Kentimiz bu ay içerisinde önemli bir uluslararası etkinliğe daha ev sahipliği yapacak.
Bursa köklü tarihi, 37 adet coğrafi işaretli ürünleri ve de aynı zamanda tarım kenti olmasının verdiği güvenle yeni bir büyük buluşmaya hazırlanıyor.
İlki 2022 yılında yapılan Uluslararası Gastronomi Festivali’nin 5’incisi 18-19-20 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Ama öncesi yani 27-30 Ağustos tarihleri arasında üniversitelerin destek vermesiyle festivalin akademik ayağını oluşturan Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi yapıldı.
Bundaki amaç, Bursa mutfağının bilimsel araştırılması, belgelenmesi ve akademik literatüre kazandırılmasıdır.
Dün güne Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği desteğiyle yapılacak festivalin tanıtım toplantısıyla başladık.
AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve Yıldırım Belediye Başkanı aynı zamanda Bursa Kültür Tanıtma Birliği Başkanı Oktay Yılmaz’ın da katıldığı toplantı da festivale ilişkin detaylar kamuoyu ile paylaşıldı.
10 ülkenin yanında kentimizin yerel manada asırlık mutfak geleneklerinin üç gün boyunca Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde kadın dernek ve kooperatiflerinin ağırlıkta olacağı 165 statta adeta lezzet şöleni yaşanacak.
Festivalin bu yılki teması payitaht Bursa’mızın fethinin 700. yılı anısına “Fetheden Lezzetler” olarak belirlenmesi isabetli olmuş.
Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdür Vekili Serkan Teke, bu durumu şöyle anlattı:
“Bursa’nın fethi yalnızca siyasi ve askeri bir tarih değil aynı zamanda şehrin kültürünü, yaşam biçimini ve mutfak kültürünü şekillendiren bir dönüm noktası olması gibi Bursa’nın 700 yıllık tarihsel birikimini gastronomi üzerinden yeniden anlatılmak istenmesidir”
Bu yüzden de festivalin kentin tarihi kimliği ile çağdaş gastronomisini buluşturan platform olarak düşünülmüş.
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, festivalin amacını Bursa’nın özgün gastronomi kimliğini dünyaya tanıtan kurumsal bir vitrin olarak konumlandırıyor.
Hiçte haksız sayılmaz zira, 8 bin 500 yıllık geçmişiyle tarih, kültürel zenginliği, üretim gücü ve doğal güzelliklerinin yanında mutfak kültürüyle de ülkemizin öne çıkan kentlerinden biridir Bursa.
Kentimizin mutfağını zengin ve de değerli kılan unsurlarından en önemlisi de göç şehri olmasıdır.
Orta Asya’dan, Anadolu’dan, Balkanlardan ve Kafkaslardan göçle birlikte gelen mutfak geleneklerinin Bursa’da buluşması ortak bir sofra kültürünü oluşturmuştur.
Bursa, Osmanlı’nın kuruluş ve gelişim sürecinde de önemli bir merkez olmuştur.
Bu tarihsel süreç kentimizin mutfak kültüründe de güçlü bir iz bırakmış.
Bugün Bursa denildiğinde akla gelen markalaşmış lezzetlerin arkasında yüz yıllara dayanan hikayeleri bulunuyor.
Hal böyle olunca da 700 yıllık mutfak mirasının günümüz gastronomisiyle buluşacak olması sadece ‘geçmişte ne yenirdi?’ sorusunu değil, ‘bu mirası bugün nasıl geleceğe taşıyabiliriz?’ sorusuna yanıt aranacaktır.
Bu nedenle gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olmasının yanında tarımdan üretime, turizmden kültüre, yerel ekonomiden uluslararası tanıtıma uzanan büyük bir alandır.
Nitekim yapılmak istenen de yedi asırlık lezzet mirasını gastronomi festivali adı altında dünya sahnesine sunulmasıdır.
Son yıllarda ülkeler değil şehirlerin hatta köylerin yarıştığı günümüz turizm alışkanlığının deniz, kum ve güneş dışına çıkmasıyla birlikte sağlık ve gastronomi turizmi önem kazanmıştır.
