LGS'ye Bir Hafta Kala: Asıl Sınav Sadece Çocukların mı?
Yazının Giriş Tarihi: 08.06.2026 16:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.06.2026 16:36
LGS, milyonlarca öğrenci için olduğu kadar anne babalar için de önemli bir dönemeçtir. Aylar süren hazırlıklar, kurulan hayaller, beklentiler ve belirsizlikler; hem çocukların hem de ailelerin üzerinde bir baskı oluşturur. Bu nedenle LGS, yalnızca akademik bir değerlendirme değil, aynı zamanda stresin, kaygının, beklentilerin ve duyguların yönetildiği bir süreçtir.
Bu süreçte çocuklar sadece matematik, Türkçe ya da fen bilgisi öğrenmiyor. Hedef koymayı, emek vermeyi, zaman yönetimini, heyecanla baş etmeyi ve belirsizlikler karşısında ayakta kalmayı da öğreniyorlar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde karşılaşacakları pek çok deneyimin küçük bir provası da aslında bu hazırlık sürecinde yaşanıyor.
Bu nedenle sınavı hayatın sonu gibi görmek de, tamamen önemsizmiş gibi davranmak da sağlıklı değildir. LGS önemlidir; ancak bir insanın değerini, karakterini ve gelecekteki bütün başarılarını belirleyecek kadar büyük değildir.
Aileler olarak bazen farkında olmadan kendi kaygılarımızı çocuklarımıza yükleyebiliyoruz. Sürekli sonuçları konuşmak, başka çocuklarla kıyaslamak ya da başarıyı yalnızca kazanılacak bir okul üzerinden değerlendirmek, onların omuzlarındaki yükü daha da ağırlaştırabiliyor.
Oysa çocuklarımızın bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu şey, kaygılarının yok sayılması değil, onları yönetebilmeleri için desteklenmeleridir. Çünkü hayatın kendisi de böyledir. Her zaman istediğimiz sonuçları elde edemeyebiliriz. Önemli olan, karşılaştığımız sonuçlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrenebilmek ve yolumuza devam edebilmektir.
Belki de sınava saatler kala çocuklarımıza uzun nasihatler vermek yerine, onlara şu soruyu sormak daha anlamlıdır:
“Sınava hazırlanmak kadar sınav gününü yönetmek de bu sürecin bir parçası. Şimdiye kadar emek verdin. Bundan sonraki saatleri en iyi şekilde değerlendirmek için sen neye ihtiyaç duyuyorsun? Ben sana bu konuda nasıl yardımcı olabilirim, birlikte düşünelim mi?”
Çünkü anne babalığın önemli görevlerinden biri, çocukların yerine hayatı yaşamak değil; onların hayatı yaşayabilmeleri için ihtiyaç duydukları desteği verebilmektir.
Belki de çocuklarımızın bu dönemde en çok duymaya ihtiyaç duyduğu şey, “Kaç net yapacaksın?” sorusu değil, “Bu süreci en iyi şekilde yönetebilmen için sana nasıl destek olabilirim?” sorusudur.
Çünkü çocuklarımızı sadece bir sınava hazırlamıyoruz. Onları, hayatın başarıları kadar hayal kırıklıklarıyla da karşılaşabilecekleri uzun bir yolculuğa hazırlıyoruz. Bu yolculukta ihtiyaç duyacakları en önemli şeylerden biri ise, kendilerini güvende hissedecekleri güçlü bağlardır.
Aile olmak da belki biraz bunu gerektirir. Sadece zor zamanlarda değil; mutlu günlerde, özel anlarda, başarıları kutlarken, hayal kırıklıklarıyla karşılaşırken de birlikte olabilmeyi… Birbirini anlamaya çalışmayı, empati kurabilmeyi, bazen konuşmayı, bazen de sadece sessizce yanında durabilmeyi…
Çünkü bağ kurmak, yalnızca sorunları çözmekten ibaret değildir. Hayatın her hâlini paylaşabilmek, sevinçleri de kaygıları da birlikte taşıyabilmektir. Aynı çatı altında yaşamak kadar, aynı duyguda buluşabilmek de aile olmanın bir parçasıdır.
Belki yıllar sonra çocuklarımız LGS'de kaç net yaptıklarını, hangi puanı aldıklarını ya da hangi soruyu yanlış yaptıklarını hatırlamayacaklar. Ama sınava giderken evin içindeki atmosferi, anne babalarının ses tonunu, kendilerini nasıl hissettirdiklerini ve o günlerde yalnız bırakılıp bırakılmadıklarını büyük ihtimalle hatırlayacaklar.
Çünkü bazen çocukların hafızasında kalan şey, alınan sonuçtan çok, o sonuca giderken kimin elini tuttuklarıdır.
Ve belki de asıl başarı, yalnızca iyi bir liseye yerleşmek değil; bu sürecin sonunda birbirini anlayabilen, birbirine güvenen, sevinçleri de kaygıları da paylaşabilen ve bütün bunların içinde bağını koruyabilen bir aile olarak kalabilmektir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
LGS'ye Bir Hafta Kala: Asıl Sınav Sadece Çocukların mı?
