Depremin siyaseti olmazmış, sözü lafta kalmaması için…
Yazının Giriş Tarihi: 11.08.2025 17:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.08.2025 17:08
Depremlerin bizlere vermek istediği mesajın hala farkında değiliz.
Hala neyi, niçin bekliyoruz?
Yakın tarihimizde deprem gerçeğiyle yüzleşip ağır bedeller ödediğimiz Yalova ve Kahramanmaraş depremlerine rağmen ne yapmamız gerektiğini bilmiyormuş gibi davranıyoruz.
Halbuki yapılması gereken belli...
Birincisi ve en önemlisi bilime ve bilim insanlarının açıklamalarına inanmalıyız.
İkincisi deprem öncesi deprem anı ve sonrası yapılması gerekenlerin TBMM’de çıkarılacak kanunlarla yasallaştırılacak.
Üçüncüsü, kentsel dönüşüm kararı çıkan dayanıksız yapıların belirtilen süre içerisinde dönüşüm uygulanmak üzere boşaltılmalı.
Dördüncüsü, yerel parlamento görevi üstlenen büyükşehir belediye meclisleri de bu doğrultuda imar kararlarını uygulamak zorunda kalacak.
Hal böyle olunca da ne vatandaş ne de yerel yönetimler yasanın dışında farklı plan ya da proje talep edemeyecek.
Böylece her yeni bir inşaat projesi başta deprem olmak üzere muhtemel afetlere karşı dirençli şehirlerin oluşmasını sağlayacaktır.
Bu aktardıklarımız görüşler, bilim insanlarının konuyu gündeme getirip bizler aracılıyla halkın bilinçlenmesi yönündeki talepleridir.
Dolayısıyla Bursa’nın deprem riski altında olduğu gerçeğini hayatımızın her aşamasında bilinç altımızda tutmamız dirençli şehirler oluşturmamız için hayati öneme sahiptir.
Her şeyden önemlisi, TBMM’de grubu bulunan partilerin ortak kararıyla çıkarılacak yasanın hiçbir şekilde taviz verilmeden arkasında durulmasıdır.
Böylece kimse ilgili kanun maddesinin dışında talep ve istekte bulunamayacak bağlayıcı olacaktır.
Depremin siyaseti olmaz söylemi de lafta kalmamış olacaktır.
Kentimizde de hissedilen her deprem sarsıntısı sonrası bilimsel değerlendirmeler gösteriyor ki, yıkıcı bir depremin habercisi yönünde olduğudur.
Hiç şüphe yok ki, bu yönde önlemlerin alınması sorumluluğu yerel yönetimlere düşmektedir.
Hatta kentimiz için depremin yakın olduğu ifade edilmesi bazı belediyecilik hizmetlerinin ötelenip gerekirse de vazgeçilerek tüm enerjilerini can ve mal güvenliğimize yönelik önlemler almaya yönelmelidir.
Bu durumda rutin belediyecilik hizmetlerinin dışında bazı hizmet vaatlerinden fedakarlık ederek deprem öncesi, deprem anı ve sonrası yapılması gerekenlere öncelik verilmelidir.
Bunların ne kadar önemli olduğunu Allah korusun bir afetin başımıza gelmeden önce “keşke” dememek için tedbir almalıyız.
En önemlisi de yurttaşlar olarak kendi önlemimizi kendimiz almamız hepsinden önemlidir.
Özellikle de deprem riski tespit edilmiş 40-50 yıllık evlerimizde kentsel dönüşüm için istediğimiz büyüklükte daire ya da üste para verilmiyor diyerek dönüşüme engel olmak doğru bir yaklaşım değildir.
Bu düşüncede olanlar için bir kez daha vurgulayalım.
Evlerinizin kentsel dönüşüm aşamasında makul değerinden daha fazlasını alabilme inadından vazgeçip olası bir depremde hayatta kalabilmek adına karar vermelisiniz.