İnsanların artık bir şehri görmek için değil o şehrin hikayesini öğrenmek, yerel ürünlerinden tatmak ve adrenalin yaşamak istiyor.
Başkan Vekili Şahin Biba, festivalin tanıtım toplantısındaki konuşmasında, “Bir şehrin mutfağını tanımak o şehrin ruhunu tanımaktır” vurgusu yapılmak isteneninin aslında özeti gibiydi.
Verilen mesajlardan anlaşılan o ki, bu yılki gastronomi festivali klasik anlamda yalnızca yeme-içme etkinliği olarak kurgulanmadığıdır.
Çünkü bir tarafta kentimizin yerel üreticileri ve işletmeleri, diğer yanda akademisyenler, turizm sektör temsilcileri, şefler, 10 ülkeden paydaşlar ile tanıtım ve medya var.
Böylece festivalin dört temel ayağı oluşmuş.
Yerel gastronomi mirası, akademik çalışmalar, turizm ve uluslararası katılım.
Bu kadar kapsamlı düşünülmüş festival programı üç güne sığdırılması takdire şayandır.
Velhasıl önemli olan festivalin Bursa’nın geleceğine kalıcı katkı sağlanması ve bu kapsamda 2035 Bursa Gastronomi Vizyon Belgesi ile Bursa Turizm Mastır Planı’nın kamuoyu ile paylaşılacak olmasıdır.
Bu anlama festival sadece üç gün süren bir organizasyon olarak kalmayıp Bursa’nın gastronomi geleceği açısından da referans olacaktır.
Yazıyı Şahin Biba’nın şu sözleriyle noktayı koyalım:
“Amacımız, geçmişten aldığımız bu mirası sadece korumak değil, yaşatmak, deney imletmek ve gelecek nesillere aktarmaktır. Ayrıca gastronomiyi turizm, tanıtım ve şehir ekonomisiyle birlikte ele almak”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ERSEL PEKER
Bursa’yı üç gün boyunca lezzetlendirecek festival
Kentimiz bu ay içerisinde önemli bir uluslararası etkinliğe daha ev sahipliği yapacak.
Bursa köklü tarihi, 37 adet coğrafi işaretli ürünleri ve de aynı zamanda tarım kenti olmasının verdiği güvenle yeni bir büyük buluşmaya hazırlanıyor.
İlki 2022 yılında yapılan Uluslararası Gastronomi Festivali’nin 5’incisi 18-19-20 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Ama öncesi yani 27-30 Ağustos tarihleri arasında üniversitelerin destek vermesiyle festivalin akademik ayağını oluşturan Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi yapıldı.
Bundaki amaç, Bursa mutfağının bilimsel araştırılması, belgelenmesi ve akademik literatüre kazandırılmasıdır.
Dün güne Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği desteğiyle yapılacak festivalin tanıtım toplantısıyla başladık.
AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve Yıldırım Belediye Başkanı aynı zamanda Bursa Kültür Tanıtma Birliği Başkanı Oktay Yılmaz’ın da katıldığı toplantı da festivale ilişkin detaylar kamuoyu ile paylaşıldı.
10 ülkenin yanında kentimizin yerel manada asırlık mutfak geleneklerinin üç gün boyunca Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde kadın dernek ve kooperatiflerinin ağırlıkta olacağı 165 statta adeta lezzet şöleni yaşanacak.
Festivalin bu yılki teması payitaht Bursa’mızın fethinin 700. yılı anısına “Fetheden Lezzetler” olarak belirlenmesi isabetli olmuş.
Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Tanıtma Şube Müdür Vekili Serkan Teke, bu durumu şöyle anlattı:
“Bursa’nın fethi yalnızca siyasi ve askeri bir tarih değil aynı zamanda şehrin kültürünü, yaşam biçimini ve mutfak kültürünü şekillendiren bir dönüm noktası olması gibi Bursa’nın 700 yıllık tarihsel birikimini gastronomi üzerinden yeniden anlatılmak istenmesidir”
Bu yüzden de festivalin kentin tarihi kimliği ile çağdaş gastronomisini buluşturan platform olarak düşünülmüş.