LGS, milyonlarca öğrenci için olduğu kadar anne babalar için de önemli bir dönemeçtir. Aylar süren hazırlıklar, kurulan hayaller, beklentiler ve belirsizlikler; hem çocukların hem de ailelerin üzerinde bir baskı oluşturur. Bu nedenle LGS, yalnızca akademik bir değerlendirme değil, aynı zamanda stresin, kaygının, beklentilerin ve duyguların yönetildiği bir süreçtir.
Bu süreçte çocuklar sadece matematik, Türkçe ya da fen bilgisi öğrenmiyor. Hedef koymayı, emek vermeyi, zaman yönetimini, heyecanla baş etmeyi ve belirsizlikler karşısında ayakta kalmayı da öğreniyorlar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde karşılaşacakları pek çok deneyimin küçük bir provası da aslında bu hazırlık sürecinde yaşanıyor.
Bu nedenle sınavı hayatın sonu gibi görmek de, tamamen önemsizmiş gibi davranmak da sağlıklı değildir. LGS önemlidir; ancak bir insanın değerini, karakterini ve gelecekteki bütün başarılarını belirleyecek kadar büyük değildir.
Aileler olarak bazen farkında olmadan kendi kaygılarımızı çocuklarımıza yükleyebiliyoruz. Sürekli sonuçları konuşmak, başka çocuklarla kıyaslamak ya da başarıyı yalnızca kazanılacak bir okul üzerinden değerlendirmek, onların omuzlarındaki yükü daha da ağırlaştırabiliyor.
Oysa çocuklarımızın bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu şey, kaygılarının yok sayılması değil, onları yönetebilmeleri için desteklenmeleridir. Çünkü hayatın kendisi de böyledir. Her zaman istediğimiz sonuçları elde edemeyebiliriz. Önemli olan, karşılaştığımız sonuçlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrenebilmek ve yolumuza devam edebilmektir.
Belki de sınava saatler kala çocuklarımıza uzun nasihatler vermek yerine, onlara şu soruyu sormak daha anlamlıdır:
“Sınava hazırlanmak kadar sınav gününü yönetmek de bu sürecin bir parçası. Şimdiye kadar emek verdin. Bundan sonraki saatleri en iyi şekilde değerlendirmek için sen neye ihtiyaç duyuyorsun? Ben sana bu konuda nasıl yardımcı olabilirim, birlikte düşünelim mi?”
Çünkü anne babalığın önemli görevlerinden biri, çocukların yerine hayatı yaşamak değil; onların hayatı yaşayabilmeleri için ihtiyaç duydukları desteği verebilmektir.
Belki de çocuklarımızın bu dönemde en çok duymaya ihtiyaç duyduğu şey, “Kaç net yapacaksın?” sorusu değil, “Bu süreci en iyi şekilde yönetebilmen için sana nasıl destek olabilirim?” sorusudur.
Çünkü çocuklarımızı sadece bir sınava hazırlamıyoruz. Onları, hayatın başarıları kadar hayal kırıklıklarıyla da karşılaşabilecekleri uzun bir yolculuğa hazırlıyoruz. Bu yolculukta ihtiyaç duyacakları en önemli şeylerden biri ise, kendilerini güvende hissedecekleri güçlü bağlardır.
Aile olmak da belki biraz bunu gerektirir. Sadece zor zamanlarda değil; mutlu günlerde, özel anlarda, başarıları kutlarken, hayal kırıklıklarıyla karşılaşırken de birlikte olabilmeyi… Birbirini anlamaya çalışmayı, empati kurabilmeyi, bazen konuşmayı, bazen de sadece sessizce yanında durabilmeyi…
Çünkü bağ kurmak, yalnızca sorunları çözmekten ibaret değildir. Hayatın her hâlini paylaşabilmek, sevinçleri de kaygıları da birlikte taşıyabilmektir. Aynı çatı altında yaşamak kadar, aynı duyguda buluşabilmek de aile olmanın bir parçasıdır.
Belki yıllar sonra çocuklarımız LGS'de kaç net yaptıklarını, hangi puanı aldıklarını ya da hangi soruyu yanlış yaptıklarını hatırlamayacaklar. Ama sınava giderken evin içindeki atmosferi, anne babalarının ses tonunu, kendilerini nasıl hissettirdiklerini ve o günlerde yalnız bırakılıp bırakılmadıklarını büyük ihtimalle hatırlayacaklar.
Çünkü bazen çocukların hafızasında kalan şey, alınan sonuçtan çok, o sonuca giderken kimin elini tuttuklarıdır.
Ve belki de asıl başarı, yalnızca iyi bir liseye yerleşmek değil; bu sürecin sonunda birbirini anlayabilen, birbirine güvenen, sevinçleri de kaygıları da paylaşabilen ve bütün bunların içinde bağını koruyabilen bir aile olarak kalabilmektir.