Bugün Ayvalık’ın Sarımsaklı Plajları’nın devamındaki Şahinkaya (Badavut’ta) yürürken bir kez daha doğanın güzelliğine hayran kaldım. Deniz, orman ve yürüyüş yolları insana yaşadığı coğrafyanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Fakat aynı yürüyüş sırasında başka bir manzara da dikkatimi çekti: Sahilde, orman yolunda ve yol kenarlarında bırakılmış plastik şişeler, poşetler ve çeşitli atıklar…
Güzelliğin hemen yanında duran bu görüntü ister istemez insanı düşündürüyor.
Bir yeri sevmek ne demektir?
Sadece onun güzelliğinden yararlanmak mı, yoksa o güzelliğin korunmasında da sorumluluk almak mı?
Bu soru beni biraz daha geniş bir düşünceye götürdü: Vatan sevgisi ile yaşadığımız çevreye karşı davranışlarımız arasında bir bağ var mı?
Vatan sevgisini çoğu zaman büyük kavramlarla anlatıyoruz. Bayrak, toprak, millet, bağımsızlık… Bunların her biri vatan kavramının önemli parçaları. Ancak vatan, yalnızca üzerinde yaşadığımız bir toprak parçasından ibaret değil. Aynı zamanda birlikte yaşadığımız ortak alan.
Sokağımız, sahilimiz, ormanımız, parkımız, denizimiz…
Hepsi hayatımızın bir parçası.
O halde “Burası benim ülkem” demekle “Burası benim, onu korumalıyım” demek arasında önemli bir fark yok mu?
Elbette yere çöp atan bir insanı yalnızca bu davranışından hareketle “vatanını sevmiyor” diye nitelendirmek doğru olmaz. İnsan davranışlarını tek bir ölçüyle değerlendiremeyiz. Ancak davranışlarımızın, ortak yaşam alanına verdiğimiz değeri gösterdiğini de inkâr edemeyiz.
Belki de burada mesele yalnızca çevre bilinci değildir. Biraz da aidiyet duygusuyla ilgilidir.
Evimizin içine çöp atmayız. Kendi bahçemizi kirletmek istemeyiz. Çünkü orayı kendimize ait hissederiz. Peki sokak, sahil ya da orman neden aynı özeni görmez?
Belki de kamusal alanı yeterince “bizim” hissetmediğimiz için…
“Nasıl olsa birileri temizler” düşüncesi, aslında ortak yaşam sorumluluğumuzu başkasına bırakmanın en kolay yolu olabilir.
Oysa toplum olmanın önemli taraflarından biri de ortak alanlara ortak sorumlulukla sahip çıkabilmektir.
Vatan sevgisi belki de tam burada gündelik hayatın içine giriyor.
Kimsenin bizi görmediği bir yerde elimizdeki çöpü yere atıp atmamakta…
Denize girdiğimizde arkamızda ne bıraktığımızda…
Ormanda yürürken doğaya nasıl davrandığımızda…
Bizden sonra gelecek insanı düşünüp düşünmediğimizde…
Çünkü bizden sonra o yoldan başka biri geçecek. Bir çocuk o sahilde oynayacak. Bir başka insan o denize girecek. Bugün doğaya bıraktığımız her şey, aslında yarının yaşam alanına bırakılmış bir miras olacak.
Belki de vatanperverliği yalnızca söylediğimiz sözlerde değil, geride bıraktığımız izlerde de aramalıyız.
Vatan sevgisi büyük sözlerle ifade edilebilir. Ama bazen çok küçük bir davranışta da kendini gösterir:
Elimizdeki çöpü yere atmamak.
Çünkü “Burası benim” demek, yalnızca sahiplenmek değildir.
“Benden sonra da burada insanlar yaşayacak” diyebilmektir.
Belki gerçek vatanseverlik de tam burada başlar:
Yaşadığımız ülkeyi sevmek kadar, onun doğasına, insanına ve ortak yaşam alanlarına karşı sorumluluk duyduğumuz yerde.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
Vatan Sevgisi Yere Attığımız Çöpte Başlar mı?
