İoanna Kuçuradi’nin anısına
Merhaba Yeni Marmara okuyucuları,
Felsefe ve insan hakları alanında Türkiye’nin önemli düşünürlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi geçtiğimiz günlerde kaybettik. Ardında yalnızca eserler değil, insanı ve insan olmayı yeniden düşünmemizi sağlayacak sorular bıraktı.
Kuçuradi’nin “hak” ve “çıkar” üzerine düşünürken yaptığı ayrım, bugün günlük hayatımıza baktığımızda üzerinde özellikle durmayı gerektiriyor.
Çünkü “Bu benim hakkım” cümlesini ne kadar kolay kuruyoruz.
Eşler birbirine, anne babalar çocuklarına, çalışanlar yöneticilerine, yöneticiler çalışanlarına…
Herkes kendi tarafından baktığında, kendi isteğini ve yararını hak olarak görebiliyor.
Oysa her istediğimiz şey hakkımız değildir.
İşte tam burada hak ile çıkar birbirinden ayrılıyor.
Bir insanın hakkı olanı istemesi başka, kendi çıkarını hak olarak sunması başka.
Bir eşin evlilikte her istediğinin yapılmasını beklemesi hak mıdır?
Bir anne babanın çocuğu adına verdiği her karar ebeveynlik hakkı mıdır?
Bir yöneticinin sahip olduğu makam, çalışanı üzerinde sınırsız bir güç kullanma hakkı verir mi?
Bu soruların her birinde kendimize dönüp bakmamız gerekiyor.
Çünkü bazen hak aradığımızı düşünürken aslında çıkarımızı koruyor olabiliriz.
Daha da önemlisi, kendi çıkarımızı hak olarak gördüğümüzde karşımızdakinin hakkını görmemeye başlayabiliriz.
Belki de ilişkilerimizdeki birçok çatışmanın altında “Ben haklıyım” ısrarından önce, “Benim hakkım gerçekten ne?” sorusunu sormamamız yatıyor.
Adalet de tam burada başlıyor.
Herkesin istediğini elde etmesinde değil; hangi durumda, kimin hangi hakkının söz konusu olduğunu görebilmekte…
İoanna Kuçuradi’nin ardından bize düşen, onun düşüncelerini yalnızca anmak değil, hayatımızın içinde yeniden düşünmek.
Bugün kendimize şu soruyu sorabiliriz:
Savunduğum şey gerçekten hakkım mı, yoksa çıkarım mı?
Belki de insanın kendisine sorabileceği en zor sorulardan biri bu.
Çünkü başkasını sorgulamak kolaydır.
Kendi çıkarımıza “hak” adını verip vermediğimizi sorgulamak ise cesaret ister.
İoanna Kuçuradi’yi saygıyla anıyorum.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır; fakat insanı düşünmeye çağıran soruları yaşamaya devam eder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
Hak mı, Çıkar mı?
İoanna Kuçuradi’nin anısına
Merhaba Yeni Marmara okuyucuları,
Felsefe ve insan hakları alanında Türkiye’nin önemli düşünürlerinden Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi geçtiğimiz günlerde kaybettik. Ardında yalnızca eserler değil, insanı ve insan olmayı yeniden düşünmemizi sağlayacak sorular bıraktı.
Kuçuradi’nin “hak” ve “çıkar” üzerine düşünürken yaptığı ayrım, bugün günlük hayatımıza baktığımızda üzerinde özellikle durmayı gerektiriyor.
Çünkü “Bu benim hakkım” cümlesini ne kadar kolay kuruyoruz.
Eşler birbirine, anne babalar çocuklarına, çalışanlar yöneticilerine, yöneticiler çalışanlarına…
Herkes kendi tarafından baktığında, kendi isteğini ve yararını hak olarak görebiliyor.
Oysa her istediğimiz şey hakkımız değildir.
İşte tam burada hak ile çıkar birbirinden ayrılıyor.
Bir insanın hakkı olanı istemesi başka, kendi çıkarını hak olarak sunması başka.
Bir eşin evlilikte her istediğinin yapılmasını beklemesi hak mıdır?
Bir anne babanın çocuğu adına verdiği her karar ebeveynlik hakkı mıdır?
Bir yöneticinin sahip olduğu makam, çalışanı üzerinde sınırsız bir güç kullanma hakkı verir mi?
Bu soruların her birinde kendimize dönüp bakmamız gerekiyor.
Çünkü bazen hak aradığımızı düşünürken aslında çıkarımızı koruyor olabiliriz.
Daha da önemlisi, kendi çıkarımızı hak olarak gördüğümüzde karşımızdakinin hakkını görmemeye başlayabiliriz.
Belki de ilişkilerimizdeki birçok çatışmanın altında “Ben haklıyım” ısrarından önce, “Benim hakkım gerçekten ne?” sorusunu sormamamız yatıyor.
Adalet de tam burada başlıyor.
Herkesin istediğini elde etmesinde değil; hangi durumda, kimin hangi hakkının söz konusu olduğunu görebilmekte…
İoanna Kuçuradi’nin ardından bize düşen, onun düşüncelerini yalnızca anmak değil, hayatımızın içinde yeniden düşünmek.
Bugün kendimize şu soruyu sorabiliriz:
Savunduğum şey gerçekten hakkım mı, yoksa çıkarım mı?
Belki de insanın kendisine sorabileceği en zor sorulardan biri bu.
Çünkü başkasını sorgulamak kolaydır.
Kendi çıkarımıza “hak” adını verip vermediğimizi sorgulamak ise cesaret ister.
İoanna Kuçuradi’yi saygıyla anıyorum.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır; fakat insanı düşünmeye çağıran soruları yaşamaya devam eder.