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, festivalin amacını Bursa’nın özgün gastronomi kimliğini dünyaya tanıtan kurumsal bir vitrin olarak konumlandırıyor.
Hiçte haksız sayılmaz zira, 8 bin 500 yıllık geçmişiyle tarih, kültürel zenginliği, üretim gücü ve doğal güzelliklerinin yanında mutfak kültürüyle de ülkemizin öne çıkan kentlerinden biridir Bursa.
Kentimizin mutfağını zengin ve de değerli kılan unsurlarından en önemlisi de göç şehri olmasıdır.
Orta Asya’dan, Anadolu’dan, Balkanlardan ve Kafkaslardan göçle birlikte gelen mutfak geleneklerinin Bursa’da buluşması ortak bir sofra kültürünü oluşturmuştur.
Bursa, Osmanlı’nın kuruluş ve gelişim sürecinde de önemli bir merkez olmuştur.
Bu tarihsel süreç kentimizin mutfak kültüründe de güçlü bir iz bırakmış.
Bugün Bursa denildiğinde akla gelen markalaşmış lezzetlerin arkasında yüz yıllara dayanan hikayeleri bulunuyor.
Hal böyle olunca da 700 yıllık mutfak mirasının günümüz gastronomisiyle buluşacak olması sadece ‘geçmişte ne yenirdi?’ sorusunu değil, ‘bu mirası bugün nasıl geleceğe taşıyabiliriz?’ sorusuna yanıt aranacaktır.
Bu nedenle gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olmasının yanında tarımdan üretime, turizmden kültüre, yerel ekonomiden uluslararası tanıtıma uzanan büyük bir alandır.
Nitekim yapılmak istenen de yedi asırlık lezzet mirasını gastronomi festivali adı altında dünya sahnesine sunulmasıdır.
Son yıllarda ülkeler değil şehirlerin hatta köylerin yarıştığı günümüz turizm alışkanlığının deniz, kum ve güneş dışına çıkmasıyla birlikte sağlık ve gastronomi turizmi önem kazanmıştır.
İnsanların artık bir şehri görmek için değil o şehrin hikayesini öğrenmek, yerel ürünlerinden tatmak ve adrenalin yaşamak istiyor.
Başkan Vekili Şahin Biba, festivalin tanıtım toplantısındaki konuşmasında, “Bir şehrin mutfağını tanımak o şehrin ruhunu tanımaktır” vurgusu yapılmak isteneninin aslında özeti gibiydi.
Verilen mesajlardan anlaşılan o ki, bu yılki gastronomi festivali klasik anlamda yalnızca yeme-içme etkinliği olarak kurgulanmadığıdır.
Çünkü bir tarafta kentimizin yerel üreticileri ve işletmeleri, diğer yanda akademisyenler, turizm sektör temsilcileri, şefler, 10 ülkeden paydaşlar ile tanıtım ve medya var.
Böylece festivalin dört temel ayağı oluşmuş.
Yerel gastronomi mirası, akademik çalışmalar, turizm ve uluslararası katılım.
Bu kadar kapsamlı düşünülmüş festival programı üç güne sığdırılması takdire şayandır.
Velhasıl önemli olan festivalin Bursa’nın geleceğine kalıcı katkı sağlanması ve bu kapsamda 2035 Bursa Gastronomi Vizyon Belgesi ile Bursa Turizm Mastır Planı’nın kamuoyu ile paylaşılacak olmasıdır.
Bu anlama festival sadece üç gün süren bir organizasyon olarak kalmayıp Bursa’nın gastronomi geleceği açısından da referans olacaktır.
Yazıyı Şahin Biba’nın şu sözleriyle noktayı koyalım:
“Amacımız, geçmişten aldığımız bu mirası sadece korumak değil, yaşatmak, deney imletmek ve gelecek nesillere aktarmaktır. Ayrıca gastronomiyi turizm, tanıtım ve şehir ekonomisiyle birlikte ele almak”