınırlı değildir. Geniş ailede de aynı niyet, aynı bağ geçerlidir. Bir büyüğün bir sözüyle kırmadan öğüt vermesi, bir kardeşin diğeri için fedakârlık yapması, bir babannnenin torununa dua etmesi de bu zincirin halkalarıdır. Her biri, görünmeyen iyi niyetin yaşamın farklı köşelerinde beliren yansımalarıdır.
Görünmeyen iyi niyet bazen sofrada son lokmayı paylaşmaktır, bazen hastalanan aile ferdine gece sessizce çorba ısıtmaktır. Kimi zaman çocukların gürültüsüne sabır göstermek, kimi zaman yaşlı bir annenin aynı hikâyeyi üçüncü kez anlatmasına gülümseyerek eşlik etmektir. Bunların hiçbiri büyük bir olay değildir ama her biri evin duvarlarına sevgi sesi gibi işler.
Aile olmak, birlikte yaşamaktan çok, birlikte yaşatmaktır. İyi niyetle büyüyen her aile, nesiller boyunca güven duygusunu taşır. O evde çocuklar öğrenir ki, sevgi sadece sözle değil; davranışla, sabırla, fedakârlıkla kurulur.
Ve bir gün çocuklar büyüyüp kendi evlerini kurduğunda, anne-babasının o görünmeyen iyi niyetini içlerinde taşırlar. Çünkü gerçek miras mal değil, niyettir. O niyet, yeni yuvaların sessiz harcı olur.
Aile, bazen kalabalık bir sofra, bazen iki kişilik bir sessizliktir. Ama her hâlükârda bir dayanışmadır; biri yorulunca diğeri tutar, biri düşerse diğeri kaldırır. Birinin sırtına binmek değil, sırtından yük almaktır.
Ve belki de aile olmanın en sade, en insani tanımı budur:
Birbirine iyi gelmeye niyet etmek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
Aile Olma Bilinci ve Görünmeyen İyi Niyet
Evlilik, yalnızca iki insanın hayatı paylaşması değildir; o paylaşımın zamanla bir aileye dönüşmesidir. Gerçek aile, birinin sırtına binip yükünü artıran değil, sırtından yük alan insanlardan kurulur. Çünkü iyi niyet, sevginin görünmeyen hâlidir; söylenmeden hissedilen, istenmeden yapılan bir iyiliktir.
Aile olma bilinci, sadece eşler arasında değil, kuşaktan kuşağa taşınan bir değerdir. Anne-baba birbirine iyi niyetle yaklaşırsa, çocuk bunu görerek öğrenir. Çocuklar sözden çok davranıştan beslenir; bir bakıştaki şefkati, bir dokunuştaki huzuru içlerine alır. Evdeki huzurun dili sessizdir ama herkes onu duyar.
Bir baba, yorgun da olsa akşam sofrasına oturur, çocuğunun gününü dinlerse; bir anne, eşinin sessizliğini anlamaya çalışırsa; işte o evde iyi niyet dolaşır. Kimse kimsenin sırtına binmez, tam tersine herkes birbirinin yükünü taşır. Bu, görünmeyen bir dayanışmadır…adı bazen sabır olur, bazen anlayış, bazen de sadece sessiz bir tebessüm.
Aile olma bilinci, yalnızca çekirdek aileyle sınırlı değildir. Geniş ailede de aynı niyet, aynı bağ geçerlidir. Bir büyüğün bir sözüyle kırmadan öğüt vermesi, bir kardeşin diğeri için fedakârlık yapması, bir babannnenin torununa dua etmesi de bu zincirin halkalarıdır. Her biri, görünmeyen iyi niyetin yaşamın farklı köşelerinde beliren yansımalarıdır.
Görünmeyen iyi niyet bazen sofrada son lokmayı paylaşmaktır, bazen hastalanan aile ferdine gece sessizce çorba ısıtmaktır. Kimi zaman çocukların gürültüsüne sabır göstermek, kimi zaman yaşlı bir annenin aynı hikâyeyi üçüncü kez anlatmasına gülümseyerek eşlik etmektir. Bunların hiçbiri büyük bir olay değildir ama her biri evin duvarlarına sevgi sesi gibi işler.
Aile olmak, birlikte yaşamaktan çok, birlikte yaşatmaktır. İyi niyetle büyüyen her aile, nesiller boyunca güven duygusunu taşır. O evde çocuklar öğrenir ki, sevgi sadece sözle değil; davranışla, sabırla, fedakârlıkla kurulur.
Ve bir gün çocuklar büyüyüp kendi evlerini kurduğunda, anne-babasının o görünmeyen iyi niyetini içlerinde taşırlar. Çünkü gerçek miras mal değil, niyettir. O niyet, yeni yuvaların sessiz harcı olur.
Aile, bazen kalabalık bir sofra, bazen iki kişilik bir sessizliktir. Ama her hâlükârda bir dayanışmadır; biri yorulunca diğeri tutar, biri düşerse diğeri kaldırır. Birinin sırtına binmek değil, sırtından yük almaktır.
Ve belki de aile olmanın en sade, en insani tanımı budur:
Birbirine iyi gelmeye niyet etmek.