Bursa’ya gelen yerli-yabancı kim olursa olsun bir şekilde Cumalıkız Köyü’nü ziyaret ediyor.
Bir diğer ifadeyle kentimizin en çok turistin gittiği yerlerin başında geliyor bu köyümüz.
Bu durumu netleştirebilmek için geçtiğimiz pazar günü köye gelen araç ve insan sayısını belirlemek adına çalışma yapılmış.
Ortaya çıkan sonuç bir günde 31 bin insanın Cumalıkızık’a geldiğidir.
Yıllık ortalama bazında değerlendirdiğimizde milyonlarca insanın ziyaret ettiği kentimizde başka bir yerleşim yeri yok.
Bir nevi kentimizin dünyaya tanıtım elçisi.
Kent olarak elimizde böylesine önemli bir potansiyel varken bunu değerlendirilememesi kimse kusura bakmasın kent yöneticilerinin duyarsızlığıdır.
Halbuki Cumalıkızık, Bursa’nın DünyaKültürMirası Listesi UNESCO’ya girmesine çekim gücü oluşturmuş bir değerimizdir.
Şöyle ki, 2000-2001 yıllarında Cumalıkızık’ın öncülük etmesiyle Bursa Tarihi Hanlar Bölgesi ile UNESCO listesine girmeye hak kazanmıştır.
Bilmeyenler için tekrarlayalım.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmek bir yerin, yapının veya doğa parçasının tüm insanlık için üstün ve evrensel bir değere sahip olduğunun uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına gelir. Yanı sıra o bölgenin tüm dünyada duyurulması sağlanır ve turizm potansiyelini artırır.
Bu açıdan baktığımızda Bursa’nın UNESCO yolculuğunda kapıyı açan Cumalıkızık olmuştur.
Bunları neden aktardığımıza gelecek olursak.
Bilindiği üzere Tarihi Hanlar Bölgesi, kamu kaynaklı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve uluslararası fonlarla desteklenerek restore edilip ayağa kaldırılırken, Cumalıkızık kaderine terk edilmiş durumdadır.
2000’li yıllarda röle ve restitüsyon (yenileme onarma) çalışması için Cumalıkızık’ta belirlenen 163 yapı için projeler hazırlanmış ancak geçen sürede çoğunluğu Büyükşehir ve Yıldırım belediyelerine ait sadece 19 yapı kısmen restore edilmiştir.
Geriye kalan 144 yapı için ‘ödenekyok’ dinilip restorasyon bekleyen hak sahiplerine:
“Siz bir çivi dahi çakmayın. Hepsi aslına uygun restore yapılacak” denilmişti.
Aradan yıllar geçti hala ne gelen var ne giden.
Köy adeta devlet eliyle bu konuda kaderine terk edildi.
Hatta “Niçin komşularımızın evini hibe yöntemiyle restore ediyorsunuz da bizim evlerimizi etmiyorsunuz” diye insanlar bir birlerine düştü, küslükler oluştu.
Hal böyle olunca da atalarından kalmış, UNESCO Dinya Mirası Listesi’ne girmeyi başarmış bu yapılarda yaşamlarını sürdüren insanlar evlerini mecburen onarmak zorunda kaldılar.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Doğal Sit alanı içindeki Cumalıkızık’a izinsizinşaifaaliyet yaparak fiziki müdahalelerde bulunmak suretiyle suçişledikleri gerekçeyle Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nce işlem yapılıp ardından Cumhuriyet Savcılığı’na bildiriliyorlar.
Suçları, 700 yıldır ayakta kalmayı başarmış evleri için restorasyon sözleri yerine getirilmeyince başına çökmemesi için çatısını aktarmış, yaşlı olduğu için gidemediği tuvaleti evinin içine aldırmış, banyosunu onarmış, yıkılan duvarını tamir etmiş, hayvan damını büyütmüş ya da lavabo yaptırmış olmak.
Bu gerekçelerle suç vasfı oluşturan vatandaşlar şimdilerde AsliyeCezaMahkemesi’nde derdini anlatmaya çalışıyor.
Durum o kadar içler acısı ki, çoğunluğu ileri yaşlarda insanların yaşadığı Cumalıkızık’ta torunlarının yardımıyla ancak yürüyebilen 80 küsur yaşında ninemizin yıkılmak üzere olan evinde tadilat yaptığı için ifade vermeye mahkemeye gidiyor.
