Hava Durumu

İyiliğin Sınırı, Kötülüğün Cesareti

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 17:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 17:49

Kötülüğe kötülükle karşılık vermek, insanı haklı kılmaz; sadece benzer kılar. Bu yüzden tarih boyunca ahlaki öğretiler, insanı kötülüğe karşı sertleşmeye değil, iyiliği koruyarak direnmeye çağırmıştır. Ancak bu çağrı, çoğu zaman yanlış anlaşılmış; iyilik, kendini savunmamakla karıştırılmıştır.
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek ilk bakışta insanlığın en yüksek ahlak noktası gibi görünür. Çocukluğumuzdan beri öğretilen, kutsanan bir tavırdır bu. “Kötülük yapana iyilik yap”, “Affet ki büyüklük sende kalsın.” Peki bu öğütler, iyi insanın kendini korumadan yaşamasını mı öğütler? Yoksa iyiliği, kötülüğe benzemeden savunmayı mı?
İyiliğe yalnızca iyilik yapanın gözünden bakmaya alışığız. Oysa kötülüğü tercih edenin dünyasında iyilik her zaman erdem olarak okunmaz. Bazen izin, bazen alışkanlık, bazen de zayıflık olarak algılanır. İşte tam bu noktada iyilik, amacından sapma riski taşır.
Sınırsız iyilik, dışarıdan bakıldığında fazilet gibi dursa da çoğu zaman bedelsiz bir alan oluşturur. Sürekli anlayan, sürekli susan, sürekli veren kişi; bir süre sonra saygı değil, alışkanlık üretir. İyilik lütuf olmaktan çıkar, beklentiye dönüşür. Yapılmadığında ise kırgınlık değil, öfke doğar.
Buradan şu gerçeği netleştirmek gerekir:
Kötülüğe kötülükle karşılık vermek doğru değildir; ama kötülüğe sınırsız alan açmak da iyilik değildir.
Gerçek iyilik, pasif bir duruş değildir. Her haksızlığı sineye çekmek, her incitmeyi affetmek, her kötülüğü görmezden gelmek erdem değildir. Aksine, bu tutum kötülüğü durdurmaz; çoğu zaman cesaretlendirir. Kötülük, karşısında sınır görmediğinde kendini sorgulamaz.
İyi insanın en zor ama en gerekli sorumluluğu, tam da burada başlar:
İyiliği korurken kendini de koruyabilmek.
Bu, sertleşmek değildir.
Bu, intikam almak değildir.
Bu, kötülüğe benzemek hiç değildir.
Bu; mesafe koyabilmektir.
Bu; “Seni anlıyorum ama buna izin vermiyorum” diyebilmektir.
Bu; kötülüğün sonuçlarıyla yüzleşmesine alan açmaktır.
Kadim öğretiler, iyiliği adaletle birlikte düşünür. Merhamet, sınırla birleşmediğinde anlamını yitirir. İyilik, hem yapanı hem yapılanı koruduğunda erdemdir. Birini ayakta tutarken kendini tüketiyorsan, orada artık iyilik değil, sessiz bir yıpranma vardır.
Toplum olarak “iyi insan” tanımını yeniden ele almak zorundayız. İyi insan; kendini yok sayan, sınırlarını silen, her koşulda katlanan kişi değildir. İyi insan; kötülüğe kötülükle karşılık vermeyen ama kötülüğün kendisini yok etmesine de izin vermeyen kişidir.
Belki de bugün asıl sormamız gereken soru şudur:
Biz iyiliği yaşatıyor muyuz, yoksa iyiliği savunmasız mı bırakıyoruz?
İyilik, kötülüğe teslim olmak değildir.
İyilik, kötülüğe benzemeden kendini muhafaza edebilmektir.
Gerçek erdem, tam da bu dengeyi kurabilmektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.