YKS tercih dönemi, yalnızca üniversite kapılarının aralandığı bir süreç değildir. Aynı zamanda birçok evde heyecanın, kaygının, umutların ve zaman zaman fikir ayrılıklarının yaşandığı özel bir dönemdir. Tercih listeleri hazırlanırken aslında yalnızca bölümler değil, geleceğe dair beklentiler de masaya yatırılır.
Bu süreçte anne babalar ile gençler arasında yaşanan görüş ayrılıklarını doğal karşılamak gerekir. Çünkü iki taraf da aynı hedefe baksa da farklı pencerelerden bakmaktadır.
Anne babalar, hayatın zorluklarını yaşamış olmanın verdiği tecrübeyle çocuklarının geleceğini güvence altına almak ister. Ekonomik belirsizlikler, iş bulma kaygısı ve yaşamın sorumlulukları onları daha temkinli düşünmeye yöneltir. Söyledikleri birçok söz, baskıdan çok endişelerinin bir yansımasıdır. Gençler ise hayatlarının belki de ilk büyük kararını vermektedir. İlgi duydukları alanlarda eğitim almak, kendilerini geliştirmek ve kendi yaşamlarına yön vermek isterler. Bu da sağlıklı bir bireyselleşme sürecinin doğal bir parçasıdır.
Sorun, farklı düşünmek değil; farklı düşünceleri konuşamamaktır.
Aile içinde iletişim, 'Ben bilirim.' ya da 'Bu benim hayatım, kimse karışamaz.' anlayışına dönüştüğünde, tercih süreci bir karar verme sürecinden çok güç mücadelesine dönüşür. Oysa sağlıklı ailelerde amaç, bir tarafın diğerine üstün gelmesi değil, ortak aklın oluşmasıdır.
Bugünün gençleri yalnızca ailelerinin değil, sosyal medyanın da etkisi altındadır. Birkaç dakikalık videolarda kesin yargılarla karşılaşabiliyorlar. 'Üniversite okumaya gerek yok.' ya da 'Şu bölümü seçersen hayatın biter.' gibi iddialı söylemler, gençlerin kararlarını etkileyebiliyor. Oysa her insanın yeteneği, ilgisi, yaşam koşulları ve hedefleri farklıdır. Bir başkasının başarı hikâyesi de hayal kırıklığı da herkes için geçerli bir ölçü olamaz.
Bu nedenle sevgili gençler; tercihlerinizi sosyal medyada en çok konuşulanlara göre değil, kendi ilgi alanlarınıza, yeteneklerinize ve güvenilir bilgi kaynaklarına göre yapın. Araştırın, soru sorun, üniversiteleri inceleyin, meslek mensuplarıyla konuşun. Unutmayın ki sosyal medya size fikir verebilir; fakat hayatınızın kararını sizin yerinize veremez.
Anne babalara düşen görev ise çocuklarının yerine tercih yapmak değil, onların doğru karar verebilmeleri için rehber olmaktır. Rehberlik; dinlemeyi, anlamayı ve birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Gençlere düşen sorumluluk da ailelerinin hayat tecrübelerini küçümsememektir. Anne babanın her söylediğini sorgusuz kabul etmek doğru olmadığı gibi, her sözünü peşinen reddetmek de doğru değildir. Tecrübe ile cesaret aynı masada buluştuğunda daha sağlıklı kararlar ortaya çıkar.
Sonuç olarak YKS tercih dönemi yalnızca bir üniversite seçme süreci değildir. Aynı zamanda aile içinde güvenin, saygının ve iletişimin de sınandığı önemli bir yaşam deneyimidir. En doğru tercih; puanların, yeteneklerin, hayallerin ve tecrübelerin ortak akılda buluştuğu tercihtir.
Tercih dönemleri yalnızca üniversitelerin seçildiği zamanlar değildir; aynı zamanda aile içinde güvenin, saygının ve iletişimin yeniden inşa edildiği dönemlerdir. Çünkü geleceği yalnızca doğru yapılan tercihler değil, birbirini duyabilen aileler de inşa eder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
Tercih Döneminde Birbirimizi Duyabiliyor Muyuz?
