Hava Durumu

Boşanma Sürecinde Takıntı, Güç ve Ölüm…Sahip Olma Kültürünün Karanlık Yüzü

Yazının Giriş Tarihi: 09.04.2026 13:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.04.2026 13:09

Boşanma bir imza değildir.
Bir bağın çözülmesidir. Ancak bazı zihinlerde bu çözülme bir yenilgiye dönüşür.

Evlilik yalnızca iki insanın birlikteliği değildir; kimliktir, statüdür, alışkanlıktır, aidiyettir.
Yıllar içinde “biz” duygusu benliğe karışır. Ayrılık geldiğinde ise yalnızca eş değil, o kimlik de sarsılır.

Sağlıklı bir zihin acı çeker ama kabul eder.
Takıntılı zihin ise kaybı değil, kontrolün elden gitmesini yaşar.

İşte kırılma noktası burasıdır.

Takıntı, sevginin devamı değildir.
Sevgi karşısındakini özne olarak görür.
Takıntı ise nesneleştirir.

“Benim eşim.”
“Benim ailem.”
“Benim düzenim.”

Bu cümlelerdeki “benim”, aidiyetten çok sahiplik içerdiğinde tehlike başlar.
Çünkü sahiplik sarsıldığında ego yaralanır. Yaralanan ego ise çoğu zaman merhamet üretmez; güç üretmeye çalışır.

Boşanma sürecinde süreci uzatma, cevap vermeyerek cezalandırma, ekonomik baskı kurma, çocuk üzerinden manipülasyon yapma…
Bunların hiçbiri sevgi değildir. Bunlar kontrolü yeniden kurma çabasıdır.

Şiddet bir anda başlamaz.
Önce dilde başlar.
Sonra zihinde meşrulaşır.
En sonunda davranışa dönüşür.

Toplumda ölümle sonuçlanan birçok ilişkinin arkasında ani bir öfke değil;
uzun süre kabullenilememiş bir ayrılık ve kırılmış bir güç algısı vardır.
Ayrılığı “terk edilmek” değil, “itibar kaybı” olarak yaşayan zihin, bunu telafi etmeye çalışır.
Bazen mahkemede, bazen ekonomik baskıyla, bazen psikolojik yıpratmayla…
Ve bazen daha korkunç yollarla.

En tehlikeli düşünce şudur:
“Bensiz yaşayamaz.”
Bir üst aşaması ise şudur:
“Benimle yaşamayacaksa, hiç yaşamayacak.”

Bu artık sevginin değil, varoluşsal bir tehdit algısının ürünüdür.

Oysa gerçek güç kontrol etmek değildir.
Gerçek güç kaybı taşıyabilmektir.
Gerçek olgunluk terk edilince yok etmek değil; yeniden var olabilmektir.

Ayrılık can yakar.
Ama hiçbir incinmiş ego bir hayatın bedeli olamaz.

Bir ilişki bittiğinde insanın kalbi kırılabilir.
Fakat kalp kırıklığı vicdan kırılmasına dönüşmemelidir.

Çünkü sevgi özgür bırakır.
Sahip olmak zincirler.
Takıntı ise zinciri koparmaya çalışanı cezalandırır.

Ve bazen mesele boşanma değildir.
Mesele, “bitti” kelimesini kabullenemeyen zihindir.

Uzm.İş ve Aile Danışmanı

Emine Çizmeli Erikel

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.