Evlilik yalnızca mutlu anların paylaşıldığı bir birliktelik değildir. Hastalıklar, ekonomik sıkıntılar, iş kayıpları, çocukların doğumu ve yetiştirilmesi, aile içi anlaşmazlıklar ya da beklenmedik yaşam olayları… Her evlilik zaman zaman zorlu sınavlardan geçer. Asıl mesele, bu zorlukların yaşanıp yaşanmaması değil; çiftlerin bu süreçleri nasıl anlamlandırdığıdır.
Peki, yıllar sonra dönüp o zor günleri hatırlamak evlilik bağını güçlendirir mi?
Cevap çoğu zaman evettir. Ancak bunun önemli bir şartı vardır: Geçmiş, hesap sormak için değil; birlikte gösterilen emeği, dayanışmayı ve büyümeyi hatırlamak için konuşulmalıdır.
Bir çift, “Hatırlıyor musun, o dönemde ne kadar zorlanmıştık ama birlikte başarmıştık.” dediğinde aslında birbirine şu mesajı verir: “Biz yalnızca güzel günlerin değil, zor günlerin de eşiyiz.” Bu duygu güveni, bağlılığı ve ortak yaşam bilincini besler.
Buna karşılık geçmişin “Ben senin için bunlara katlandım.” veya “Bunların hepsi senin yüzünden oldu.” gibi ifadelerle gündeme getirilmesi, geçmişi ortak bir yaşam hikâyesi olmaktan çıkarıp hesaplaşma aracına dönüştürür. Böyle bir tutum, bağı güçlendirmek yerine yıpratır.
Psikoloji alanındaki çalışmalar, birlikte zorlukları aşan çiftlerde “biz” duygusunun güçlenebildiğini göstermektedir. Çünkü ortak mücadele, ortak kimliği besler. İlk ev, maddi sıkıntılar, çocukların hastalık dönemleri veya hayatın beklenmedik krizleri… Yıllar sonra bu anılar, yalnızca yaşanmış olaylar değil; birlikte ayakta kalabilmenin sembolü hâline gelir.
Bununla birlikte, her tartışmada eski yaraları açmak sağlıklı değildir. Affetmek, yaşananları inkâr etmek değil; onları sürekli bir ceza aracı olarak kullanmamaktır. Geçmiş bugünü yönetmeye başladığında, çift geleceği birlikte inşa etmekte zorlanır.
Sonuç olarak güçlü evlilikler, hiç zor gün yaşamamış evlilikler değildir. Güçlü evlilikler; yaşanan zorlukları birbirlerine karşı değil, birbirleriyle birlikte aşabilen evliliklerdir. Bu nedenle zor günleri hatırlamak, eğer içinde minnettarlık, anlayış ve ortak emek varsa evlilik bağını kuvvetlendirir. Çünkü bazen en güçlü bağlar, birlikte verilen mücadelelerin ardından kurulur.
Unutulmamalıdır ki evlilikte geçmiş, hesaplaşmak için değil; birlikte ne kadar yol alındığını hatırlamak için vardır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
EMİNE ÇİZMELİ ERİKEL
Zor Günler Evliliği Güçlendirir mi?
Evlilik yalnızca mutlu anların paylaşıldığı bir birliktelik değildir. Hastalıklar, ekonomik sıkıntılar, iş kayıpları, çocukların doğumu ve yetiştirilmesi, aile içi anlaşmazlıklar ya da beklenmedik yaşam olayları… Her evlilik zaman zaman zorlu sınavlardan geçer. Asıl mesele, bu zorlukların yaşanıp yaşanmaması değil; çiftlerin bu süreçleri nasıl anlamlandırdığıdır.
Peki, yıllar sonra dönüp o zor günleri hatırlamak evlilik bağını güçlendirir mi?
Cevap çoğu zaman evettir. Ancak bunun önemli bir şartı vardır: Geçmiş, hesap sormak için değil; birlikte gösterilen emeği, dayanışmayı ve büyümeyi hatırlamak için konuşulmalıdır.
Bir çift, “Hatırlıyor musun, o dönemde ne kadar zorlanmıştık ama birlikte başarmıştık.” dediğinde aslında birbirine şu mesajı verir: “Biz yalnızca güzel günlerin değil, zor günlerin de eşiyiz.” Bu duygu güveni, bağlılığı ve ortak yaşam bilincini besler.
Buna karşılık geçmişin “Ben senin için bunlara katlandım.” veya “Bunların hepsi senin yüzünden oldu.” gibi ifadelerle gündeme getirilmesi, geçmişi ortak bir yaşam hikâyesi olmaktan çıkarıp hesaplaşma aracına dönüştürür. Böyle bir tutum, bağı güçlendirmek yerine yıpratır.
Psikoloji alanındaki çalışmalar, birlikte zorlukları aşan çiftlerde “biz” duygusunun güçlenebildiğini göstermektedir. Çünkü ortak mücadele, ortak kimliği besler. İlk ev, maddi sıkıntılar, çocukların hastalık dönemleri veya hayatın beklenmedik krizleri… Yıllar sonra bu anılar, yalnızca yaşanmış olaylar değil; birlikte ayakta kalabilmenin sembolü hâline gelir.
Bununla birlikte, her tartışmada eski yaraları açmak sağlıklı değildir. Affetmek, yaşananları inkâr etmek değil; onları sürekli bir ceza aracı olarak kullanmamaktır. Geçmiş bugünü yönetmeye başladığında, çift geleceği birlikte inşa etmekte zorlanır.
Sonuç olarak güçlü evlilikler, hiç zor gün yaşamamış evlilikler değildir. Güçlü evlilikler; yaşanan zorlukları birbirlerine karşı değil, birbirleriyle birlikte aşabilen evliliklerdir. Bu nedenle zor günleri hatırlamak, eğer içinde minnettarlık, anlayış ve ortak emek varsa evlilik bağını kuvvetlendirir. Çünkü bazen en güçlü bağlar, birlikte verilen mücadelelerin ardından kurulur.
Unutulmamalıdır ki evlilikte geçmiş, hesaplaşmak için değil; birlikte ne kadar yol alındığını hatırlamak için vardır.