Bu arada köyde 25 yıl önce restore edilmesi için projelendirilip karar verilmiş bekleyen 113 ev var.
Bu yapıların neredeyse tamamının aynı gerekçelerle 2863SayılıYasayaMuhalefet suçundan mahkemeye çağrılmayı bekliyor.
Sanki örgütsel bir suç işlenmiş gibi bir durum.
Elbette ki, mimari yapısını ticarimaksatlı bozanlar var.
Bunlar iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda.
Bu arada diğerleri gibi projelendirilip restorasyon yapılmayı beklerken 20 ev bakımsızlıktan çökmüş yok olmuş durumda.
Bu durumda Cumalıkızıklılar’ın beklenti şudur…
Hapis cezalarının yanın da bazılarında 1.5 milyon liraları aşan para cezası işlemleriyle karşılaşılan yargılama süreci durdurulup, Cumalıkızık halkının ne yapması gerektiği doğru şekilde bilgilendirilip talep ve istekleri dinlenmelidir.
Şu ana kadar yaşananların köylülerin bilinçsizliği olarak algılanmamalıdır.
İşimize geldiğinde UNESCOmirasınıkoruyanlar, işimize gelmediğinde cahilköylülerbirşeydenhaberleriyok şeklinde görmek doğru bir yaklaşım değildir.
Çünkü ortada, söz verilip restorasyonları yapılmayınca yaşamını sürdürdükleri evlerinde tadilat yapınca suçlu bulunup yargıyla hizaya getirilmeye çalışılan kaderine terk edilmiş bir köy var.
Cumalıkızık’ın yeniden imar edilmesi için yarım kalan çalışmalara biran önce başlanması gerekir.
Aksi takdirde evler yıkılıyor, yok oluyor.
Yıkılan, yok olan sadece evlerimiz değil aynı zamanda tarihimiz, değerlerimizdir.
O halde siz söyleyin bu insanlar ne yapsın?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ERSEL PEKER
Cumalıkızık halkı cezalandırılıyor mu?
Bursa’ya gelen yerli-yabancı kim olursa olsun bir şekilde Cumalıkız Köyü’nü ziyaret ediyor.
Bir diğer ifadeyle kentimizin en çok turistin gittiği yerlerin başında geliyor bu köyümüz.
Bu durumu netleştirebilmek için geçtiğimiz pazar günü köye gelen araç ve insan sayısını belirlemek adına çalışma yapılmış.
Ortaya çıkan sonuç bir günde 31 bin insanın Cumalıkızık’a geldiğidir.
Yıllık ortalama bazında değerlendirdiğimizde milyonlarca insanın ziyaret ettiği kentimizde başka bir yerleşim yeri yok.
Bir nevi kentimizin dünyaya tanıtım elçisi.
Kent olarak elimizde böylesine önemli bir potansiyel varken bunu değerlendirilememesi kimse kusura bakmasın kent yöneticilerinin duyarsızlığıdır.
Halbuki Cumalıkızık, Bursa’nın Dünya Kültür Mirası Listesi UNESCO’ya girmesine çekim gücü oluşturmuş bir değerimizdir.
Şöyle ki, 2000-2001 yıllarında Cumalıkızık’ın öncülük etmesiyle Bursa Tarihi Hanlar Bölgesi ile UNESCO listesine girmeye hak kazanmıştır.
Bilmeyenler için tekrarlayalım.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmek bir yerin, yapının veya doğa parçasının tüm insanlık için üstün ve evrensel bir değere sahip olduğunun uluslararası düzeyde tescillenmesi anlamına gelir. Yanı sıra o bölgenin tüm dünyada duyurulması sağlanır ve turizm potansiyelini artırır.
Bu açıdan baktığımızda Bursa’nın UNESCO yolculuğunda kapıyı açan Cumalıkızık olmuştur.
Bunları neden aktardığımıza gelecek olursak.
Bilindiği üzere Tarihi Hanlar Bölgesi, kamu kaynaklı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve uluslararası fonlarla desteklenerek restore edilip ayağa kaldırılırken, Cumalıkızık kaderine terk edilmiş durumdadır.