Bugün Ayvalık’ın Sarımsaklı Plajları’nın devamındaki Şahinkaya (Badavut’ta) yürürken bir kez daha doğanın güzelliğine hayran kaldım. Deniz, orman ve yürüyüş yolları insana yaşadığı coğrafyanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Fakat aynı yürüyüş sırasında başka bir manzara da dikkatimi çekti: Sahilde, orman yolunda ve yol kenarlarında bırakılmış plastik şişeler, poşetler ve çeşitli atıklar…
Güzelliğin hemen yanında duran bu görüntü ister istemez insanı düşündürüyor.
Bir yeri sevmek ne demektir?
Sadece onun güzelliğinden yararlanmak mı, yoksa o güzelliğin korunmasında da sorumluluk almak mı?
Bu soru beni biraz daha geniş bir düşünceye götürdü: Vatan sevgisi ile yaşadığımız çevreye karşı davranışlarımız arasında bir bağ var mı?
Vatan sevgisini çoğu zaman büyük kavramlarla anlatıyoruz. Bayrak, toprak, millet, bağımsızlık… Bunların her biri vatan kavramının önemli parçaları. Ancak vatan, yalnızca üzerinde yaşadığımız bir toprak parçasından ibaret değil. Aynı zamanda birlikte yaşadığımız ortak alan.
Sokağımız, sahilimiz, ormanımız, parkımız, denizimiz…
Hepsi hayatımızın bir parçası.
O halde “Burası benim ülkem” demekle “Burası benim, onu korumalıyım” demek arasında önemli bir fark yok mu?
Elbette yere çöp atan bir insanı yalnızca bu davranışından hareketle “vatanını sevmiyor” diye nitelendirmek doğru olmaz. İnsan davranışlarını tek bir ölçüyle değerlendiremeyiz. Ancak davranışlarımızın, ortak yaşam alanına verdiğimiz değeri gösterdiğini de inkâr edemeyiz.
Belki de burada mesele yalnızca çevre bilinci değildir. Biraz da aidiyet duygusuyla ilgilidir.
Evimizin içine çöp atmayız. Kendi bahçemizi kirletmek istemeyiz. Çünkü orayı kendimize ait hissederiz. Peki sokak, sahil ya da orman neden aynı özeni görmez?
Belki de kamusal alanı yeterince “bizim” hissetmediğimiz için…
“Nasıl olsa birileri temizler” düşüncesi, aslında ortak yaşam sorumluluğumuzu başkasına bırakmanın en kolay yolu olabilir.
Oysa toplum olmanın önemli taraflarından biri de ortak alanlara ortak sorumlulukla sahip çıkabilmektir.
Vatan sevgisi belki de tam burada gündelik hayatın içine giriyor.
Kimsenin bizi görmediği bir yerde elimizdeki çöpü yere atıp atmamakta…
Denize girdiğimizde arkamızda ne bıraktığımızda…
Ormanda yürürken doğaya nasıl davrandığımızda…
Bizden sonra gelecek insanı düşünüp düşünmediğimizde…
Çünkü bizden sonra o yoldan başka biri geçecek. Bir çocuk o sahilde oynayacak. Bir başka insan o denize girecek. Bugün doğaya bıraktığımız her şey, aslında yarının yaşam alanına bırakılmış bir miras olacak.
Belki de vatanperverliği yalnızca söylediğimiz sözlerde değil, geride bıraktığımız izlerde de aramalıyız.
Vatan sevgisi büyük sözlerle ifade edilebilir. Ama bazen çok küçük bir davranışta da kendini gösterir:
Elimizdeki çöpü yere atmamak.
Çünkü “Burası benim” demek, yalnızca sahiplenmek değildir.
“Benden sonra da burada insanlar yaşayacak” diyebilmektir.
Belki gerçek vatanseverlik de tam burada başlar:
Yaşadığımız ülkeyi sevmek kadar, onun doğasına, insanına ve ortak yaşam alanlarına karşı sorumluluk duyduğumuz yerde.