Hava Durumu

“Nasılsın?” Sorusunun Ardındaki Sessizlik

Yazının Giriş Tarihi: 08.10.2026 19:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.10.2026 19:23

Gün içinde birbirimize belki de en sık yönelttiğimiz sorulardan biridir: “Nasılsın?”
Çoğu zaman bu soru, bir selamlaşmanın parçasıdır. Cevabı da hazırdır: “İyiyim, teşekkür ederim. Sen nasılsın?” Birkaç saniye içinde tamamlanan bu diyalog, iki insan arasında kurulan iletişimin yerini tutar. Oysa bazen insanın ağzından çıkan “İyiyim” kelimesi, içinde taşıdığı hiçbir duyguyu anlatmaz.
Peki, gerçekten iyi miyiz?
Belki de “İyiyim” demek, iyi olmanın değil, anlatmak istememenin en kolay yoludur. Çünkü herkesin anlatacak bir hikâyesi, taşıdığı bir yükü, kendi içinde çözemediği meseleleri vardır. Ancak her insan, iç dünyasını başkasına açabilecek bir yakınlık hissetmez. Kimi anlaşılmayacağını düşünür, kimi karşısındakini yormak istemez, kimi de kırılganlığını göstermekten kaçınır.
Bir de insanın karşısındakine güvenip güvenemeyeceği meselesi vardır. Çünkü anlatmak, yalnızca konuşmak değildir. Biraz da kendini açmak, savunmasız kalmayı göze almaktır.
İşte samimiyetin sınandığı yer tam da burasıdır.
Gerçek dostluk, yalnızca birlikte gülmekte, güzel anılar biriktirmekte ya da ortak ilgi alanlarında buluşmakta değil, insanın kendini iyi hissetmediği zamanlarda da ilişkiyi sürdürebilmekte saklıdır. Bir insanın gerçekten nasıl olduğunu merak etmek, onun vereceği cevaba zaman ayırmayı, bazen sessizliğini dinlemeyi, bazen de hiçbir çözüm sunmadan yanında durabilmeyi gerektirir.
Üstelik her “Nasılsın?” sorusunun samimiyetsiz olduğunu söylemek de haksızlık olur. İnsanlar bazen ilgilerini göstermeyi bilemezler. Bazen yoğunluk, alışkanlıklar ve hayatın telaşı, birbirimize ayırdığımız dikkati azaltır. Ancak bir ilişkinin niteliği, yalnızca ne sıklıkla görüştüğümüzle değil, birbirimizin hayatında ne kadar gerçek bir yer tuttuğumuzla da ilgilidir.
Belki de bugün yaşadığımız yalnızlığın önemli bir boyutu, iletişim eksikliğinden çok, kurduğumuz iletişimin derinliğini kaybetmesidir. Birbirimizden haberdarız ama birbirimizin iç dünyasına ne kadar yakınız? Sosyal medyada insanların hayatlarına tanıklık ediyor, gündelik gelişmelerini takip ediyoruz. Fakat bir insanın gerçekten ne yaşadığını, neye üzüldüğünü, hangi düşüncelerle mücadele ettiğini bilmek bambaşka bir yakınlık gerektiriyor.
Dahası, biz de karşımızdakinin gerçek cevabını duymaya ne kadar hazırız? Bir dostumuzun iyi olmadığını söylediğinde ona zaman ayırabiliyor muyuz? Yoksa hemen teselli cümlelerine, öğütlere ve konuyu değiştirmeye mi yöneliyoruz?
Çünkü bazen insanlar çözüm aramadan önce anlaşılmak, yargılanmadan dinlenmek ve yaşadıkları duyguların karşısında yalnız olmadıklarını hissetmek isterler.
Belki de bir dostluğun gerçek değeri, “İyiyim” cevabının arkasında saklananları zorla ortaya çıkarmakta değil, insanın isterse anlatabileceği güvenli bir alan oluşturabilmektedir.
Sonuçta samimiyet, sorulan soruların çokluğuyla değil, verilen cevaplara gösterilen özenle ölçülür.
Ve bazen bir insanın hayatında duyabileceği en kıymetli cümle, alışkanlıkla sorulan “Nasılsın?” değil, gerçekten merak edilerek sorulan “Peki, gerçekten nasılsın?” sorusudur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
Yüz Ağdası
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.