2000’li yıllarda röle ve restitüsyon (yenileme onarma) çalışması için Cumalıkızık’ta belirlenen 163 yapı için projeler hazırlanmış ancak geçen sürede çoğunluğu Büyükşehir ve Yıldırım belediyelerine ait sadece 19 yapı kısmen restore edilmiştir.
Geriye kalan 144 yapı için ‘ödenek yok’ dinilip restorasyon bekleyen hak sahiplerine:
“Siz bir çivi dahi çakmayın. Hepsi aslına uygun restore yapılacak” denilmişti.
Aradan yıllar geçti hala ne gelen var ne giden.
Köy adeta devlet eliyle bu konuda kaderine terk edildi.
Hatta “Niçin komşularımızın evini hibe yöntemiyle restore ediyorsunuz da bizim evlerimizi etmiyorsunuz” diye insanlar bir birlerine düştü, küslükler oluştu.
Hal böyle olunca da atalarından kalmış, UNESCO Dinya Mirası Listesi’ne girmeyi başarmış bu yapılarda yaşamlarını sürdüren insanlar evlerini mecburen onarmak zorunda kaldılar.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu.
Doğal Sit alanı içindeki Cumalıkızık’a izinsiz inşai faaliyet yaparak fiziki müdahalelerde bulunmak suretiyle suç işledikleri gerekçeyle Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nce işlem yapılıp ardından Cumhuriyet Savcılığı’na bildiriliyorlar.
Suçları, 700 yıldır ayakta kalmayı başarmış evleri için restorasyon sözleri yerine getirilmeyince başına çökmemesi için çatısını aktarmış, yaşlı olduğu için gidemediği tuvaleti evinin içine aldırmış, banyosunu onarmış, yıkılan duvarını tamir etmiş, hayvan damını büyütmüş ya da lavabo yaptırmış olmak.
Bu gerekçelerle suç vasfı oluşturan vatandaşlar şimdilerde Asliye Ceza Mahkemesi’nde derdini anlatmaya çalışıyor.
Durum o kadar içler acısı ki, çoğunluğu ileri yaşlarda insanların yaşadığı Cumalıkızık’ta torunlarının yardımıyla ancak yürüyebilen 80 küsur yaşında ninemizin yıkılmak üzere olan evinde tadilat yaptığı için ifade vermeye mahkemeye gidiyor.
Bu arada köyde 25 yıl önce restore edilmesi için projelendirilip karar verilmiş bekleyen 113 ev var.
Bu yapıların neredeyse tamamının aynı gerekçelerle 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan mahkemeye çağrılmayı bekliyor.
Sanki örgütsel bir suç işlenmiş gibi bir durum.
Elbette ki, mimari yapısını ticari maksatlı bozanlar var.
Bunlar iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda.
Bu arada diğerleri gibi projelendirilip restorasyon yapılmayı beklerken 20 ev bakımsızlıktan çökmüş yok olmuş durumda.
Bu durumda Cumalıkızıklılar’ın beklenti şudur…
Hapis cezalarının yanın da bazılarında 1.5 milyon liraları aşan para cezası işlemleriyle karşılaşılan yargılama süreci durdurulup, Cumalıkızık halkının ne yapması gerektiği doğru şekilde bilgilendirilip talep ve istekleri dinlenmelidir.
Şu ana kadar yaşananların köylülerin bilinçsizliği olarak algılanmamalıdır.
İşimize geldiğinde UNESCO mirasını koruyanlar, işimize gelmediğinde cahil köylüler bir şeyden haberleri yok şeklinde görmek doğru bir yaklaşım değildir.
Çünkü ortada, söz verilip restorasyonları yapılmayınca yaşamını sürdürdükleri evlerinde tadilat yapınca suçlu bulunup yargıyla hizaya getirilmeye çalışılan kaderine terk edilmiş bir köy var.
Cumalıkızık’ın yeniden imar edilmesi için yarım kalan çalışmalara biran önce başlanması gerekir.
Aksi takdirde evler yıkılıyor, yok oluyor.
Yıkılan, yok olan sadece evlerimiz değil aynı zamanda tarihimiz, değerlerimizdir.
O halde siz söyleyin bu insanlar ne yapsın?