YKS tercih dönemi, yalnızca üniversite kapılarının aralandığı bir süreç değildir. Aynı zamanda birçok evde heyecanın, kaygının, umutların ve zaman zaman fikir ayrılıklarının yaşandığı özel bir dönemdir. Tercih listeleri hazırlanırken aslında yalnızca bölümler değil, geleceğe dair beklentiler de masaya yatırılır.
Bu süreçte anne babalar ile gençler arasında yaşanan görüş ayrılıklarını doğal karşılamak gerekir. Çünkü iki taraf da aynı hedefe baksa da farklı pencerelerden bakmaktadır.
Anne babalar, hayatın zorluklarını yaşamış olmanın verdiği tecrübeyle çocuklarının geleceğini güvence altına almak ister. Ekonomik belirsizlikler, iş bulma kaygısı ve yaşamın sorumlulukları onları daha temkinli düşünmeye yöneltir. Söyledikleri birçok söz, baskıdan çok endişelerinin bir yansımasıdır. Gençler ise hayatlarının belki de ilk büyük kararını vermektedir. İlgi duydukları alanlarda eğitim almak, kendilerini geliştirmek ve kendi yaşamlarına yön vermek isterler. Bu da sağlıklı bir bireyselleşme sürecinin doğal bir parçasıdır.
Sorun, farklı düşünmek değil; farklı düşünceleri konuşamamaktır.
Aile içinde iletişim, 'Ben bilirim.' ya da 'Bu benim hayatım, kimse karışamaz.' anlayışına dönüştüğünde, tercih süreci bir karar verme sürecinden çok güç mücadelesine dönüşür. Oysa sağlıklı ailelerde amaç, bir tarafın diğerine üstün gelmesi değil, ortak aklın oluşmasıdır.
Bugünün gençleri yalnızca ailelerinin değil, sosyal medyanın da etkisi altındadır. Birkaç dakikalık videolarda kesin yargılarla karşılaşabiliyorlar. 'Üniversite okumaya gerek yok.' ya da 'Şu bölümü seçersen hayatın biter.' gibi iddialı söylemler, gençlerin kararlarını etkileyebiliyor. Oysa her insanın yeteneği, ilgisi, yaşam koşulları ve hedefleri farklıdır. Bir başkasının başarı hikâyesi de hayal kırıklığı da herkes için geçerli bir ölçü olamaz.
Bu nedenle sevgili gençler; tercihlerinizi sosyal medyada en çok konuşulanlara göre değil, kendi ilgi alanlarınıza, yeteneklerinize ve güvenilir bilgi kaynaklarına göre yapın. Araştırın, soru sorun, üniversiteleri inceleyin, meslek mensuplarıyla konuşun. Unutmayın ki sosyal medya size fikir verebilir; fakat hayatınızın kararını sizin yerinize veremez.
Anne babalara düşen görev ise çocuklarının yerine tercih yapmak değil, onların doğru karar verebilmeleri için rehber olmaktır. Rehberlik; dinlemeyi, anlamayı ve birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Gençlere düşen sorumluluk da ailelerinin hayat tecrübelerini küçümsememektir. Anne babanın her söylediğini sorgusuz kabul etmek doğru olmadığı gibi, her sözünü peşinen reddetmek de doğru değildir. Tecrübe ile cesaret aynı masada buluştuğunda daha sağlıklı kararlar ortaya çıkar.
Sonuç olarak YKS tercih dönemi yalnızca bir üniversite seçme süreci değildir. Aynı zamanda aile içinde güvenin, saygının ve iletişimin de sınandığı önemli bir yaşam deneyimidir. En doğru tercih; puanların, yeteneklerin, hayallerin ve tecrübelerin ortak akılda buluştuğu tercihtir.
Tercih dönemleri yalnızca üniversitelerin seçildiği zamanlar değildir; aynı zamanda aile içinde güvenin, saygının ve iletişimin yeniden inşa edildiği dönemlerdir. Çünkü geleceği yalnızca doğru yapılan tercihler değil, birbirini duyabilen aileler de inşa eder.