Her ne kadar klasikleşmiş olsa da unutmamalıyız ki, deprem değil sağlıksız binaların öldürdüğüdür.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ERSEL PEKER
Depremin siyaseti olmazmış, sözü lafta kalmaması için…
Depremlerin bizlere vermek istediği mesajın hala farkında değiliz.
Hala neyi, niçin bekliyoruz?
Yakın tarihimizde deprem gerçeğiyle yüzleşip ağır bedeller ödediğimiz Yalova ve Kahramanmaraş depremlerine rağmen ne yapmamız gerektiğini bilmiyormuş gibi davranıyoruz.
Halbuki yapılması gereken belli...
Birincisi ve en önemlisi bilime ve bilim insanlarının açıklamalarına inanmalıyız.
İkincisi deprem öncesi deprem anı ve sonrası yapılması gerekenlerin TBMM’de çıkarılacak kanunlarla yasallaştırılacak.
Üçüncüsü, kentsel dönüşüm kararı çıkan dayanıksız yapıların belirtilen süre içerisinde dönüşüm uygulanmak üzere boşaltılmalı.
Dördüncüsü, yerel parlamento görevi üstlenen büyükşehir belediye meclisleri de bu doğrultuda imar kararlarını uygulamak zorunda kalacak.
Hal böyle olunca da ne vatandaş ne de yerel yönetimler yasanın dışında farklı plan ya da proje talep edemeyecek.
Böylece her yeni bir inşaat projesi başta deprem olmak üzere muhtemel afetlere karşı dirençli şehirlerin oluşmasını sağlayacaktır.
Bu aktardıklarımız görüşler, bilim insanlarının konuyu gündeme getirip bizler aracılıyla halkın bilinçlenmesi yönündeki talepleridir.
Dolayısıyla Bursa’nın deprem riski altında olduğu gerçeğini hayatımızın her aşamasında bilinç altımızda tutmamız dirençli şehirler oluşturmamız için hayati öneme sahiptir.
Her şeyden önemlisi, TBMM’de grubu bulunan partilerin ortak kararıyla çıkarılacak yasanın hiçbir şekilde taviz verilmeden arkasında durulmasıdır.
Böylece kimse ilgili kanun maddesinin dışında talep ve istekte bulunamayacak bağlayıcı olacaktır.
Depremin siyaseti olmaz söylemi de lafta kalmamış olacaktır.
Kentimizde de hissedilen her deprem sarsıntısı sonrası bilimsel değerlendirmeler gösteriyor ki, yıkıcı bir depremin habercisi yönünde olduğudur.
Hiç şüphe yok ki, bu yönde önlemlerin alınması sorumluluğu yerel yönetimlere düşmektedir.
Hatta kentimiz için depremin yakın olduğu ifade edilmesi bazı belediyecilik hizmetlerinin ötelenip gerekirse de vazgeçilerek tüm enerjilerini can ve mal güvenliğimize yönelik önlemler almaya yönelmelidir.
Bu durumda rutin belediyecilik hizmetlerinin dışında bazı hizmet vaatlerinden fedakarlık ederek deprem öncesi, deprem anı ve sonrası yapılması gerekenlere öncelik verilmelidir.
Bunların ne kadar önemli olduğunu Allah korusun bir afetin başımıza gelmeden önce “keşke” dememek için tedbir almalıyız.
En önemlisi de yurttaşlar olarak kendi önlemimizi kendimiz almamız hepsinden önemlidir.
Özellikle de deprem riski tespit edilmiş 40-50 yıllık evlerimizde kentsel dönüşüm için istediğimiz büyüklükte daire ya da üste para verilmiyor diyerek dönüşüme engel olmak doğru bir yaklaşım değildir.
Bu düşüncede olanlar için bir kez daha vurgulayalım.
Evlerinizin kentsel dönüşüm aşamasında makul değerinden daha fazlasını alabilme inadından vazgeçip olası bir depremde hayatta kalabilmek adına karar vermelisiniz.
Her ne kadar klasikleşmiş olsa da unutmamalıyız ki, deprem değil sağlıksız binaların öldürdüğüdür.